MHP lideri Devlet Bahçeli’nin mimarı olduğu, iktidarın Terörsüz Türkiye adını verdiği, DEM Parti ve terör örgütü PKK’nın elebaşı Abdullah Öcalan ile yürütülen ikinci açılım sürecinde gözler yasal düzenlemelere çevrildi.
İktidara yakın Türkiye Gazetesi’nin haberine göre; çerçeve yasa taslağında çalışmaların son aşamaya geldiği öğrenildi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile AKP Genel Başkanvekili Efkan Ala'nın koordinasyonunda yürütülen hazırlıkların büyük ölçüde tamamlandığı, önümüzdeki süreçte muhalefet partilerinin de görüşlerinin alınmasının planlandığı ifade edildi.
ÖCALAN'A YÖNELİK ÖZEL DÜZENLEME ÖNGÖRÜLMÜYOR
Edinilen bilgilere göre, kamuoyunda tartışılan başlıklardan biri olan terör örgütü PKK'nın elebaşı Abdullah Öcalan'a yönelik özel bir statü verilmesini içeren herhangi bir düzenleme taslakta yer almıyor. Sürecin mimarı Bahçeli, ilk olarak umut hakkını dile getirmiş daha sonra da Öcalan'a "Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü" statüsünün verilmesini önermişti.
AKP kaynakları, "Öcalan'la ilgili özel bir düzenleme olmaz. Umut hakkı, statü yok. Ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum birine nasıl statü verilecek? Umut hakkı olması için de infaz yasasının değişmesi gerekiyor. Kişiye özel düzenleme yapılmayacak." değerlendirmesinde bulundu.
PKK'LI TERÖRİSTLER İŞLEDİKLERİ SUÇLARA GÖRE DEĞERLENDİRİLECEK
AKP kaynakları çerçeve yasanın feshedilen bir terör örgütüne ilişkin hukuki süreci düzenleyeceğini, bu nedenle örgüt üyelerinin tek tip değerlendirmeye tabi tutulmayacağını belirtti.
Buna göre örgütün sözde yöneticileri, bombalı eylemlere katılanlar, asker ve polisleri öldürenler, yardım ve yataklık yaptığı belirtilen teröristler, herhangi bir suça karışmadığı ifade edilen örgüt mensupları ile cezaevinde bulunanlar farklı kategorilerde ele alınacak.
Kaynaklar, "Hepsi aynı mantıkla ele alınamaz. Suçun ağırlığına bakılacak. Bunlara yönelik 'terör örgütü' suçlaması düşecek ancak diğer işledikleri suçlardan cezaları sürecek. Asıl amaç, suça karışmamış olanlar ile terör suçu nedeniyle cezaevinde bulunan 4 binden fazla kişinin topluma kazandırılması." ifadelerini kullandı.
TÜRKİYE'YE DÖNECEK ÖRGÜT MENSUPLARI İÇİN AYRI HUKUKİ SÜREÇ
Haberde, Türkiye'ye dönecek PKK'lı teröristlerin sayısının 3 ila 4 bin arasında olabileceği belirtilirken, bu kişiler hakkında da işledikleri suçlara göre hukuki işlem yapılacağı aktarıldı.
Sadece örgüt üyeliği suçlamasıyla işlem gören kişilerin cezaevine girmeyeceği, haklarında adli kontrol tedbirlerinin uygulanacağı ifade edildi.
CEZAEVİNDEKİ DOSYALAR YENİDEN DEĞERLENDİRİLECEK
Taslakta yer alan düzenlemeye göre, cezaevinde bulunan örgüt mensuplarının yalnızca "örgüt üyeliği" suçundan hüküm giyenlerin, yasanın yürürlüğe girmesinin ardından tahliye edilebileceği belirtildi.
AKP kaynakları, "Mevzuatımız terör suçuna ek ceza öngörüyor. Terör suçlaması düşerse bir anlamda ceza da ortadan kalkar. Ancak asker ya da polis şehit etmiş olanlar 'adam öldürme' suçundan ceza almaya devam edecek. Kalan cezaları cezaevinde geçirdikleri süreyi karşılıyorsa tahliye olacaklar. Yasa çıktıktan sonra tüm dosyalar tek tek değerlendirilecek." bilgisini paylaştı.
İMRALI'DAKİ TEMASLAR SÜRÜYOR
Öte yandan devlet yetkililerinin, hazırlanan yasa taslağı ile Türkiye'ye dönecek terör örgütü PKK mensupları ve üçüncü ülkelere gönderileceği belirtilen örgütün sözde yöneticilerine ilişkin liste konusunda İmralı'da terör örgütü PKK'nın elebaşı Abdullah Öcalan ile temaslarını sürdürdüğü öne sürüldü.
DEM Parti heyetinin de kısa süre içinde İmralı'ya yeni bir ziyaret gerçekleştirmesinin beklendiği ifade edildi.
GÜVENLİK DİPLOMASİSİNDE GÖRÜŞME TRAFİĞİ
Bu süreçte MİT Başkanı İbrahim Kalın'ın Irak merkezi hükümeti, Kuzey Irak yönetimi ve Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) lideri Bafıl Talabani ile görüşmeler yaptığı bildirildi.
Güvenlik kaynaklarına göre görüşmelerde Irak'taki PKK mensuplarının durumu başta olmak üzere, Terörsüz Türkiye adı verilen ikinci açılım süreci kapsamında yürütülen çalışmalar ile Türkiye'ye teslim edilecek örgüt üyelerine ilişkin teknik detaylar ele alındı.
Öte yandan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, söz konusu yasa çıkarılmadan Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin tatile girmemesi gerektiğini söyledi.





