Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Gültekin Uysal, sosyal medya hesabında 65 yıl önce idam edilen Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan'ı andı. Uysal, paylaşımında şunları kaydetti:
"Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan… Millet iradesinin sandıkta tecelli ettiği bir Türkiye idealinin bedelini hayatlarıyla ödeyen üç devlet adamı… Bugün, 65 yıl sonra, yalnızca üç insanın idam edildiği bir günü değil; Türkiye’nin demokrasi yürüyüşünün zorla kesintiye uğratıldığı, milli iradenin darağacına gönderildiği ve hukuk devletinin ağır bir yara aldığı o karanlık günleri hatırlıyoruz. Bizler, Demokrat Parti’nin ve hürriyetçi demokrat geleneğin mensupları olarak bu idamları yalnızca birer şahsın ölümüne indirgemiyoruz. Milletin seçme ve seçilme hakkı, demokratik meşruiyet, hukuk devleti ve Türkiye’nin geleceğine dair umutlar da ağır bir darbe aldığına inanıyoruz. Demokrat Parti, iktidar yıllarında Türkiye’nin ekonomik ve sosyal dönüşümünde önemli bir dönem başlatmış; çok partili demokratik hayatın kökleşmesiyle birlikte kalkınma hedefini millet iradesiyle buluşturmaya çalışmıştır. Menderes’in öncülüğünde Demokrat Parti’nin ortaya koyduğu siyasal iddia, milletin kendi geleceği üzerinde söz sahibi olmasıydı. Köylünün, işçinin, esnafın, memurun, tüccarın, sanayicinin ve Anadolu insanının siyasetin gerçek öznesi olduğu bir Türkiye… Sandığın iradesinin vesayet karşısında üstün olduğu bir Türkiye…
Kalkınmanın, hürriyetin ve demokratik meşruiyetin birlikte ilerlediği bir Türkiye… 27 Mayıs işte bu iradeyi hedef aldı. Darbenin asıl ağır sonucu, yalnızca bir hükümetin devrilmesi değildi; Türkiye’de 'iktidar sandıkla alınır, sandıkla bırakılır' ilkesinin yerine, gerektiğinde silah gücüyle siyasetin yeniden düzenlenebileceği tehlikeli bir anlayışın yerleşmesiydi. Bu nedenle 16 ve 17 Eylül tarihleri, Demokrat Parti ailesi için yalnızca bir matem günü değildir. Aynı zamanda demokrasiye, hukuka, milli iradeye ve hürriyete sahip çıkma irademizi yenilediğimiz bir gündür. Bizler, Adnan Menderes’i yalnızca bir Başbakan olarak değil; Türkiye’nin demokratikleşme ve kalkınma mücadelesinin sembol isimlerinden biri olarak anıyoruz. Siyasetçiler eleştirilebilir, hükümetler değiştirilebilir, iktidarlar sandıkta kaybedebilir. Fakat hiçbir siyasi ihtilafın nihai çözümü darağacı olamaz. Hiçbir iktidar mücadelesi, milli iradenin silah zoruyla askıya alınmasını meşru kılamaz.
"ÜÇ DEVLET ADAMININ HATIRASINA VERİLECEK EN ANLAMLI CEVAP DAHA FAZLA DEMOKRASİDİR"
Hiçbir siyasi hesaplaşma, hukukun üstünlüğünün yerini alamaz. İşte 65 yıl sonra bize düşen en önemli görev, geçmişin acısını yalnızca hatırlamak değil, o acının tekrar yaşanmaması için demokrasiyi ve hukuk devletini daha güçlü savunmaktır. Çünkü milletin iradesinin üzerinde hiçbir vesayet, hiçbir güç ve hiçbir makam olamaz. Bugün Demokrat Parti olarak bizim mücadelemiz, 65 yıl önce darağacında hayatlarını kaybedenlerin hatırasını yaşatmakla sınırlı değildir. Bizim mücadelemiz; onların temsil ettiği hürriyet, demokrasi, milli irade, hukuk ve kalkınma idealini gelecek nesillere taşımaktır. Bir daha hiçbir sandığın iradesinin silah zoruyla yok sayılmaması; Bir daha Türkiye’nin demokratik geleceğinin vesayet anlayışlarına teslim edilmemesi için mücadele etmektir. 65 yıl önce darağacında hayatlarını kaybeden üç devlet adamının hatırasına verilecek en anlamlı cevap, daha fazla demokrasi, daha fazla hukuk ve daha güçlü bir milli iradedir.
Bu vesileyle; Demokrat Parti’nin merhum Genel Başkanı ve Başbakanı Adnan Menderes’i, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu’yu, Maliye Bakanı Hasan Polatkan’ı idam edilişlerinin 65. yılında rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz. Onları idama götüren darbeci zihniyeti ve millet iradesini silah zoruyla yok sayan anlayışı telin ediyoruz. Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik geleceğine vurulmuş bu ağır darbeyi unutmayacağız. Unutturmayacağız. Ve inanıyoruz ki; Milletin iradesi, her türlü vesayetten daha güçlüdür. Hürriyet, adalet ve demokrasi; Türkiye’nin vazgeçilmez istikametidir. Adnan Menderes’in, Fatin Rüştü Zorlu’nun ve Hasan Polatkan’ın aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyor; kendilerini rahmet ve minnetle anıyoruz. Ruhları şad olsun. Milletimizin başı sağ olsun. Demokrasi mücadelemiz daim olsun."