Ekonomi

Dünya Bankası'ndan küresel ekonomi uyarısı: En kötü senaryoya yaklaşılıyor

Dünya Bankası Başekonomisti Indermit Gill, Orta Doğu'daki çatışmalar için üç farklı senaryo oluşturduğunu, en kötü senaryonun ise gerçekleşmeye oldukça yaklaştığını söyledi. Gill, ABD-İran savaşının uzaması halinde küresel büyümenin yüzde 1,3'e kadar gerileyebileceği, enflasyonun ise yüzde 4,5'e yükselebileceği uyarısında bulundu.

Dünya Bankası Başekonomisti Indermit Gill, ABD ile İran arasında tırmanan çatışmaların küresel ekonomi üzerinde ciddi riskler oluşturduğunu belirterek, savaşın uzun sürmesi halinde dünya ekonomisinin keskin şekilde yavaşlayabileceği uyarısında bulundu.

Gill'e göre çatışmaların altı ay veya daha uzun sürmesi halinde küresel ekonomik büyüme 2025'teki yüzde 2,9 seviyesinden yüzde 1,3'e kadar gerileyebilir.

Aynı senaryoda küresel tüketici enflasyonunun da yüzde 4,5'e yükselmesi bekleniyor.

Başekonomist, savaşın uzaması ve bölgedeki petrol altyapısının zarar görmesi halinde yalnızca enerji fiyatlarının değil, tarım sektörünün de olumsuz etkileneceğini söyledi.

Özellikle gübre üretiminde kullanılan sülfür ile helyum sevkiyatlarının aksaması, gıda üretimini ve küresel gıda fiyatlarını da yukarı çekebilir.

Gill, yükselen enflasyonun merkez bankalarını yeniden faiz artırımlarına zorlayabileceğini belirterek bunun özellikle yüksek borç yükü taşıyan ülkeler için ciddi sorun yaratacağını ifade etti.

Artan borçlanma maliyetlerinin eğitim, sağlık ve kamu yatırımlarına ayrılan kaynakları azaltabileceğini söyleyen Gill, bazı ülkelerin borçlarını çevirmekte zorlanabileceği uyarısında bulundu.

Dünya Bankası verilerine göre düşük ve orta gelirli ülkelerin yaklaşık yüzde 40'ı halihazırda borç sıkıntısı yaşıyor veya bu riskle karşı karşıya bulunuyor.

Gill, faizlerin yükselmesi halinde bu ülke sayısının hızla artabileceğini ve bazı ülkelerin borç affına ihtiyaç duyabileceğini dile getirdi.

Gill, dünyanın en büyük ekonomileri olan ABD, Çin ve Hindistan'ın mevcut çatışmalardan görece daha az etkilendiğini, ancak gelişmekte olan ülkelerin çok daha kırılgan bir yapıya sahip olduğunu söyledi.

Gill, olumsuz tabloya rağmen yapay zekanın gelişmekte olan ülkeler açısından önemli bir fırsat sunduğunu da belirtti.

Dünya Bankası'nın analizine göre, yapay zekadan olumsuz etkilenmesi beklenen çalışanların oranı gelişmekte olan ülkelerde yaklaşık yüzde 10, gelişmiş ekonomilerde ise yüzde 30 ila 40 seviyesinde bulunuyor.

Gill, doğru yatırımların yapılması halinde yapay zekanın uzun vadede gelişmekte olan ülkelerde verimliliği artırarak ekonomik büyümeye önemli katkı sağlayabileceğini ifade etti.