BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, "TBMM, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın tekrar aday olabilmesi noktasında önünü ya anayasa değişikliğiyle ya da Meclis'in alacağı erken bir seçim kararıyla; erken seçim kararı demiyorum, normal seçimden, yani Yüksek Seçim Kurulu seçim takvimini açıklamadan önce alacağı bir kararla tekrar adaylığının önünü açacağına inanıyoruz" dedi.
Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, partisinin Merkez Karar ve Yönetim Kurulu toplantısına başkanlık etti. Toplantı öncesi değerlendirmelerde bulunan Destici, 25 Mart 2009 tarihinin kendileri için acı ve kayıp günü olduğunu belirterek, "O gün, şehit liderimiz Muhsin Başkanımız, Muhsin Yazıcıoğlu, onun yol arkadaşları Erhan Üstündağ, Yüksel Yancı, Murat Çetinkaya ve pilot Kaya İstektepe helikopterin henüz ortaya çıkarılmamış bir sebeple düşmesi sonucu hayatlarını kaybettiler ve şehit oldular. Başta şehit liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu Başkanımız olmak üzere hepsini tekrar rahmetle, minnetle ve şükranla yad ediyorum. Ruhları şad olsun, mekanları cennet olsun inşallah diyorum" dedi.
"BAŞTA AKIN GÜRLEK OLMAK ÜZERE TÜM YETKİLİLERE TEŞEKKÜR EDİYORUZ"
Destici, Yazıcıoğlu'nun yaşamını yitirdiği olaya ilişkin Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma dosyasının "yetkisizlik" kararı verilerek Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilmesi ile ilgili yaptığı değerlendirmede, daha önceki dönemde dosyanın Ankara'ya getirilmesiyle ilgili hem parti hem de hayatını kaybedenlerin ailelerinin talepleri olduğunu anımsattı. Destici sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bütün bu süreç kapsamında toplanan deliller, raporlar, mahkeme süreçleri, tanık ifadeleri, bütün bunlardan oluşan yüzlerce dosya, evrak da dün Ankara'ya ulaştı. Artık Muhsin Başkanımızın ve onun yol arkadaşlarının, şehitlerimizin bu şehadet süreçleriyle ilgili, bunların hukuki yönden takibatıyla ilgili yeni bir sürece de geçilmiş oldu. Bizi umutlandırdı. Olayın tüm ayrıntıları ve çözülmesi noktasında bizi umutlandırdı. İnşallah Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nda başta başsavcı, sonra görevlendirilecek olan başsavcıvekili ve en az 3-4 kişiden oluşacağını tahmin ettiğimiz dosya savcılarıyla birlikte inşallah bu sürecin bütün şüpheler aydınlatılarak ve olay ortaya çıkarılarak, bu işte kastı ve kusuru olanlar da mahkeme önünde hesap verecek şekilde sonuçlanmasını ümit ediyoruz, bekliyoruz. Bu kararlılığı gösteren başta Adalet Bakanımız Sayın Akın Gürlek olmak üzere burada emeği geçen tüm yetkililerimize de teşekkür ediyoruz."
"TÜRKİYE'Yİ BAŞARILI BİR ŞEKİLDE YÖNETMEKTE"
Gündemdeki erken seçim tartışmalarına değinen Destici, bir erken seçimin hükümetin, Cumhur İttifakı'nın ya da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın gündeminde olmadığını söyledi. Destici, "Cumhurbaşkanımız 2014 yılından 2026'ya, yani yaklaşık 12 yıldır, Cumhurbaşkanlığı görevini başarılı bir şekilde sürdürmektedir. BBP camiası da yanındadır. 2018 ve 2023 seçimlerinde Cumhur İttifakı'nın Cumhurbaşkanı adayı olarak seçimlere girmiş ve her iki seçimde de Cumhur İttifakı'nın desteğiyle başarılı bir şekilde çıkmıştır. Ve o günden bugüne de Türkiye'yi başarılı bir şekilde yönetmiştir ve yönetmektedir. Hem edindiği engin tecrübe, bilgi birikimi, dünyaya hükmeden ya da dünya devletlerinin en büyüklerinden en küçüklerine kadar bütün devlet başkanlarıyla da uluslararası kuruluşlarla da Birleşmiş Milletler başta olmak üzere, çok yüksek düzeyde ilişkileri vardır. Bu da Türkiye'nin her zor dönemde, bu zor dönemleri az hasarla ya da kolayca atlatmasına vesile olmuştur" dedi.
Rusya-Ukrayna savaşı başladığında dünyada bir panik havası oluştuğunu kaydeden Destici, Türkiye'nin girişimleriyle, başta gıda krizi ve enerji krizi olmak üzere çok önemli krizlerin çözüldüğünü söyledi. Destici, "Türk Devletleri Teşkilatı'nın kurulması, güçlenmesi ve her gün güçleniyor olması, bu da yine bu dönemde olmuştur. En son ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırıları, İran'ın direnişi, mukavemeti, ABD'yi anlaşmaya zorlamıştır. Orada da yine Türkiye güçlü bir arabuluculuk rolü üstlenmiştir, savaşın durması adına atılması gereken her adımı atmıştır" şeklinde konuştu.
Destici bu örnekleri çoğaltabileceklerini söyleyerek, "Onun için inanıyorum ki, TBMM Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın tekrar aday olabilmesi noktasında önünü ya anayasa değişikliğiyle ya da Meclis'in alacağı erken bir seçim kararıyla; erken seçim kararı demiyorum, normal seçimden yani Yüksek Seçim Kurulu seçim takvimini açıklamadan önce alacağı bir kararla tekrar adaylığının önünü açacağına inanıyoruz. Bunu bekliyoruz. Bu da ne zaman olur diye tahminler sorulduğunda, elbette ki ona dair görüşümüz de 2027 sonbaharı ile 2028 ilkbaharının ilk ayları arasında olur" ifadelerini kullandı.
"SOKAKTA, CADDEDE BAŞI BOŞ KÖPEK OLMAZ"
Sokak hayvanları ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Destici, "Sokakta, caddede başı boş köpek olmaz. Neticede köpek saldırgan bir hayvan. Saldırgan olmayan da uyuzdur. Mikrop taşır, uyuz bulaştırır. Daha büyük hastalıklar bulaştırır. Onun için sokakta, hiçbir medeni ülkenin sokağında başı boş köpek olmaz" dedi. Geçen sene yürürlüğe giren kanuna değinen ve CHP'nin buna karşı çıktığını söyleyen Destici, "Bizim belediyelerimiz bu anlamda üstüne düşen görevi yaptı, kendilerine teşekkür ediyorum. Diğer belediye başkanlarına da teşekkür ediyorum. En son İçişleri Bakanımız Sayın Mustafa Çiftçi bütün sokak köpeklerinin yılbaşına kadar barınaklara toplanacağını açıklamış. Bu konuda gösterdiği hassasiyet ve kararlıktan dolayı da teşekkür ediyoruz" diye konuştu.
"TÜRKİYE'DE KÜRT SORUNU YOKTUR"
Destici konuşmasında Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin değerlendirmelere de yer verdi. Mardin Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan ve yerine kayyum atanan Ahmet Türk'ün açıklamalarına tepki gösteren Destici, şunları kaydetti:
"Bir kere önce bu şahsa şunu sormak lazım: senin adın, soyadın ne? Niye Türk? Sen kendini Kürt sorunu olarak tanımlıyorsun. Senin soyadın Türk. Bunu senin ataların korkudan mı koymuş? Türk'e olan hayranlığından mı koymuş? Bir menfaat elde etmek için mi koymuş dönemin şartlarına göre? Hepsi de birden olabilir. Yani Türk'ten bu kadar rahatsızsan, Türk milleti kavramından rahatsızsan, Türk bayrağı kavramından rahatsızsan, Türk devleti kavramından rahatsızsan, Türkçe kavramından rahatsızsan, senin soyadın niye Türk?
'Ben diyor Kürdistan'da geniş toprağı olan bir ailenin çocuğuyum. Kimliğim, dilim, hakkım yok sayılıyor' diyor. İşte diyor, tırnak içinde 'Kürt sorunu benim. Kürt sorunu buradadır' diyor. Ben de diyorum ki, Allah Allah, vay canına. Ya Türkiye'nin en geniş toprağı senin ailende, sende. Adeta bir şehri vermiş sana devlet. Seni sorun olarak görse, bunu sana verir miydi? Altı dönem milletvekilliği yapmışsın farklı partilerden, belediye başkanlıkları yapmışsın. Bu devletin onurlu pasaportuyla her yeri geziyorsun. Keyfin yerinde. Eğer sen sorunsan, vallahi herkes senin yerinde olmayı ister sorun olarak. O bölgedeki herkes ister. Türkiye'nin her tarafındaki ister, senin yerinde olmak.
Bize göre zaten çok net söylüyorum, Türkiye'de bir Kürt sorunu yoktur. İşte Türkiye'de tırnak içinde bu Ahmet Türk gibi hainler ordusu sorunu vardır. Yani, sorun bu ve benzerleridir. Türkiye'nin, Türk milletinin ve özellikle de Kürt kardeşlerimizin bu sorunlardan kurtulması gerekir. Bu hainlerden kurtulması gerekir. Çünkü birliğimize, kardeşliğimize kasteden bunlardır. Ayrılık isteyen bunlardır. Devlet zafiyet göstersin isteyen bunlardır. Ülke bölünsün isteyen bunlardır. Millet bölünsün isteyen bunlardır. Bunun için bunlara asla prim vermemek gerekir."
"MİLLET BİZE YETKİYİ VERSİN, UMUT HAKKI MI OLUR, İDAM MI OLUR, O ZAMAN HERKES GÖRÜR"
DEM Parti'de bir Grup Başkanvekili'nin PKK lideri Abdullah Öcalan ve PKK'lılara umut hakkı istediğini ifade eden Destici, "Bunun bir evrensel hak olduğunu söylüyor. Peki biz de ona buradan sormak istiyoruz: şehitlerimizin hakkı ne olacak? Bu süreçte ölen binlerce şehidimizin kanı bebek katilinin elindedir. 10 binlerce masumun kanı onun elindedir. Bıraksınlar umut hakkını, bunun hesabını vermelidirler. Daha önce de ifade ettik, millet bize yetkiyi versin, bakalım umut hakkı mı olur, idam mı olur, o zaman herkes görür" dedi.
Destici, şöyle konuştu:
"Biz zaten şu anda Kürt'üyle, Türkmeniyle, Arapıyla, Çerkeziyle, Boşnakıyla, Alevisiyle, Sünnisiyle hepimiz eşit vatandaşız. Hiçbirimizin bu konuda kanun önünde, yasalar önünde, anayasa önünde bir farkı yok, eşitiz. Ama bunların eşitlikten kastı bölücülüktür. Demokratik cumhuriyet, zaten bizim cumhuriyetimizin adı demokratik cumhuriyettir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir hukuk devletidir, demokratik bir cumhuriyettir. Bu net. Ama onlar demokratik cumhuriyetten ne anlıyorlar? Ayrı bir bölge anlıyorlar. Ayrı anlıyorlar. Kendi ayrı bölgeleri olsun istiyorlar. Kendi ayrı bayrakları olsun istiyorlar. Kendi ayrı meclisleri olsun istiyorlar. Sadece şu aşamada bunları söyleyemiyorlar. Aşama aşama gitmeyi planlıyorlar. Ama biz bunu görüyoruz. Ama ortak ad da Türkiyeli imiş. Haydi oradan. o zaman bu ülkenin adı Türkiye Cumhuriyeti Devleti'dir. Bu milletin adı da Türk milletidir."
ABD ile İran arasında mutabakatı hatırlatan Destici, "Bu anlaşmadan hem Türkiye olarak hem camia olarak büyük bir memnuniyet duyduğumuzu ifade etmek istiyorum" diye konuştu.