Eğitim-İş, 2026-2027 eğitim-öğretim yılının başlaması dolayısıyla Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) önünde basın açıklaması yaptı. Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay, Bakanlığın yeni eğitim yılı öncesinde yayımladığı genelgenin öğretmenlere yönelik talimatlarla dolu olduğunu savundu.
Özbay, özellikle öğretmenlere önlük giydirilmesine ilişkin düzenlemeyi eleştirerek, bunun yönetmeliklerde karşılığı olmadığını ileri sürdü.
“ÖNLÜKLE EĞİTİMİN GERÇEK SORUNLARI ÖRTÜLEMEZ”
Özbay, “Milli Eğitim Bakanlığı önlükle eğitimin gerçek sorunlarının üzerini örtmek istiyor. Biz bu gerçek sorunların üzerinin örtülmesine izin vermeyeceğiz” dedi.
Önlük tartışmasının altında daha büyük sorunların bulunduğunu savunan Özbay; çocukların boş tabaklarını, seçimlerden önce verilen ancak hayata geçirilmeyen ücretsiz yemek sözlerini, okullardaki temizlik sorunlarını, kadrolu personel ve öğretmen açığını gündeme getirdi.
Her yıl yaklaşık 100 bin ücretli öğretmenin görevlendirilmesini de eleştiren Özbay, eğitimde temel sorunların kıyafet düzenlemesiyle çözülemeyeceğini söyledi.
“SINIFLARDA 45-50 ÖĞRENCİ VAR”
Sınıf mevcutları konusunda MEB’in açıkladığı ortalama rakamları da eleştiren Özbay, kırsal bölgelerde ve bazı okul türlerinde düşük olan öğrenci sayıları ile kent merkezlerindeki kalabalık sınıfların ortalamasının alınmasının gerçek tabloyu yansıtmadığını savundu.
Özbay, önlüğün öğretmen açığını kapatmayacağını ve okul güvenliğiyle ilgili sorunları çözmeyeceğini belirterek, “Önlüğün santimiyle değil, sınıfta çocuğa düşen alanla dert edinin eğitim sorunlarını” dedi.
Bir okulun kapısının açılması ve zilin çalmasının o okulun eğitime hazır olduğu anlamına gelmediğini söyleyen Özbay; öğretmen açığı, ikili eğitim, kalabalık sınıflar, derslik yetersizliği, temizlik ve güvenlik sorunlarının yapısal hale geldiğini ifade etti.
“OKULA BAŞLAMA MALİYETİ ÜÇ ASGARİ ÜCRET”
Özbay, günümüzde bir çocuğun okula başlama maliyetinin üç asgari ücrete karşılık geldiğini savundu.
Kırtasiye, beslenme, dijital araçlar ve yardımcı kaynak giderlerinin aileler üzerinde ciddi bir yük oluşturduğunu belirten Özbay, okullardaki kayıt parası iddialarına ilişkin Bakanlığın açıklamalarını da eleştirdi.
Bakanlığın kayıt parası alınmadığını söylemesine rağmen velilerden bağış adı altında para talep edildiğini savunan Özbay, bu uygulamanın bazı yerlerde zorunlu hale geldiğini ileri sürdü.
Özbay, farklı okullarda 20 bin liradan 100 bin liraya kadar çıkan ödemelerden söz ederek, İstanbul’da 300 bin liraya kadar kayıt parası adı altında “bağış” talep edildiğini iddia etti.
“HER ÜÇ ÇOCUKTAN BİRİ OKULA KAHVALTISIZ GİDİYOR”
Türkiye’de çocukların beslenme sorununa da dikkat çeken Özbay, kamuoyuna yansıyan PISA verilerine atıfta bulunarak Türkiye’nin sosyal ve maddi yoksunluğun yoğun olduğu ülkeler arasında yer aldığını söyledi.
Özbay, söz konusu verilere göre Türkiye’de her üç çocuktan birinin okula kahvaltı yapmadan gittiğini, her beş çocuktan birinin ise öğün atladığını belirtti.
Okul yemeğinin bir imkan değil, siyasi tercih olduğunu savunan Özbay, Finlandiya’da 1943’ten, Hindistan’da ise 2001’den bu yana okul yemeği uygulandığını belirterek Türkiye’deki 16 milyon devlet okulu öğrencisine yemek verilmemesini eleştirdi.
OKULLARDA TEMİZLİK VE GÜVENLİK TEPKİSİ
Okullardaki temizlik ve güvenlik sorunlarına da değinen Özbay, 60 binden fazla devlet okuluna Toplum Yararına Program kapsamında 6 aylığına 30 bin geçici personel görevlendirilmesini yetersiz buldu.
Kalıcı ve kadrolu temizlik ile güvenlik personeline ihtiyaç olduğunu savunan Özbay, okulların geçici uygulamalar yerine sürekli istihdamla desteklenmesi gerektiğini söyledi.
“13 ÖĞRETMEN İL DIŞINA SÜRGÜN EDİLDİ”
Kahramanmaraş’ta geçen yıl yaşanan okul saldırısı sonrasında yürütülen süreçten de söz eden Özbay, olayın ardından 13 öğretmenin il dışına gönderildiğini belirtti.
Bakanlığın kendi sorumluluklarını görmeyerek yaşananların faturasını öğretmenlere çıkardığını savunan Özbay, saldırıların ardından ağır travma yaşayan eğitimcilere destek olunması gerekirken öğretmenlerin görev yerlerinin değiştirildiğini ileri sürdü.
Özbay, Eğitim-İş olarak bu uygulamaya karşı mücadele edeceklerini ve öğretmenlerin haklarının iade edilmesi için çalışacaklarını söyledi.
MESEM’E “ÇOCUK İŞÇİLİĞİ” ELEŞTİRİSİ
Mesleki Eğitim Merkezleri’ne (MESEM) ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Özbay, uygulamanın eğitim modelinden çok çocuk işçiliğine ve kamu kaynaklarının sermayeye aktarılmasına hizmet ettiğini savundu.
Bakanlığın TBMM’ye verdiği iki farklı soru önergesi yanıtındaki verileri karşılaştıran Özbay, bir açıklamada son 10 yılda 13 ölümden söz edilirken, başka bir yanıtta 2025-2026 döneminde 9 bin 880 iş kazası ve 37 ölüm bilgisinin yer aldığını söyledi.
“İki cevap birden doğru olamayacağına göre asıl gerçek şudur: Bakanlık gerçekleri açıklamıyor” diyen Özbay, eğitim sistemindeki denetim mekanizmalarının yetersiz olduğunu ileri sürdü.
MEB ÖNÜNDE TABLDOT VE TUVALET KAĞIDI BIRAKILDI
Özbay ayrıca ÇEDES ve benzeri uygulamalara, karma eğitimin tartışmaya açılmasına ve öğretmenlere yönelik kılık kıyafet dayatmalarına tepki gösterdi.
Öğretmenlerin iktidarın propaganda memuru olmadığını söyleyen Özbay, 2012’den bu yana sona erdirileceği açıklanan ikili eğitimde halen 3 milyon 780 binden fazla öğrencinin bulunduğunu belirtti.
Basın açıklamasının ardından MEB binası önüne tabldot, temizlik malzemeleri ve tuvalet kağıdı bırakılarak okullardaki beslenme ve hijyen sorunlarına dikkat çekildi.