Başarılı oyuncu Dilan Çiçek Deniz, anksiyete ile olan mücadelesini ve kariyer yolculuğundaki dönüm noktalarını paylaştı. Kaygıyı bir zayıflık olarak görmediğini belirten Deniz, "Anksiyete, özgürlüğün baş dönmesidir" sözüyle hayata bakış açısını anlattı.
Kariyerindeki başarıları ve yapımcılığa attığı yeni adımlarla adından söz ettiren Dilan Çiçek Deniz, iç dünyasına dair dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Numéro Dergisi'ne konuşan ünlü oyuncu, çocukluğundan bugüne uzanan sanat yolculuğunu ve kişisel mücadelesini samimiyetle dile getirdi.
Yapı itibarıyla anksiyeteye yatkın olduğunu belirten Deniz, bu durumla nasıl başa çıktığını ünlü filozof Soren Kierkegaard’ın bir sözüyle örneklendirdi. Kaygı hissettiği anlarda bakış açısını değiştirdiğini vurgulayan oyuncu, şu ifadeleri kullandı:
"Ne zaman huzursuz hissetsem Kierkegaard’ın ‘Anksiyete, özgürlüğün baş dönmesidir’ sözü aklıma gelir. O baş dönmesini bir zayıflık değil, potansiyel olarak görmeye çalışıyorum. Bu, bir düşüş değil; başarabilme potansiyelidir."
Tiyatroyla çok küçük yaşlarda tanıştığını ifade eden Dilan Çiçek Deniz, motivasyonunun bir "içgüdü" olduğunu söyledi. Annesinin yönettiği oyunlarda dekor kurulumuna yardım ederek işin mutfağında yetiştiğini belirten Deniz, ilk tiyatro ödülünü henüz 17 yaşındayken kazandığını hatırlattı.
Edebiyatla olan bağının da çok güçlü olduğunu dile getiren ünlü isim, şiirin hayatındaki yerini şu sözlerle anlattı:
"Şiir, hayata daha dikkatle bakmayı öğretti bana. Gecenin bir yarısı ‘şiirim geldi’ diye annemi uyandırır, beraber yazardık. Şiir yazmak kadar, onu anlayanının az olması da bu türü zorlaştırıyor."
Oyunculuğun yanı sıra ‘Dilan Hakkında Konuşmalıyız’ filmiyle yapımcılığa adım atan Deniz, bu deneyimin kendisini beslediğini söyledi. Bir projenin sadece "yüzü" değil, "omurgası" olmanın önemine değinen oyuncu, yaratım sürecinden dağıtım aşamasına kadar işin mutfağında yer almanın kendisine çok iyi geldiğini sözlerine ekledi.