İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik davada kritik bir aşamaya gelindi. İBB Başkanı ve CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu ile birlikte toplam 107 tutuklu isim hakkında tutukluluk değerlendirmesi yapılırken, duruşmanın 15. gününde gözler mahkeme heyetinin vereceği ara karara çevrildi.
İMAMOĞLU'NDAN SERT ÇIKIŞ
Erdoğmuş'un ardından Elif Güven'in avukatı Ruşen Gültekin söz aldı. Avukat Gültekin, "1 yılı aşkındır, çölde su gibi yargıç aradık. Silivri'deydik bir anda dağıtıldık. Ortaçağ koşullarında bir arabada taşınarak Bolu'ya sürüldük. 30 binden fazla iddianame okudum, İBB iddianamesi kadar kötüsünü görmedim" dedi. Elif Güven'in avukatı Ruşen Gültekin, müvekkilinin 10 Nisan'da hastaneye götürüleceği söylenerek ambulansla hapishaneden çıktığını, ancak Çağlayan Adliyesi'ne götürüldüğünü iddia etti.
Gültekin’in ifadesin ardından İmamoğlu, olduğu yerden hakime, “Bu kadınlara yapılan işkence, sadistlik. Bu başka türkü tanımlanamaz. Bu sadistlik İddia makamı diye tanımlanamaz! Sayın başkan bu kadınlara yapılan işkenceyi dikkate alın lütfen” dedi.
30 BİNDEN FAZLA İDDİANAME OKUDUM İBB İDDİANAMESİ KADAR KÖTÜSÜNÜ GÖRMEDİM
Eski Medya Elif Atayman'ın avukatı Mehmet Ümit Erdem ise, müvekkilinin içinde olmadığı eylemlerden suçlandığını belirtti. Müvekkiliyle ilgili MASAK raporu ve şüpheli para hareketi olmadığını belirten Erdem, "Edindiği mal varlığının her kaynağı açıklanabilir durumdadır. İtirafçılar da müvekkil hakkında olumsuz bir ifadede bulunmamıştı" dedi.
Atayman'ın bir diğer avukatı Faik Eren Kaptan, 1 yıllık süreçte kadın tutukluların daha fazla zorlukla karşılaştığını, etkin pişmanlık yönünde telkinler yapıldığına değindi. Müvekkilinin zulme uğradığını da ifade eden Kaptan, müvekkilinin Afyon'daki cezaevine sürgün edildikten sonra girdiği koğuşta şu an en eski tutuklu olduğunu da sözlerine ekledi.
İBB Halkla İlişkiler Müdür Yardımcısı Mustafa Karaoğlu'nun avukatı Ercan Erdoğmuş, müvekkilinin hiç görev yapmadığı bir dairenin ihalesinden sorumlu tutulduğunu ifade etti. "Ortada somut bir delil yok, yani delil karartması mümkün değil" dedi.
Ara sona erdi, duruşma başladı. Kahraman Yeşilyurt’un avukatı Beril Akalın tahliye talebini ve gerekçelerini mahkeme heyetine sundu. Kahraman Yeşilyurt'un avukatı Gizem Karaköçek, müvekkilinin etkin pişmanlıktan faydalananların ifadesiyle tutuklu olduğunu ve dosyadaki tek delilin de bu olduğunu belirtti. Etkin pişmanlıktan faydalanan Vedat Şahin'in ifadesini geri çektiğine de vurgu yapan Karaköçek, "Etkin pişman ifadeleri sanıkların beyanlarıyla çökmüştür" dedi.
İBB Davası'ndan tutuklu iş insanı Mustafa Nihat Sütlaş'ın avukatı Cihan Arık, "6 Mart 2025’te mal varlıklarına el konulması kararı alınmış ama Sütlaş’ın beyanına başvurulmamış. 23 Mart’ta tutuklanıyor. Tutuklandığı süre zarfında soruşturmadan haberdar. Bir yere kaçmıyor. Çünkü karartılacak delil yok" dedi. Arık'ın tahliye talebinin ardından duruşmaya 1 saat ara verildi.
'DURUMU O KADAR DA KÖTÜ DEĞİL' DEDİKLERİ İSİM ZATÜRRE OLMUŞ
İBB Davası'ndan tutuklu iş insanı Hüseyin Köksal'ın avukatı Baver Kaya, "Müvekkilim, maalesef pazartesi gününden beri sağlık sorunları nedeniyle duruşmalara katılamıyor. Hastanede tedavisi devam ediyor. Pazar günü yaptığımız görüşte durumu hiç iyi değildi; cezaevi idaresi sağ olsun ambulans çağırdı fakat gelen görevli 'durumu o kadar da kötü değil' diyerek müvekkili hastaneye götürmeden geri döndü. Pazartesi sabahı ise fenalaşarak acilen hastaneye kaldırıldı. Müvekkil 47 yaşında ve şu an zatürre teşhisiyle yatıyor" ifadelerini kullandı.
Kaya, "Servet Yıldırım'ın 15 Nisan tarihinde tek başına verdiği bir ifade var. Bu ifadesinde yanıt olarak şunu söylüyor: 'Ben şoförüm. Hüseyin Köksal bir yere gittiğinde ben dışarıda beklerim, kimle görüştü, ne konuştu hiçbir şeyi bilmem.' Ama sonrasında ne oldu bilmiyoruz, birden her konuda fikir sahibi olmaya karar vermiş. Servet’in YouTube’da bir röportajı yayınlandı, izlediniz mi bilmiyorum ama izlemenizi tavsiye ederim. En azından Servet’in niyetine dair bir fikir edinmenizi sağlar. Örnek olarak söyleyeyim; tanıdığını, bildiğini iddia ettiği Boğaziçi İmar Müdürü Elçin Bey’i kadın sanıyor" dedi.
"'BUNLARI SÖYLERSEN ÇIKARSIN' DEDİLER"
İBB Davası'ndan tutuklu iş insanı Serkan Öztürk'ün avukatı İsmail Fidancı, "Savcıların bir kısmının bir kısım sanıkları korkutma, isteklerine ve beklentilerine uygun düşen cümleler kurdurarak müvekkilimin de yer aldığı pek çok insana yönelik olumsuz beyanlardan yararlanarak onları tahliye ettiğine tanık olmuş bulunuyoruz. Maalesef savcıların beklentileri yönünde ifade vermeyenler ise hukuka aykırı olarak hala tutuklu" ifadelerine yer verdi.
Fidancı, avukat Mehmet Pehlivan'ın tutuklanmasına ilişkin "Meslek hayatımda, bir dönem en üst düzeyde rağbet ve değer gören pek çok kamu görevlisinin, adliye personelinin, hakim ve savcının dahi gün gelip ülke dışına kaçtığına tanık olmuş bir meslektaşınızım. Bu sebeple kararlarınızı verirken hukuka ve adalete uygun hareket etmenizi talep ediyorum. Bu dünyada bir hesap verilmese bile, mutlaka bir hesap günü olduğuna inandığınıza eminim. Kararlarınızı bu ciddiyet ve inançla vereceğinizden şüphem yoktur" dedi.
İBB Davası'ndan tutuklu iş insanı Ömür Yılmaz'ın avukatı Coşkun Atılğan, "Örgüt lafını kabul etmiyorum. Ortada kesinleşmiş bir yargı kararı yokken savcılık makamı dahil bu salondaki hiç kimseye örgüt diyemez. Ekrem İmamoğlu suç örgütü şeklinde anılmaması için mahkemenizin gereğini yapmasını talep ediyorum" diye konuştu. Atılğan, "Sanıklar arasında müvekkilime 'bunları söylersen çıkarsın' diyen olduğunu biliyorum. Avukatlardan da müvekkilimi ziyaret ederek yine aynı hususta konuşmalar olduğunu biliyorum" dedi.
"BU ÖRGÜTÜ OLUŞTURAN HALK MI?"
İBB davasından tutuklu Mehmet Kaya'nın avukatı Muhammed Şahin, Suç vasfının değişme ihtimali değil, bizzat savcının yazdığı iddianamede değiştiği görülmektedir. Müvekkilim 8 aydır tutuklu" dedi. Şahin, "Şunu yaptın dense ona göre bir savunma gerçekleştireceğiz. İBB’den ihale alan firmaya alt taşeron olarak hizmet vermiş, fatura kesmiş. Müvekkilim hakkında müşteki ifadesi yok, tanık ifadesi yok" dedi.
Şahin, "Müvekkilimin tutuklu olduğu konu örgüt üyeliği konusudur. Burada örgüt mü var yoksa beyhude bir çaba mı var. Burada seçilen kişilerin ve bunların daha sonra bu örgütü oluşturan 2014, 2019, 2023 seçimleri dahil 4 seçim kazanılmıştır. Dolayısıyla bu örgütü oluşturan halk mı? Sayın Başkan" diye sordu. Şahin, “HTS kayıtlarından bahsediliyor. HTS kayıtları somut delil değildir. Beylikdüzü’ndeyken sizi aynı anda Büyükçekmece’de gösterebilir. HTS somut kayıt diyen bir tane Yargıtay kararı çıksın ben mesleği bırakırım. Sayın Cumhurbaşkanı da biliyorsunuz Külliye’de muhtarlarla sürekli toplantılar yapıyor ve o kürsüden doğru bir tespitle, mahallenin şehrin ara sokakları olduğunu ifade ediyor. İşte müvekkilimin yaptığı da tam olarak budur: Duymayanları duymak, kreşlerin açılmasına vesile olmak, halkın sesine kulak vermektir" dedi.
"KAMU ZARARI NASIL OLUŞUYOR?"
İBB davasından tutuklu Kültür A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı Onur Aldı'nın avukatı Yeliz Karademir, "Yılda 10 binin üzerinde etkinlik gerçekleştiren Kültür A.Ş. için bir zorunluluktur. Kaldı ki Kamu İhale Kurumunun 11.06.2012 tarihli kararında; organizasyon kapsamındaki her türlü hizmet alımının '3G istisna usulüyle' yapılabileceği açıkça kabul edilmiştir. Bu kararı size takdim etmek istiyoruz. Yani aslında iddianamede bir suçmuş gibi yansıtılan yöntem mevzuata aykırı değil; bilakis Kamu İhale Kurumu tarafından uygun görülmüş yerleşik bir uygulamadır" dedi.
İBB davasından tutuklu Kültür A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı Erdinç Çolak'ın avukatı Ayhan Çelik, "İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin yüzde 99,87 oranında pay sahibi olduğu Kültür A.Ş., Türk Ticaret Kanunu'na göre kurulmuş özel bir şirkettir. Bu bağlamda Kültür A.Ş. ile İBB arasındaki alt-üst ilişkisi, pay sahipliği nedeniyle tamamıyla kanuna dayalıdır. Sayın Başkan, bunun altını çizmek istiyorum; tamamıyla kanuna dayalı bir hiyerarşinin 'örgüt üyeliği' şeklinde yorumlanması hatalıdır" diye belirtti.
Çelik, "Bu süreçte soruşturma aşamasında sınırlar o kadar zorlanmıştır ki; savcılık makamı adeta bir koyundan 4-5 tane post çıkartmanın peşine düşmüştür" dedi.
“63 YAŞINDA KALP HASTASI BİR KADINI EVİNE GÖNDERMEK SİZİN ELİNİZDE"
Anadolu Yakası Zabıta Müdiresi Nazan Başelli’nin avukatı Ali Durak ise tahliye talebinde şunları söyledi:
“Bakın müvekkilimiz 63 yaşında; dosyada tutuklu bulunan, en ileri yaşta bulunan tutuklu sanıklardan birisi kendisi. Ama önemli bir husus daha var: Müvekkilimiz 23 Ocak 2025 tarihinde iş yerinde makamında çalışmaktayken, işinin başındayken kalp krizi geçiriyor. Sonrasında hastaneye kaldırılıyor. Hastaneye kaldırıldıktan sonra kalp krizi geçirdiği zaten tespit ediliyor. Hemen gerekli işlemler yapılıyor; kalbine, ana damarına stent takılıyor. Sonrasında 5 gün yoğun bakımda kalıyor, akabinde de 2 hafta bir şekilde devam ediyor. Sayın Hakim, aslında 1 yıl önce müvekkilimiz ölümden döndü. Gözaltından 5 gün evvel, 21 Nisan 2025 tarihinde aynı şekilde görevinin başındayken yine kalp krizi şüphesiyle hastaneye kaldırılıyor. Gerekli tetkikler yapılıyor; 5 gün sonra da gözaltına alınıyor, tutuklanıyor.
Bu dediğim raporları her aşamada; hem savcılık aşamasında hem kolluk aşamasında hem Sulh Ceza Hakimliğinde hem tutukluluk kararına itirazımızda hem tutukluluk devam kararlarına itirazımızda, her aşamada sundum. Geçen bir hesap yaptım; 15-16 defa bu durumdan bahsetmişim ama ne yazık ki hiçbir karşılık bulamadık. Gelinen noktada 17. defa sunmak istiyorum; bu sefer karşılık bulması temennisiyle sunuyorum.”
Hatta şunu da ifade etmek istiyorum; bu cuma günü, 3 Nisan'da müvekkilimizin doğum günü Sayın Hakim. Yani ben genç bir meslektaşınız olarak temennim o ki; müvekkilim doğum gününde evinde, kızının yanında olsun, ailesiyle mutlu bir şekilde olsun. Onu istiyorum. Vereceğiniz tahliye kararı, aslında yarın vereceğiniz bir tahliye kararı ona bir doğum günü hediyesi olsun; bu sizin elinizde Sayın Hakim. Yani şunu ifade etmem lazım: 43 yıl bu ülkeye hizmet etmiş, dosyasında hiçbir delil bulunmayan, haksız yere 1 yıl cezaevinde yatmış, 63 yaşında, kalp hastası bir kadını evine göndermek sizin elinizde Sayın Hakim.”
"SAVCILIK BİR KOYUNDAN 4-5 TANE POST ÇIKARTMANIN PEŞİNE DÜŞMÜŞTÜR"
Çelik, "İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin yüzde 99,87 oranında pay sahibi olduğu Kültür A.Ş., Türk Ticaret Kanunu'na göre kurulmuş özel bir şirkettir. Bu bağlamda Kültür A.Ş. ile İBB arasındaki alt-üst ilişkisi, pay sahipliği nedeniyle tamamıyla kanuna dayalıdır. Sayın Başkan, bunun altını çizmek istiyorum; tamamıyla kanuna dayalı bir hiyerarşinin 'örgüt üyeliği' şeklinde yorumlanması hatalıdır" diye belirtti. Çelik, bilirkişi diye bakanlık çalışanı gönderdiklerini söyledi. Çelik, "Dijital Deneyim Müzesi'yle ilgili olarak Kültür A.Ş. temel atmamış, duvar örmemiş, çatı yapmamış; sadece bu alanı küçük odalara bölerek bir sergi alanı haline getirmiştir. Dolayısıyla burada bir 'yapım işinden" söz edilmesi' mümkün değildir" dedi. Çelik, "Bu süreçte soruşturma aşamasında sınırlar o kadar zorlanmıştır ki; savcılık makamı adeta bir koyundan 4-5 tane post çıkartmanın peşine düşmüştür" dedi.
"AYM KARARLARINA İTİBAR EDİLMİYOR"
İBB davasından tutuklu Murat Kapki'nin muhasebecisi Sinan Sepetçi'nin avukatı İbrahim Burak Eskici, "Tam 4 kere Anayasa Mahkemesi'ne başvuru yapmak zorunda kaldık. Ancak doğduğum, büyüdüğüm ve avukatlık mesleğini icra ettiğim bu topraklarda biliyorum ki maalesef Anayasa Mahkemesi kararlarına itibar edilmiyor. Oradan bir hak ihlali kararı geldiğinde ne olacak, bir hukukçu olarak bundan emin değilim" dedi. Eskici, "Savcılık ile itirafçı arasında husumet oluşmuş. Söylemezsen tutuklarım demiş. Sormuş olduğunuz sorunun hukuki bir geçerliliği yok aleyhte katkısı da yok" diye konuştu.
"İFADESİNİ GERİ ÇEKTİ"
İBB davasından tutuklu Harun Cengiz Beğenmez'in avukatı Selim Yaman, "Bizim sulh cezadaki tutukluluk kararımızda sadece Ahmet Taşçı’nın ifadesiyle tutuklandığımızı belirtiriz. Ancak Ahmet Taşçı ifadesini geri çekmiştir" dedi.
DURUŞMA 10:30'DA BAŞLADI
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, tutuklu sanıklar, mahkeme heyeti ve gazeteciler duruşma salonundaki yerini aldı. Duruşma, Serdal Taşkın'ın avukatı Ali Rıza Dizdar'ın tahliye talebiyle başladı.
Salı gününden bu yana devam eden yargılamada, sanık avukatlarının tahliye talepleri mahkeme gündemini belirledi. Duruşmanın 14. günü, Anadolu Yakası Zabıta Müdürü Nazan Başelli’nin avukatlarının savunmalarıyla tamamlandı. Böylece dosyada 73. sıraya kadar gelinirken, süreç 15. günde kaldığı yerden devam edecek.
Yeni günde, aralarında Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 34 tutuklu ismin avukatlarının tahliye taleplerini sunmasının ardından mahkeme heyetinin ara kararını açıklaması bekleniyor. Davada adı geçen diğer önemli isimler arasında Fatih Keleş ve Murat Ongun da yer alıyor.
SAVCILIK 7 KİŞİ İÇİN TAHLİYE TALEP ETTİ
Savcılık makamı ise daha önce sunduğu mütalaada 7 kişi için tahliye talebinde bulunmuştu. Tahliyesi istenen isimler arasında Sırrı Küçük, Fatih Yağcı, Evren Şirolu, Kadriye Kasapoğlu, Davut Bildik, Ali Üner ve Ebubekir Akın bulunuyor.
Mahkemenin vereceği ara kararın, hem tutukluluk durumları hem de davanın seyri açısından belirleyici olması bekleniyor.





