Eski İsrail Başbakanı Ehud Olmert, Channel 12’ye verdiği röportajda, İsrail’in Eylül 2007’de Suriye’nin doğusundaki el-Kibar tesisini vurmasıyla sonuçlanan istihbarat ve karar sürecine ilişkin yeni bilgiler verdi.
Olmert’in anlatımına göre, Suriye’nin nükleer faaliyetlerinin ortaya çıkarılmasında kilit rolü, kimliği açıklanmayan ve “Anat” adıyla anılan genç bir Mossad görevlisi oynadı.
Olmert, Anat’ın Mossad’daki eğitimini tamamladıktan sonra İran yerine Suriye’nin olası nükleer faaliyetleri üzerine çalışmak istediğini söyledi.
Genç istihbarat görevlisinin elinde başlangıçta kesin bir kanıt bulunmadığını, ancak karşılaştığı bazı istihbarat parçalarının kendisinde Suriye’nin gizli bir program yürüttüğü yönünde güçlü bir şüphe oluşturduğunu aktardı.
Olmert’e göre Anat’ın yaklaşımı üstleri tarafından başlangıçta ciddiye alınmadı. Suriye Atom Enerjisi Komisyonu Başkanı İbrahim Osman’a yönelik iki ayrı istihbarat operasyonundan sonuç alınamaması da Mossad içinde “Suriye’de nükleer program bulunmadığı” görüşünü güçlendirdi.
Ancak Anat araştırmalarını sürdürdü. Israrı nedeniyle hakkında kurum içinde değerlendirme süreci başlatıldığını söyleyen Olmert, görevlinin daha sonra Mossad’da kalmayı sürdürdüğünü ve yıllar içinde üst düzey görevlere yükseldiğini anlattı.
MOSSAD BAŞKANI TOPLANTIYA ONU DA ÇAĞIRDI
Olmert, dönemin Mossad Başkanı Meir Dagan’ın, Suriye’deki tesisin ortaya çıkarılmasına ilişkin kritik toplantılardan birine Anat’ı da çağırdığını belirtti.
Olmert’in aktardığına göre Dagan, toplantılarda diğer katılımcıların söylemediklerini dile getirebilecek kişilere özellikle yer vermeyi tercih ediyordu.
Toplanan istihbarat daha sonra dönemin başbakanı Olmert’e ulaştırıldı. Toplantıya Dagan’ın yanı sıra Tamir Pardo, Amnon Sofrin ve kimliği gizli tutulan başka bir Mossad yetkilisi de katıldı.
Olmert, istihbarat brifinginin ardından danışmanları Yoram Turbowicz ve Shalom Turgeman’ı çağırdığını ve İsrail’in tesisi ortadan kaldırması gerektiğine karar verdiğini anlattı.
Olmert, o aşamada önceliğinin İsrail istihbaratının tesisi neden daha önce fark edemediğini araştırmak değil, nükleer kapasitenin ortadan kaldırılmasını sağlamak olduğunu söyledi.
İsrail yönetiminin operasyon sırasında Suriye ile kapsamlı bir savaş çıkması ihtimaline karşı da hazırlık yaptığını belirten Olmert, istihbarat elde etmek amacıyla İbrahim Osman’ın kaçırılması seçeneğinin dahi değerlendirildiğini öne sürdü.
SALDIRI 2007’DE GERÇEKLEŞTİRİLDİ
İsrail savaş uçakları, Eylül 2007’de Suriye’nin doğusundaki el-Kibar tesisine hava saldırısı düzenledi. İsrail, saldırının sorumluluğunu yaklaşık 11 yıl boyunca resmen üstlenmedi ve operasyonu 2018’de kamuoyuna açıkladı.
Olmert, operasyonun başarısı açısından gizliliğin hayati önem taşıdığını söyledi. Suriye yönetiminin tesisin İsrail tarafından keşfedildiğini öğrenmemesinin stratejik üstünlüğün korunması açısından kritik olduğunu belirtti.
Olmert’in verdiği bilgiye göre, operasyon öncesinde Suriye’deki nükleer faaliyetlerin izlendiğinden yaklaşık 2 bin 500 kişinin haberi vardı.
Bilgi sahibi olan kişilerin, olası bir sızıntı halinde Şin Bet soruşturmasıyla karşılaşacaklarına ilişkin belgeler imzaladığını söyleyen Olmert, hassas toplantıların bir bölümünü Başbakanlık binası yerine resmi konutunda gerçekleştirdiğini anlattı.
Dönemin ABD Başkanı George W. Bush ile yaptığı görüşmeye de değinen Olmert, operasyonun bu kadar geniş bir çevre tarafından bilinmesine rağmen basına sızmamasının Washington’da da şaşkınlık yarattığını söyledi.
“ESAD KULLANIR MIYDI? BU RİSKİ ALAMAZDIM”
Olmert, Suriye’nin nükleer silah kapasitesine ulaşmasının İsrail açısından “varoluşsal tehdit” oluşturabileceğini savundu.
Dönemin Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın böyle bir silahı gerçekten kullanıp kullanmayacağı sorusuna ise bunun kesin olmadığını belirten Olmert, İsrail yönetiminin böyle bir ihtimali göze alamayacağını söyledi.
Olmert ayrıca, tesis hakkında bilgi sahibi olmasına rağmen o dönemde Esad yönetimiyle Golan Tepeleri üzerinden olası bir barış anlaşmasını değerlendirmeyi sürdürdüğünü anlattı.
Esad’ın kendisini yanıltmaya çalıştığını ileri süren Olmert, sonunda tersinin yaşandığını savundu.




