Avukat Yunus Özayar, geçen cumartesi günü Esenyurt Yunus Emre Şehit Kenan Kumaş Polis Merkezi’nde görevli polis memurları tarafından darp edildiği ve görevini yapması engellenerek zorla dışarı çıkarıldığı iddiasıyla Büyükçekmece Adliyesi’nde suç duyurusunda bulundu.
Özayar, suç duyurusu öncesinde İstanbul Barosu Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu ve baronun yönetim kurulu üyeleri ile birlikte adliye önünde açıklama yaptı.
Olay gününü anlatan Özayar, karakolda çalışanların stresli ve gergin davranışları olduğunu belirterek şunları söyledi:
“Müvekkilimle görüştüm. Daha sonra dosyasını incelemek istediğimde bir dosyanın olmadığını belirttiler. Bunun bir adli gözaltı mı olduğunu sordum. ‘Adli gözaltı, idari gözaltı, ikisi de var’ dediler. İkisine dair evrak rica ettim ve dosyayı incelemek istedim ancak buna karşılık olumsuz ve gergin bir tavırla karşılaştım. Daha sonrasında aniden şiddete başladılar ve beni karakoldan yaka paça dışarıya attılar. Daha sonra da içeriye girmek istediğimde ‘Canın yetiyorsa gel’ içerikli beyanlarda bulunarak birkaç polis memuru benim karakola girmemi engellediler ve karakolun içine girer gibi yaptığımda tekrar saldırıya başladılar. Daha evvel kimliğimi göstermiş olmama rağmen dışarı çıktılar ve dışarıda tekrar kimlik istediler. Ben artık yaşadığım süreç içerisinde kimliğimi karakolun dışında bulunan kamera kaydına tutarak göstermek zorunda kaldım. Çünkü kimliğimi göstermemem üzerine bir tartışma ortamı, yine bir saldırı ortamı oluşacaktı. Ben de kendimi bu şekilde izah etmeye çalıştım.
“KARAKOLLAR BİZİM İŞ YERİMİZ”
Gelinen aşamada karakollar, adliyeler bizim iş yerimiz. Bu iş yerimizde her zaman gerginlik yaşayarak, her zaman problem ve engelleri aşarak çalışmak gerçekten yorucu. Biz yargının üçlü sac ayağından birisiyiz. Buna saygı duyulması gerektiğini düşünüyorum. Dolayısıyla ilgili makamların ilgili yerlerde önlemleri almasını rica ediyorum. Çünkü bir insan mesleğini ifa ederken can tehlikesi altında kalmasının bir rutin olması imkânsız ve hayatın olağan akışına da aykırıdır. Sayın Başkanım ve diğer baro üyeleri meslektaşlarımın destekleri çok kıymetli. Çok teşekkür ediyorum. Umarım bundan sonraki işlemlerde daha hukuka uygun eylemler çerçevesinde mesleğimizi icra ederiz. Teşekkür ediyorum dayanışma için.”
“ESENYURT KARAKOLLARINDA ENGELLER ÇIKARILMAKTADIR”
İbrahim Kaboğlu da geçmiş olsun dileklerini ileterek şöyle konuştu:
“Bir kez daha böyle bir uygulamanın, böyle bir muamelenin üyelerimize yönelik olarak cereyan etmemesini diliyoruz. Türkiye Cumhuriyeti insan haklarına dayanan bir hukuk devletidir. Hukuk devletinde adalet; sav, savunma, hüküm üçlüsünde ortaya çıkar, tecelli eder. Savunma görevi aslında 1992’den bu yana karakoldan başlayan bir görev olup infaz aşamasına kadar devam eder. Bir kamu görevidir, bir kamu hizmetidir. Barolar, hukukun üstünlüğünü savunmak ve insan haklarını korumakla yükümlüdür. Hâliyle bütün yurttaşların hak ve özgürlüklerini korumak, yükümlülüğümüz altında olduğu gibi kamu kurumlarının anayasaya ve hukuka bağlı olarak işlem tesis etmesi, eylemde bulunmasını izlemek, gözlemek ve takip etmek de baroların görevidir. Burada daha önce almış olduğumuz şikayetlerden de anlaşıldığı üzere Esenyurt karakollarında özellikle avukatlarımıza kolluk tarafından görevlerinin yapılmasına çeşitli engeller çıkartılmaktadır. Bu engellerin sonucunu da bu şekilde bu olayımızda görmüş bulunuyoruz.
“İÇİŞLERİ BAKANI’NI GÖREVE DAVET EDİYORUM”
Türkiye’de Ceza Muhakemesi Kanunu ve Avukatlık Kanunu, avukatların müvekkillerine karakol aşamasından itibaren gerekli hukuki yardımda bulunma yükümlülüğünü yüklemektedir. Dolayısıyla bu yardımı kolaylaştırma yükümlülüğü kolluk güçlerine ait bulunmaktadır. Burada Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı olsun olmasın herkes hukuki yardım görevinden yararlanır. Ülkemizde yurttaş güvenliği, insan güvenliği, can güvenliği konusunda, hak ve özgürlükler konusunda yurttaş ve yabancı ayrımı bulunmamaktadır. Yabancıların, avukatların yardımına ihtiyacı yurttaşlara göre bazen daha fazla olabilmektedir. Bu bakımdan yabancı müvekkillerin yardımına koşan avukatlarımızı tebrik ediyoruz İstanbul Barosu olarak. Bu tür olayların bir kez daha cereyan etmemesi için başta Esenyurt İlçe Emniyet Müdürü’nü, İstanbul Emniyet Müdürü’nü, İstanbul Valisi’ni ve İçişleri Bakanı’nı göreve davet ediyorum. Üyemizi hangi kolluk güçleri tartakladıysa, görevini yapmaya engel olduysa, karakolun dışına kaba güç kullanarak çıkardıysa onlar hakkında işlem yapmaya çağırıyorum.
“ANAYASAMIZA UYMAYA ÇAĞIRIYORUM”
Büyükçekmece Başsavcılığı’nı da dosyayı titizlikle izlemeye ve anayasa dışı, hukuk dışı hareket eden görevlileri yaptırıma tabi tutmaya çağırıyorum. Türkiye Cumhuriyeti’nde kamu hizmetleri, kamu görevleri emniyet dahil olmak üzere görev, yetki ve sorumluluk çerçevesinde yerine getirilir. Görev ve yetki, belirlenen hukuk kuralları çerçevesinde yerine getirilmezse, onun dışına çıkarılırsa yaptırım söz konusu olur. Biz de böyle bir yaptırımın uygulamaya geçirilmesini talep ediyoruz ve bundan böyle İstanbul Barosu olarak görev ve sorumluluklarımızı bu çerçevede de daha yakından, daha kapsamlı bir biçimde yerine getireceğimizi buradan beyan ediyorum. Bütün görevleri, yetkilileri, herkesi anayasamıza ve hukuka uymaya çağırıyorum.”





