MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Bahçeli, Yalova'daki IŞİD saldırısıyla ilgili İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya'ya tepki göstererek, "DEAŞ'lı teröristlerin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduklarının söylenmesi son derece rahatsız edici ve sorunlu bir açıklamadır. Böylesi düşüncesi ve her yöne çekilebilecek mahzurlu değerlindermelerden özenle kaçınılmalı." dedi.
Bahçeli, Suriye'de SDG'nin tutumuna ilişkin de "Ya mutabakatla ya da zorla Suriye'nin üniter yapısı, siyasi ve toprak bütünlüğü tesis edilmeli, Arap aşiretleri Şam yönetiminin yanında durmalı." ifadelerini kullandı.
Bahçeli'nin konuşmasının satırbaşları şöyle:
Aziz vatandaşlarımıza, gönül ve kültür coğrafyalarımızın vefakar insanlarıma şükranlarımı sunuyorum. Yeni miladi yılı kutluyorum. Sayfalarını ileriye doğru çevirmeye başladığımız 21. yüzyılın ikinci çeyreğinin ilk grup toplantısını gerçekleştiriyoruz. Bu tarihî eşikten geleceğin ufkunu, güçlenmiş ve güncellenmiş, taptaze irade ve haysiyetimizle kavrıyor ve kuşatıyoruz.
Hedefimiz süper güç Türkiye'yi inşa olmalıdır. Yeni yüzyıl süper güçle taçlanmış bir Türkiye'ye gebedir. Zirveler kartalsız, coğrafyalar bozkurtsuz, gönüller kızıl elmasız olmaz diyerek yürüyeceğiz, yükseleceğiz, el hak muzafferliğin mührünü bu yüzyılın alnına vuracağız.
Terörsüz Türkiye hedefinin adım adım gerçekleşmesiyle biliniz ki başarmayacağımız bir şey yoktur. Süper güç Türkiye'nin engellenmesi diye bir şey de söz konusu olmayacaktır.
ABD'NİN MADURO OPERASYONU
Uluslararası hukuk uzun süredir çöp tenekesinin dibindedir. İkinci Dünya Savaşı'na müteakip emperyalizmin doymak bilmeyen kursağı ne hak tanımış ne hukuk bilmiştir. Daha olacakların önü açıktır, insan hakları bilinmez bir yerdedir.
21. yüzyılın ikinci çeyreğinin daha ikinci gününde tarihte belki de hiç tesadüf edilmeyen haydutluk, korsanlık, insan kaldırma, insan kaçırma vakası yaşanmıştır. Karayip Korsanları filmi resmen tüm dünyanın gözü önünde gerçekleşmiştir.
Seçimle göreve gelmiş Venezuela'nın devlet başkanı Maduro'ya karşı yapılan gayrimeşru ve hukuk dışı saldırıyı nefretle şiddetle her yönüyle sadece kınamıyor, hepten lanetliyorum. Bu ayıp, ahlaki yıkım, hukuk tanımazlık, insan hakları karşıtlı, bu skandal eylem hiç kimseye hak değildir. Bir devlet başkanının ülkesinin başkentinde, istihbarat sızmasıyla başlayan kombine saldırı planlamasıyla gece yarısı yatağından eşiyle birlikte güç kullanılarak sürüklene sürüklene alınması ilk kez vuku bulmuştur.
Trump'ın sağduyusu, akli ve ahlaki melekeleri buharlaşmıştır. ABD Başkanı'nın Venezuela'yı biz yöneteceğiz demesi enerji kaynaklarına çökme mesajı yenilenmiş, sömürgeciliğin yeni baştan kurgulanan emperyalist yayılmacılığının dekoratif karanlık yüzünü deşifre etmiştir.
Dijital çağın yeni tür meşguliyet taktiğiyle insan kaçırılmış, uluslararası literatürdeki tarifiyle zorla lider transferi yapılmıştır. Tarihte barbar kavimler Roma’yı nasıl istila etmişse, aynısı 2 Ocak’ı 3 Ocak’a bağlayan gece yarısı Karakas’ta sahnelenmiştir.
BİLİNEN VE TANIDIK BİR KOMPLO
Bu müfrit ve mütehakkim tablonun, ülkemizde yaşanan 15 Temmuz ihanetiyle benzerliği de dikkat çekicidir. 3 Ocak 2026 tarihinin akşam saatlerinde bir televizyon kanalına gönderdiğim mesajda vurguladığım üzere, Amerika Birleşik Devletleri’nin Venezuela’da yapmış olduğu askerî müdahale ile Devlet Başkanı Maduro’yu iktidardan haksız ve hukuksuz şekilde uzaklaştırma girişimi bilinen ve tanıdık bir komplodur.
Türkiye’de 15 Temmuz 2016 tarihinde FETÖ eliyle gerçekleştirilen kalkışmada, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan Marmaris’te bulunurken doğrudan kendisine yönelik sergilenen aşağılık girişimdeki yöntemle; bugün Maduro’yu hedef alan yöntem birbirinin aynısıdır.
15 Temmuz’da casus ve vahşi bir örgütü maşa olarak kullanıp üzerimize salan Amerika Birleşik Devletleri, Venezuela’da bunun yerine doğrudan müdahale etmiştir.
Venezuela öremeği bize aynı zamanda iç cephenin hayatiyeti hakkında ibretlik ipuçları vermiştir. Direkt teslimiyet olmadan devlet ricalinde siyasi ve stratejik makamlarda devşirilmiş insanlar bulunmadan bir ülkenin devlet başkanını eşiyle birlikte yatağından almak hiçbir masum gücün yapabileceği bir şey değildir. Şimdi anlaşıldı mı iç cephemizi tahkim etmedeki samimi gayret ve gayemiz?




