Ekonomi

Devlet okulunda 1 yıl okumanın maliyeti hesaplandı

Türkiye’de yeni eğitim öğretim yılı başlarken ailelerin okul masrafları da hızla büyüyor. Devlet okulunda eğitim ücretsiz olsa da kırtasiye, kıyafet, yemek ve ulaşım gibi giderler öğrencinin yıllık maliyetini ciddi ölçüde artırırken, eğitim enflasyonunun gerçek fatura üzerindeki etkisi dikkat çekiyor.

Türkiye'de 2026-2027 eğitim öğretim yılı, eğitim hizmetlerindeki fiyat artışının genel enflasyonun üzerinde seyrettiği bir dönemde başladı. Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) ağustos verilerine göre tüketici fiyatları yıllık bazda yüzde 31,51 artarken, eğitim hizmetlerindeki yıllık artış yüzde 53,44 olarak kaydedildi.

Ancak ailelerin çocuklarının eğitimi için yaptığı toplam harcama, yalnızca TÜİK'in eğitim grubunda izlediği fiyatlardan ibaret değil. Kırtasiye, kıyafet, beslenme ve ulaşım gibi giderler de eklendiğinde okul masrafları önemli ölçüde yükseliyor.

Yapılan çeşitli hesaplamalar, bir öğrencinin okula başlangıç maliyetinin 81 bin lirayı, yıllık toplam eğitim giderinin ise bazı durumlarda 155 bin lirayı aşabildiğini ortaya koyuyor.

EĞİTİM FİYATLARI GENEL ENFLASYONUN ÜZERİNDE

TÜİK'in ağustos ayı verilerinde eğitim hizmetleri grubundaki yıllık fiyat artışı yüzde 53,44 oldu. Böylece eğitim enflasyonu, yüzde 31,51'lik genel tüketici enflasyonunun yaklaşık 22 puan üzerinde gerçekleşti.

Eğitim grubunda aylık fiyat artışı ise yüzde 8,62 olarak hesaplandı. TÜFE sepetinde eğitimin ağırlığı yüzde 2,02 seviyesinde bulunuyor. Bu nedenle eğitim fiyatlarındaki yüksek artışa rağmen genel enflasyona etkisi, ağırlığı daha yüksek olan gıda, konut ve ulaştırma gibi harcama gruplarına kıyasla daha sınırlı kalıyor.

Ağustos 2025'te yüzde 60,91 olan yıllık eğitim enflasyonu gerilese de eğitim, fiyatların en hızlı yükseldiği alanlardan biri olmayı sürdürüyor. Özellikle yükseköğretim ücretlerinde kaydedilen yüzde 102,69'luk yıllık artış dikkat çekiyor.

OKULA BAŞLAMA MALİYETİ 81 BİN LİRAYI GEÇEBİLİYOR

Devlet okullarında öğrenim ücreti bulunmamasına rağmen ailelerin karşılaştığı eğitim giderleri şehir, okulun eve uzaklığı, servis kullanımı, beslenme alışkanlığı ve yardımcı kaynak ihtiyacına göre değişiyor.

Eğitim-İş'in Ankara fiyatlarını esas alarak hazırladığı 2026-2027 Okula Başlama Maliyeti Araştırması'na göre başlangıç giderleri bir önceki yıla göre yüzde 23 ila yüzde 29 arasında arttı.

Araştırmada kırtasiye harcamaları ilkokul öğrencileri için 6 bin 363 lira, ortaokul öğrencileri için 7 bin 666 lira, lise öğrencileri için ise 10 bin 328 lira olarak hesaplandı.

İki takım okul kıyafeti, çorap, kışlık ayakkabı, kaban, eşofman ve spor ayakkabısından oluşan giyim giderinin ise tüm eğitim kademelerinde 15 bin 900 liraya ulaştığı belirtildi.

Servis kullanılmadığında yalnızca kırtasiye ve giyim masrafları ilkokulda 22 bin, ortaokulda 23 bin, lisede ise 26 bin lirayı aşıyor.

Kısa mesafeli servis kullanılması halinde başlangıç maliyeti ilkokul öğrencilerinde 64 bin, ortaokullarda 65 bin, liselerde ise 68 bin liranın üzerine çıkıyor. Uzun mesafeli servislerde ise bu tutarlar sırasıyla 77 bin, 78 bin ve 81 bin lirayı aşıyor.

YILLIK EĞİTİM FATURASI 155 BİN LİRAYA ULAŞIYOR

Okul alışverişleri, ailelerin eğitim için yıl boyunca yaptığı harcamaların yalnızca bir bölümünü oluşturuyor.

YENİ Parti Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu tarafından paylaşılan analize göre devlet okulunda eğitim gören bir ilkokul öğrencisinin yıllık gideri 70 bin 500 ila 110 bin 500 lira arasında değişiyor.

Bu hesaplamada kırtasiye ve yardımcı materyaller için 4 bin 500 ila 6 bin lira, kıyafet için 4 bin ila 7 bin lira, evde hazırlanan beslenme için ise 15 bin ila 25 bin lira arasında harcama öngörülüyor.

Kantin ve günlük harçlık giderleri yıllık 18 bin ila 27 bin lira arasında hesaplanırken, servis maliyeti 27 bin ila 40 bin 500 lira arasında değişiyor.

Lise öğrencilerinde ise yıllık eğitim maliyetinin 84 bin liradan başlayarak 155 bin liraya kadar çıkabildiği belirtiliyor. Teknolojik ihtiyaçlar, ulaşım ve sınava hazırlık materyalleri bu kademedeki toplam harcamayı artıran kalemler arasında yer alıyor.

BESLENME VE ULAŞIM AİLE BÜTÇESİNİ ZORLUYOR

Eğitim-İş'in araştırmasına göre ilkokul öğrencisinin evden götürdüğü beslenme çantasının aylık maliyeti 2 bin 296 liraya ulaştı.

Ortaokul ve lise öğrencilerinde ise tost, ayran ve sudan oluşan bir kantin alışverişinin aylık maliyeti 2 bin 990 lira olarak hesaplandı.

Uzun mesafeli servis ücreti ile beslenme gideri birlikte değerlendirildiğinde aylık maliyet ilkokul öğrencilerinde 8 bin 440 liraya, ortaokul ve lise öğrencilerinde ise 9 bin 134 liraya kadar çıkıyor.

Ankara'da öğrenci abonmanı kullanan bir çocuğun başlangıç ve ulaşım giderleri de ilkokul seviyesinde 28 bin, ortaokulda 29 bin, lisede 32 bin liranın üzerine çıkıyor.

DEVLET OKULLARINDA KAYIT ÜCRETİ YOK, EK GİDERLER TARTIŞMA KONUSU

Milli Eğitim Bakanlığı, 2026-2027 eğitim öğretim yılı için 283 milyondan fazla ders kitabını hazırlayarak okullara dağıttı. Bakanlık ayrıca e-Okul sistemi üzerinden gerçekleştirilen otomatik kayıtlarda velilerden kayıt parası veya başka bir ad altında zorunlu ücret talep edilemeyeceğini belirtiyor.

Mevzuat uyarınca okul aile birliklerinin velileri bağış yapmaya zorlaması ve kayıt döneminde bağış toplaması da mümkün değil. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin de devlet okullarında kayıt ücreti veya zorunlu bağış uygulaması bulunmadığını ifade ediyor.

Buna karşın eğitim sendikaları, yardımcı kaynak, temizlik, güvenlik ve bakım gibi bazı ihtiyaçların farklı adlar altında velilerin karşısına çıkarıldığını savunuyor.

“EĞİTİM ENFLASYONU TÜM HARCAMALARI KAPSAMIYOR”

Eğitim Reformu Girişimi (ERG) Kıdemli Politika Analisti Özgenur Korlu, TÜİK'in eğitim enflasyonu ile ailelerin çocuklarının eğitimi için yaptığı toplam harcamanın aynı kapsamda değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekiyor.

Korlu, enflasyondaki gerilemenin fiyatların düşmesi anlamına gelmediğini belirterek eğitim hizmetlerinde yüzde 53,44'lük artış görülmesine rağmen bunun velilerin karşılaştığı tüm maliyetleri yansıtmadığını ifade ediyor.

Servis, yemek, kırtasiye ve kıyafet gibi harcamaların TÜFE'de farklı kategoriler altında takip edildiğini belirten Korlu, kira, gıda ve ulaşım gibi temel giderlerdeki yükselişin de ailelerin eğitim için ayırabildiği bütçeyi daralttığını vurguluyor.

EĞİTİM MALİYETLERİ İÇİN DAHA GENİŞ POLİTİKALAR GEREKİYOR

Korlu'ya göre okul kıyafeti, kırtasiye ve yardımcı kaynak piyasasına yönelik düzenlemeler ailelerin eğitim harcamalarının azaltılmasına katkı sağlayabilir.

Okulların velileri belirli bir satıcıya yönlendirmemesi, temel sınıf malzemelerinin net biçimde belirlenmesi ve düşük gelirli ailelere doğrudan eğitim desteği sağlanması da öneriler arasında bulunuyor.

Eğitim harcamalarındaki baskının yalnızca eğitim politikaları üzerinden ele alınamayacağını belirten Korlu, istihdam, gelir dağılımı, sosyal yardım, barınma ve ulaşım politikalarının da birlikte değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor.

AİLELERİN EĞİTİM TERCİHLERİNDE REKABET ETKİSİ

Korlu, ailelerin çocuklarının yalnızca iyi bir eğitim almasını değil, aynı zamanda akranlarına kıyasla daha avantajlı bir eğitim görmesini istemesinin kurs, özel ders, dijital uygulama ve yardımcı kaynaklara yönelik talebi artırdığını belirtiyor.

Eğitim ürünlerinde yüksek fiyatın daha yüksek kalite anlamına geldiği yönündeki algının da tüketici tercihlerini etkileyebildiğini ifade eden Korlu, ailelerin kararlarında sosyal medya, veli grupları ve çevreden edinilen bilgilerin rol oynadığını dile getiriyor.

“ASIL ÇÖZÜM MAHALLEDEKİ OKULU GÜÇLENDİRMEK”

Korlu, eğitim harcamalarını artıran rekabetin arka planında okullar arasındaki başarı ve imkan farklılıklarının bulunduğunu belirtiyor.

Merkezi sınavların etkisi nedeniyle ailelerin sınırlı sayıdaki okula erişebilmek için kurs, özel ders ve yardımcı kaynaklara yöneldiğini ifade eden Korlu, kalıcı çözümün okullar arasındaki imkan farklarının azaltılması olduğunu savunuyor.

Korlu'ya göre öğrencilerin yaşadıkları mahallede nitelikli eğitim alabilecekleri okulların güçlendirilmesi, hem sınava hazırlık harcamalarını hem de ulaşım maliyetlerini azaltabilir.

Okullar arasındaki farkların azalmasının öğrencilerin daha uzak mesafelerdeki okullara yönelme ihtiyacını da düşürebileceğini belirten Korlu, eğitimde hedefin öğrencinin yaşadığı bölgeden bağımsız olarak benzer nitelikte eğitim imkanına erişebilmesi olması gerektiğini ifade ediyor.

EĞİTİM SENDİKALARINDAN ÜCRETSİZ YEMEK VE ULAŞIM TALEBİ

Eğitim-İş, 14 Eylül'de Milli Eğitim Bakanlığı önünde yaptığı açıklamada eğitim giderlerinin önemli bölümünün aile bütçelerinden kamu bütçesine aktarılması çağrısında bulundu.

Sendika, tüm öğrencilere en az bir öğün ücretsiz ve sağlıklı yemek ile temiz içme suyu verilmesini, kırtasiye ve ulaşım gibi temel giderlerin karşılanmasını ve okullara yeterli doğrudan bütçe aktarılmasını talep ediyor.

Eğitim-Sen de beslenme, ulaşım, kıyafet, kırtasiye ve teknolojik araç giderlerinin özellikle asgari ücretle geçinen, tek gelirli veya birden fazla çocuğu bulunan aileler üzerindeki yüküne dikkat çekiyor.

Sendika, ücretsiz okul yemeği ve ulaşım desteğinin eğitim hakkının bir parçası olarak değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor. Ayrıca okulların temizlik, güvenlik ve yardımcı personel ihtiyacının kalıcı kamu istihdamıyla karşılanmasını istiyor.

Devlet okullarında öğrenim ücreti bulunmamasına rağmen eğitime erişim için gerekli yan giderlerin ailelerin bütçesinde giderek daha büyük yer tutması, yeni eğitim döneminin öne çıkan ekonomik başlıklarından biri olarak dikkat çekiyor.