İstanbul’un Zeytinburnu ilçesinde Kazlıçeşme sahilinde bulunan iki cesedin, 30 yaşındaki Fatmanur Çelik ile 8 yaşındaki kızı Hifa İkra Şengüler’e ait olduğu belirlenmişti. Ayhan Şengüler tarafından istismara uğrayan Çelik, adalet nöbeti tuttuğu günlerde “Başıma bir şey gelirse intihar demeyin” demişti.

Kuran’a Hizmet Vakfı üyesi Ayhan Şengüler’in, eşi Fatmanur Çelik ve kızı Hifa İkra’ya yönelik istismar suçlamasıyla yargılandığı davanın duruşması 5 Mayıs Salı günü Anadolu Adliyesi’nde görülecek.

P1-87

‘DIŞARI TAŞMAMASI ÇOK ÖNEMLİ’

Fatmanur Çelik’e ait olduğu iddia edilen bir ses kaydı, iki şahsın Çelik ile konuşmasını içeriyor. 12 Punto'da yer alan habere göre; kaydın başlangıcında “Bu evlilikte benim ailemin rızası yoktu, Ayhan’ın ailesinin rızası yoktu, benim de rızam yoktu” diyen Çelik, “Ben açık konuşacağım. Artık susacak seviyede değilim. Çünkü susacak bir şey kalmadı” ifadelerini kullanırken gruptan, “düğününüzde yemeği bile yukarı taşıyanlardan biri benim”, “Nikâh şahitlerinizden biri benim” şeklinde konuşan bir Şahıs 1, “Ayhan asgari ücretle çalışıyor. Ayhan’ın sigortası bile yok. Hiç bir şey iddia edemezsin, 5 kuruş para dahi alamazsın” biçiminde ifadeler kullanıyor.

Öte yandan Çelik’in, “Bu ailede bu olay bir tek benim başıma gelmedi. Aynı şekilde eniştesi de bu olayı bir yeğeninin, kendi öz yeğeninin başına getirdi. Onlarda işler böyle dönüyor” sözlerine karşılık aynı şahıs, “Bunların kendi aralarındaki meselede bir pislik olmuş, bu pisliği örtmek için böyle bir şey yapmış olabilirler. Onların aileleri çok uç. Dışarı taşmaması çok önemli, biliyorsun. Belki bundan mütevellit bir şey yapılmış olabilir” şeklinde yanıtlıyor.

SANA NE KAPILAR AÇILIR’

Devamında Çelik, “Ben çocuğumla ne yapacağım?” biçiminde bir soru yöneltirken 1. Şahıs, “Sana yardım edecek olan ben miyim, Allah mı?” şeklinde soruya soru ile karşılık veriyor. Çelik’in, “Allah” yanıtını vermesinin ardından şahıs sözlerine şöyle devam ediyor:

“Bak iman etmiş insanlarız diyorsun. Böyle düşün. Eğer ki sen hakkıyla bir Müslüman kadının, bir mümine kadının davranması gerektiği gibi davranırsan, kendine veli olarak da -hâşâ- beni, Ahmet’i, Mehmet’i, Ayşe’yi, Fatma’yı seçmek yerine alemlerin Rabbi olan Allah’ı seçersen bak sana ne kapılar açılır. Bak tekrar söyleyeyim, iki taraf da ‘Tamam. evladımız için ve Allah’tan korktuğumuz için… Bazı sıkıntılar var, bu sıkıntılardan bu evliliği sürdürüp devam ettirip Allah’ın huzuruna temiz bir şekilde çıkmayı diliyoruz” gibi düşünerek, böyle bir niyetle bu iş tekrar düşünüldüğünde normale döner mi kardeşim? Sen bana onu söyle”

‘ONLAR SANA YARDIM ETMEZ, ONLAR BENİM CEMAATİM’

Çelik, Ayhan Şengüler’in kendisine "Onlar sana yardım etmez, onlar benim cemaatim" dediğini belirttiğinde ise Şahıs 2'nin, “Bu başınızdan geçen olay bu devletin farkında olsaydı, bir belediyeye gidip şikayet mi edecektiniz? Bak ne kadar komik bir durum. Daha bu örnekleri çoğaltabiliriz. İşte bu devlette memur olan bir hemşirenin, aynı hastanede çalışan bir doktorla aynı süreci yaşadığında, doktoru değil de hastaneyi şikayet etmesi komiktir. Herkes buna güler. Bunun sonucu nedir biliyor musun? O hastanenin de, o belediyenin de bu kişiler hakkında ekstra suç duyurusunda bulunarak onların kendi kurumlarını zedelemekten dolayı dava açma hakkını otomatik olarak onlara verir” dediği duyuluyor.

"MÜSLÜMANLAR SİZDEN EL ETEK ÇEKECEK"

Ardından aynı şahıs, “Ben edebiyle açık konuşuyorum bak. Benim avukat kardeşlerim, hâkim kardeşlerim çok var. Ben açık sana net söyleyeyim, böyle bir işe girdiğinde bu iş tamamen sana döneceği gibi sana kol kanat germeye çalışan Müslümanların da öfkesini celbedecektir. Bak bu işin neticesini anlatıyorum sana” ifadelerini kullandı ve “Ben kurum için gelmedim. Bak dikkat et, sadece diyorum ki böyle bir süreç yaşandıktan sonra da ister istemez Müslümanlar artık sizden el etek çekecek. Yani Müslümanlardan göreceğiniz hoşgörüyü de, yardımın da önünü kapatacağınız bir davranış. Ben duyduklarımı söylüyorum kardeşim. Bizim sadece burada gayemiz inan kurumla alakalı değil, bana ne; istediğin yere şikayet edebilirsin, istediğin televizyona çıkartabilirsin, istediğin karakola istediğin polise gidebilirsin. Hiç o konuyla ilgilenmiyorum. Bunun için de gelmiş değiliz. Sadece anlatmaya çalıştığım şey; sen böyle bir şey yaptığında sadece işin sana döneceği gerçeğidir. Bak bunu aklet. İstediğin yere gidebilirsin eğer böyle bir niyetin varsa. Bizi hiç ilgilendirmez” şeklinde tehdit içeren ifadeler kullanması dikkat çekiyor.

Şahıs 1 ise araya giriyor ve aynı şekilde 'Müslümanları kendinden soğutuyor ve uzaklaştırıyorsun' diyerek Çelik’i tehdit ediyor:

“Bu sadece bizim alanımızda saklı kalacak bir meseleyken buraya taşınıyor, mesele başka yerlerde kulağıma geliyor. Bu meselenin taşınmaması lazım. Taşındıkça ondan sonra ne hayat perdesi kalır ne bize bir şey kalır. Biz bunu tavsiye ediyoruz ama ben bakıyorum kardeş gerçekten de bu atılan adımlarla Müslümanları kendinden soğutuyor ve Müslümanı kendinden uzaklaştırıyorsun” diyor.

‘PİSLİK SİSTEMİN KANUNLARI’

Şahıs konuşmasının devamında ise yargı kurumunu ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kanunlarını 'pislik' ifadesiyle hedef alıyor ve şu şekilde konuşmaya başlıyor:

“Söylediklerin yalansa iftiradır, doğruysa onun hatasıdır; Allah’ın izniyle ikiniz de hesabını vereceksiniz o saatten sonra. Şimdi bak bu kardeş sana gerekli tehdidini de yaptı ama ben bu kardeşler gibi ilmi şeyi bilmem. Gideceğin yer neresi? Pislik sistemin kanunları. O pislik sistemin kanunları diyor ki; ‘Böyle bir durumda benim yapabileceğim hiçbir şey yok”

Devamında ise:

“Allah rızası için yeni bir yuva kurana kadar velev ki öyle bir şey olursa, geçimin neyse bununla ilgili gerekeni yapacağız. Diğer şikayet vesaire konusunu sana döneceğini birebir bil. İster nasihat gibi al, ister abi tavsiyesi gibi al, ister tehdit gibi al ne alırsan al ama bu dille konuşma. Kendi içinde kalsın” ifadelerini kullanıyor.

Canlı yayında gazete ofisini ateşe verip Erdoğan’a seslendi: Kaymakam ve AKP'li başkan hakkında yolsuzluk iddiası
Canlı yayında gazete ofisini ateşe verip Erdoğan’a seslendi: Kaymakam ve AKP'li başkan hakkında yolsuzluk iddiası
İçeriği Görüntüle

‘SEN BENİM KÖLEMSİN, BEN SENİ YÖNETİRİM’

“En başta bu eyleme girerken dedik ki; attığın her adımın bir sonucu vardır ve bunun sebeplerine mutlaka sen katlanacaksın çünkü bu adımı sen atıyorsun. Şimdi ‘Müslüman keşke demez’ diyor Peygamber (S.A.V) ama bir daha yapmamak adına hatalarımızı önümüze koyacağız ki belki ifade ederken ‘keşke’ yine diyeceğiz ama kamuoyuna yansımasaydı, bu kadar insanların önüne bu konu gitmeseydi, sağa sola yayılmasaydı... Şimdi ne olurdu? Bu konunun halledilmesi daha basit, kolay olurdu” diyen Şahıs 2’ye karşılık Çelik, “Benim eşim hiçbir zaman dışarı çıkmama izin vermedi. Beni hep yalnızlaştırdı. Sebebi de şu; kendisine muhtaç olayım da gidemeyeyim. Hep söylerdi; ‘Sen benim kölemsin, ben seni yönetirim’. Bu bir kadın için çok ağır ve ben kafayı yeme hâline geldim. Ne hallerdeyim, toparlanamıyorum. Hastaneden çıktım, benim eşim yanımda olması gerekirken hiçbir şekilde kimseden destek alamadım. Müslüman bir şahsiyet böyle olmamalı. Ben bu hanımı aldım bari doğru bir şekilde evliliğimiz devam etsin, şu şekilde değil” dedi.

Ancak Şahıs 2 sözlerine, “Sen, sana yakışacak şekilde, mümine bir kadına yakışacak şekilde evinde oturursan biz yanındayız. Ama yok sen sağda solda gezeceksen, başka niyetlerin peşine gideceksen yapacağın davranışın sonucunu gör diyorum. Mahkemeye gitsen mahkeme sana diyecek ki, bak ben bunların hepsine gittim, konuştum, ehil kimselerden aldım fikirleri, ne olur? Dedi ki; ‘Abi 4 senelik bir evlilik olmuş, ortada bir çocuk var, mahkeme hiçbir şekilde bunu kabul etmeyecektir’. Ayhan’a -isim vermedik de- erkek adına yapabileceği hiçbir şey yok. Hiçbir şey yok” biçiminde devam etti.

‘HİÇBİR ŞEY OLMAYACAK’

Çelik, “Ben boşandıktan sonra Ayhan’ın yüzünü görmek istemiyorum. 5 kuruşunu da istemiyorum. İlk geldiğinizde de ben söyledim. Bu adamın parası da umrumda değil. Ben yıllarca çalıştım evime de baktım. Herkes bunu bilir. 5 kuruşunu da istemiyorum, çocuğumu rahatsız etmeyecek benim. Ben öyle bir insana çocuğumu veremem diye mahkemeye başvuracağımı söyledim” dediğinde Şahıs 1, “Eğer sen böyle hareket edersen, sağda solda bu böyle olursa Müslümanlar seni terk eder. Yarın bir gün sen şunu deme; ‘Ya bak bunlar da beni terk etti’ deme” derken Şahıs 2, “Bir avukatın yanına götüreyim seni, anlatırsın meseleyi, o sana hukuki sürecini anlatır ama hiçbir şey olmayacak. Çünkü birincisi; insan zoru gördüğünde kendini yalanlayacaktır. Ben sana söylüyorum yaşanacak olayı. İkincisi; reddettiğinde mahkeme diyecek ki sana, ‘Madem böyle bir şey vardı sen 4 sene sağlıklı bir bireysin, 4 senedir niye bu işi anlatmadın?’ Üçüncüsü; bununla alakalı senin görgü şahidin, tanığın, görsel ya da işitsel bir delilin var mı? Yok değil mi? Bak bunların hepsini öğrendim” ifadelerini kullanıyor.

12punto’nun eriştiği Kamu Adına Kovuşturmaya Yer Olmadığına karar verilen Soruşturma Evrakı’nda “Kolluk tutanaklarından anlaşılacağı üzere olay anını gören herhangi bir kamera yahut tanık bulunmadığı” ibaresi yer alıyordu. Evin içinde işlendiği iddia edilen bir istismar suçuna yönelik bu maddenin yer alması tepkilere neden olurken Şahıs 2’nin kayıtta, “…görsel ya da işitsel bir delilin var mı?” sözünün geçmesi dikkat çekti.

‘SİSTEM BUNU KABUL ETMEZ’

4 senedir susmasının nedeninin Ayhan Şengüler tarafından tehdit edilmesi ile ilgili olduğunu belirten Çelik’e karşılık Şahıs 2, “Kardeşim, sistem bunu kabul etmez. Ayhan diyecek ki; ‘Ben tehdit etmedim.’ Şimdi bir yuvamız bozuldu, ben sana söylüyorum bak, yuvamız bozuldu, bizim huzurumuz kaçtı. Sen haklısın davanda anlattığın şeyler üzerine ama seni bu anlattığın şeyleri bu sistem kabul etmeyecek. Sen bunu kaçırıyorsun bak” diyor.

‘DEVLETİN UMRUNDA DEĞİL’

Çelik’in üç kez intihara kalkışmasından konuyu açan Şahıs 1, “Bak kardeşim çok konuşuyorsun diyorum ama bir dinle beni. Mahkeme dedin ya, mahkemeye gittiğin an bu çocuğu otomatikman Ayhan’a verecekler bu ondan dolayı. Bunları biliyorum, anlamıyorsun ki sen. Bak sen hala diyorsun ki; ‘Kafamın dışına çıksın, benim psikolojim bozuk’ diyorsun” derken Şahıs 2, “Psikolojisi bozuk olan birine çocuk teslim edilmez. Bak ben Ayhan adına konuşmuyorum, diyorum ki sana; senin yapacağın yanlış bir hamle maalesef bu sistemin yasalarına göre seni suçlu kılacak diyorum bak, sen bunu anlamıyorsun. Ya sana dönecek hepsi, öyle görünüyor. Mahkeme-i Kübra’da alemlerin Rabbi olan Allah (C.C) ortaya hem şahit hem hakim olarak geldiğinde zaten kimsenin kaçacak bir yeri olmayacak. Bizim de bir sorumluluğumuz olmayacak, söyleyeceğimiz olmayacak Allah (C.C) karşısında. Ama sen bu sisteme göre hareket ettiğinde karşına gelebilecek şeyleri sana anlatmaya çalışıyorum bak dikkat et. Ben istiyorum ki mağduriyetin daha büyük bir mağduriyete dönüşmesin. Bak dikkat et, abilerin, ablaların senin yanındayken gerçekten sağlıklı bir şekilde düşünmeye gayret. Allah (C.C) diyor ki; ‘Siz sabrederseniz, takva elbisesini giyerseniz, takva üzere hayatınızı yaşarsanız Allah sizi ummadığınız yerden rızıklandırır’. Hiç ummadığın yerden. Allah sana öyle bir kapı açar, 4 sene zindan ettiği hayatı sana, 40 yıl cennete çevirir. Bu sabra ulaşman için sağlıklı bir şekilde düşünmen lazım. Bak saplantı olmuş sende. Sendeki saplantıyı söyleyeyim; ‘Bana bu kadar zulmetmiş bir adam bundan sonra hayatını nasıl rahat yaşar?’ Ya bana ne Ayhan’dan abla. Ben seni düşünüyorum. Ayhan benim zerre kadar umurumda değil. Benim elimde İslami bir güç yok ki Ayhan’ı alayım, falakaya yatırayım, ağzını burnunu kırayım. Ben bunu yapsam, gitse o adam şikayet etse beni içeri alırlar. ‘Bu adam beni dövdü, niye? Karımla benim aramda problem var’ dediğinde devlet diyecek ki bana; ‘Sen kimsin ya? Kimsin sen?’ Ben bunu yapamam. Öteki taraftan devletin zaten böyle bir şey umurunda değil” diyor.

‘KİMSEYLE GÖRÜŞMENİ İSTEMİYORUZ’

Ek olarak Şahıs 1, “Gelip gitmek Allah’ın verdiği hak, kardeşlerinle buluşacaksın, sohbet edeceksin, başka bir şey yap, ders yap aklınıza ne gelecekse yap. Sen de insansın, sen de nefis taşıyorsun, senin de sosyalleşmek gibi bazen dışarı çıkmak gibi bazen bir şeyler alıp canın istediği şeyleri yemek gibi veya bazen üstüne başına bir şey almak gibi hepimizin istediği gibi sen de nefis taşıyorsun, sen de bu şeyleri yapacaksın. O ayrı mesele. Bu konuyla ilgili ve Allah rızası için kimseyle görüşmeni istemiyorum, istemiyoruz. Görüşme. Bak insan şeytanın da vesvesesiyle galeyana gelmesiyle bazen yanlış yol izleyebilir, haklı olmak bir şeylere giderken olmadık şeylere gidersin, yaptığın hak şey sana çok büyük şeyden sonuç sana sıkıntı olarak geri döner farkında olmayabilirsin” şeklinde konuşuyor.