Güncel

Ekrem İmamoğlu detayıyla dikkat çeken Ece Güner değerlendirmesi

Barış Terkoğlu, Ahbap Derneği soruşturması kapsamında tutuklanan avukat Ece Güner'in dosyadaki diğer şüphelilerden farklı muamele gördüğünü belirtti. Terkoğlu, MASAK verileri üzerinden yaptığı değerlendirmede tutuklama kararını eleştirdi.

Cumhuriyet yazarı Barış Terkoğlu, Ahbap Derneği'ne yönelik soruşturma kapsamında tutuklanan avukat Ece Güner'in dosyadaki diğer şüphelilerden farklı bir muamele gördüğünü savundu. Terkoğlu, "Kendi kendime soruyorum: Acaba Ece Güner, Ekrem İmamoğlu’nun danışmanı olmasaydı, politik kimliği ile kamuoyunda öne çıkmasaydı, bugün hapiste olur muydu?" diye yazdı.

Yazısında MASAK verilerine de yer veren Terkoğlu, Ece Güner'in Haluk Levent'in kontrolündeki hesaplara yaklaşık 73,6 milyon lira gönderdiğini, yaklaşık 74,8 milyon lira geri aldığını aktardı. Para transferlerinin "borç" açıklamasıyla yapıldığını belirten Terkoğlu, döviz kuru dikkate alındığında Güner'in yaklaşık 293 bin dolar zarara uğradığını, herhangi bir mal varlığı artışı ya da haksız kazanç elde etmediğini öne sürdü. Bu nedenle Güner'in para aklama veya menfaat sağlama suçlamalarıyla ilişkilendirilemeyeceğini savundu.

"Kendi kendime soruyorum: Acaba Ece Güner, Ekrem İmamoğlu’nun danışmanı olmasaydı, politik kimliği ile kamuoyunda öne çıkmasaydı, bugün hapiste olur muydu?" ifadelerini kullanan Terkoğlu, şunları kaydetti:

"Haluk Levent’in kontrol ettiği hesaplar ile para hareketi olan çok sayıda isim var. Ece Güner ile karşılaştırması yapılabilecek isim Esin Önder Çağlayan. Adli kontrolle bırakılan Çağlayan’ın Levent ile kurduğu ekonomik ilişkinin mali hacmi 1 milyar 162 milyon 970 bin 952 lira. Yani Ece Güner’in mali hacminin 7.8 katı. Esin Önder Çağlayan 68 gayrimenkulu üzerine alırken Güner bir tane bile almamış. Öte yandan... Çağlayan’ın bu alışverişten kazanımının yaklaşık 890 milyon olduğu tahmin ediliyor. Yani Güner’in TL bazında net farkının tam 727 katı.

Buna rağmen...

Güner tutuklanırken Çağlayan serbest bırakılmış. Aynı mahkeme, Güner söz konusu olduğunda “Deliller henüz toplanmadı” derken Çağlayan söz konusu olduğunda “Deliller toplandı” demiş. Çağlayan için “Adli kontrol yeterli” derken Güner için “Adli kontrol yetmez” demiş. Çağlayan için “tutuklama ölçüsüz” derken Güner için “tutuklama ölçülü” demiş.

Sadece Esin Önder Çağlayan için değil. Örneğin Sevda Kurt’un verdiği-aldığı para ve senet denklemini kurduğunuzda ya da Recep Sancak’ın Haluk Levent’e verdiği borç karşılığı aldığı gayrimenkuller ile paraları topladığınızda önemli bir kazanç elde ettikleri görülüyor. Ancak buna rağmen iki isim de yine Esin Önder Çağlayan gibi adli kontrolle serbest bırakılmış. Elbette herkes için uygun olan da tutuksuz yargılama.

Sonuç olarak 57 yaşında, 30 yılı aşkın süre avukatlık yapan, avukatlıktan kazandığı paranın vergisini ödeyen, bu yaşına kadar herhangi bir adli işlem görmemiş, kanser hastası bir kadın, sadece Haluk Levent’e “Borç veriyorum” diye yolladığı parayı geri almaya uğraştığı için; herkese uygulanandan farklı bir tarifeyle tutuklandı. Bu tablonun, içinde bulunduğu siyasi ilişkilerden başka bir açıklamasını ben göremiyorum."