Aydın'ın Söke ilçesi yakınlarında seyir halindeki yaklaşık 8 milyon lira değerindeki elektrikli otomobil, henüz belirlenemeyen bir nedenle alev aldı. Yangının batarya bölümünden başladığı belirtilirken, itfaiye ekiplerinin müdahalesi yaklaşık 12 saat sürdü.
Aydın Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanı Taner Günhan, yaklaşık 30 yıllık meslek hayatında ilk kez bu ölçekte bir elektrikli araç yangınıyla karşılaştığını söyledi.
YANGINA ÖZEL ÇADIRLA MÜDAHALE EDİLDİ
Elektrikli otomobilin alev almasının ardından bölgeye itfaiye ekipleri sevk edildi. Yangının bataryalardan kaynaklandığının değerlendirilmesi üzerine ekipler, araca özel olarak kullanılan yeni nesil yangın söndürme çadırıyla müdahalede bulundu.
Yaklaşık 12 saat süren çalışmalar sonucunda yangın kontrol altına alındı. Yangın örtüsünün kullanılmasıyla alevlerin çevreye yayılması ve zehirli gazların etrafa dağılması önlendi.
Bataryalardaki enerjinin tamamen tükenmesinin ardından araç güvenli bir bölgeye çekildi.
“İLK DEFA BÖYLESİNİ GÖRDÜM”
Aydın Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanı Taner Günhan, elektrikli araç yangınlarının müdahale açısından farklı özellikler taşıdığını belirtti.
Ekiplerin bu tür olaylara karşı önceden hazırlık yaptığını anlatan Günhan, elektrikli araç sayısındaki artış nedeniyle müdahale yöntemleri konusunda çalışmalar yürüttüklerini söyledi.
Günhan, 2 bin 100 santigrat dereceye kadar dayanıklı yangın örtüsünü önceden temin ettiklerini belirterek, ekiplerin hızlı müdahalesi sayesinde yangının çevredeki araçlara ve ormanlık alana sıçramasının önüne geçildiğini ifade etti.
ELEKTRİKLİ ARAÇ BATARYALARI NEDEN TEHLİKELİ?
Elektrikli araçlarda kullanılan lityum iyon bataryalar, yüksek miktarda enerjiyi küçük bir hacimde depolayabiliyor. Ancak batarya hücrelerinden birinin ciddi şekilde zarar görmesi halinde “termal kaçak” olarak adlandırılan zincirleme bir reaksiyon meydana gelebiliyor.
Bataryalarda farklı kimyasal teknolojiler kullanılırken, elektrikli otomobillerde yaygın olarak NMC (nikel-manganez-kobalt) ve LFP (lityum-demir-fosfat) hücreleri tercih ediliyor. Genel olarak LFP hücreleri termal açıdan daha kararlı kabul edilirken, NMC teknolojisi daha yüksek enerji yoğunluğuna karşılık termal kaçağa daha duyarlı olabiliyor.
Batarya paketleri tek bir hücreden oluşmuyor. Araçların batarya sistemlerinde yüzlerce, hatta binlerce hücre bulunabiliyor. Hücrelerin içerisinde elektrik akımının kontrolünü sağlayan bileşenlerin yanı sıra yanıcı özellik taşıyabilen elektrolit de yer alıyor.
HASAR, AŞIRI ŞARJ VE SICAKLIK TETİKLEYEBİLİYOR
Batarya hücrelerindeki koruyucu yapıların zarar görmesi çeşitli nedenlerle mümkün olabiliyor. Trafik kazalarında hücrenin ezilmesi veya delinmesi, üretim kaynaklı iç kısa devreler, aşırı şarj ve uzun süre yüksek sıcaklığa maruz kalma bu riskler arasında bulunuyor.
Hücrenin ürettiği ısıyı dışarı atabileceğinden daha hızlı şekilde ısınması durumunda termal kaçak başlayabiliyor. Bu süreçte ortaya çıkan yüksek sıcaklık, çevredeki hücreleri de etkileyerek reaksiyonun batarya paketinin diğer bölümlerine yayılmasına neden olabiliyor.
Bu nedenle elektrikli araç bataryası yangınları, yalnızca dışarıdan görülen alevlerin söndürülmesiyle tamamen kontrol altına alınamayabiliyor. Hücrelerin içerisindeki kimyasal reaksiyonlar yüksek miktarda ısı ve yanıcı gaz açığa çıkarabiliyor.
SÖNDÜRÜLDÜKTEN SAATLER SONRA YENİDEN ALEV ALABİLİYOR
Elektrikli araç yangınlarında itfaiye ekiplerinin karşılaştığı önemli risklerden biri de yeniden alevlenme ihtimali. Dışarıdaki yangın söndürülse bile batarya paketinin içerisindeki bazı hücreler yüksek sıcaklığını koruyabiliyor.
Bir hücrede devam eden termal reaksiyon, zamanla yakınındaki diğer hücreleri de kritik sıcaklığa ulaştırarak yangının yeniden başlamasına yol açabiliyor. Bu nedenle ağır hasar gören elektrikli araçların yangın sonrasında belirli bir süre izole edilerek gözlem altında tutulması gerekebiliyor.
Söke'deki olayda da müdahalenin uzun sürmesinde, elektrikli araç bataryalarının taşıdığı bu özel risklerin etkili olduğu belirtildi.





