DEM Parti Eş Genel Başkanı Hatimoğulları, çözüm sürecinde yasal adımların atılmaması halinde olumsuz sonuçlar doğabileceği uyarısında bulundu. Yeni anayasa ve Erdoğan’ın adaylığına ilişkin ise “Barış için her türlü fedakârlığı yapmaya hazırız; müzakere masasından kaçmayız. Ama şunu da açıkça söyleriz: Tabanımızın ve toplumun sıcak bakmadığı bir anayasa taslağına ya da bir karara "evet" demek, kalıcı barışa hizmet etmez” dedi.

Tülay Hatimoğulları, gündeme ve "çözüm sürecine" ilişkin açıklamalarda bulundu.

Independent Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Hatimoğulları, süreçte ilk etabın tamamlandığını, bundan sonrasında esas sorumluluğun iktidarda olduğunu ifade etti. “Artık siyaset bu alanı değerlendirmeli ve yasal adımlarla barış zeminini güçlendirilmelidir. Bu, en çok iktidarın ve ortağı MHP’nin görevidir. Çünkü hem parlamentoda çoğunluk hem de yürütme erki ellerindedir.” dedi.

Erdoğan’ın yeniden adaylığı ve yeni anayasa çalışmalarıyla ilgili soruları da yanıtlayan Hatimoğulları, “Süreç başarıya ulaşırsa elbette (Erdoğan) tarihi bir rol üstlenmiş olacaktır.” dedi.

Yeni anayasa ve Erdoğan’ın olası adaylığına ilişkin de konuşan Hatimoğulları, “Ancak yeni anayasa ve adaylık meselesine yaklaşımımız ilkeseldir, bu ilkelerden taviz vermeyiz. Barış için her türlü fedakârlığı yapmaya hazırız; müzakere masasından kaçmayız. Ama şunu da açıkça söyleriz: Tabanımızın ve toplumun sıcak bakmadığı bir anayasa taslağına ya da bir karara "evet" demek, kalıcı barışa hizmet etmez. Bu ülkede yalnızca Kürtlerin değil, tüm halkların hukuka, yaşama, huzura ve düzene ihtiyacı var.” dedi.

Hatimoğulları’nın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

"SÜREÇ AKAMETE UĞRARSA POZİTİF BİR TABLO GÖRMEYİZ"

"27 Şubat Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’yla başlayan 11 Temmuz’da silahların yakılmasıyla devam eden ve ardışık birçok adımın atıldığı süreç Kürt Siyasi Hareketi ve Sayın Öcalan’ın güçlü iradesiyle bugüne kadar geldi. İktidar ve devlet hem sürecin gerekliliklerine hem de atılan bu adımlara denk gelecek adımları atmakta tutuk davrandı. Aslında pedal metaforundaki gibi karşılıklı adımlar atılsa süreç daha güçlenir, destek ve güven daha yükseklerde olurdu. Ama silahların sustuğu, siyasete alan açılmaya başlandığı aşama tamamlandı. Artık siyaset bu alanı değerlendirmeli ve yasal adımlarla barış zeminini güçlendirilmelidir. Bu, en çok iktidarın ve ortağı MHP’nin görevidir. Çünkü hem parlamentoda çoğunluk hem de yürütme erki ellerindedir. Biz aksini düşünmek istemiyoruz. Demokratik aklın galip geleceğini ve sürecin ilerleyeceğini umuyoruz. Süreç akamete uğrarsa Kürt toplumunda ne gibi etkilere yol açacağına dair çok sayıda varsayımda bulunabiliriz. Fakat hem Kürt toplumuna hem Türkiye’deki ortak yaşamına hem de bölgesel risklerin Türkiye’ye yansımasına dönük pozitif bir tablo görmeyeceğimizi geçmiş tecrübelerden tahmin edebiliriz.

SOMUT TALEPLER: "SIRA YASADADIR"

Şimdi ne olacak?" sorusu haklı ve doğal bir sorudur. Çünkü bu toplum çok bekledi, çok acı şey yaşadı ve çok söz duydu. DEM Parti olarak bizim cevabımız açık: Artık söz yerine, sıra yasadadır. PKK kendini feshetti, silahlar yakıldı, komisyon raporunu tamamladı. Meclis bayram sonrası açıldığında başlayacak olan yasal düzenlemelerin, bu sürecin mihenk taşı olacağı inancındayız. Barış Yasası, kayyımların kaldırılması, demokratik siyasetin önündeki engellerin kaldırılması, cezaevlerine dair düzenleme vs. bunlar artık birer dilek değil, masadaki somut taleplerdir. Toplum söze değil yasaya, vaade değil güvenceye inanır. DEM Parti olarak bu eşikte kararlıyız.

Bayram tatili öncesi dolandırıcılık alarmı: Ucuz fırsat sitelerine dikkat!
Bayram tatili öncesi dolandırıcılık alarmı: Ucuz fırsat sitelerine dikkat!
İçeriği Görüntüle

"TEYİT MEKANİZMASI, ARABAYI ATIN ÖNÜNE KOYMAKTIR"

Öncelikle Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun nihai raporunda yer aldığı üzere siyasetçilerin serbest bırakılmasını hem AİHM ve AYM kararlarının uygulanmasıyla hem de tutuksuz yargılama ilkesi vurgusuyla gerçekleştirmek için yasal bir değişikliğe ihtiyaç yok. Meclis iradesi raporla bunu vurgularken hala AYM ve AİHM kararını uygulamayan, hala siyasetçileri tutuklu yargılayan yargıçların milli iradeyi tanımak istemediğini ifade edebiliriz. Kayyımlarla ilgili ise Meclis Komisyonu nihai raporunda açık şekilde ifadelere yer verdi. Bu kapsamda İçişleri Bakanlığı’nın kayyımları geri çekmesi gerekirdi ama mart ayının başında bir kez daha kayyım kararı yenilendi. Bu da yürütmenin milli iradenin tecellisi olan Meclis raporuna yaklaşımını gösterdi. Her iki durum da maalesef negatiftir. İktidar ve devlet içi dahil barış isteyen tüm kesimler bu yaklaşımları mahkum etmelidir.

Raporda yer alan teyit mekanizması ise arabayı atın önüne koymakla eş anlamlıdır. Önce demokratik entegrasyon yasaları çıkarılarak silahsızlanmadan demokratik siyasete geçişin kanalları açılmalı ve güvenceleri sağlanmalıdır. Bu doğal akışın gereğidir. Fakat teyit mekanizması ile doğal akış tersine çevrilmek istenmektedir. Teyit mekanizması sürecin önünden bir tıkaca dönüşmemeli.

"ERDOĞAN TARİHİ BİR ROL ÜSTLENMİŞ OLACAK"

Biz siyasette hakkı teslim etmekten çekinmeyiz. Yer yer önemli açıklamalarda bulundu. Beklenen hukuki düzenlemelerde inisiyatif kullanmasını da bekliyoruz. Süreç başarıya ulaşırsa elbette tarihi bir rol üstlenmiş olacaktır.

Ancak yeni anayasa ve adaylık meselesine yaklaşımımız ilkeseldir, bu ilkelerden taviz vermeyiz. Barış için her türlü fedakârlığı yapmaya hazırız; müzakere masasından kaçmayız. Ama şunu da açıkça söyleriz: Tabanımızın ve toplumun sıcak bakmadığı bir anayasa taslağına ya da bir karara "evet" demek, kalıcı barışa hizmet etmez. Bu ülkede yalnızca Kürtlerin değil, tüm halkların hukuka, yaşama, huzura ve düzene ihtiyacı var. Kürt meselesi yüzyılları bulan bağlamlara sahip, o anlamda dar bir döneme ya da olgulara sıkıştırmak da doğru değil."