DİSK Basın-İş, LGBTİ+ dernekleri ve aktivistlerine yönelik erişim engellerinin ardından Evrensel Gazetesi, Uluslararası Af Örgütü Türkiye, Barış Akademisyenleri ve Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği’nin de aralarında bulunduğu çok sayıda X ve Instagram hesabının Türkiye’den erişime engellendiğini belirterek, uygulamanın basın, ifade ve örgütlenme özgürlüğünü hedef aldığını ifade etti.
DİSK Basın-İş, son günlerde sosyal medya hesaplarına getirilen erişim engellerine ilişkin yazılı açıklama yaptı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
"Demokratik bir hukuk devletinde kamuoyunun bilgi alma hakkı, basın özgürlüğü ve örgütlenme özgürlüğü Anayasal güvence altındadır. Ancak son gelişmeler, bu ilkelerin dijital alanda sistematik biçimde aşındırıldığını göstermektedir. LGBTİ+ dernekleri, örgütleri ve aktivistlerine yönelik 12 Eylül’de başlayan erişim engellerinin ardından, aralarında çok sayıda üniversite LGBTİ+ topluluğunun da bulunduğu 32 X hesabı daha 13 Eylül’de erişime engellenmişti. Bugün de aralarında Evrensel Gazetesi, Uluslararası Af Örgütü Türkiye, Barış Akademisyenleri ve Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği’nin (MLSA) hesaplarının da bulunduğu çok sayıda X ve Instagram hesabı erişime engellendi. Evrensel Gazetesi, Uluslararası Af Örgütü Türkiye, Barış Akademisyenleri ve Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) gibi farklı alanlarda faaliyet yürüten kurumların sosyal medya hesaplarının X platformu tarafından Türkiye’den erişime engellenmesi, sansür pratiğinin kurumsallaşmış bir boyuta ulaştığına işaret etmektedir.
Söz konusu hesapların 'jet hızıyla' görünmez kılınması, keyfi ve denetimsiz bir müdahale görüntüsü vermektedir. Bir yandan hak ihlallerini raporlayan, diğer yandan kamusal tartışmaya katkı sunan sivil toplum kuruluşlarının ve bağımsız medya organlarının sessizleştirilmesi, çoğulcu demokrasinin temel taşlarına yönelik doğrudan bir saldırıdır. Bu operasyon, yalnızca belirli hesapların erişilebilirliğini ortadan kaldırmakla kalmamakta; aynı zamanda toplumun haber alma, örgütlenme ve hak arama kapasitesini hedef almaktadır. Sansürün dijital platformlar aracılığıyla ve 'hız' vurgusuyla meşrulaştırılması, hukuki denetimden yoksun bir müdahale alanı yaratmaktadır. Oysa ifade özgürlüğüne yapılan her sınırlama; hukuki, şeffaf ve orantılı olmak zorundadır. Kamuoyunu bilgilendiren, hak temelli çalışma yürüten aktörlerin susturulması, 'milli güvenlik' veya 'kamu düzeni' gibi soyut gerekçelerle bile savunulamaz. Zira demokrasiler, en zor konuların bile konuşulabildiği, sorgulanabildiği ve raporlanabildiği rejimlerdir.
Basın ve ifade özgürlüğü savunucusu olarak, X platformunun bu kararını derhal geri almasını, erişim engellerinin kaldırılmasını ve sansür uygulamalarına ilişkin şeffaf bir gerekçe sunmasını talep ediyoruz. Aynı zamanda yetkili kamu kurumlarını, dijital alanda ifade özgürlüğünü fiilen ortadan kaldıran bu tür müdahaleleri soruşturmaya ve Anayasa’nın güvence altına aldığı temel hakları korumaya davet ediyoruz. Susturma operasyonları genişleyerek devam ettiği sürece, demokratik kamusal alan daralmakta; toplumun hakikatle kurduğu bağ zayıflamaktadır. Basın özgürlüğü, yalnızca gazetecilerin değil; her yurttaşın özgürlüğüdür. Bu nedenle, bu engelleme karşısında sessiz kalmak, sansürün bir parçası olmak anlamına gelir."




