Da Vinci'nin 'fırçası' kime yenildi?

Leonardo Da Vinci 15. yüzyılda anlatıcılara, ozanlara ve matematikçilere şu sözlerle meydan okuyordu: "Sizin kaleminiz bizim fırçamızla asla boy ölçüşemez." Bugün ise üretken YZ'ye "Da Vinci gibi çiz" diye prompt vermek yetiyor...

Yapay Zeka'nın (YZ) son yıllarda yaşadığı dönüşüm en çok, "telif hakları" nedeniyle sanatçılar, "iş kaybı" korkusuyla da çalışanlar tarafından kaygıyla karşılanıyor.

TÜİK'in 2025 verilerine göre ülkemizde her 5 kişiden 1'i (yaklaşık 12-13 milyon yurttaş) aktif olarak "yapay zeka" (YZ) araçlarını kullanıyor. Kurumsal düzeyde YZ kullanımı ise 2025 yılında yüzde 40'lara kadar yükseldi.

Kurumsal YZ kullanımı, ekonomik faaliyet gruplarına göre incelendiğinde %47,1'lik oranla en çok "bilgi ve iletişim" faaliyeti yürüten işletmelerde öne çıkıyor.

Üstelik araştırma 10 ve daha fazla çalışanı olan işletmeleri kapsıyor. 1 ve 5 kişilik ekiplerden oluşan micro ajanslardaki YZ kullanımını da dahil ettiğimizde bilgi ve iletişim sektöründe YZ kullanımı tahminlerimizin de ötesinde yaygın durumda.

Kimi reklam ajansları "fikir geliştirme" süreçlerinde YZ araçlarını kullanırken tasarım atölyelerinde geleneksel üretim araçlarını kullanmayı sürdürüyor. Kimi ajanslar ise tam tersine, ajansların esas üretiminin "yaratıcı fikir" olduğunu, fikir üretiminde YZ kullanımına mesafeli durulması gerektiğini düşünüyor.

Elindeki tek araç YZ olan "tek kişilik ajanslar" tarih sahnesine çıkıyor.

"AYAĞA DÜŞMEK..."

Benzer bir dönüşümü YZ nedeniyle gazetecilik de geçiriyor. Gazetecilerin bireysel YouTube kanalları izlenme rakamlarıyla pek çok kurumsal medya hesabını geride bırakıyor.

Vaktiyle hazırladığı gazete sayfasında kullanacak bir vinyet ya da fotoğraf bulabilmek için gazetenin arşiv odası ile yazı işleri arasında mekik dokuyan gazeteciler günümüzde onlarca ayrı personelin işini YZ araçlarına yaptırıyor. Minimum araçla, prodüksiyon kalitesinde görünen işler çıkıyor ortaya.

Profesyonel görünmenin maliyetinin bu denli düşmesi ve kolaylaşması başka sorunları da beraberinde getiriyor. Deyimi yerindeyse biraz "ayağa düşme" durumuyla karşı karşıyayız.

Bir reklamcının, web tasarımcının hatta grafik tasarımcının YZ kullanmasıyla bir gazetecinin, yazarın ya da sanatçının üretken YZ kullanması ise aynı şey değil. Burada "fikri mülkiyet", "etik" ve "estetik" gibi pek çok tartışma bir arada yürütülüyor.

Bir grafiker için YZ, zaten yıllardır kullandığı tasarım programlarından, stok fotoğraf siteleri ya da hazır font kütüphanelerinden "çok farklı bir şey" olmayabilir. Her grafik tasarımcı kendi fontunu üretmiyor, illüstrasyonları kendisi çizmiyor ya da ürün fotoğraflarını kendisi çekmiyor. İşini bir tür "zanaat" olarak yürütüyor, temel tasarım kaidelerine uyması ve göze hitap etmesi yetiyor. Üretken YZ ise bu işleri herkes için kolaylaştırıyor.

Fakat sanat veya yazarlık söz konusu olduğunda durum biraz değişiyor.

"DA VİNCİ GİBİ ÇİZ"

Leonardo Da Vinci 15. yüzyılda, resim ve yazı sanatını şöyle mukayese ediyordu:

"Ve eğer sen, ozan, sen bir öyküyü kaleminle resmediyorsan, ressam fırçasıyla, onu daha doyurucu ve anlaşılması daha az sıkıcı bir biçimde gösterir. (...) Şiir nesneleri, eylemleri, olayları sözcüklerle göstermeye çabalarken, ressam onları şekillendirmek için o şekillerin doğru görüntülerini kullanmaktadır. (...) Resim doğanın bütün biçimlerini kucaklarken, sizin elinizde yalnızca hiçbir zaman şekiller gibi evrensel olmayan sözcükler bulunuyor."

Leonardo Da Vinci'nin el yazmalarından derlenen ve "Defterler" adıyla dilimizde de yayımlanan notlarda Da Vinci anlatıcılara, ozanlara ve matematikçilere şu sözlerle meydan okuyordu: "Sizin kaleminiz bizim fırçamızla asla boy ölçüşemez."

Fakat bugün "sözlü/yazılı komut" yani "prompt" Leonardo Da Vinci'nin fırçasıyla da ozanların kalemiyle de gayet boy ölçüşüyor. Üretken YZ'ye "Da Vinci gibi çiz", "Kemal Tahir gibi yaz" demek yetiyor.

YZ ile herkes çizebiliyor, herkes yazabiliyor, herkes müzik üretebiliyor, herkes film çekebiliyor...

ÜRETMEYİ ÖĞRENMEYİ BIRAKMAK

Geçen ay, 200'den fazla ekonomist ve araştırmacının imza attığı "We Must Act Now" (Hemen Harekete Geçmeliyiz) başlıklı bildiride YZ'nin önümüzdeki 10 yıl içinde Sanayi Devrimi'nden çok daha büyük bir ekonomik dönüşüme neden olabileceği uyarısı yapıldı.

Bildiriyi değerlendiren Suffolk Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Pelin Biçen, YZ'nin sebep olacağı ekonomik dönüşüme hiçbir ülkenin tam anlamıyla hazır olmadığını söyledi.

Prof. Biçen şöyle sordu:

"Şirketler yapay zekayı giriş seviyesindeki görevlerde kullanmaya başladıkça, genç çalışanların deneyim kazanmasını sağlayan işler de azalabilir. Çıraklık yapılacak işleri makine yaparsa, usta nasıl yetişecek? Bugünün deneyimli çalışanlarının çoğu uzmanlıklarını yıllarca daha rutin görevleri yaparak kazandı. Eğer bu görevlerin önemli bölümü yapay zekaya devredilirse, geleceğin uzmanlarının nasıl yetişeceği yeni bir sorun haline gelebilir."

Evet, mesleklerin insan yetiştirme biçimini de değiştiriyoruz. Üretmek hiç olmadığı kadar kolaylaşırken, üretmeyi öğrenmek ise giderek hiç olmadığı kadar zorlaşıyor.

Sinan Acıoğlu
babaocagi.com.tr