CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da yer aldığı İBB davasında, 107’si tutuklu ve 5’i müşteki sanık olmak üzere toplam 407 kişinin yargılandığı duruşma dördüncü haftaya girildi. Yargılama, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nun karşısındaki 1 No’lu salonda sürdürülüyor.
BİLİRKİŞİ DAVASI ERTELENDİ
İmamoğlu'nun hakim karşısına çıktığı 'bilirkişi' davası 13 Temmuz'a ertelendi.
İmamoğlu'nun bugünkü bilirkişi davasındaki savunmasında kullandığı ifadeler nedeniyle hakkında bir soruşturma daha başlatıldı.
İMAMOĞLU; ERDOĞAN VE AKIN GÜRLEK'E SESLENDİ
İmamoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Akın Gürlek’e seslendi, “Çıkalım şehir şehir gezelim yağma talan rant deyince kim gelecek bu milletin aklına. Savcılar bile soru sorarken beyana göre diyor delile göre demiyor. Kimi malıyla kimi eşiyle tehdit edildi. Asrın hukuksuzluklarına imza atılıyor. Şimdi çıkmış CHP Genel Başkanını, Muhittin Böcek’i tehdit ediyor. Utanmadan mahkeme salonları siyaset sahnesi değildir diyorlar. Savcı cübbesiyle asrın yolsuzluğu deyip bakan koltuğunda da aynı sözü söyleyen kim?” dedi.
Gürlek hakkındaki tapu kayıtları iddialarına da değinen İmamoğlu, "İnsanları aileleri mağdur ediyorlar, haysiyet suikastlığı yapıyorlar. Sonra ‘babam üzülüyor.’ Bakan, tapu listesi çıkınca kime saldıracağını şaşırdı. Tek dertleri yaptığı rezillikler konuşulmasın. Babasına kimse bir şey demesin çok üzülüyormuş ama çocuklar anneler feryat feryat ağlasın öyle mi? Hak ettikleri muameleyi adil yargı geldiğinde görecek” diye konuştu.
İMAMOĞLU’NDAN 'YARGILANACAKLAR' ÇIKIŞI
İmamoğlu, “Cesareti artırmanın gerektirdiği her şeyi yapacağım, asla vazgeçmeyeceğim. Bu kumpasların içinde olanlar ‘anayasal düzeni bozma’ suçundan hesap verecektir. Aziz milletimiz hesabı da sandıkta kesecektir" değerlendirmesinde bulundu.
TUTUKLU GAZETECİLERİN ADINI TEK TEK SIRALADI
İmamoğlu, tutuklu gazetecileri sıraladı. İmamoğlu, “Gazetecilik yaptığı için Alican Uludağ, İsmail Arı, Merdan Yanardağ neden hapiste? BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen neden hapiste?” şeklinde konuştu.
"İHALELERDE NEDEN CENGİZ, MAKYOL GİBİ ŞİRKETLERİ DEĞERLENDİRMEDİNİZ?"
Tutuklu sanıklar, avukatlar, gazeteciler ve mahkeme heyeti salondaki yerini aldı. İzleyiciler, tutuklu Fatih Keleş'in doğum gününü kutladı. Ekrem İmamoğlu'nun avukatı Tora Pekin, turkuaz basın kartı olmayan gazetecilere yönelik uygulamanın sonlandırılmasını talep etti. Mahkeme başkanı bu talebe yanıt vermedi. Duruşma, Ceyhun Avşar'ın sorgusuyla başladı.
Mahkeme başkanı, İBB Raylı Sistemler Daire Başkanı Ceyhun Avşar'a, "İhalelerde neden Cengiz, Makyol gibi şirketleri değerlendirmediniz?" diye sordu. Avşar, "Beklediğimiz teklif gelseydi ihaleyi iptal etmezdik. 641 milyon TL kamu faydası oluşturuldu" yanıtını verdi.
Duruşma savcısı, Adem Soytekin ve Ensar Yıldız'ın Kalyon İnşaat'ın yaptığı metroyla ilgili ifadesi olduğunu söyledi. Avşar, "Noterden evrak düzenlenmiş. Nerede peki, noter neredeymiş, kimmiş? İddia makamı bunu yazıyorsa evrakı da koyması lazım. Ama yok" dedi.
Duruşma savcısı, Fatih Keleş'i kastederek, "Fatih abi yüzde 5 al derse yeter mesajını açıklayın" ifadelerini kullandı. Avşar, "Fatih abi" sözüyle kastedilenin Fatih Keleş değil Fatih Gültekin olduğunu söyledi. Bu diyaloğun ardından Avşar'ın avukatı, "Fatih Keleş'i tanır mısınız? Abi diyecek samimiyetiniz var mı?" diye sordu. Avşar'ın yanıtı ise, "Hayır tanımıyorum" oldu.
Avşar'ın sorgusu bitti, avukatı Abuzer Uzun'un savunması başladı. Kamu zararı iddiasıyla şikayetçi olan AKP'li avukat Ogün Kuzu'nun dilekçelerinin sistemde gözükmediğini, savcılığın algılarıyla uğraştıklarını söyleyen Uzun, "Bizim örgütle ilgili suçlamamız yok ama bu yüzden tutukluyuz" dedi. Savcılığı iki ayrı işi aynı gibi gösterdiğini ancak Ulaştırma Bakanlığı'ndan gelen bilirkişinin de aynı olmadığını belirten avukat Uzun, savcılığın bu durumu iddianameye yansıtmadığını belirtti.
"Fesat karıştırılmış ihalelerde yaklaşık maliyette bir şişirme olur. Bilirkişi incelediği ihaleyi piyasa koşullarına uygun buluyor" diyen avukat Uzun, duruşma savcısının Ceyhun Avşar'a AK Partili avukat Ogün Kuzu'nun ihbarına ilişkin sorusuna atıf yaptı. Bu sırada duruşma savcısı araya girdi. Avukat Uzun, "Bana soru sormayın. Ben soru sorulacak makam değilim" dedi. Savcı, "Sormayacağım" yanıtını verdi. Avukat Uzun, "O zaman tartışma çıkartmak için konuşuyorsunuz" diye konuştu. AKP'li avukat Ogün Kuzu'nun ihbarının ardından ihale bilgilerinin sızdırıldığı iddiasının İstanbul Valiliği tarafından da yalanlandığına dikkati çeken avukat Uzun, "Valilik müvekkilim tutukluyken, hakkında soruşturma izni verilmemesine karar veriyor. İhbarcı istinafa gidiyor. İstinaf yeterli delil, belge yok diyor. Yani yargı da bir usulsüzlük görmüyor" ifadelerini kullandı.
"EKREM İMAMOĞLU MESAİSİ YAŞANIYOR"
İmamoğlu savunmasında şunları söyledi:
"Silivri'de şu an bu salonda duruşmam devam ederken, yine bu binada bir başka salonda da şahsıma ve yol arkadaşlarıma yönelik bir başka kumpasın, bir başka Ekrem İmamoğlu davasının yargılaması yapılıyor. Buradan o salonda haysiyet mücadelesi veren tüm arkadaşlarıma en içten selamlarımı gönderiyorum. Tabii onları yalnız bırakmayacağım; bu duruşma bitiminde o mahkeme salonuna, duruşma salonuna geçerek onlarla birlikte mücadelemize devam edeceğiz. Hukuksuz olduğu kadar yalanla, uydurma beyanlarla, sahte belgelerle, kes kopyala sayfalarla ve gizli tanıklarla kurgulanan bu kumpasın altına imza atan bir avuç muhteris, bu senaryoyu yazan herkesle birlikte kendi iftiralarında boğulacaklarına inancım tamdır. Bu konuda hiç şüphe duymuyorum ve her zaman inancım tamdır ki hak yerini bulacaktır.
Tabii 4.000 sayfalık bir 'iftiraname' var diğer salonda ve o iftiraname benim için bir çöptür, çöp olmaya da mahkumdur. Tabiri caizse burada bugün bir 'Ekrem İmamoğlu mesaisi' yaşanıyor. Her köşe başında bir kumpas, her salonda bir pusu kurulmuş durumda. Böyle bir gündemle karşı karşıyayım. Bu duygularla kıymetli milletimize haykırıyorum: Bu kumpaslara karşı verilen mücadele sadece bireysel bir hak ve özgürlük mücadelesi değildir; tarihimizin en büyük demokrasi ve adalet mücadelelerinden birisidir.
Sayın Yargıç, açıkçası sayısını bile artık kestiremediğim, hatırlayamadığım, her saydığımda birkaç tanesini ıskaladığım bir mahkeme fırtınasıyla karşı karşıyayım. Ve bu fırtına öyle enteresan ki artık istatistiklere sığmıyor; hesaplamalarla bile anlayamayacağınız bir durumla karşı karşıyayım. Bazen bazı mahkemeler niye açıldı diye düşünmeden edemiyorum. Tabii yeni devreye giren birtakım kanunlarla da açıldığı gibi kapananlar da oldu. 'Çirkin davası' vesaire gibi çok komik duruşmalar tezgahlanmaya çalışıldı.
Bu mahkeme de başladığından beri yaşanan yargıç değişim süreçlerinden birine siz de muhatap oldunuz. Dolayısıyla bir ara yargıçla karşı karşıya gelinmişti, siz aslında 3. hâkim olarak burada bulunuyorsunuz. Ben de sizin huzurunuzdayım. Bu davanın konusu da bilirkişiyi ve adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs etmişim ben. Bu suçlamalarla yargılanıyorum. Ancak ortada izaha gerek bırakmayacak kadar açık bir gerçek var: Biz bir bilirkişiyi etkilemedik. Çünkü ortada etkilenecek bir süreç yoktu. Karşımıza çok ilginç bir şahsiyet çıktı. Söz konusu bilirkişi raporlarını zaten tamamlayıp mahkemeye sunmuştu. Bizim yaptığımız, bu raporların içeriğini, sonuçlarını ve yarattığı etkileri kamuoyuna anlatmaktan ibarettir.
İsmi geçen bilirkişi Satılmış Bey, benimle veya Cumhuriyet Halk Partili belediyelerle ilgili dava dosyalarındaki görüşünü zaten çoktan sunmuştu. Biz de açıkçası o davaları ve duruşmalardaki dosyaları inceleyince ve farklı farklı dosyalara hep aynı arkadaşların baktığını görünce böyle bir 'kişilikle' karşı karşıya geldik. Açıkçası 'kişilik' demek bile bana zül geliyor, o kadar ifade edeyim.
Suçlamaların temeli olan 27 Ocak 2025 tarihinde yaptığım konuşmada, bu şahsın şahsımla ilgili sunacağı yeni bir raporu yoktu; zaten bütün raporları aylar öncesinde sunmuştu. Tabii aynı kişi üzerinden yeni bir planlama var mıydı? Çünkü kişiye özel dosyaları birleştiren bir sistem vardı Cumhuriyet Savcılığı’nda. Bu çok net. Benim şahsıma dair yeni bir rapor planı var mıydı bilmiyorum ama bildiğim kadarıyla yoktu. Konuşmamda onu etkilemeye yönelik tek bir kelimem var mı? O da yok. Talimatım var mı? Ki mümkün değil. O da yok. O günkü açıklamalarım, tamamen ifade özgürlüğü kapsamında eleştiriden ibarettir.
Bu raporların sonuçları insanların hayatına mal olacak seviyededir ve ben de tam olarak bunları anlattım. Örneğin Beylikdüzü Yayla Davası'nda Danıştay, yani yüksek yargı; 'İç denetim yeterlidir, belediye başkanının sorumluluğu yoktur' diyor. Ancak bu bilirkişi, çıkıp bir rapor hazırlıyor ve ihale iptali olmadığı halde 'Ekrem İmamoğlu suçludur' diye yazıyor. Ortada böyle bir denetçi raporu var mı? Yok. Yani bilirkişi, o dosyada yalanla, iftirayla beni suçlama gayretinde. Bunu ben anlatmayacağım, dert yanmayacağım veya toplumu bu konuda bilgilendirmeyeceğim de ne yapacağım? Bu benim en doğal hakkım.
Hukuksuz yöntemlerle oluşturulmuş bu davaları tespit ettik. Özellikle beni ve Cumhuriyet Halk Partili belediyeleri hedef alan bu raporları kim yazmış diye baktığımızda hep aynı isim çıktı karşımıza: Satılmış Bey. Evet, Satılmış Bey. Böyle bir durumu eleştirdiğim için yargılanıyorum, gerçekten bu absürt bir davada. Ne yazık ki sizin de ifade ettiğiniz gibi iş yükü çok yoğun ve sayenizde böyle absürt bir davaya mesai harcamak zorunda kalıyorsunuz. Ne yapmam gerekiyor? Milletin önünde bize kasıtlı iftiralar atılırken kendimizi savunmayıp 'Ya Rabbi şükür' diyecek halimiz yok yani.
Biz milletin iradesiyle, 16.000.000'luk dünyanın en güzel ve en büyük kentlerinden birinin belediye başkanıyız. Bu iftiralara karşı dik duruşumuz hem bu şehrin belediye başkanı olarak hem de 86.000.000 insanımızı yöneteceğine inanan bir aklı, mantığı ortaya koyarak, tarihte görülmemiş 15.500.000 insanın ön seçimde oy kullanarak yetki vermek istediği bir Cumhurbaşkanı adayı var karşınızda. Dolayısıyla ben burada sadece kendi hakkımı değil, yapılan hukuksuzluklara binaen aziz milletimin hak ve hukukunu savunmakla ilgili hamleler yapıyorum.
İstanbul'da 8.000'in üzerinde bilirkişi var. Çok enteresan; bu kadar kişi arasından 4 ayrı dosyada da aynı ismin atanma ihtimali matematiksel hesaplara sığmıyor. Ben bir laf atayım ama aslında 100 katrilyonda 1!. Ekrem İmamoğlu ile ilgili 4 dosyaya bu insanın girmesi 100 katrilyonda 1 iken, diğer CHP'li belediyelere de aynı kişinin nokta atışı atandığını eklediğiniz zaman artık matematik buna yetmiyor. Ben bu imkansızlığı tespit etmişim, kamuoyuna duyurmuşum ve hakkında işlem yapılmasını istemişim. Ancak yargıya çöreklenmiş bir avuç kötü niyetli muhteris ne yapıyor? Dönüp bana dava açıyor. Ben ne derim onlara? 'Hadi oradan' derim, 'Hadi oradan!'
Ayrıca bu bilirkişi sadece rapor yazmıyor Sayın Hâkim. Onlarca siyasetçinin ve bürokratın hayatını altüst ediyor. Bu yalan ve iftira raporlar, kıymetli dostum, değerli hocam, Esenyurt Belediye Başkanımız Sayın Ahmet Özer'in de hayatını etkiledi. Bilirkişi resmen üçkağıtçılık yaptı. O sistemin içinde onun yaptığı, 3 bilirkişiden 2'sinin ortak beyanına karşı, sadece bu Satılmış Bey'in beyanının kabulüyle kendisi 1 yıl 10 gün tutuklu kaldı. 1 yıl 10 günün hesabı verilmez mi? Onunla birlikte masum ve gerçekten mağdur olan, içinde birebir tanıdığım hasta kardeşlerimin de olduğu bürokratlar burada, Silivri'de yattılar.
Bu haince raporlarla insanlar tutuklandı, itibarları zedelendi. Yargı, bilirkişi ve medya iş birliğiyle ailelere haysiyet cellatlığı, itibar suikastları yapıldı. Ne kadar basit değil mi? Meseleye sadece 'bilirkişi' diye bakmak ne kadar basit kalıyor. Bakın vardığı noktaya ve ona dayanarak verilen kararlara!
Bu ülkenin saygın bürokratları, siyasetçileri ve emekçileri kelepçelerle sıraya dizildi. Onlarcası. Dronlarla havadan çekildi, fotoğrafları ve videoları medyaya servis edildi. Eee biz de ne yapacağız? 'Ya Rabbi şükür' diyerek izleyeceğiz! Biz! Bu milletin karakteri bunu yapmaz. Ben öyle bir milletin evladı değilim. Bana bu milletin, bu toprakların verdiği karakter, haksızlığa karşı mücadele etmeyi öğretmiştir. Haksızlığa karşı susan, dilsiz şeytanın en öndeki neferidir. Öyle ifade edeyim"
"BU DURUŞMA BİTİMİNDE, O MAHKEME SALONUNA GEÇEĞİM"
İmamoğlu, "En büyük yargı saldırılarından biriyle karşı karşıyayım. Sayısını ve konularını sıralamakta zorlandığım, hakkında hukuksuzca açılan davalardan biri için buradayım. İlginç bir zamana şahitlik ediyoruz. Bazı günler vardır, takvimde sanki herhangi bir güne başlamış gibi düşünebiliriz; ama öyle değildir ve derin iz bırakır. Aslında bugün de öyle bir güne tanıklık ediyoruz.
Silivri’de, şu an bu salonda duruşmam devam ederken, yine bu binada başka bir salonda da şahsıma ve yol arkadaşlarıma yönelik bir başka kumpas, bir başka Ekrem İmamoğlu davasının yargılaması yapılıyor. Buradan o salonda haysiyet mücadelesi veren tüm arkadaşlarıma en içten selamlarımı gönderiyorum. Tabii onları yalnız bırakmayacağım; bu duruşma bitiminde, o mahkeme salonuna geçerek onlarla birlikte mücadelemize devam edeceğiz" dedi.
İMAMOĞLU BİLİRKİŞİ DAVASININ GÖRÜLECEĞİ SALONDA
İBB davasında tutuklu sanıklar duruşma salonunda yerini aldı. İmamoğlu ise bilirkişi davasında salona giriş yaptı.
İMAMOĞLU 2 DURUŞMAYA KATILACAK
Ekrem İmamoğlu, hem İBB davası hem de 'bilirkişi' davasından Silivri'de hakim karşısına çıkacağı belirtildi.
Bu hafta, henüz söz hakkı verilmeyen sanıkların avukatlarının beyanlarının dinlenmesi ve tutukluluk durumlarının gözden geçirilmesi bekleniyor. Perşembe günü ise mahkeme heyetinin bazı sanıklar hakkında tahliye kararı verebileceği değerlendiriliyor.
DAVANIN 11. GÜNÜNDE NELER YAŞANDI?
Duruşmanın 11. gününde Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık’ın çapraz sorgusu yapılıp avukatlarının savunmaları alındı. Sonrasında ise İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş’in yeğeni Murat Keleş’in çapraz sorgusu gerçekleştirilerek avukat beyanları tamamlandı.




