Ekonomist Mahfi Eğilmez, Türkiye ekonomisinin yüksek enflasyon, kur baskısı, finansmana erişim ve gelir dağılımı sorunlarıyla karşı karşıya olduğunu belirterek, kalıcı çözümün para politikalarının yanı sıra hukuki, kurumsal ve yapısal reformlarla mümkün olacağını söyledi.
Mahfi Eğilmez, T24'teki yazısında şunları ifade etti:
"Türkiye ekonomisi son yılların en zorlu dönemlerinden birini yaşıyor. Yüksek enflasyon, baskılanmış döviz kuru, artan yaşam maliyetleri ve finansmana erişimde yaşanan güçlükler hem yurttaşların hem de işletmelerin ekonomik kararlarını doğrudan etkiliyor.
Ekonomiyi değerlendirirken yalnızca büyümeye bakmak yeterli olmaz. Bir ekonominin gerçek performansı; vatandaşın alım gücü, gelir dağılımı, işletmelerin yatırım yapabilme kapasitesi, gençlerin istihdam beklentileri ve uluslararası yatırımcıların ülkeye duyduğu güven gibi birçok unsurla birlikte değerlendirilmelidir.
Bugün Türkiye ekonomisinin temel sorunu, kısa vadeli ekonomik dengeler ile uzun vadeli yapısal ihtiyaçlar arasındaki dengeyi kurabilmektir.
Enflasyon: Ekonominin En Büyük Sorunu
Türkiye ekonomisinin en önemli gündem maddesi yüksek enflasyondur. Enflasyon bütün çabalara karşın hâlâ yüksek düzeyde kalmaya devam ediyor. Yüksek enflasyon özellikle sabit gelirli kesimler üzerinde önemli bir baskı oluşturuyor. Maaş artışları kısa sürede etkisini kaybederken, hane halklarının satın alma gücü azalıyor. Bunun yanında tasarruf yapmak zorlaşıyor ve geleceğe yönelik ekonomik beklentiler zayıflıyor.
Enflasyonla mücadelede en önemli araçlardan biri faiz politikasıdır. Yüksek faiz, kredi kullanımını ve iç talebi azaltarak fiyat artışlarını kontrol etmeye yardımcı olabilir. Ancak yüksek faiz politikasının ekonomik maliyetleri de bulunmaktadır. Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler için finansmana erişim zorlaşırken, yatırım kararları ertelenebiliyor. Konut, otomotiv ve dayanıklı tüketim sektörlerinde kredi maliyetleri nedeniyle talepte yavaşlama görülebiliyor.
Enflasyon sorunu Türkiye gibi ekonomik, hukuki ve kurumsal sorunları olan ülkelerde yalnızca para ve/veya maliye politikasıyla çözülemez. İnsanların geleceğe ilişkin beklentilerini olumlu hale getirecek sosyal ve siyasal yapısal reformların bu politikalara mutlaka eşlik etmesi gerekir.
Döviz Kuru: Ekonominin Kırılgan Noktalarından Biri
Türkiye ekonomisinde döviz kuru, fiyat istikrarı açısından kritik bir role sahip bulunuyor. Türkiye'nin üretimde kullandığı enerji, hammadde ve ara mallarının önemli bölümünün ithal edilmesi, kur hareketlerinin doğrudan maliyetlere yansımasına neden oluyor.
Döviz kurunda kalıcı istikrar sağlamak için yüksek faiz aracılığıyla kur baskılaması yapmak ancak geçici çözümler sağlayabilir. Kalıcı sonuçlar alabilmek için enflasyonu ve onunla birlikte faizleri ve riskleri düşürmek, güven ortamını oluşturmak gerekir. Ancak bu yolla kalıcı döviz girişi sağlanabilir, dolarizasyon sorunu çözülebilir ve borçlanmanın yerini doğrudan yabancı sermaye yatırımları alabilir.
Büyüme Var, Ancak Kalitesi Önemli
Türkiye ekonomisi büyümeye devam ediyor. Büyümeyi sağlamak önemli olsa da ekonomik büyümenin nasıl gerçekleştiği, büyüme oranı kadar önemlidir.
Tüketime dayalı büyüme modelleri kısa vadede ekonomik hareketlilik sağlayabilir ancak uzun vadede sürdürülebilir olmayabilir. Kalıcı refah artışı için büyümenin; üretim, teknoloji, ihracat, verimlilik, yüksek katma değerli yatırımlar üzerinden gerçekleşmesi gerekiyor.
Türkiye'nin genç nüfusu ve güçlü girişimcilik kapasitesi önemli avantajlar sunuyor. Ancak bu avantajların ekonomik değere dönüşebilmesi için üretim yapısının daha teknoloji odaklı hâle getirilmesi gerekiyor. Bu dönüşümün sağlanabilmesi için eğitim, teknoloji, altyapı ve Ar-Ge yatırımları ekonomik büyümenin temel destekleyicileri olmalıdır. Türkiye'nin gelecekte rekabet gücünü artırabilmesi için yüksek teknoloji üretimine yönelmesi, dijital dönüşüm, yapay zekâ, ileri sanayi teknolojileri ve yeşil dönüşüm alanlarında yatırımlarını artırması gerekmektedir.
Teşvik sistemi, küresel ölçekte rekabet edebilecek yüksek katma değerli ürünlere yöneltilmeli; uzun vadeli hedef ise güçlü ve uluslararası markalar yaratmak olmalıdır.
Cari Açık ve Dışa Bağımlılık Sorunu
Türkiye ekonomisinin kronik sorunlarından biri de cari açıktır. Özellikle enerji ve ara malı ithalatına olan bağımlılık, ekonomik büyüme dönemlerinde dış finansman ihtiyacını artırabiliyor.
Cari açığın azaltılması için yalnızca ithalatı sınırlamak yeterli değildir. Asıl hedef; daha fazla katma değerli ihracat yapmak, yerli üretim kapasitesini artırmak, enerji bağımlılığını azaltmak, teknoloji yatırımlarını geliştirmek olmalıdır.
Üretim zincirinde daha güçlü bir konuma gelmek, hem döviz ihtiyacını azaltacak hem de ekonomik dayanıklılığı artıracaktır.
Gelir Dağılımı ve Alım Gücü
Ekonomik büyümenin toplumun tamamına yansıması büyük önem taşır. Son yıllarda yüksek enflasyonun etkisiyle özellikle sabit gelirli vatandaşların alım gücü üzerinde ciddi baskı oluştu.
Ekonomik politikaların asıl olarak kapsayıcı büyümeyi hedeflemesi gerekiyor. Bunun için; daha dengeli vergi politikaları, kayıt dışı ekonomiyle mücadele, nitelikli istihdamın artırılması, eğitim yatırımlarının güçlendirilmesi önemli araçlar arasında yer alıyor.
Sonuç
Sonuç olarak Türkiye'nin ekonomik sorunları yalnızca para politikası ve/veya maliye politikasıyla çözülebilecek kadar basit değildir. Kalıcı başarı; fiyat istikrarını sağlayan, üretimi teşvik eden ve hukuki güveni güçlendiren ekonomik politikaların, sosyal ve siyasal yapısal reformlarla desteklenmesiyle mümkün olacaktır.
Türkiye'nin sahip olduğu genç nüfus, girişimcilik potansiyeli ve sanayi altyapısı doğru politikalarla önemli bir avantaja dönüşebilir. Bu potansiyelin üretim, teknoloji ve verimlilik odaklı politikalarla değerlendirilmesi, sürdürülebilir büyüme ve toplumsal refahın artırılması açısından kritik önem taşımaktadır."




