Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu.
Devlet Bahçeli'nin konuşmasından öne çıkanlar şu şekilde:
"Allah kısmet ederse önümüzdeki Perşembe günü Ramazan-ı Şerif'in ilk gününü idrak edeceğiz. Bu kutlu ayda niyazım hasta gönüllerin şifayla dertlilerin devayla borçluların edayla kavuşmasıdır. Bu ay yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim’in indirildiği aydır. Ramazan münasebetiyle cennetin kapıları ardına kadar açılırken, cehennemin kapıları kilitlenip şeytanlar zincire vurulmaktadır. İnsanlığın maruz kaldığı belaların dallanıp budaklandığı bir dönemde nefis terbiyesine, kalp temizliğine, vicdan tefekkürüne ve huzur tecellisine çok ihtiyacımız vardır. Bu ihtiyaç hâli her geçen gün daha da aciliyet kazanmaktadır. Maalesef insanlık tehlikeli bir girdabın ortasında, çözümü gittikçe karmaşıklaşan girift bir bulmacanın odak noktasındadır. Bir yanda süregelen kanlı çatışmalar, bitmek bilmeyen çekişmeler, iç savaşlar, hâkimiyet kavgaları, istikrarsız coğrafyalar, kutuplaşmış ülkeler, ekonomik zorluklar ve zulüm ile adaletsizliklerin karanlık yüzü varken, diğer yanda mazlumların feryadı, gariplerin iç çekişi ve masumların sürekli kamçılanan mağduriyetleri söz konusudur.
"GAZZE'DE SON YÜZYILIN EN AĞIR İNSANLIK SUÇU İŞLENMİŞTİR"
Bakınız, Gazze’de son yüzyılın en ağır insanlık suçu işlenmiştir. Ne hikmetse emzikli bebeklerin, soykırım çarkına sürülen çocukların, toplama kamplarında yavaş yavaş ölüme terk edilen kadınların, yaşlıların, velhasıl suçsuz ve günahsız bir sivil halkın çığlıkları yeterince duyulmamış, yeterince duyarlılık gösterilmemiştir. Şımarık ve soykırımcı İsrail Başbakanı ve hükümeti en küçük bir nedamet hissine sahip olmaktan şöyle dursun, insan hakları ihlaline, adalet ve hukukun inkârına zorbalıkla devam etmiştir. Ramazan, denilince akıllara ve gönüllere düşen sabırdır, şefkattir, samimiyettir, cömertliktir, merhamettir, duadır, hoşgörüdür, aç doyurmak ve açıkta kalana el uzatmaktır. Ancak Filistinli kardeşlerimize bu insani ve vicdani erdemler çok görülmekte, taammüden göz yumulmaktadır.
Şımarık ve soykırımcı İsrail Başbakanı ve hükümeti insan hakları ihlaline zora dayalı şekilde devam etmiştir. Batı Şeria'da arazi teşkiline ilişkin aldığı son karar uluslararası hukukun ihlali kadar, süregelen soykırımın farklı kanallardan ilerlediğinin teyididir.
"HANİ BENİM PÜSKEVİTİM, ÇUKULATAM"
Memleketim olan Gavurdağ söyleyişiyle 'Hani benim püskevitim, çukulatam' demiştim. O gün bu konuşmayı anlamayan gafiller, haftalar boyu müstehzi ifadelerle 'püskevit' kelimesini dillerine dolamışlardı. Ne üzücüdür ki arkadaşlarımız da bu seslenişimizin hak ettiği derinliği fark edememişlerdi.
"YIKILAN BELLİDİR, YIKANLAR DA BELLİDİR"
13-15 Şubat 2026 tarihleri arasında Almanya’nın Münih şehrinde düzenlenen 62. Güvenlik Konferansı, uluslararası düzenin yıkım sürecinde olduğuna dair yoğun tartışmalarla geçmiştir. 'Yıkım altında' temasıyla düzenlenen mezkûr konferans, adeta malumun ilanına sahne olmuştur. 19-23 Ocak 2026 tarihinde yapılan Davos Zirvesi’nde de benzer tartışmalar yaşanmıştır. Yıkılan bellidir, yıkanlar da bellidir. Fakat neyin kurulacağı, nasıl ve ne zaman kurulacağı belirsizliğin ve bilinmezliğin dibine oturmuştur."
"HADDİNİZİ BİLİN"
Deprem bölgesindeki çalışmalara değinen Bahçeli, hiç kimsenin mağdur edilmediğini savundu. Çalışmalara yönelik eleştirilerde bulunan CHP Genel Başkanı Özgür Özel'i hedef alan Bahçeli, "CHP'nin geçim kapısı kriz ve kargaşaya oynamaktır" dedi.
Akın Gürlek'in yemin töreni sırasında CHP'nin gösterdiği tepkiyi de eleştiren Bahçeli, Meclis'i karıştırmakla suçladığı ana muhalefeti "siyasi eşkıyalık" yapmakla itham etti.
Bahçeli, "Oraya buraya sataşmak bir siyasetçiye yakışıyor mu, CHP'nin siyasi çizgisiyle bağdaşıyor mu? İstanbul'daki tezgahınız bozuldu tepkiniz buna mı dayalı? Nesiniz, kimsiniz? Haddinizi bilin" dedi.
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ve Adalet Bakanı Akın Gürlek'e tam desteklerini açıklayan Bahçeli, "Ayrı ayrı tebrik ediyor. Tam desteğimizle birlikte başarılar diliyorum" şeklinde konuştu.





