El Cezire'ye konuşan insan hak örgütleri ve gözlemciler, İsrail'in savaş suçlarının kanıtlarını ortadan kaldırmak amacıyla Gazze'de insan kalıntıları ve mezarlıkların olduğu yerler de dahil olmak üzere milyonlarca ton enkazı kamyonlarla taşıdığını ileri sürdü.
Katar merkezli yayın kuruluşu El Cezire'nin, İsviçre merkezli Euromed- İnsan hakları izleme örgütünün paylaştığı verilerin yer aldığı haberinde, İsrail'in insan hakları suçlarını gizlemek amacıyla Gazze'de organize bir operasyon yürüttüğü belirtildi.
İsrail Ordusu'nun kentsel manzarayı sistematik olarak yeniden şekillendirmesi, Ekim 2023'te Gazze'ye yönelik katliamın başlamasından bu yana çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan en az 73 bin 387 Filistinli'nin öldürülmesiyle sonuçlanan saldırılarla başladı.
Euro-Med İnsan Hakları İzleme Örgütü, Gazze'deki Hasar ve İhtiyaçların Hızlı Değerlendirmesi başlıklı raporunda, İsrail tarafından gerçekleştirilen bu operasyonun demografik mühendislik ve soykırım kanıtlarını silme amacıyla yapıldığını belirtti.
GAZZE ŞERİDİ GENELİNDE YAKLAŞIK 68 MİLYON TON MOLOZ BULUNUYOR
Rapora göre, Gazze Şeridi genelinde yaklaşık 68 milyon ton moloz bulunurken, büyük bir kısmı, İsrail'in bölgeye yönelik devam eden saldırıların sonucunda oluşuyor. İsrail'in yasa dışı askeri kontrolü altındaki ve bölgenin yaklaşık üçte ikisini kapsayan alanlarda, en az 10 milyon ton moloz zaten kaldırıldı, kırıldı veya orijinal yerlerinden taşındı. Gazze'de kalan yapıları yıkmak için yaklaşık 400 adet ağır kazı, kırma ve taşıma makinesi de çalışıyor. İsrail'den her gün yaklaşık 100 kamyona enkaz yükleniyor ve bu kamyonlar Gazze Şeridi'nden İsrail içindeki ve işgal altındaki Batı Şeria'daki açıklanmayan yerlere doğru yola çıkıyor.
Uluslararası Af Örgütü Araştırmacısı Budour Hasan, "Buldozerlerle yol açma, Gazze şehrindeki ve genel olarak Gazze Şeridi'ndeki toprakları yok etme girişimlerinin ayrılmaz bir parçasıdır. Asıl endişemiz, bu operasyonların delilleri yok etme ve gizleme amacıyla yapılıyor olmasıdır" dedi. Hasan, bunun suç delillerine erişimin engellenmesi ile Uluslararası Adalet Divanı'na doğrudan bir meydan okuma olduğunu söyleyerek, işgalcilerin sistematik olarak delilleri yok etmeye ve suçun izlerini silmeye çalıştıklarını belirtti.
Gazze Şeridi'ndeki STK Ağı'nın Direktörü Muhammed Salha, Gazze şeridinden çıkarılan enkazlarda füze parçaları, mühimmat ve kişisel eşyalar olduğunu düşündüğünü, bunun gelecekteki hesap verilebilirlik açısından hayati önem taşıdığını ifade etti. İsrail'in enkazları Yeşil Hat'ta taşıdığı ve işlediği insanlık suçlarını gizlemek amacıyla Gazze'den çıkardığı iddia edildi. Salha, El Cezire'ye verdiği demeçte , "İşgalciler enkazı yerinden oynatıyor, parçalara ayırıyor ve delilleri ve gerçekleri yok etmek için Yeşil Hat'a taşıyor" dedi. Salha, ölülerin bilinen mezar yerleri ile tarihi mezarlıkların bile yok edildiğini belirtti. Salha, "Raporlar ve insan hakları belgeleri, işgalin Gazze Şeridi'ndeki mezarlıkların yüzde 93'ünden fazlasını tamamen veya kısmen yok ettiğini belirtiyor. Ne taşlar, ne insanlar, ne de mezarlarındaki ölüler işgalden kurtulamadı" diye konuştu.
Raporda enkazın kaldırılmasının, Gazze sivil savunmasının Temmuz 2026'da yaklaşık 8.500 kişi olduğunu tahmin ettiği kayıp kişilerin cesetlerinin de sonsuza dek kaybolabileceği anlamına geliyor, önceden adli inceleme yapılmadan ağır makinelerin kullanılması, bu kalıntıların ezilmesi veya dağıtılması riskini taşır ve ailelerin yakınlarının akıbetini öğrenme haklarını ciddi şekilde ihlal eder ifadeleri kullanıldı.
El Mezan İnsan Hakları Merkezi'nde avukatlık yapan Samir el-Mana'ama, El Cezire'ye verdiği demeçte, savaş sırasında İsrail yetkililerinin Gazze Şeridi'nin doğu kesiminin yaklaşık yüzde 70'ini ele geçirdiğini söyledi. El-Mana'ama, verdiği demeçte, "İsrail Ordusu kurtarma ekiplerinin şehitlerin cesetlerini çıkarmasını engelliyor ve ayrıca enkaz alanlarıyla oynayarak onları bir yerden başka yere taşıyor, bu da uluslararası insancıl hukuk ve uluslararası insan hakları hukukunun hükümlerinin açık ve net bir şekilde ihlaline yol açıyor" dedi.
Gazze'deki sivil savunma direktörü Raed el-Dahşan da "Şu anda hareket ettiğimiz bölgelerde işler çok zor ve karmaşık. Peki ya konu, özel ekipman, koordinasyon ve güvenlik gerektiren Sarı Hat içindeki bölgelere girmeyi gerektiren bir durum olursa? Oradaki çalışmalarımızın doğası bu" diye konuştu.