İYİ Parti Hukuk ve Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Afyonkarahisar Milletvekili Hakan Şeref Olgun, 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla ANKA Haber Ajansı’na değerlendirmelerde bulundu.
Olgun, kamuoyunda “çerçeve yasa” ve “barış süreci” olarak adlandırılan gelişmelerin hukuki kavramların doğru kullanılması gerektiği bir zeminde ele alınması gerektiğini savundu.
“BARIŞ GÜNÜ’NÜ SÜRECİN GÖLGESİNDE İDRAK EDİYORUZ”
1 Eylül Dünya Barış Günü’nün Türkiye’de kamuoyunda “çerçeve yasa” olarak anılan sürecin gölgesinde karşılandığını belirten Olgun, savaş ve barış kavramlarının hukuki anlamlarının birbirinden ayrılması gerektiğini söyledi.
Olgun, uluslararası hukukta savaş kavramının devletler arasındaki silahlı çatışmalarla ilişkilendirildiğini, devlet ile kendi toprakları içindeki silahlı bir örgüt arasındaki çatışmaların ise farklı bir hukuki kategori kapsamında değerlendirildiğini ifade etti.
“HUKUKİ TABLO NETTİR”
Türkiye’nin anayasal düzenine ve terörle mücadele mevzuatına işaret eden Olgun, devletin ülke ve millet bütünlüğünü koruma yükümlülüğünün bulunduğunu savundu.
Olgun, silahlı örgüt ile devlet arasındaki mücadelenin hukuken savaş olarak tanımlanamayacağını, devlet otoritesinin ve anayasal düzenin korunmasına yönelik bir mücadele olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
“YURTTA SULH, CİHANDA SULH” VURGUSU
İYİ Parti’nin Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesini devlet felsefesi olarak benimsediğini belirten Olgun, gerçek barışın hukukun üstünlüğü ve hukuki kavramların doğru kullanılmasıyla sağlanabileceğini söyledi.
Olgun, barış sürecinin yürütülmesinde tarafların hukuki sorumluluklarının da göz ardı edilmemesi gerektiğini savundu.
“MAĞDURİYET DENGESİ TERSİNE ÇEVRİLMEMELİ”
Olgun, iktidar ve süreçteki ortaklarının gelişmeleri savaş ve barış ikilemi üzerinden değerlendirmesi halinde dahi, uluslararası hukukta çatışmaların sona ermesinin tarafların sorumluluklarını ortadan kaldırmayacağını öne sürdü.
Bu kapsamda maddi ve manevi zararların kim tarafından karşılanacağı konusunun da dikkate alınması gerektiğini belirten Olgun, sürecin mağdurların haklarını zedeleyecek şekilde yürütülmemesi gerektiğini ifade etti.
Olgun, “Bugün barış adı altında sunulan bu çerçevenin hukuki sorumluluğu ve mağduriyet dengesini tersine çeviren bir dil üzerine inşa edilmesi Dünya Barış Günü’nün özüyle de hukuk devleti ilkesiyle de bağdaşmamaktadır” dedi.