Güncel

Dilek İmamoğlu: 'Yargıtay'ı adaleti savunmaya davet ediyoruz'

Aile Dayanışma Ağı'nın 35. buluşması Silivri'de gerçekleştirildi. Buluşmada konuşan Dilek İmamoğlu, "Bir hukuk devletinde asla olmaması gereken, usulen hatalı, kanunen tamamen geçersiz bir ‘mutlak butlan’ kararıyla niyetlerini bir kez daha onayladılar. Alınan bu hukuksuz kararla bize şunu söylüyorlar; Türkiye’de bugüne kadar yapılan tüm seçimler, bir mahkeme kararıyla iptal edilebilir" dedi. İmamoğlu ayrıca Yargıtay'a çağrı yaptı.

19 Mart operasyonu mağdur yakınları tarafından kurulan Aile Dayanışma Ağı (ADA), Silivri Duruşma Salonu’nun yan tarafında bulunan otopark alanında bir araya geldi.

35’inci buluşmaya; arasında CHP Genel Başkan Yardımcısı Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu'nun da bulunduğu milletvekilleri, gazeteciler, sanatçılar ve bir grup vatandaş destek verdi.

“EKREM İMAMOĞLU VE ARKADAŞLARI MASUM”

Bir yılı aşkın süredir Silivri’de tutuklu bulunan İBB Başkanı ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek Kaya İmamoğlu, yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“Bir buçuk yıldır büyük bir mücadelenin içerisindeyiz. Bir buçuk yıldır alnımız ak, başımız dik bir şekilde buradayız. Dava ilerledikçe haklılığımız daha da netleşiyor, inancımız daha da büyüyor. Aylardır verdiğimiz bu hukuk mücadelesi, sadece sevdiklerimiz ve bizler için değil Türkiye Cumhuriyeti’nin, demokrasimizin geleceği içindir. Her geçen gün yaşananlar bu gerçeği artık üstü örtülemez şekilde ortaya koyuyor. Her şey ortadadır, Ekrem İmamoğlu ve arkadaşları masumdur.

“YARGITAY’I ADALETİ SAVUNMAYA DAVET EDİYORUZ”

Millet iradesini tanımayan, yargı eliyle siyaseti şekillendirmeye çalışan bir anlayışla karşı karşıyayız. İstemediği, işine gelmeyen hiçbir seçim sürecine saygı duymayan bir zihniyetle mücadele ediyoruz. Açıkça halkın hür iradesinin önüne bariyer çekiyor, bizim irademize boyun eğeceksiniz diyorlar.

Bir hukuk devletinde asla olmaması gereken, usulen hatalı, kanunen tamamen geçersiz bir ‘mutlak butlan’ kararıyla niyetlerini bir kez daha onayladılar. Alınan bu hukuksuz kararla bize şunu söylüyorlar; Türkiye’de bugüne kadar yapılan tüm seçimler, bir mahkeme kararıyla iptal edilebilir. Türkiye’ye yaşatılan bu süreç, bize partiler üstü bir toplumsal muhalefetin yolunu açmıştır. Yargıtay’ı, adaleti savunmaya, bağımsızlığını korumaya ve üzerine düşen tarihi görevi eksiksiz yerine getirmeye davet ediyoruz.

“DOĞRUDAN ASLA ŞAŞMADI”

Ne yazık ki bir bayramı daha sevdiklerimizden ayrı; haksızlıkların, adaletsizliklerin gölgesinde geçirdik. Adalet yerini bulmadığı sürece bizim için her bayram eksik, her bayram buruk oluyor. Dün sevgili eşim Ekrem İmamoğlu yeni yaşına girdi. Ekrem; 55 yıllık hayatı boyunca doğrudan, dürüstlükten asla şaşmadı; kimseyi ayırmadı, incitmedi; Atatürk’ün yolundan, demokrasiden, adaletten asla şaşmadı.

Bundan sonra milletin sevgisini ve desteğini hayatının sonuna kadar hissederek, onurlu bir yaşam süreceğinden hiç şüphem yok. Herkese böyle güzel duygularla, böyle güzel yaş alabilmeyi diliyorum. Bir sonraki doğum gününü duruşma salonlarında değil, daha özgür, daha adil bir Türkiye’de; ailesi, sevenleri ve yol arkadaşlarıyla hep bir arada kutlayacağımız günlerin yakında olduğun inanıyorum.

“YAKTIĞI MEŞALEYİ HEP BİRLİKTE GELECEĞE TAŞIYORUZ”

Bugün Türkiye büyük bir değişimin eşiğinde. Demokrasinin, adaletin, millet iradesinin yeniden doğum sancısını yaşıyoruz. Bu büyük mücadeleden umutlu, aydınlık, adil ve eşit bir Türkiye Cumhuriyeti doğacak. Bundan hiç şüphem yok. Bu büyük değişime öncülük eden Ekrem İmamoğlu’nun, Sayın Genel Başkanımız Özgür Özel’in ve yol arkadaşlarının yaktığı meşaleyi hep birlikte azim ve kararlılıkla geleceğe taşıyoruz.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin seçilmiş yöneticileri, üyeleri, Türkiye’nin seçimli bir demokrasiden uzaklaşmasını istemeyen toplumun her kesiminden demokratlar ve milletimiz; ülkemizin karanlığa gömülmesine asla izin vermeyecektir. Bizim yolumuz nettir. Cumhuriyet Halk Partisi, yalnızca bir siyasi yapı değil; bu ülkenin kurucu iradesidir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bizlere emaneti, Cumhuriyetin bekçisidir. Ülkenin birleştirici gücü ve kuruluş felsefesi olan Altı Ok’un temsilcisidir.

“CUMHURİYETİMİZE SAHİP ÇIKACAĞIZ”

Biz gücümüzü milletten; bu topraklarda adalete, eşitliğe ve halkın egemenliğine olan sarsılmaz inancımızdan alıyoruz. Bu ülkede yaşayan, demokrasiyi ve cumhuriyeti damarlarında hisseden bizler, Cumhuriyetten asla vazgeçmeyeceğiz. Cumhuriyet; halkın tamamına çok büyük hak ve özgürlükler kazandırmıştır. Fakat özellikle biz kadınlar için anlamı çok daha büyüktür. Kadınlar; Cumhuriyet ile toplumsal hayatın her alanında var olabilmiş, siyasette söz hakkına sahip olmuş, özgürleşmiştir. Cumhuriyet kadınları olarak; Cumhuriyetimize, onun kazanımlarına ve çağdaş değerlerine sonuna kadar sahip çıkacağız.

“BAŞARDIK, YİNE BAŞARACAĞIZ. BAŞARMAK ZORUNDAYIZ”

Buradan, Aile Dayanışma Ağı'nın ve bu adaletsizliğe karşı duran herkesin ortak sesi olarak sesleniyoruz: Gelin, bu hukuksuzluktan vazgeçin.

Adaleti, demokrasiyi ve ülkemizin geleceğini kişisel, küresel ya da siyasi hesaplarınızın üzerinde tutun. Bu ülkenin güzel insanları birlik, beraberlik ve tam bir kenetlenme içinde geleceğe yürüsün. Tam bağımsız, özgür, çağdaş ve demokratik bir Türkiye için hep birlikte çalışalım. Çocuklarımızın, gençlerimizin hayallerini gerçekleştirebildiği; güven içerisinde yaşadığı bir geleceği ancak böyle var edebiliriz.

Bu topraklar ve üzerinde yaşayan halklar için çok hesaplar yapıldı, çok planlar kuruldu. En zor günlerimizde birlik olarak bunları boşa çıkarmayı bildik; kendi geleceğimizi kendimiz tayin ederiz dedik. Başardık, yine başaracağız. Başarmak zorundayız.”

“BİZİM İSTEDİĞİMİZ ŞEY ÇOK BASİT: ADALET!”

Daha sonra İBB Davası'nda tutuklu olarak yargılanan İBB Halkla İlişkiler Müdürü Serap Karay’ın kardeşi Nuray Tiryaki söz aldı.

Tiryaki de konuşmasına şöyle devam etti:

"Bugün burada bir dosyayı değil, bir insanın kararını değil; bir ailenin gerçeğini anlatmak için bulunuyorum. Bazen insan bir yokluğu kelimelerle anlatamaz. Çünkü bazı yokluklar görülmez, hissedilir. Boş kalan bir koltukta hissedilir. Çalmayan bir telefonda hissedilir. Bayram sabahı kurulan sofrada hissedilir. Aile tablosundaki eksik bir yüzde hissedilir. Biz bu eksikliği her gün yaşıyoruz. Ablam, çocukluğumdan beri hayatımın en önemli parçalarından biridir. Sevincimi paylaştığım, üzüntümü paylaştığım, en zor günlerde yanımda bulduğum insandır.

Bugün onun yokluğunu yaşarken en çok annemi düşünüyorum. Bir anne olarak hayatının en ağır dönemlerinden birini yaşıyor. Yıllarca aynı evde yaşadığı, her gün gördüğü kızından ayrı kalmak onun için sadece bir özlem değil; her gün yeniden açılan bir yaradır. Her telefon çaldığında, gözleri kapıya gidiyor. Her sabaha bir eksikle uyanıyor. Her akşama aynı hasretle günü tamamlıyor. Çünkü bir annenin evladına duyduğu özlemin tarifi yoktur.

Zaman geçiyor, takvimler değişiyor, mevsimler değişiyor. Günler haftalara, haftalar aylara dönüşüyor ama özlem azalmıyor; aksine her geçen gün daha da büyüyor. Biz burada hiç kimseden ayrıcalık istemiyoruz. Bizim istediğimiz şey çok basit: Adalet! Zamanında işleyen adalet, hakkaniyetle işleyen adalet, toplumun vicdanını rahatlatan adalet. Çünkü adalet sadece karar vermek değildir. Adalet, aynı zamanda insanların hayatından geri alınamayacak zamanları koruyabilmektir. Geciken her gün, bir ailenin hayatından eksilen bir gündür.

Geciken her gün, bir annenin evladına duyduğu hasretin biraz daha büyümesidir. Geciken her gün, geriye getirilemeyecek anıların kaybıdır. Bugün buradan yalnızca ablam için değil, benzer acıları yaşayan tüm aileler için sesleniyorum. Umudumuzu kaybetmedik. Adalete olan inancımızı kaybetmedik. Vicdana olan güvenimizi kaybetmedik. Tek temennimiz; adaletin gecikmeden, hakkaniyetle ve insan hayatının değerini gözeterek tecelli etmesidir. Çünkü adalet sadece mahkeme salonlarında verilen kararlarla değil, insanların kalbinde bıraktığı güven duygusuyla yaşar. Ve biz bugün, o güven duygusunu korumak için konuşuyoruz."