DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin Erzurum İl Başkanlığı Kongresi’nde gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. İktidarın "Terörsüz Türkiye", DEM Parti’nin ise "Barış ve Demokratik Toplum" olarak adlandırdığı sürece dair değerlendirmelerde de bulunan Hatimoğulları, 'bir adım ileri beş adım geri atılacak bir süreci toplum kaldırmaz' diyerek iktidara somut adım atma çağrısı yaptı.

"TÜRKİYE BÜYÜK BİR AÇLIK VE SEFALET ÇEKİYOR"

Türkiye’nin ağır bir ekonomik kriz ve gündem karmaşası içinde olduğunu belirten Hatimoğulları, Erzurum’un sahip olduğu tarım ve hayvancılık potansiyeline rağmen yoksulluğa mahkûm edildiğini söyledi. Hatimoğulları, şu ifadeleri kullandı:

"Bütün bu zenginliklere rağmen iktidarların uyguladığı siyasetin ürünü olarak aşırı bir yoksullukla karşı karşıyayız. Türkiye büyük bir açlık ve sefalet çekiyor. İşsizlik, yoksulluk, geleceksizlik milyonları sarmış durumda. Karayazı, Karaçoban, Tekman, Hınıs... Gençler açlık ve yoksulluktan dolayı artık Avrupa’nın yolunu tutmuş durumdalar. Bütün bunlara bu ülkeyi yoksulluğa mahkûm edenler sebep olmuştur. Ülkenin kaynaklarını doğru kullanmadıkları ve planlamadıkları için biz bunların sonucunu yaşamaktayız."

"VARLIK FONU ÜZERİNDEN YÜZYILIN HIRSIZLIĞI YAPILIYOR"

Gündemdeki Varlık Fonu ve borsa iddialarına değinen Hatimoğulları, yaşananları "yüzyılın hırsızlığı" olarak nitelendirdi. 1980’lerdeki Banker Kastelli ve 90’lardaki soygunları hatırlatan Hatimoğulları, şöyle devam etti:

"Bugün hangi televizyon kanalını açarsanız ya da sosyal medyada hangi sayfaya tıklarsanız karşınıza Varlık Fonu üzerinden gerçekleşen yüzyılın hırsızlığı çıkar. Banker Kastelliler şu an Türkiye’de iş başında. Türkiye 80’lerde Banker Kastellilerin soygununu gördü. 90’larda iktisadi hortumlamaları, hayali ihracatları ve vurgunları gördü. Belki de ilk defa bu büyüklükte bir vurgunla karşı karşıyayız. 90’larda bile Meclis’te çok sayıda araştırma komisyonu kurulurdu. Şimdi iktidar haberi yokmuş gibi davranıyor. Sanki bu dev hırsızlık kendi ülkesinde yaşanmıyor gibi davranıyor ve soruları, tepkileri yanıtsız bırakıyor."

Tera ve Pusula Holding üzerinden yürüyen tartışmalara dikkat çeken Hatimoğulları, denetimsizliğe işaret ederek, "Bunun sorumlusu denetlemeyen kurumlar, bunun önünü açan siyasetçiler ve iktidarın önünü açtığı bu yolsuzluk furyasıdır" dedi.

Yaklaşık 500 bin yurttaşın mağdur edildiğini vurgulayan Hatimoğulları, "Borsadaki vurgun bas bas bağırarak geldi. Sermaye Piyasası Kurulu biliyordu, devlet biliyordu, iktidar biliyordu; herkes biliyordu ama buna göz yumdu. Bu konu derhal araştırılmalı. Ucu nereye varırsa varsın; eski bakana mı varıyor, başkasına mı varıyor, bu soruşturmalar etkin bir biçimde başlatılmalı ve yürütülmelidir" çağrısında bulundu.

"ŞİMŞEK 'YÜKSEK GELİR' DİYOR, MİLYONLAR DİBİ YAŞIYOR"

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in "Türkiye’yi yüksek gelirli ülkeler grubuna kattık" yönündeki açıklamasını sert bir dille eleştiren Hatimoğulları, gerçeklerin bambaşka olduğunu ifade etti:

"Vallahi Sayın Bakan, külliyen doğru değildir söyledikleriniz. Türkiye şu an yoksulluğun en dibini yaşayan ülkeler arasında. Tarımı bitirdiniz, hayvancılığı bitirdiniz. Angus ithal ediyorsunuz, et ithal ediyorsunuz. Oysa Erzurumlu hayvan üreticilerini destekleseniz Türkiye’nin birçok kentine yetecek et üretimini yapamaz mı burası? Pekâlâ yapar. Zengin meraları ve yüksek olanakları var ama desteklenmediği, kârlılık oranını düşürdükleri ve zarara uğrattıkları için çiftçi, üretici artık işini gücünü bırakmak durumunda kalıyor. Niye? Çünkü zarar ediyor, bu kadar basit."

"ÇERÇEVE YASA TÜRKİYE İÇİN ÖNEMLİ BİR FIRSATTIR"

Meclis 'göstermelik' kaldı!
Meclis 'göstermelik' kaldı!
İçeriği Görüntüle

Konuşmasında sürece ilişkin beklentilerini dile getiren Hatimoğulları, çerçeve yasa hakkında şöyle konuştu:

"Bakın bu çerçeve yasa şu anda bütün Türkiye’ye çok önemli bir fırsat verdi. Ama hakkıyla uygulanması şartıyla bir fırsattır bu. Şayet bu çerçeve yasanın ortaya koyacağı ve pratik süreçlerde somut adımların atılması gerçekleşmezse biz bu süreci hep birlikte kaybetmiş oluruz. Dolayısıyla burada başta devlet ve iktidar olmak üzere sorumlular ve taraflar, görevlerini yerine getirme bilinciyle davranmak durumundalar."

Erzurum Kongresi’nin 107. yılına atıfta bulunan Hatimoğulları, eşit yurttaşlık vurgusu yaptı: "107 yıl önce Erzurum Kongresi’nde hedef olarak işaret edilen eşitliğe dayalı kardeşlik sözleşmesi hâlâ hayata geçmeyi bekliyor. Bizler 86 milyon yurttaş olarak şunu beklemekteyiz: Bu ülkede yaşayan Kürtler, Aleviler, bütün farklı halklar ve inançlar kendi dilleriyle konuşabilmeli, ana dillerinde eğitim yapabilmeli, kendi kültürlerini ve inançlarını özgürce yaşayabilmeli. İşte bunun adı eşit yurttaşlıktır."

"BİR ADIM İLERİ, BEŞ ADIM GERİ ATILACAK SÜRECİ TOPLUM KALDIRMAZ"

Sürecin oyalama veya halkı geri plana iten bir yaklaşımla yürütülemeyeceğini söyleyen Hatimoğulları, şunları kaydetti:

"Bir adım ileri atıp sonra beklentiye sokarak toplumu, beş adım geriye atılacak bir süreci inanın ki Erzurumlu da kaldırmaz, Amedli de kaldırmaz, Ankaralı da, İzmirli de, İstanbullu da kaldırmaz. Dolayısıyla yüzümüzü bu süreci başarıya taşımak için dönmek ve ileriye adım atmak zorundayız. Ekim ayının silahların sonsuza dek sustuğu, gençlerin çatışmalar yaşamadığı bir dönemin miladı olmasını istiyoruz. Bunun için teyit tespit sürecinin hızla tamamlanması, çerçeve yasanın Milli Güvenlik Kurulu kararına resmi olarak bağlanması ve Resmî Gazete’de yayımlanması gerekiyor."

"BARIŞ BİZE ALTIN TEPSİYLE SUNULMAYACAK"

Sürecin pasif bir şekilde izlenemeyeceğini söyleyen Hatimoğulları, şunları söyledi:

"Bu sürecin başarısı 'acaba ne olacak' diye izleyerek, bekleyerek kazanılmaz. Bize barış süreci altın tepsiyle sunulmayacak, mücadele ede ede kazanacağız. PKK lideri Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla yeni bir süreç başladı; Kürt sorununun çözümü siyasi ve hukuki bir zemine kavuşmalıdır. Bu perspektifi hayata geçirmenin en önemli yolu partimizi güçlendirmektir. DEM Parti’yi her yerde örgütlemek; sokak sokak, mahalle mahalle meclisler ve komisyonlar kurmak... Kadın, gençlik ve ekoloji mücadelesini büyütmek. Sadece talep eden değil, hakkını koparan, alan ve somut kazanımlarla süreci taçlandıran bir döneme geçmek durumundayız."

"MUHALEFETE BASKILAR SON BULMALI"

Türkiye’de derin bir demokrasi krizi yaşandığına dikkat çeken Hatimoğulları, iktidarın sürekli tek taraflı adım beklediğini ifade etti. Somut adımların derhal atılması gerektiğini vurgulayan Hatimoğulları, sözlerini şöyle tamamladı:

"Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş’ın serbest bırakılması konusunda Milli Güvenlik Kurulu kararına ihtiyaç yok, AİHM kararları hayata geçirilmelidir. Ahmet Türk, Devrim Demir ve yerlerine kayyum atanmış bütün belediye eş başkanlarımızın görevlerine geri dönmesi için kayyum yasası fiilen çekilmeli, kayyumlar el çektirilmeli ve seçilmişler görevlerine dönmelidir. Gazetecilerin, yazarların, siyasetçilerin ve derneklerin sosyal medya hesapları kapatılıyor. Eğer söylenenlerde ciddi ve samimiyseniz; muhalefete, farklı seslere, düşünce, ifade ve örgütlenme özgürlüğüne yönelik baskılara derhal son vermek zorundasınız."