Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ile Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa, Drujba petrol boru hattında yaşanan kesintinin ardından Orta Avrupa’ya enerji akışını yeniden sağlamak için girişimlerin hızlandırıldığını açıkladı.
DRUJBA HATTINDAKİ KESİNTİ ALARMA GEÇİRDİ
İki liderin ortak açıklamasında, Rusya’dan Orta Avrupa’ya Ukrayna üzerinden petrol taşıyan Drujba Boru Hattı’nda 27 Ocak’ta yaşanan saldırılar nedeniyle Macaristan ve Slovakya’ya ham petrol sevkiyatının aksadığı hatırlatıldı.
Kesintinin giderilmesi ve hattın yeniden işler hale getirilmesi için AB üyesi ülkeler ile Ukrayna arasında yoğun diplomatik temasların sürdüğü bildirildi.
AB’DEN UKRAYNA’YA TEKNİK VE MALİ DESTEK
Açıklamada, Avrupa Birliği’nin Ukrayna’ya hem teknik destek hem de finansman teklifinde bulunduğu vurgulandı. Kiev yönetiminin bu teklifi kabul ettiği belirtilirken, Avrupalı uzmanların sahada görev almaya hazır olduğu ifade edildi.
Enerji güvenliğinin öncelikli konu olduğuna dikkat çekilen açıklamada, Rusya dışındaki kaynaklardan petrol tedariki için alternatif güzergahların da değerlendirildiği kaydedildi.
ALTERNATİF ENERJİ HATLARI MASADA
AB Komisyonu’nun, Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinin enerji arzını güvence altına almak amacıyla farklı tedarik yolları üzerinde çalışmalarını sürdürdüğü belirtildi. Bu kapsamda bölgenin Rusya’ya olan enerji bağımlılığını azaltacak adımların hızlandırılması planlanıyor.
MACARİSTAN VE SLOVAKYA’DAN SERT TEPKİ
Drujba hattı, özellikle Macaristan ve Slovakya için kritik enerji kaynaklarından biri olmaya devam ediyor. 27 Ocak’taki saldırının ardından petrol akışının durması, iki ülkenin tepkisine yol açtı.
Budapeşte ve Bratislava yönetimleri, Ukrayna’yı sevkiyatın sürdürülmesi konusunda yeterli çabayı göstermemekle suçladı.
AB KARARLARI BLOKE EDİLİYOR
Öte yandan Macaristan ve Slovakya, petrol akışı yeniden sağlanana kadar Ukrayna’ya yönelik 90 milyar euroluk AB kredi paketine ve Rusya’ya karşı hazırlanmakta olan 20. yaptırım paketine onay vermeyeceklerini duyurdu.
Bu gelişme, Avrupa Birliği içinde enerji güvenliği ve siyasi karar alma süreçlerinin bir kez daha iç içe geçtiğini ortaya koydu.