Türkiye Varlık Fonu’nun (TVF) hızla artan borç yükü ve denetim mekanizmalarının dışında kalan yapısı, muhalefet ve ekonomi çevrelerinin eleştirilerini artırdı. Fonun mali tablosuna ilişkin açıklanan son veriler, şeffaflık ve hesap verilebilirlik tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.
TVF’NİN BORCU 10,7 TRİLYON LİRAYI AŞTI
CHP Antalya Milletvekili Mustafa Erdem’in paylaştığı verilere göre, Türkiye Varlık Fonu’nun toplam borcu 2024 yılında yüzde 35,3 oranında artarak 10 trilyon 671 milyar liraya yükseldi. Bu borcun 8 trilyon 814 milyar liralık bölümünün kısa vadeli olduğu ifade edildi. Yaklaşık 2 trilyon lira seviyesindeki özkaynağa karşılık, borçların fonun mali yapısını ciddi biçimde zorladığı vurgulandı.
“CUMHURBAŞKANININ YÖNETTİĞİ BAŞKA VARLIK FONU YOK”
Fonun yönetim yapısını da eleştiren Erdem, Cumhurbaşkanı’nın aynı zamanda Türkiye Varlık Fonu Yönetim Kurulu Başkanı olmasının dünyada benzeri olmadığını savundu. TVF’nin, uluslararası örneklerinden farklı olarak bir tasarruf fonu değil, daha çok borçlanma ve finansman aracı gibi işlediğini dile getirdi.
Mustafa Erdem, TVF’yi “gölge Maliye Bakanlığı” olarak tanımlayarak, fonun denetim dışında bırakıldığını ileri sürdü. “Maliye denetleniyor ama Varlık Fonu denetlenmiyor. Bu borcun nasıl ve nereden oluştuğunu bilmiyoruz” diyen Erdem, fonun merkezi bütçe dışında hareket eden bütçe dışı bir mali yapı haline geldiğini iddia etti.
TVF: DÜNYANIN EN BÜYÜK 10 FONU ARASINDAYIZ
Türkiye Varlık Fonu cephesinden ise eleştirilere karşılık geldi. TVF Genel Müdürü Salim Arda Ermut, TBMM’de yaptığı sunumda fonun aktif büyüklüğünün 360 milyar dolara ulaştığını ve bu rakamla dünyada aktif büyüklük açısından ilk 10 varlık fonu arasında yer aldığını ifade etti.
HAZİNE BORÇLARI DA TARTIŞMA KONUSU
Öte yandan Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın borçlanma politikaları da gündeme geldi. Ekonomist Ömer Rıfat Gencal’ın analizine göre, Hazine’nin brüt borcunun 2025 yılı sonunda 13,7 trilyon liraya ulaşması bekleniyor. Gencal, borç artışının yalnızca gerçekleşen enflasyon oranında kalması durumunda bu tutarın 10,1 trilyon lirayla sınırlı olacağını, aradaki farkın ise yaklaşık 3,6 trilyon lira olduğunu belirtti.