ABD-İsrail-İran savaşının 49. gününde ateşkes tüm kırılganlığını korurken Beyaz Saray'dan ise Tahran'a yönelik çarpıcı açıklamalar geldi. ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, İran yönetiminin kötü bir seçim yapması durumunda ülkenin altyapısı, elektriği ve enerjisine "bombalar yağdırılacağı" tehdidinde bulundu. Öte yandan İsrail ve Lübnan cephesinden ateşkes haberi geldi.
ABD elini güçlü göstererek sert açıklamalar yapıyor, tehditler yöneltiyor ancak durum gerçekten öyle mi?
Emekli Amiral Cem Gürdeniz, ABD ile İran arasındaki ikinci müzakere süreci görüşülürken ABD’nin içinde bulunduğu durumu özetledi. Gürdeniz, CENTCOM komutanının sahneye çıkışını Trump’ın köşeye sıkıştığının işareti olarak yorumladı.
GERİLİMİN GÖRÜNENDEN DAHA YOĞUN OLDUĞUNA İŞARET EDER
Cem Gürdeniz’in açıklaması şöyle:
“Savaşın 47. günündeki Pentagon brifinginde ilk kez Epic Fury harekatını Florida’dan yöneten Central Command komutanı Amiral Cooper da kürsüye çıkarıldı.
Bu, rutinin dışında bir adımdır. Bugüne kadar yalnızca Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanı’nın birlikte yürüttüğü bu küresel brifinge operasyonel komutanın dahil edilmesi, sahadaki sürecin doğrudan merkeze taşındığını ve sorumluluk hattının görünür kılındığını gösterir. Kamuoyunda çok yıpranan Hegseth-Caine çifti yanlarına üçüncü bir kişiyi alma gereği duymuşlardır.
Brifingin büyük bölümünde siyasi anlatı ve denizcilere yönelik moral vurgusu öne çıkarken, ablukaya dair teknik detaylara sınırlı şekilde değinildi.
Genelkurmay Başkanı’nın verdiği tek somut veri, 13 geminin ablukayı delmeye çalıştığı ve engellendiği yönündeydi. Bu, sahadaki gerilimin görünenden daha yoğun olduğuna işaret eder.
Diğer yandan Donald Trump’ın “Çin için artık Hürmüz kullanamaz” yönündeki açıklaması son derece kışkırtıcıdır. Çin’in bu açıklama üzerine pasif desteğini aktif deniz varlığına çevirmesi, ticaret gemilerine eskort sağlaması ve bölgeye savaş gemisi konuşlandırması artık ihtimal değil, beklenti haline gelir.
Böyle bir tabloda denizde ABD–Çin unsurları arasında yaşanacak en küçük sürtüşme, özellikle boarding girişimi ya da silah tehdidi durumu, krizi bir anda üst seviyeye taşıyabilir.
CENTCOM KOMUTANININ SAHNEYE ÇIKARILMASI ASKERİ BİR DETAY DEĞİL
Öte yandan Batı içinde de kırılma büyüyor. Avrupa ülkelerinin Benjamin Netanyahu hakkında alınan uluslararası kararları uygulama kararlılığı ve ABD Senatosu’nda İsrail’e bazı askeri sevkiyatlara verilen ret oyları, Washington–Tel Aviv hattının eskisi kadar sorgulanamaz olmadığını gösteriyor.
Dünya enerji ve tedarik krizine sürüklendikçe ABD ve İsrail üzerindeki baskı artacaktır. ABD her ne kadar kendini küresel enerji tedarikçisi olarak konumlandırmaya çalışsa da, Hürmüz’ün devre dışı kalmasının yaratacağı boşluğu tek başına doldurabilecek kapasiteye sahip değildir. Bu gerçek artık sadece devletler değil, piyasalar tarafından da görülüyor.
Sonuç olarak, CENTCOM komutanının sahneye çıkarılması sadece askeri bir detay değil; büyüyen bir krizin, genişleyen bir sorumluluk zincirinin ve giderek daralan bir manevra alanının açık işaretidir.




