Ordu'nun Fatsa ilçesinde fındık üreticileri, yaklaşan taban fiyat açıklaması öncesinde Cumhuriyet Meydanı'nda bir araya geldi.
Üreticiler, ilçe merkezinde yürüyerek Plevne Meydanı'na ulaştı.
Siyasi partiler, sendikalar, meslek odaları ve demokratik kitle örgütlerinin de destek verdiği yürüyüş, burada yapılan basın açıklamasıyla sona erdi.
Basın açıklamasında “Ferraro ve büyük şirketlerin fındık fiyatlarını belirlemesi, kokarca işgali; maden, HES projeleri, taşocakları, deniz dolguları ve zirai don bölge insanlarının akıllarına, tüm yapılanların, maden projeleri için yapıldığını getirmektedir. Tüm bunlar güçlü bir direniş mücadelesi ile geriletebilir” ifadelerine yer verildi.
Fatsa Fındık Yürüyüşü Düzenleme Kurulu adına açıklamayı yapan Ahmet Özdemir, fındık üreticisinin yalnızca düşük alım fiyatlarıyla değil, artan mazot, gübre, ilaç ve işçilik maliyetleri, kahverengi kokarca istilası ve zirai donun yol açtığı kayıplarla da mücadele ettiğini söyledi.
Basın açıklaması şöyle:
Sevgili Fındık Üreticileri, Sevgili Katılımcılar, Değerli Basın Üyeleri !
Hoşgeldiniz. İlçemizin ve bölgemizin fındıktan zarar eden, bunun için muhalefet güçleri arasında mücadele eden örgütlü yapıları yürüyüşümüze hoş geldiniz.
Fındık üreticisi olan siyasi partilerin, sendikaların, odaların, derneklerin ve diğer kitle örgütlerinin değerli yönetici ve üyeleri, yürüyüş düzenleme Kurulu olarak hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyoruz. Mücadelemize değer kattınız, onur verdiniz.
Artık üreticiler için bıçak kemiktedir. Zaman birlikte mücadele etme zamanıdır.
Bugün burada önümüzdeki günlerde açıklanacak fındık taban fiyatlarını etkilemek için toplandık.
Uzun bir mücadele tarihinin içinden geliyoruz. Bizler için fındık mücadelesi tarihi, FİSKOBİRLİK’in (Fındık Tarım Satış Kooperatifleri Birliği)1938 yılında kuruluşuyla başlıyor.
FİSKOBİRLİK,1981 yılında sosyal tesisleri ile birlikte üretim faaliyetlerine başladı.
Türkiye’nin İlk Kadın Başbakanı Tansu Çiller, 1993 yılında “Tarım birliklerini özelleştireceğiz” demişti. Sonraki yıllarda özerkleştirme adı altında birlikler tasfiyeye zorlandı.
Siyasetçiler her dönemde tarım satış kooperatifleri birliklerini kendi siyasi amaçları doğrultusunda yönettiler.
‘Madem destek veriyoruz istediğimiz gibi yönetiriz’ anlayışı hep egemen oldu.
‘’Fındıkta Sömürüye Son’’ mitingleri. ’FİSKOBİRLİK’ten sonra Oltan Fındık, 2014’te İtalyan Ferrero şirketine satıldı. O zamandan bugüne, Ferrero dünyanın fındık egemeni.
1965 ve sonrası yıllarda,‘’fındık taban fiyatları’’ açıklanmaya başladıktan sonra, fındık sorununda hareketlenme başladı. Açıklanan tüm fiyatlar, fındık maliyetlerini karşılamadığından, üreticilerin örgütlü tepkileriyle karşılaştı. 1965 yılından sonra ‘’Fındıkta Sömürüye Son’’ mitingleri binler ve on binlerin katılımlarıyla mücadele tarihine eklenmiş oldu.
AKP Hükümeti 2002’de göreve geldikten sonra, özellikle Fiskobirlik’le yakından ilgilendi. Üç kez yapılan birlik genel kurullarında AKP’nin desteklediği liste kaybetti. Baskılar daha da arttı.
Fiskobirlik yönetimi dize getirilemeyince, 1938 yılından beri fındık alımı yapan Fiskobirlik devre dışı bırakıldı. Fındık satın alma görevi Toprak Mahsulleri Ofisi’ne verildi.
2007 yılında AKP milletvekili Lütfi Bayraktar Fiskobirlik Yönetim Kurulu Başkanlığına getirildi. Halen bu görevi sürmektedir.
Hükümetle Fiskobirlik arasında yaşanan kavga fındığa ve fındık üreticisine ciddi zarar verdi. Birileri bundan çok iyi yararlandı. Fındıkta yeni zenginler türedi.
Türkiye’nin fındık ihracatında İtalya, 522 milyon dolar ile ilk sırada yer alıyor. Fransa (220 milyon dolar) ve Almanya (200 milyon dolar) ikinci ve üçüncü sırada.
Yani birkaç ülkeye satıyoruz fındığı. Onlar bizden aldığı fındığı işliyor, mamul madde olarak diğer ülkelere pazarlıyor.
Fındık eskiden temel bir geçim kaynağıydı. Bugün büyük ölçekte durum, yan işe dönüşmüş durumda?
Son yıllarda kivi üretimi, akarsu havzalarında kimi üreticiler için temel geçim kaynağı olsa da, toprak yapısının heyelana uygun olması nedeniyle, Karadeniz köylüsü fındık dışında başka üretim seçeneklerine yönelmedi, yönelemezdi.
Ancak, köylerden okulların ve sağlık ocaklarının kentlere taşınmasıyla gerçek üretim yapacak genç nüfus da büyük şehirlere yerleşti. Küçük üretim zayıfladı. Tüketim, yıllar içinde üretimin yerini aldı. Merkezi üretim üzerine üretilen ekonomi politikalar, fındık üreticilerinin de çiftçilikten uzaklaşmalarına neden oldu.
Tavuk besleyen, hayvan besleyen üretici, tüm ihtiyaçlarını kentteki süper marketlerden karşılar oldu.
Tüm bunlara, Fiskobirlik ve TMO gibi kurumlara, özel çıkarılan yasalarla fındık veren üreticilerin emekli yapılması eklendi. ‘’Sadaka’’ üzerine üretilen sosyal projeler de kalıcı kılındı. Sonuçta, gerçek üretici profili değişti. Bunlara bir de, mazot, gübre, ilaç, işçilik maliyetleri eklendi. Fındık fiyatlarının düşüklüğü, kahverengi kokarcanın verdiği zararlar ise sürecin tuzu biberi oldu. Ve, üreticinin fındık üretiminden kopuşu hızlandı.
Fındık ocaklarının yaşlandığı bir yana, fındık tarımı kırsal alandan merkezlere göç nedeniyle 50 yaş üstündeki kişilere kaldı. Bir kısım aileler de, şehirlere taşındı. Gübre, ilaç ve işçilik maliyetlerinin yüksek oluşu çiftçiyi bankalara borçlandırdı. Sonuçta, hasat öncesi dönemde çiftçi, bahçesine bakım yapmakla yetinen duruma geldi.
2024 yılında kokarca her yeri kuşattı.
Kentlerden hasat için köylerine dönenler, üç yıl öncesine kadar bir ölçüde umutluydu. Üretim karlı gibi görülmese de, tatil ziyareti gibiydi. Ancak, kokarca fındık bahçelerini, evleri, samanlıkları, depoları işgal edince, dönüşlerin rengi değişti. İki yıl önce, her on üreticiden biri fındık bahçelerine hiç girmedi. Geçen sene ise zirai don sürece eklendi. Deniz seviyesinden yüksekliği 400 metrenin üzerinde olan bahçelerde hiç fındık olmadı. Bu nedenlerle kentlerden dönüşler yerine, ya yakınlarına fındık toplama işi teslim edildi, ya da 1/3, 1/4 gibi kira seçeneklerine başvuruldu. Böylelikle, aile içi emek ağırlıkta olmakla birlikte, ücretli işgücü kullanma ve taşeron gibi yöntemler etkili olmaya başladı.
Ferrero’nun piyasadan çekilme tehdidine gelince.
Geçen yıl, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin deposundaki binlerce ton fındık, sezon öncesinde ihracat yapan büyük şirketlere ucuz fiyatla satıldı. Stoklanan bu fındıklar, rekolte düşük olduğu için çok yüksek fiyatlarla uluslararası pazarlara servis edildi.
Bu durum, Ferrero gibi büyük şirketlerin bir süre işine yaradı. Ancak, beklenti çok daha yüksekti. Türkiye’de yaşanan zirai don ve kokarca istilası, fındık üretimini 350 bin tonlara kadar düşürdü.
Rekoltenin düşmesiyle fiyatlar neredeyse iki katına çıkarken, dünyadaki fındıkların dörtte birini kullanan İtalyan gıda devi Ferrero, yüksek maliyetler nedeniyle Türk fındığı alımını geçici olarak durdurdu. Şirket, tedarikini geçici olarak Şili ve ABD’ye kaydırdı.
Ne var ki, Uzak Doğu ve Çin’den gelen taleplerle üreticilerin eldeki fındıklarını satmamaları ile birleşince, taban fiyatları yükselişe geçti. 195 lira olarak açıklanan fiyatlar, bir ay içinde 340’lara kadar yükseldi. Üreticinin kararlı fındık satmama tutumunu etkilemek için, Ferrero ve tüccarlar girişimi ile süpekülatif fiyat düşüşleri yaşandı. Düşük fiyattan fındık alımı sağlanmak istense de, durum değişmedi. Kasım Aralık aylarında düşüşler 240 liralara kadar geriledi.
Bugün 50 randıman fındık 160-170 liralardan işlem görüyor.
Fiskobirlik ve TMO da, piyasadaki duruma göre fiyatları artırıp düşürerek piyasa paraleli bir tutum izledi.
Tüm bunlar üreticileri iktidar değişikliğine götürüyor. Üretici sorumluluklarını sıralarsak;
1. İktidarın genelde ülke tarımıyla, özelde fındık üretimi ve satımı ile ilgili, üreticiyi mutlu edecek bir tarım politikası yoktur. Görev, Tarım Bakanlığı tarafından, il/ilçe tarım müdürlüklerine bırakıldı.
2. Kokarca 320 ürün içinde en çok fındığa zarar vermektedir. Bakanlığın elinde 50 Ziraat Fakültesi, 50 Tarımsal Araştırma Enstitüsü vardır. Kokarcanın tek geçerli ilacı da samuray arı üretimi ve salınımıdır. Samsun Araştırma Enstitüsü dışında laboratuvarı olan bir enstitü daha kurulamadı. Oysa, Çin, ABD, Kanada ve İtalya samuray arı üretimi ile kokarcadan kurtuldular.
3. Geçen yıl için fındık rekoltesi 601.000 ton olarak açıklandı. TÜİK açıklamasına göre bu yıl rekolte tahmini 805 milyon tondur. Karadeniz’de böyle bir fındık olmadığına göre, bu tahminin tek bir açıklaması olur. O da, fındık taban fiyatının 200-250 liralar seviyesinde seyredeceğidir.
4. Kimyasal ilaç/ gübre kullanımı yararlı böcekleri yok ettiğinden evrensel standartlara göre kullanılmalıdır. Bu yıl ise, İlçe Tarım Müdürlükleri ve Ziraat Odaları geçen yıl olduğu gibi, kimyasal mücadeleyi temel alan bir program uyguladılar. Geçen yıldan bu yana fındık bahçeleri 5-6 kez ilaçlanınca, kokarcaların bir kısmı ilaç kokusundan uzaklaşarak daha yükseklere ve kokarca olmayan bölgelere doğru yayıldılar. Sonuçta, kimyasal ilaç kullanımı, kokarcanın çoğalmasını önleyemediği gibi, yararlı böceklerin de ölmesini sağlayarak doğal dengenin kokarca gibi zararlılar lehine oluşmasını sağladı.
Kimyasal ilaç kullanımı, fındık bahçelerine uygulanmamalıdır. Havaların soğumasıyla kışlaklara çekilen kokarcalar için ev çevresi ve samanlıklara ilaçlama yapılabilir.
Bakanlık, kokarca için özel bir proje/bütçe/ekipman/program oluşturmalıdır. Tarım Müdürlüklerine ayrılan ödeneklerle sürdürülen mücadele, üreticilere bilgi aktarımı ve ilaç satımı olarak sürdürülmektedir.
Laboratuarlar çoğaltılmalı, Samuray Arı üretimi artırılmalı ve böcek salınımı dönüm bazlı yapılmalıdır.
Paris İklim Sözleşmesi'nde 113 ülkenin üyeliği var. Bu sözleşmeye üye ülkeler, "2030 yılında tarım ilaçları kullanımının %21 azaltılması, 2050 yılında ise sonlandırılması" kararına imza koydular.
Türkiye, Paris Sözleşmesi'ni imzalamayan altı ülkeden biri.
Durum böyle olunca, ülkemiz, 70 yıldır ilaç tekellerinin cenneti haline geldi.
5. Fındık fiyatlarının belirlenmesinde üretici örgütleri, köy/mahalle meclisleri, kooperatifler söz ve karar sahibi olmalıdır.
6. Maden araştırmaları ve işletmeleri. 2013 yılında Fatsa Yukarı Bahçeler Köyü’nde üretime başlayan işletme ile başlayan süreç; bu dönem 24 köyün maden şirketlerine satılmasıyla özel önem kazandı. Ordu ilinin %74’ünün maden ruhsat alanı ilan edilmesi, tüm fındık üreticilerinin uykularını kaçırdı.
Ferraro ve büyük şirketlerin fındık fiyatlarını belirlemesi, kokarca işgali; maden, HES projeleri, taşocakları, deniz dolguları ve zirai don bölge insanlarının akıllarına, tüm yapılanların, maden projeleri için yapıldığını getirmektedir.
Tüm bunlar güçlü bir direniş mücadelesi ile geriletebilir. Örgütlü yapılar, birleşik bir mücadeleyi yanyana gelerek, omuz omuza vererek iktidar değişikliğini sağlayabilirler.
Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber, ya hiçbirimiz.
FATSA FINDIK YÜRÜYÜŞÜ DÜZENLEME KURULU