Gazeteci Fatih Altaylı, Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal'ın AKP'ye katılacağı iddiası hakkında, "Salı günü Beyefendi rozetini takacak" başlıklı bir yazı yazdı.
Altaylı, "AK Parti’nin önemli isimlerinden biri ile karşılaştık. Yıllardır tanıdığım, şimdilerde de partinin önemli görevlerinden birini üstlenmiş biri. Selam sabahtan sonra aklımdaki ilk soruyu sordum. 'Afyon Belediye Başkanı sizin partiye geçiyor mu!' Aldığım yanıt kısa ve netti 'Evet'" ifadelerini kullandı.
Fatih Altaylı’nın kendi sayfasında paylaştığı yazısının ilgili bölümü şöyle:
“Akşam Sözcü TV’de Özgür Özel’in açıklamalarını izlediniz mi bilmiyorum.
Oldukça uzun bir programdı ve sonunda ekran karşısında uyuyakalmışım. Bence siyasetçiler bu kadar uzun söyleşiler yapmamalı.
Maksimum 2 saat iyidir. Bu kadar uzun bir röportajda benim gibi meraklısı bile sıkılıp, uyuyakalıyorsa bu konulara çok da meraklı olmayanını siz düşünün.
Sohbetin izleyebildiğim bölümünün önemli konularından biri Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal’ın AK Parti’ye geçip geçmeyeceği idi.
Anlaşıldığı kadarıyla bu konuda CHP’de bile net bir bilgi yok, Köksal’a ulaşamıyorlar ve “Geçiyorum” ya da “Geçmiyorum” şeklinde net bir yanıt alamıyorlar. Ama “Ulaşamıyorsak, telefonlarımıza dönmüyor ya da açmıyorsa demek ki geçiyor” diyerek geçeceğini düşünüyorlar.
Haklılar.
Dün Faruk Süren’le mutat öğle yemeğimizi yedikten sonra, ceketinin dikişinde yapılan bir küçük hatayı göstermek üzere elbiselerini diktirdiği terziye uğradık. Bizim eski ve efsane Başkan elbiselerinin dikişi konusunda çok hassastır. Terziye milim milim anlatır neyi nasıl istediğini. Buna rağmen arzu ettiği gibi açılmamış bir ilik bile Faruk Bey için hemen düzeltilmesi gereken büyük bir hatadır.
Neyse, terziye girdik ve içerde AK Parti’nin önemli isimlerinden biri ile karşılaştık. Yıllardır tanıdığım, şimdilerde de partinin önemli görevlerinden birini üstlenmiş biri.
Selam sabahtan sonra aklımdaki ilk soruyu sordum.
“Afyon Belediye Başkanı sizin partiye geçiyor mu!”
Aldığım yanıt kısa ve netti.
“Evet”
Sonra ekledi, “Salı günü grup toplantısında Beyefendi rozetini takacak ve Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Hanım AK Partili olacak.”
“Peki, bu geçişlerin partiye bir faydası oluyor mu?”
“Gelmek isteyene kapıyı kapatacak halimiz yok. Mutlaka faydası da oluyor. AK Parti’nin hâlâ güçlü ve cazibe merkezi olduğunu gösteriyor. İktidarı kaybedeceği söylenen bir partiye insanlar niye gelsin. Demek ki, güçlüyüz. Bu onu gösteriyor.”
“Partinin eski MKYK (Merkez Karar Yönetim Kurulu) üyesi avukat Mücahit Birinci bunların partiye fayda değil zarar verdiğini söylüyor. Katılmıyor musunuz?”
“Andığınız isim eski MKYK üyesi. Üyesiymiş. Burada 110 kişi var. Bunların bazılarını Beyefendi tanımaz bile. Bunu şu manada söylüyorum, bazılarının partide bir ağırlıkları yoktur. O kişinin de öyle. Asıl olan Merkez Yönetim Kurulu’dur. Yani eskiden de partide bir ağırlığı bir önemi yoktu. Zaten artık AK Parti’de de değil. İstediğini düşünebilir.”
Faruk Bey terziyi beklerken, sohbet de ister istemez derinleşti.
Konu ekonomiye geldi. Mehmet Şimşek’e yönelik eleştirileri sordum.
“Yanı başımızda bir savaş sürerken ekonomideki sorunları tartışmak için uygun bir zaman değil. Savaş bugün sona erip, ateşkes ya da barış ilan edilse bile büyük zarar verdi. Orta Vadeli Program’ın hedeflerinin şaşması kaçınılmaz. Sadece bizde değil, her yerde ekonomiler ciddi sorunlar yaşadı savaş yüzünden. Mutlaka yeni hedefler açıklanacaktır. Çünkü eski program artık ulaşılabilir bir hedef olmaktan çıktı. Her şey programa uygun giderken birdenbire altüst oldu tüm hesaplar.”
Bu sözlerden ekonomide beklentilerin değiştiğini anlıyorum.
“Seçim yılına giderken sizin için kötü olmuştur.”
“Ekonomi açısından evet ama bir yandan da Türkiye’de güçlü bir liderin olmasının önemini ortaya koydu. Sayın Cumhurbaşkanı bu badirenin ortasında Türkiye’yi güvende tutan adam olarak öne çıktı. Evet, savaşın götürüsü oldu ama getirisi de oldu. CHP’nin de dağınık görüntüsü bize yarıyor.”
“O halde bir baskın seçim olabilir.”
“Hiç zannetmiyorum. 2026 yılında bir seçim olmaz.”
Biraz daha sohbet ettikten sonra Faruk Bey’in terziyle işi bitiyor ve terzi de bir şeyler öğrendi, biz de çok öğrenmiş olarak ayrılıyoruz.”




