Gazeteci Mevsim Altay’ın sunduğu programda Türkiye’de tarımın geçmişi, bugünü ve geleceği konuşuldu. Programda özellikle hayvancılıkta yaşanan darboğaz, şap hastalığıyla mücadeledeki hatalar ve çiftçinin önünü görememesi öne çıktı.
“ET FİYATI NEDEN YÜKSELİYOR?”
Solakoğlu, Türkiye’de et fiyatlarının yalnızca piyasa koşullarıyla açıklanamayacağını, sorunun yapısal olduğunu savundu. Anaç hayvan sayısının azalmasının ve yanlış süt politikalarının bugün et krizini derinleştirdiğini söyledi.
Süt fiyatlarının baskılanması nedeniyle üreticinin zarar ettiğini belirten Solakoğlu, bunun da doğrudan hayvancılığı zayıflattığını ifade etti.
“Bugün süt fiyatını baskılıyorsunuz, çiftçi zarar ediyor, sonra anaç hayvanını kesiyor. Anaç hayvan kalmayınca bu kez doğan buzağı çok kıymetli hale geliyor. Sonuçta et pahalanıyor.”
İthalata bağımlılığın sürdürülemez olduğunu vurgulayan Solakoğlu, dış tedarikte yaşanacak bir aksamanın fiyatları daha da yukarı çekebileceğini söyledi.
“Eğer ithalat durursa kıymanın kilosu 2 bin lirayı geçer. Çünkü içeride yeterli hayvan yok.”
“ŞAP HASTALIĞINDA YANLIŞ YÖNTEMLER UYGULANDI”
Programda en dikkat çeken başlıklardan biri de Türkiye’de şap hastalığıyla mücadele süreci oldu. Solakoğlu, hastalığın yayılmasında yanlış aşılama stratejilerinin etkili olduğunu öne sürdü.
Biyogüvenlik önlemlerinin yeterince uygulanmadığını iddia eden Solakoğlu, sahada yapılan hataların hayvancılık sektörüne ağır zarar verdiğini söyledi.
“Yanlış yerden başlanan aşılama, yetersiz biyogüvenlik önlemleri ve sahadaki kontrol eksikliği nedeniyle hastalık yayıldı. Bu kadar bulaşıcı bir hastalıkta çok daha dikkatli olunması gerekiyordu.”
Hayvancılığın zaten kırılgan bir süreçten geçtiğini belirten Solakoğlu, şap hastalığındaki yönetim zaafının üreticiyi daha da zor durumda bıraktığını dile getirdi.
“ÇİFTÇİ NE EKECEĞİNİ DE NE KAZANACAĞINI DA BİLMİYOR”
Solakoğlu’na göre tarımdaki en büyük sorunlardan biri de fiyat belirsizliği. Üretici toprağa ne ekeceğine karar verirken bile maliyetleri ve satış fiyatını öngöremiyor.
Gübre, yem ve diğer üretim girdilerinde sürekli değişen fiyatların çiftçiyi belirsizlik içinde bıraktığını söyleyen Solakoğlu, üreticinin ekim dönemine bile önünü göremeden girdiğini anlattı.
“Çiftçi bugün ne ekeceğini bilmiyor, hangi gübreyi alacağını bilmiyor, ürünü kaça satacağını bilmiyor. Kar edeceğini değil, ne kadar zarar edeceğini bile hesaplayamıyor.”
Tarımda fiyatın çoğu zaman üretici tarafından değil alıcı tarafından belirlendiğini söyleyen Solakoğlu, bunun da çiftçiyi pazarlık gücü olmayan bir konuma ittiğini ifade etti.
“Çiftçi ürünü hasat ettikten sonra satmak zorunda. Alıcı ne fiyat verirse onu kabul etmek zorunda kalıyor. Tarımdaki temel adaletsizliklerden biri bu.”
“TÜRKİYE TARIMDA NEDEN DIŞA BAĞIMLI HALE GELDİ?”
Programda Altay’ın “Türkiye bir dönem kendi kendine yetebilen bir ülkeydi. Bugün ise hem tahılda hem hayvancılıkta dışa bağımlıyız. Kırılma noktası neydi?” sorusunu yanıtlayan Solakoğlu, sorunun yalnızca üretim miktarıyla ilgili olmadığını söyledi.
Solakoğlu’na göre Türkiye’nin tarımda yaşadığı dönüşümün temel nedenlerinden biri kırsaldan kentlere yaşanan yoğun göç. Nüfus artarken üretici sayısının azaldığını, tüketimin ise hızla yükseldiğini belirtti.
“Eskiden köyde yaşayan insanlar kendi yağını, sebzesini, meyvesini üretirdi. Şimdi herkes satın alıyor. Tüketim arttı ama üretici azaldı. Köyler boşaldı, şehirler doldu.”
“MODERN TARIM ARTIK MATEMATİK, VERİ VE TEKNOLOJİ İŞİ”
Tarımın artık yalnızca geleneksel yöntemlerle yürütülen bir alan olmadığını söyleyen Solakoğlu, günümüzde üretimin teknoloji, veri analizi ve yapay zekâ ile şekillendiğini anlattı.
Özellikle modern seracılık ve çağdaş üretim tekniklerinde dijital araçların belirleyici hale geldiğini belirten Solakoğlu, gençlerin tarıma ilgisinin bu yönüyle yeniden kurulabileceğini söyledi.
“Tarım artık matematikle yapılan bir iş. Görüntü işleme, veri analizi ve yapay zekâ üretimi daha verimli hale getiriyor.”
“KIRSAL YAŞAM YENİDEN KURULMADAN TARIM TOPARLANMAZ”
Solakoğlu, tarım politikasının yalnızca üretim başlığıyla değil, kırsal yaşamın yeniden inşasıyla birlikte ele alınması gerektiğini söyledi.
Köylerde eğitim, sağlık, ulaşım ve sosyal yaşam imkanlarının güçlendirilmesi gerektiğini belirten Solakoğlu, gençlerin kırsalda kalabilmesi için yalnızca çiftçilik değil, yaşam kalitesi de sunulması gerektiğini ifade etti.
“Kırsalda yaşamak sadece çiftçilik yapmak demek değil. İnsanların orada aile kurabileceği, çocuk büyütebileceği, sosyal hayata erişebileceği bir düzen kurulmalı.”
“TARIM POLİTİKALARI MASA BAŞINDA DEĞİL SAHADA KURULMALI”
Programın sonunda Solakoğlu, Türkiye genelinde saha çalışması yapacaklarını ve üreticilerle birebir temas kurarak ürün bazlı politikalar geliştireceklerini söyledi.
81 ilin tamamını ziyaret etmeyi hedeflediklerini belirten Solakoğlu, sorunların masa başında değil sahada anlaşılabileceğini vurguladı.





