Güncel

Emniyet amiri Birson Ergene’nin intiharının perde arkası

Emniyet amiri Birson Ergene’nin intiharı, emniyetteki ekonomik baskı, ağır çalışma koşulları ve liyakat tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Ergene’nin yazılı sınavı geçtiği hâlde “torpili olmadığı için” sözlüde elendiği aktarıldı.

Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Dairesi’nde görev yapan emniyet amiri Birson Ergene’nin yaşamına son vermesi, emniyet teşkilatında uzun süredir konuşulan ağır çalışma koşulları, ekonomik baskı, liyakat tartışmaları ve kurum içi adaletsizlik iddialarını yeniden gündeme taşıdı.

Terör örgütü IŞİD’le mücadele dosyalarında görev aldığı belirtilen Ergene’nin, bir yandan kişisel borç yüküyle baş etmeye çalıştığı, diğer yandan yurt dışı görevlendirme sürecinde yaşadığı hayal kırıklığının ardından derin bir çıkışsızlıkla karşı karşıya kaldığı öne sürüldü.

Yazılı sınavda başarılı olmasına rağmen sözlü aşamada 'Torpili olmadığı için' elendiği iddiası ortaya atıldı.

PEK İÇ AÇICI OLMAYAN VERİLER...

T24 yazarı Tolga Şardan, polis intiharlarının emniyet teşkilatındaki yapısal sorunları yeniden görünür hâle getirdiğini yazdı. Şardan, son dönemde art arda yaşanan vakaların yalnızca bireysel değil, kurumsal bir tabloya işaret ettiğini vurguladı. Şardan, İçişleri Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü’nün her intihar vakası için araştırma ve soruşturma yürüttüğünü belirten Şardan, “Öğrendiğim bilgiler, pek içi açıcı değil zira” ifadelerini kullandı.

POLİSLERİN İNTİHAR SEBEPLERİ

Şardan’a göre polis intiharlarının başlıca nedenleri arasında ekonomik güçlükler, görev yoğunluğu, amir baskısı ve teşkilat içinde yaşanan haksızlıklar yer alıyor.

Polislerin gelir-gider dengesini koruyamadığını, borç sarmalına sürüklendiğini ve bazı personelin borçlarını kredi, borsa ya da sanal bahis gibi yollarla kapatmaya çalıştığını aktaran Şardan, bu sürecin kimi zaman yaşamına son verme noktasına kadar vardığını yazdı:

"İçişleri Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü, yaşamlarına son veren tüm polislerle ilgili araştırma / soruşturma yürütüyor. Müfettişler, intihar sürecini inceleyip rapor hazırlıyor. Raporlarda bakanlık ve genel müdürlük arşivlerine alınıyor.

İçişleri Bakanlığı Teftiş Kurulu, geçenlerde bu konuda özel bir sunum yaptı yönetime. Ulaşılan sonuçları açıklamayayım. Öğrendiğim bilgiler, pek içi açıcı değil zira.

Sıkça yaşanan intihar olaylarının farklı sebepleri var elbette. Ancak, ekonomik güçlükler, görev yoğunluğu ve mobbing denilen amir / müdür zorbalığı, teşkilat içinde karşılaşılan haksızlıklar öne çıkan sebeplerden.

Ekonomik güçlüklerin altındaki neden, polislerin gelir gider dengesini koruyamaması. Hayata “orta düzeyde” devam edebilmek amacıyla aşırı borçlanmaları. Borçlarını, yasal kredilerle, borsa veya sanal bahis gibi yollarla kapatmaya çalışmaları ve bu yöntemde başarılı olamamaları, hayatlarına son vermeyle sonuçlanıyor.

Görev yoğunluğu ve üst amir zorbalığı için açıklamaya gerek yok sanırım. Her şey ortada."

Görev yükü ve mobbingin de ağır sonuçlar doğurduğunu belirten Şardan, kurum içinde yaşanan adaletsizliklerin personelde derin bir çıkışsızlık duygusu yarattığını anlattı. Şardan, “Hak ve adaleti korumakla görevli kurumun personeli, kurumunda yaşadığı haksızlıklar ve adaletsizlikler karşısında kurtulmanın yolunu yaşama veda etmekte buluyor” dedi.

ÇOK ACI BİR ÖRNEK: BİRSON ERGENE

Şardan, bu tabloya örnek olarak Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Dairesi’nde görev yapan emniyet amiri Birson Ergene’nin intiharını öne çıkardı. Ergene’nin meslektaşları tarafından sevilen ve başarılı bir polis amiri olduğunu yazan Şardan, onun IŞİD’le mücadelede aktif görev aldığını, Yalova’daki IŞİD çatışmasına ilişkin dosyayı yürüten ekipte de yer aldığını belirtti.

Şardan, Ergene’nin kişisel borçlarını kapatmak amacıyla teşkilatın yurt dışı kadrolarında görev almayı hedeflediği, yazılı sınavı geçmesine rağmen sözlü sınavda elendiği aktardı.

Şardan, kamuoyuna yansıyan bilgilere dayanarak Ergene’nin bu süreçte yaşadığı hayal kırıklığının intiharın arka planındaki başlıca etkenlerden biri olarak gösterildiğini yazdı. Emniyet Genel Müdürlüğü’nün ise bu iddialara ilişkin bir açıklama yapmadığını belirten Şardan, kurumun tartışmanın büyümesini istemediğini savundu.

"AÇIKLAMA YAPMADI, ÜÇ MAYMUNU OYNADI"

Şardan, bu noktada şu değerlendirmeyi yaptı:

"Ergene’nin, kişisel maddi borçlarını karşılamak amacıyla teşkilatın yurt dışı kadrolarında görev almayı hedeflediği ve açılan sınavın yazılı bölümünde başarı sağlamasına rağmen “torpili olmadığı”ndan dolayı sözlü sınavı kaybetmesiyle yaşadığı sıkıntının üzücü tabloya neden olduğu kamuoyuna yansıyan haberlerde yer aldı. Emniyet Genel Müdürlüğü ise iddialara yönelik bir açıklama yapmadı ve “üç maymunu” oynamayı tercih etti.

Anlaşıldığı üzere Emniyet Genel Müdürlüğü, polislerin intihar olaylarının görünmesinden ve tartışılmasından hoşnut değil. Çünkü öncelikle yönetim zafiyeti ortaya çıkacak. Sonrasında ise, yönetim zafiyetinden kaynaklanan uygulamaların tartışılması kaçınılmaz olacak"

POLİSLERİN TALEPLERİ

Şardan, emniyet personelinin uzun süredir benzer taleplerle ses yükselttiğini de yazdı. Polisler, 12 saat çalışma karşılığında 36 saat istirahat uygulamasının yasayla güvence altına alınmasını, spor karşılaşmaları, miting ve konser gibi ek görevler için ayrıca ücret ödenmesini, aylık 160 saatin üzerindeki çalışmalar için fazla mesai ücretinin kanunla düzenlenmesini ve özlük haklarının iyileştirilmesini istiyor.

Yazıda, fazla çalışma ücreti olarak ödenen 6 bin 800 liranın 30 bin liraya çıkarılması talebine de yer verildi. Şardan, bu taleplerin “insani ve vicdani talepler” olarak görülebileceğini belirtti ancak yaklaşık 350 bin kişilik teşkilat yapısının iktidarın geri adım atmasını zorlaştırdığını savundu.

TBMM’de geçen hafta polislerin sorunlarının araştırılması ve çözüm yollarının belirlenmesi için komisyon kurulması önerildiğini hatırlatan Şardan, teklifin AKP ve MHP oylarıyla reddedildiğini yazdı. AKP Kocaeli Milletvekili Veysal Tipioğlu’nun da muhalefeti “popülistlikte” suçladığını aktardı.

Şardan, yazısında emniyet teşkilatındaki problemlerin yeni olmadığını da özellikle vurguladı. “Teşkilatın günümüzde yaşadığı sorunlar aslında hep aynı. Gazeteci olarak yaklaşık 40 yıldır yakından takip ettiğim teşkilatın problemleri, 40 yıl önce de aynıydı. Şimdi de aynı” diyen Şardan, sorunların yıllar içinde çözülmek yerine derinleştiğini savundu.

YERLİKAYA DÖNEMİNDEKİ GÖREVLENDİRMELER

Şardan, Ergene’nin intiharını araştırırken emniyetin yurt dışı görevlendirme sürecine ilişkin dikkat çekici bilgilere ulaştığını da yazdı.

Buna göre, misyon koruma kadroları için yapılan sınavlar sonrasında adaylar belirlendi, güvenlik soruşturmaları tamamlandı ve yurt dışına gönderilecek personelin listesi hazırlandı. Ancak Şardan’ın aktardığına göre, listede yer alan bazı isimlerin ‘Garson’ kod adlı gizli tanığın verilerinde “sakıncalı” olarak geçtiği ortaya çıktı.

Şardan, bu kişilerin listeden çıkarılması gerekirken “gizli bir el”in devreye girdiğini, söz konusu personelin gönderilmesi için İçişleri Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü’ne baskı yapıldığını öne sürdü.

Şardan'ın iddiasına göre; dönemin İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, isimlerin çıkarılması konusunda direndi ancak baskıların ardından kararname onaylandı ve söz konusu personel de yurt dışına gönderildi. Şardan şunları yazdı:

"TEM Dairesi’nde görevliyken yaşamına son veren Ergene’nin olayını araştırırken ilginç bir bilgiye ulaştım.

Şöyle ki emniyetin yurt dışı kadrolarının sayıca en yoğun olduğu görev yurt dışı misyon korumadır. Yani yabancı ülkelerdeki temsilciliklerin korunması ya da özel görev misyonu varsa o kadrolarda görev alan polisler “görev sürelerince diplomatik pasaport” sahibi oluyor. Misyon koruma görevindekiler ayrıca yine görev süreleri boyunca geçici statüde Dışişleri Bakanlığı personeli oluyor.

Durum böyleyken önceki İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın döneminde bir grup misyon koruma polisinin yurt dışı göreve gönderilmesi planlandı. Yaşamını kaybeden Ergene’nin de katıldığı sınavlar gerçekleştirildi. Adaylar belirlendi. Yurt dışına gönderilecek personelin son listesi hazırlandı. Güvenlik soruşturmaları yapıldı. Ancak gidecekler listesinde yer alan birkaç personelin ünlü gizli tanık Garson’un verilerinde “sakıncalı” olduğu anlaşıldı.

Bu isimlerin listeden çıkarılması gerekirken, her zaman olduğu gibi “gizli bir el” devreye girdi. Söz konusu sakıncalı isimlerin gönderilmesi için İçişleri Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü’ne baskı yapıldı. Bakan Yerlikaya isimlerin çıkarılması konusunda direndi. Ancak gelen baskıdan bunalan Bakan Yerlikaya ve Emniyet yönetimi isimlerin yer aldığı kararnameyi onayladı. Böylece “sakıncalı” personelin de içinde bulunduğu grup, yurt dışına gönderildi. Hatta bu isimler nedeniyle kararnamenin çıkması bir süre gecikti bile.

Buradan İçişleri Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü yönetimine bu konuyu sorayım; söyleyecekleri bir söz varsa Büyüteç kendilerine açık.

Yeri gelmişken, emniyette yaşanan kadrolaşmalarda cemaat, tarikat, siyasi gruplaşmalar, siyasetin kontrolde tutmak istediği kadrolar gibi konulara hiç girmiyorum. Zaten şimdilerde özellikle üst yönetimde bu konuda ciddi bir savaş / mücadele var."