Yeni eğitim yılı birçok aile için okul alışverişinin telaşıyla başlarken, derin yoksulluk koşullarında yaşayan çocuklar için tablo çok daha farklı. Çanta, defter, kalem ve diğer temel kırtasiye ihtiyaçlarının karşılanamaması, çocukların hem derslerinden geri kalmasına hem de okul ortamında kendilerini kötü hissetmesine neden oluyor.

Kimi öğrenciler gerekli malzemelere ancak eğitim dönemi başladıktan uzun süre sonra ulaşabilirken, bazıları ise arkadaşlarının yanında eksiklik yaşamamak için okula poşetle gitmek zorunda kalıyor. Ekonomik sorunlar yalnızca okul ihtiyaçlarıyla sınırlı kalmıyor; beslenme, barınma, sağlık ve ulaşım gibi temel alanlardaki yoksunluklar da çocukların eğitim hayatından kopma riskini artırıyor.

Derin Yoksulluk Ağı Araştırma ve Savunu Koordinatörü Önder Uçar ile çocukların eğitim yaşamında karşılaştığı ekonomik engelleri ve “Okul Kırtasiyesi İçin Dayanışma” kampanyasının hedeflerini anlattı.

YOKSULLUK SADECE GELİR EKSİKLİĞİ DEĞİL

Cumhuriyet'te yer alan habere göre; Uçar, derin yoksulluğun yalnızca haneye giren paranın yetersiz olması üzerinden değerlendirilemeyeceğini belirtti. Gıda, barınma, sağlık, eğitim, enerji ve ulaşım gibi temel ihtiyaçların düzenli karşılanamamasının, zaman içerisinde birbirini tetikleyen kalıcı bir yoksunluk döngüsü oluşturduğuna dikkat çekti.

Derin Yoksulluk Ağı bünyesinde doğrudan takip edilen 141 hanenin bulunduğunu belirten Uçar, bu rakamın Türkiye genelindeki derin yoksulluk tablosunu temsil etmediğini, temas halinde oldukları haneleri ifade ettiğini söyledi.

Uçar’a göre eğitim de bu tabloyun dışında tutulamaz. Bir çocuğun okula kayıt yaptırmış olması, eğitim hakkından fiilen ve eşit biçimde yararlanabildiği anlamına gelmiyor. Kira, fatura ve gıda gibi temel giderler arasında tercih yapmak zorunda kalan ailelerde eğitim masrafları çoğu zaman ertelenebilen harcamalar arasında görülüyor.

ÇANTA, DEFTER VE KALEM BİR AYRICALIK DEĞİL

Bir çocuğun çantası, defteri ve kalemiyle okula gidebilmesinin temel bir eğitim hakkı olduğunu vurgulayan Uçar, eksik okul malzemelerinin çocuklar üzerinde yalnızca akademik değil, sosyal sonuçlar da yarattığını belirtiyor.

Gerekli kırtasiye ürünlerine sahip olmayan ya da okul etkinliklerine maddi nedenlerle katılamayan çocukların arkadaşlarıyla arasındaki farkı daha fazla hissettiğini ifade eden Uçar, bunun okul aidiyetini de zedeleyebildiğine dikkat çekiyor.

Sorunun yalnızca “malzeme eksikliği” olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Uçar, çocuğun okulda kendisini nasıl hissettiğinin de eğitim hakkının önemli bir parçası olduğunu savunuyor.

108 HANEDE EĞİTİMDEN KOPUŞUN İZLERİ

Derin Yoksulluk Ağı’nın 108 haneyle yaptığı çalışma, yoksulluk ile eğitimden kopuş arasındaki ilişkiyi ortaya koyan çarpıcı veriler içeriyor.

Çalışmaya göre son iki yıl içinde 27 çocuk okulu bıraktı. Bu çocukların 16’sı çalışmak amacıyla eğitimden ayrıldı.

Uçar, bu nedenle okul devamsızlığının yalnızca eğitim sistemi içerisindeki bir sorun olarak ele alınmaması gerektiğini belirtiyor. Bir çocuğun okula düzenli devam edememesinin arkasında çalışmak zorunda kalması, evde bakım sorumluluğu üstlenmesi, ulaşım giderlerini karşılayamaması veya yeterli beslenememesi gibi farklı nedenler bulunabiliyor.

Aynı araştırmada yer alan 108 hanenin 91’inin düzenli yemek hazırlamakta zorlandığı belirlendi. Son iki yıl içerisinde 61 hane kirasını zamanında en az iki kez ödeyemezken, 51 hanenin aynı dönemde birden fazla kez taşındığı tespit edildi.

Ekonomik güçlüklerin sağlık alanındaki yansımaları da dikkat çekti. 66 hanede ilaç alabilmek için borçlanıldığı, 27 hanede ise eczaneye kimlik bırakılarak ilaç temin edildiği kaydedildi.

AÇLIK, BARINMA SORUNU VE ÇOCUK İŞÇİLİĞİ EĞİTİMİ ETKİLİYOR

Öğretmen adaylarının AGS sonuçları sistemden kaldırıldı: Sorumlusu kim?
Öğretmen adaylarının AGS sonuçları sistemden kaldırıldı: Sorumlusu kim?
İçeriği Görüntüle

Söz konusu verilerin yalnızca sosyal yardım ya da yoksulluk göstergeleri olarak görülmemesi gerektiğini belirten Uçar, bunların aynı zamanda eğitim verileri olduğuna işaret ediyor.

Yeterli beslenemeyen, sık sık ev değiştirmek zorunda kalan, sağlık hizmetlerine erişmekte güçlük çeken veya ailesinin geçimine katkıda bulunmak için çalışmak zorunda kalan çocukların okula devamının ve öğrenme süreçlerinin doğrudan etkilendiği ifade ediliyor.

Bu nedenle eğitim hakkının yalnızca okul kaydı ve devam durumuyla ölçülemeyeceğini belirten Uçar; çocuğun okula aç gidip gitmediği, okul malzemelerinin bulunup bulunmadığı, ulaşım giderlerinin karşılanıp karşılanamadığı ve evde ders çalışabileceği uygun bir ortamın olup olmadığının da dikkate alınması gerektiğini vurguluyor.

“OKUL KIRTASİYESİ İÇİN DAYANIŞMA” ÇAĞRISI

Derin Yoksulluk Ağı, çocukların eğitim ihtiyaçlarına destek olmak amacıyla “Okul Kırtasiyesi İçin Dayanışma” kampanyasını başlattı.

Ekim ayı sonuna kadar sürmesi planlanan kampanyada, her çocuk için 5 bin liralık çanta ve kırtasiye desteği sağlanması hedefleniyor.

Kampanyayla, ekonomik koşulları nedeniyle okul ihtiyaçlarını karşılayamayan çocukların eğitim dönemine temel malzemelerden yoksun başlamasının önüne geçilmesi amaçlanıyor.

EĞİTİMDE FIRSAT EŞİTLİĞİ İÇİN ÖNERİLER

Çocukların yoksulluk nedeniyle eğitimden uzaklaşmaması için atılması gereken adımlar arasında ücretsiz ve nitelikli okul yemeği, temel eğitim giderlerinin ailelerin bütçesinden çıkarılması ve devamsızlık ile okul terklerinin yakından izlenmesi öne çıkıyor.

Öneriler arasında ayrıca çocuk işçiliğiyle mücadelenin ailelerin gelir güvencesini sağlayacak sosyal politikalarla desteklenmesi, bakım yükü yüksek hanelere yönelik sosyal yardımların artırılması ve eğitim hakkının yalnızca kayıt ve devam oranları üzerinden değil, çocuğun beslenme, barınma, sağlık ve okul yaşamına eşit katılım koşullarıyla birlikte değerlendirilmesi bulunuyor.

Çünkü eğitimde eşitlik, yalnızca her çocuğun aynı okula gidebilmesi değil; her çocuğun o okulda öğrenebilmesi, kendisini güvende ve ait hissedebilmesi için gerekli koşullara sahip olmasıyla mümkün.