Güncel

CVP Genel Başkanı Serkan Öz’e ‘cumhurbaşkanına hakaret’ten hapis cezası!

Cumhuriyetçi Vatanseverler Partisi (CVP) Genel Başkanı Serkan Öz, hakkında “Cumhurbaşkanına hakaret” iddiasıyla açılan dava kapsamında 1 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırıldı. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararı verilmemesi dikkat çekti.

Cumhuriyetçi Vatanseverler Partisi (CVP) Genel Başkanı ve Veryansın TV programcısı Serkan Öz, “Cumhurbaşkanına hakaret” iddiasıyla hakkında açılan davada hakim karşısında çıktı.

Serkan Öz’e destek olmak için çok sayıda kişi adliyeye geldi.

Ankara Adliyesi Sıhhiye Yerleşkesi’nde bulunan 63. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın karar duruşması kimlik tespitiyle başladı.

Yurdun dört bir yanından gelen CVP üyeleri, Veryansın TV ekibi, Sosyalist Cumhuriyet Partisi (SCP) Genel Sekreteri Hacer Durgun, eğitmen Mahiye Morgül ve yakınları duruşmayı takip etti.

SERKAN ÖZ SAVUNMA YAPTI

Duruşmada CVP lideri Serkan Öz, son savunmasını yaptı.

Sözlerine kendini Türk milletinin bir çocuğu olarak tanımladığını vurgulayarak başlayan Öz, Andımız’a gönderme yapıp “İlkokulda söylemiş olduğunuz ‘Varlığım Türk varlığına armağan olsun’ sözlerini hayatımın olgunlaştıktan sonra özellikle fakülte yıllarından itibaren tüm vicdanım ve kalbimle içselleştirdiğim bir duygu olarak tanımlayabilirim” diye konuştu.

Öz, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Tek parti faşizmi” sözlerine yanıt verdiğini hatırlatarak “Bir santim geriye gitmeksizin Cumhuriyet’i ve milli egemenliği savunmaya devam edeceğini” belirtti.

Öz, “Türk milleti tarih sahnesinden kalkmadığı sürece Cumhuriyet’e ve kurucu iradeye ‘faşist’ ve ‘diktatör’ tanımlaması yapmış olanların; Türk milletini, Türk egemenliğini terörist odaklar ve terörist başlarıyla müzakereye sokmaya çalışanların ve terör örgütünü meşrulaştırmaya çalışanların mutlaka Cumhuriyet’in bağımsız mahkemeleride yargılayacağı günleri elbette bu toprağın çocukları görecektir” ifadelerini kullandı.

‘ATATÜRK ÖNDERLİĞİNDEKİ KURUCU İRADE NAMUSLU VE ONURLU BİR YAŞAMIN TOPRAĞI OLMUŞTUR’

Öz’ün savunmasının tamamı şöyle:

“Ben kendimi Türk milletinin bir çocuğu olarak tanımlıyorum. Bu milletin bir yurttaşı olmak aklın baki olduktan sonra en önemli övünç ve mutluluk kaynağım olmuştur.

Bu bizim anamızdan, babamızdan, ailemizden, akrabalarımızdan, mahallemizden, ilkokul öğretmenimizden ve bütün eğitim öğretim hayatımızdan aldığımız ahlak ve namusun gereği olarak yüreğimizde taşıdığımız bir aşk diye tanımlayabileceğim varoluştur.

Yani hakikaten ilkokulda söylemiş olduğumuz ‘Varlığım Türk varlığına armağan olsun’ sözlerini hayatımın olgunlaştıktan sonra özellikle fakülte yıllarından itibaren tüm vicdanım ve kalbimle içselleştirdiğim bir duygu olarak tanımlayabilirim.

Şimdi doğuştan itibaren içinde yaşadığım iklimde ve bütün çevresel öğeleri ile Türk milleti ve Cumhuriyet’e inanmış ve aşık olmuş bir bireyin bugün bu Cumhuriyet’in kazandırmış olduğu yurttaşlık hakkı ve hukukuyla cumhurbaşkanlığı makamına gelmiş bir kişinin tek parti faşizmi tanımlaması karşısında Türk milletini dünya siyasi tarihinde var etmiş olan ve tüm işgalci kuvvetleri yenerek bir millet inşa etmiş olan Mustafa Kemal Atatürk önderliğindeki o kurucu irade, o tek parti yönetimi bizim nazarımızda varlığın ve namuslu, onurlu bir yaşamın güneşi, suyu ve toprağı olmuştur.

‘MİLLİ ŞUURLA İRADE KOYDUĞUMUZ İÇİN YARGILANIYORUZ’

Bu sürece ilişkin siyaset adına herhangi bir siyasinin ya da herhangi bir yazar çizerin kurucu iradeye ‘Tek parti faşizmi’ yahut ‘Kurucu diktatörlük’ gibi tanımlamalar yapması siyasetin ya da demokratik tartışmanın içerisinde doğal karşına alabilecek söylemler olarak bakılabilir ancak biz devletin ve milletin birliğini temsil eden cumhurbaşkanlığı makamının tek parti faşizmi ve bu tek parti faşizminin bugünkü terörün ana kaynağı olarak tarif edilmiş olması karşısında biraz önce vurgulamaya çalıştığım Türk ruhuyla milli şuurla, meşru müdafaa ve bunun karşısında bir namus ve irade koymaktan yana fikrimizi ifade etmiş olmaktan dolayı bugün burada yargılanıyoruz

Bugün geldiğimiz noktada artık Türk milletini Türk egemenliğini ve milletin devletin bölünmez bütünlüğünü savunmanın kriminal bir alana doğru sürüklediğini bir başka ifadeyle Türk’üm ve Türk milletinin egemenliğinden yanayım ve bu egemenliği hiçbir güç ve iradeyle paylaşmaya bölüşme yahut bu iradeyi karşısında milleti ve devleti bölmeye çalışan bir terör örgütü ve terör örgütü elebaşısı meşrulaştırmaya ve egemenliğe ortak etmeye çalışan irade karşısında hiç tereddütsüz ve bir santim geriye gitmeksizin cumhuriyeti ve milli egemenliği savunmaya devam edeceğimizi beyan etmek istiyorum

‘KARARIN TARİHİ OLACAĞINI DÜŞÜNMEKTEYİM’

Biz Cumhuriyet’i ve kurucu iradeye Mustafa Kemal Atatürk’e saldırının kaynağını Türk milletine ve Türkiye Cumhuriyeti’ne olan düşmanlıkla ilintili olduğunu düşünmekteyiz.

Her ne kadar bu savunma refleksimiz karşısında Türk devletinin ve siyasetinin iktidarındaki mekanizma bizleri mahkemelere yahut tutsaklıklara veya daha ötesi yakın tarihimizde görüldüğü gibi faili meçhullere sokmaya çalışsa da Allah ve millet şahit olsun ki biz bu kavgayı bu mücadeleyi tertemiz bu toprakların çocuklarıyla hesapsız kitapsız Cumhuriyet’in o eşitlikçi, eğitimi, sağlığı, madeni, yaylası ve kıyısının milletin çocuklarına haklarının iadeleri yapılacak. Diyarbakır’la Tekirdağ’ın, Ankara’yla Hakkari‘nin kaderini ortaklaştıracak Türk milletinin birliği ve Cumhuriyet’in yeniden tesisi için çalışmaya ayakta kalmaya devam edeceğiz

Biz burada bu toprakların Cumhuriyet’in ve Türk milletinin ihalelerine fesat karıştırmış olmayan devletin ve kamu idaresinin herhangi bir menfaat ve çıkarında fayda sağlamış olmayan, herhangi bir gayrimeşru bir ilişki üzerinden mülkiyet ilişkisi kurmamış olan hiçbir makam ve liyakat ya da mülkiyet uğruna hiçbir yere eyvallah etmemiş olan Anadolu’nun o temiz ruhunu yaşamaya ve yaşatmaya çalışan bir kurucu ruhun yani bu topraklar için kan döken kanını döken ve canını vermeye razı olan bir fikriyatın bir teşkilatın mensuplarıyız Türk mahkemeleri konuyu buradan değerlendirerek alacağı kararın tarihi olacağını düşünmekteyim.

‘TERÖR ÖRGÜTÜNÜ MEŞRULAŞTIRMAYA ÇALIŞANLARIN CUMHURİYET’İN BAĞIMSIZ MAHKEMELERİNDE YARGILANACAĞI GÜNLERİ BU TOPRAĞIN ÇOCUKLARI GÖRECEKTİR’

Türk mahkemelerine ve şu anda yargılanmış olduğum bu mahkeme heyetine söylemek istediğim ezcümle cumhuriyetin ve Türk milletinin iradesini temsil eden bir yargının vereceği kararı tüm samimiyetimle bekliyorum. Velev ki aleyhte çıkacak bir kararı sayın cumhurbaşkanının bir zamanlar Anayasa Mahkemesi kararına karşı ‘Tanımıyorum bu kararı’ sözleri gibi ben de tanımadığım iradeyi ifade etmek istiyorum. Eğer halen bir Cumhuriyet’te ve yurttaşlık statüsünde ise benim de irade beyanıma açıklamakta bir engel olmadığını düşünmekteyim.

Ancak bizim de göstermiş olduğumuz iradenin bu milletin ve bu devletin kurucu ruhunu temsil ettiğini tüm samimiyetimle ifade etmek istiyorum.

Ve tarihin akmaya devam edeceğini, Türk milleti tarih sahnesinden kalkmadığı sürece de Cumhuriyet’e ve kurucu iradeye ‘faşist’ ve ‘diktatör’ tanımlaması yapmış olanların; Türk milletini, Türk egemenliğini terörist odaklar ve terörist başlarıyla müzakereye sokmaya çalışanların ve terör örgütünü meşrulaştırmaya çalışanların mutlaka Cumhuriyet’in bağımsız mahkemelerinde yargılayacağı günleri elbette bu toprağın çocukları görecektir.

Buna olan inancımızda yaşıyoruz buna olan sabrımızla nefes alıyoruz.

Tanrımıza hamdolsun

Türk milleti var olsun Cumhuriyet yeniden doğsun”

MAHKEMEDE DİKKAT ÇEKEN ANLAR

Öz’ün savunmasının ardından avukatı Ersan Barkın’a söz veren hakim sehven “Sanık Ersan Barkın” ifadesini kullandı.

Bunun üzerine Barkın, “Sanık da olurum” yanıtını verdi.

Bu yanıt salonda gülüşmelere neden oldu.

AV. ERSAN BARKIN: ‘HUKUKA AYKIRI’ KABUL EDİLİRSE POLİTİK ELEŞTİRİ HAKLI ÇIKAR

Daha sonra son sözleri alınan Barkın, “davaya konu olan açıklamaların kendi kendine, bağımsız edilmiş sözler olmadığını” belirtti.

Barkın; Erdoğan’ın “Tek parti faşizmi” ifadesini sadece Mart 2024’te Şırnak’ta düzenlediği mitingde değil, yüzlerce kez kullandığını vurguladı.

“Faşizm” ifadesi Cumhurbaşkanı söylediğinde “hukuka uygun” kabul ediliyorsa, Serkan Öz söylediğinde de “hukuka uygun” olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirten Barkın; müvekkilinin sözlerinin “hukuka aykırı” kabul edilmesi halinde politik eleştirinin haklı çıkacağını ifade etti.

Barkın, şarta bağlı değerlendirmelerin “hakaret” suçunu oluşturmadığını, Öz’ün ifadelerinin “politik eleştiri” niteliğinde olduğunu söyledi.

Barkın, “haksız tahrik indirimi” uygulanması gerektiğini belirterek Öz’ün beraatini talep etti.

AV. İSMAİL HAKKI ATAL: HER SİYASİ GİBİ KENDİSİNE VERİLEN GÖREVİ YERİNE GETİRDİ

Daha sonra söz alan Öz’ün avukatlarından İsmail Hakkı Atal da Serkan Öz’ün “sıradan bir vatandaş değil, bir genel başkan olduğunu” kaydederek “Serkan Öz, Cumhuriyetçi Vatanseverler Partisi’nin o dönemki genel başkan yardımcısı olarak politik eleştiri yapma görevini yerine getirdi” ifadelerini kullandı.

Erdoğan’ın da AKP Genel Başkanı olduğunu hatırlatan Atal, “Öz, her siyasi gibi kendisine verilen görevi yerine getirdi” diye konuştu.

ERDOĞAN’IN AVUKATI ‘HAPİS CEZASI’ TALEP ETTİ

Erdoğan’ın avukatı ise savcılık mütalaası doğrultusunda Öz’ün 4 yıla kadar hapisle ve siyasi yasakla cezalandırılmasını talep etti.

1 YIL 2 AY HAPİS CEZASI VERİLDİ

Son sözleri sorulan Serkan Öz, “Türk mahkemelerine güveniyoruz” dedi.

Daha sonra mahkeme, Serkan Öz hakkında “Cumhurbaşkanına hakaret” iddiasıyla açılan davada kararını açıkladı.

Öz’ün 1 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmetti. Verilen kararda, hükmün istinaf yolu açık olmak üzere verildiği belirtildi.

Karara itiraz edilecek.

Kararın ardından Öz, adliye önünde açıklamalarda bulundu.

‘MİLLİ BİR DİRENÇ CEPHESİ OLUŞTURMAYA ÇALIŞIYORUZ’

Öz, şunları kaydetti:

“PKK güzelleyenlere, teröristbaşı Öcalan’a köşk yapanlara karşı milli bir direnç cephesi oluşturmaya çalışıyoruz. Davetimiz Türk milletinedir. Yaşasın Cumhuriyet, yaşasın Türk iradesi!”

SAVCILIK MÜTALAASI

Davada savcılık mütalaasını açıklamış, Öz’ün Türk Ceza Kanunu’nun 299. maddesi kapsamında 1 yıldan 4 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep etmişti. Suçlamaya konu ifadelerin yayın yoluyla işlendiği gerekçesiyle cezanın 1/6 oranında artırılması istenirken, ayrıca TCK 53. madde uyarınca siyasi yasak uygulanması da talep edilmişti.

Duruşma sonrası Veryansın Tv’ye konuşan Serkan Öz, Atatürk’e gelecek her türlü saldırıya karşı mücadele edeceklerini vurgulamıştı.

“Biz yetkimizi Türk milletinin kuruluş iradesinden, cumhuriyetten ve anayasamızdan alıyoruz” diyen Öz, cumhuriyeti savunan herkesi 2 Nisan’da görülecek karar duruşmasına davet etmişti.

‘BİR SANTİM EĞİLMEYECEĞİZ’

Öz şu ifadeleri kullanmıştı:

“Mustafa Kemal’e ‘faşist’ tanımlaması yapan makamlara karşı Mustafa Kemal’i savunmanın bağımsız Türk mahkemelerinin ve savcılarının görev alanının dışına çıktığı görülmektedir. Savcının ceza talebi, cumhuriyetin ve Mustafa Kemal Atatürk’ün savunulmasının, makam ve mevkisi olmayan Türk milletinin çocuklarına kaldığını göstermektedir. Biz yetkimizi Türk milletinin kuruluş iradesinden, cumhuriyetten ve anayasamızdan alıyoruz. Atatürk’e devletin gücünü ve makamını kullanan organlardan gelecek her türlü saldırı karşısında aynı refleksleri vermeye devam edeceğiz. Cumhuriyet ve onun önderliği olan Atatürk’e yapılan saldırı karşısında bir santim eğilmeyeceğiz. Türk milleti birleşecek, cumhuriyet yeniden inşa edilecek. Cumhuriyeti savunan herkesi, 2 Nisan’da Ankara’da görülecek karar duruşmasına davet ediyorum.”

‘HUKUKEN KABUL EDİLEBİLİR DEĞİL’

Serkan Öz’ün avukatı Ersan Barkın da mahkumiyet talebinin kabul edilebilir olmadığına dikkat çekmişti:

“Serkan Öz bir gazeteci olması yanında aynı zamanda bir siyasi parti genel başkanı. Dolayısıyla savcının cumhurbaşkanına yönelik hakaret saydığı ve mahkumiyet talep ettiği ifadelerin tamamı bir siyasi genel başkanı tarafından söylendiğinde, siyasi eleştiri sınırları içinde değerlendirilmesi gereken cümleler. Zira sözlerin muhatabı da cumhurbaşkanı olması yanında bir siyasi partinin genel başkanı. Kaldı ki programda Sayın Serkan Öz tarafından dile getirilenlerin tamamı, Erdoğan’ın doğrudan Atatürk’e yönelik olduğu değerlendirilen sözlerine karşı bir olasılık belirtilerek söyleniyor. Bu anlamda Erdoğan’ın sözlerinin Atatürk’e yönelik söylenmediği kabul ediliyorsa bu durumda Serkan Öz’ün de aslında Erdoğan’a söylediği herhangi bir söz kalmıyor Bu nedenle atılı suçlama bakımından Serkan Öz’ün mahkumiyetinin talep edilmesinin hukuken kabul edilebilir olmadığı düşüncesindeyim.”

NE OLMUŞTU?

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Mart 2024’te Şırnak’ta düzenlediği mitingde, PKK terör örgütü ile eş değer tuttuğu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk ve Milli Şef İsmet İnönü’yü “Bölücü terör örgütü, tek parti faşizmi ile bu topraklarda kurulmaya çalışılan zulüm düzeninin sürmesi için ülkemizin başına bela edilen bir araçtır. Devletin hataları elbette olmuştur. Ama bölücü örgüt aleni bir ihanetin hepimizi birden hedef alan karanlık bir senaryonun maşalığını yapmıştır. Son 21 yılda gerçekleştirdiğimiz demokrasi ve kalkınma devrimi ile içerideki ve dışarıdaki tüm unsurlarıyla biz işte bu sinsi oyunu bozduk. Şimdi de güney sınırlarımız boyunca oluşturduğumuz güvenlik koridoruyla etrafımızdaki ateşin ülkemize sıçramasını önlüyoruz. Bu seviyeye gelmek kolay olmadı. Çok fedakarlık yaptık. Yıllarca ülkemizi pazar, insanımızı ucuz insan gücü olarak görenler şimdi bizim pazarımız haline dönüştü. Oyunu tersine çevirdik. Kardeşliğimize sahip çıkarsak, fitne sokmak isteyenlere fırsat vermezsek, emin olun daha fazlasını gerçekleştireceğiz. Siz bakmayın felaket tellallığı yapanlara, Türkiye’nin önü de ufku da açıktır. Türkiye Yüzyılı güneşinin doğuşuna kimse mani olamayacaktır” sözleriyle hedef almıştı.

SERKAN ÖZ’DEN TARİHİ CEVAP

Serkan Öz, Erdoğan’a Veryansın Tv ekranından yanıt vererek, şu tarihi konuşmayı yapmıştı:

“Recep Tayyip Erdoğan dönüyor dönüyor, “tek parti faşizanlığı, tek parti faşizmi” diyerek, direkt Mustafa Kemal’e “faşist” diyor. Şimdi ben de şöyle bir meydan okuma yapıyorum. Allah büyük, bakalım. Faşistin Allah’ı da sensin, diktatörün kralı da sensin Recep Tayyip Erdoğan. Kim bu topraklarda kurucu iradeye, Cumhuriyete ve Mustafa Kemal’e faşist tanımlaması yapıyorsa, buradan çamur atma ve kirletmeye giriyorsa Cumhurbaşkanı değil memleketin neyi olursan ol, sana diyeceğim şudur: Türk mahkemeleri açık olsun. Bakın, bu Cumhurbaşkanı bir şey diyeni aldırttırıyor ya… Şimdi diyorum ki: Serkan Öz, kurumsal ilişkilerden bağımsız, hepsinden bağımsız… Faşistin kralı sensin Recep Tayyip Erdoğan. Diktatörün kralı sensin Recep Tayyip Erdoğan. Mustafa Kemal Atatürk’e “faşist” diyen adam, Türk topraklarının Türk kanını taşımayan adamdır.

‘SALDIRI YAPIYORSUN’

Niye faşist dersin biliyor musun? Senin zoruna giden hikaye nedir? Çünkü egemenlik Türk milletine geçmiştir o “tek parti” dediğin dönemde. Çünkü siyasal tarihten bağımsız, siyasal tarihten koparılmış, tüm dünya tarihinden koparılmış bir tanımlama yaparak Türk milletine takla attırmaya çalışıyorsun. Ne yapmaya çalışıyorsun? Zamanın Avrupa’sında, Almanya’sında, İtalya’sında, Portekiz’inde bilmem neyinde… Çok partili, demokratik, bilmem çağdaş hukuklar falan filan vardı o tarihlerde. 23-38 arası SSCB’de, Çin’de büyük demokrasiler vardı, Türkiye’de tek parti yönetimi, diktatörlük faşizmi vardı diyorsun değil mi? Zerre kadar tarihten haberi olmayacak bir insanın cümlesi olsa, derim ki: “Tamam, tarihten habersiz söylüyor.” Ama sen özellikle Cumhuriyete, Türk milletine ve Mustafa Kemal’e saldırı yapıyorsun.

‘CUMHURBAŞKANLIĞI CUMHURİYETE SALDIRI MAKAMI DEĞİLDİR’

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı makamını alıp da Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanına, Türkiye Cumhuriyeti’ne saldırı makamı değildir; Mustafa Kemal Atatürk’e faşist deme makamı Cumhurbaşkanının işi olamaz. AYM, Yargıtay, Başsavcısı… Burada dava açmayan başsavcılık önünde sonunda Türk mahkemelerinde yargılanacaktır. Mustafa Kemal’e faşist diyor, “tek parti faşizmi” bilmem ne. Dönüp dönüp bunu diyor. Hikayeyi buradan kuruyor. Senin ağababaların, padişahların, Vahdettinlerin, bilmem nelerin dünyada demokrasi dağıtıyordu da, o Osmanlı’da 1800’den sonraki yarı sömürge şekline giren Osmanlı’da bütün memleketin “tek partisi bilmem nesi” dediğin hikâye, elçiliklerin, elçilerin memlekette padişahtan daha güçlü olduğu yarı sömürge zamanına bir tane cümlen yok.

‘DÜNYA TARİHİNİN EN BÜYÜK DEVRİMLERİNDEN BİRİNİ YAPMIŞ MİLLETİ ‘FAŞİZM’LE SUÇLUYORSUN’

Halifelikten, krallıktan, padişahlıktan alıp da bir vatan yapan, Türk milletine beraber bir kader birliği, bir tarih, bir şanlı dünya tarihinin en büyük devrimlerinden birini yapmış bir milleti faşizmle suçluyorsun he… Faşizmin babaları, kralları, diktatörlüğün kralları senin taptığın adamlar “muteber”. Çünkü tarihsel olgudan kopuk söylüyorsun. Biz demiyoruz ki: “Osmanlı’nın şu şu padişahları faşistti.”

Devlet nereden kuruldu? Üretim araçları… Bir tarih, bir felsefe okur insan. “Adem Havva geldi, parlamento rejimi kuruldu, çok partili siyasal rejime geçtik” böyle mi tarih okudun? İnsanlık tarihinin ilkel, feodal dönemden kapitalist sisteme kadar gelen hikayesini hiç mi okumadın? Fransız Devrimi, Orta Çağ, İngiliz Devrimi bilmem ne… Nerelerden geldi bu hikaye? Bu hikayenin en büyük devrimci atılımını yapan ve Türk milletine egemenliği alan, her yerimizi borçlandırmış, esir etmiş Osmanlı’dan kopartıp millileştiren, kamulaştıran, demiryolundan fabrikasına kadar yapan, ayağa kaldıran ve seni de bugün kapı kulu olmaktan kurtarıp Cumhurbaşkanlığı yaptıran Cumhuriyete “faşizm” diyeceksin, he?

‘O MAHKEMEDE KONUŞACAĞIZ!’

Ve ben de sana açık açık söylüyorum: Türk mahkemeleri! Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, MİT’ine mi, savcına mı söylüyorsun? Serkan Öz’ü aldırın, mahkeme bir karar versin. Faşist kim? Mustafa Kemal Atatürk mü, Recep Tayyip Erdoğan mı? Ve mahkeme kararına göre refleks verelim. Anayasal zemini koruyacak, meşruluğumuzu koruyacak. Türk mahkemesi çıksın, faşizmin tanımını yapsın ve rolünü koysun. Faşizm kimdir, diktatör kimdir? Kimler bu anayasaları, meclisleri çiğnemektedir, kimler buranın pazarını yapmaktadır? Çıkart beni mahkemeye ver! Bir telefonunla, bir adamınla olacak şekilde. Kapıdan çıkmadan aldırttır. Kudretin var. Bir çıkalım, Allah da bize nefes versin, o mahkemede konuşacağız.

‘HESAP VERECEKSİN’

Faşist kimmiş? Ne lan? Ağzınıza pelesenk yaptınız. Mustafa Kemal’e “faşist faşist”. Lan tüy olamazsın. Kapısında it olamazsın, it! Namuslu olun, namuslu! Milleti millet yapan ortak değerlere bugün milleti bütünleştiren temsil makamında oturan, Cumhuriyetin, Türk milletinin temsili olan yer. Mustafa Kemal’e kurucu önderliğe “faşizm” diyor ve buna hepimiz sessiz kalıp normalleştiriyoruz. Türk mahkemelerinde de tarih önünde hesap vereceksin. Ne sanıyorsun sen? Mustafa Kemal’in evlatları ne sanıyorsun? Senin etin, budun, gücün, tarikatın, cemaatin yeter mi Mustafa Kemal’i “faşist” tanımlamaya?

‘TÜRK ÇOCUKLARI KALKMAZ MI AYAĞA?’

O Türk çocukları kalkmaz mı ayağa? Hodri meydan Erdoğan! Faşizmi Türk mahkemeleri yargılasın. Mustafa Kemal’e faşist tanımlaması yapacak Türk mahkemesi olabilecek mi? Mahkeme çıkartsın Serkan Öz’ü mü tutuklayacak? Bunu söyleyen Erdoğan’a Türkiye Cumhuriyeti’ni çökertmekten bir dava mı açacak? Geldiğimiz yere bak… Mustafa Kemal’e durup durup “tek parti faşizmi, diktatörlük bilmem ne” iki saat konuş konuş bok at…

‘TÜRK’Ü ASLAN YAPMIŞ ÖNDERLİĞE ‘FAŞİZM’ DİYECEKSİN…’

Yeter lan size! Size hangi dilden konuşacağız? Bunları diyeceksiniz, biz de susup duymazdan, görmezden geleceğiz ya da bu restleri yapamayacağız. O zaman bizim adımız adam olmaz. Allah büyük! Avanelerinizle, bebelerinizle, torunlarınızla savaşacağız. Allah büyük! Cumhuriyete… Sen memleket açlıktan kırılırken, salgın hastalıklardan kırılırken oralardan çıkartmış, Türk’ü tarihin önünde aslan yapmış bir önderliğe, bir iradeye faşizm faşizm diyeceksin, he?

Onu da nerede? Şırnak’ta söyleyeceksin, he? Ne diline? Bölücü ve yıkıcı dile orada zemin hazırlayacaksın, he? Orada yaranacaksın. İzmir’de de desene, Ankara’da da desene, gelip de ya da bırak sokakta onları bir desene. Git en tutucu, en muhafazakâr köye git de köyün kahvesinde de: “Mustafa Kemal faşistti.” de! Orada bile vicdan sahibi Müslüman boğazına yapışır. Sen buraya nereden geldin? Hangi okullarda okudun, nereden çıkıp geldin diye.

‘BU TOPRAKLARDA OLAMAZ…’

Siz kimdiniz, neydiniz ya? Size daha ne söyleyeceğiz ya? Bu dil, bu üslup… Bizi bu kadar delirten, insanlıktan çıkartan bu üslubunuz, bu tarzınız. Yemeyeceğiz, yedirtmeyeceğiz. Allah büyük! Ne yaparsanız yapın. Savcınız var, mahkemeniz var, jandarmanız var, paşalarınız var. Bütün kuvvetler sizin, bak! Allah bir kalp vermiş, bir de millet vermiş bize, o tarih. Bakacağız, vallahi bakacağız. Büyük cümleler söylüyorum: Allah büyük! Türk milletini teslim alacak, Cumhuriyeti teslim alacak bir irade bu topraklarda olamaz, olamayacak!

‘SOKAĞA ÇIKACAK YÜZÜNÜZ OLMAYACAK’

Düşeriz, zayıflarız, birbirimizle kavga ederiz, bilmem ne… Ama iş öyle bir kemiğe gelir ki sokağa çıkamazsınız kardeşim. Yemin ediyorum sokağa çıkacak yüzünüz olmayacak. Bu kadar inkâr, bu kadar vefasız, bu kadar haysiyetsiz bir şey olur mu ya? Cumhurbaşkanlığı makamında, Cumhuriyete, Cumhuriyet tarihine, Türk tarihinin şanlı zaferlerine, şanlı devrimlerine faşizm diyorsun. Yazıklar olsun!

Varsa gücün de aldır hadi! Varsa gücün aldır hadi! Varsa gücün bu cümlelerden aldır! Sen faşizm dedin, ben de dedim ki faşistin Allah’ı sensin!”

‘NİYETİMİZ CUMHURİYETİ VE VATANI SAVUNMAKTIR’

Serkan Öz 23 Ekim 2025 tarihindeki ilk duruşmada, Erdoğan’ın Şırnak’ta düzenlediği mitingde “Bölücü terör örgütü tek parti faşizmi ile bu topraklarda kurulmaya çalışılan zulüm düzeninin sürmesi için ülkemizin başına bela edilen bir araçtır. Devletin hataları elbette olmuştur” dediğini hatırlatarak, söz konusu konuşmanın çözümlenmesini ve incelenmesini talep etmişti.

Bu sözlerden Erdoğan’ın, Atatürk ve Cumhuriyet’in kurucu kadrosuna “diktatör” ve “faşist” dediğinin anlaşıldığını belirten Öz, “Veryansın Tv’de bir kimliğin ötesinde, doğduğumuzdan beri kodlamalarla Cumhuriyet’i ve Atatürk’ü Türk milletinin ortak iradesi olarak tanımladık” ifadelerini kullanmıştı.

Öz; Erdoğan’ın, kurucu iradeyi “terörün kaynağı” olarak gösterdiğini, “diktatör” ve “faşist” sözlerini kurucu iradeyle bağdaştırdıklarını işaret edip, sözlerini “Siyasi refleks gösterdik. Niyetimiz cumhurbaşkanına hakaret değil, cumhuriyeti ve vatanı savunmaktır” ifadeleriyle noktalamıştı.