Muğla’da, yerel medya mensuplarına yönelik üç dört dalga halinde gerçekleştirilen operasyonda “Cumhurbaşkanına hakaret” nedeniyle gözaltılar ve tutuklamalar oldu.
15 TEMMUZ DETAYI
Şüphelilerin büyük bölümünün AKP’ye yakın isimler, şikâyetçilerin de başta Muğla Valisi ile bürokratlar olmasıydı. Örneğin ilk dalgada tutuklanan 1 numaralı şüpheli Kürşat Keskin, 15 Temmuz darbe teşebbüsü sırasında Marmaris’te bulunan Erdoğan’la ilk görüşüp demeç alan ve bu nedenle ödüllendirilen isimdi.
Muğla'da yaşananları gazeteci Müyesser Yıldız köşesine taşıdı. Yıldız şunları yazdı...
Sürecin ilerleyen aşamalarında olaya eski ve yeni AKP milletvekillerinin, MHP’nin yerel yöneticilerinin adı karıştı, hatta AKP Milletvekili Kadem Mete’nin danışmanı tutuklandı. Nihayetinde konu milletvekilleri tarafından Adalet Bakanı Akın Gürlek ve İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’ye iletildi.
Bu arada gazeteci Kürşat Keskin cezaevinden Erdoğan’a 8 sayfalık bir mektup yazarak, Muğla’da yaşandığını iddia ettiği yolsuzlukları ve sorumlularını bildirirken, babası da oğluna kurulan bu “kumpasla” ilgili olarak Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.
O suç duyurusunun ardından ise bu defa Kürşat Keskin’in yine gazeteci olan kardeşi ve bir arkadaşı gözaltına alındı. Kardeş Keskin’in arkadaşı, gözaltındayken bir polisin AKP Milletvekili Kadem Mete’ye küfrettiğini öne sürdü.
Öte yandan şüphelilerin avukatları, hem soruşturmayı yürüten hem de Milletvekili Mete’ye küfreden polisleri Emniyet Genel Müdürlüğü’ne şikâyet ederek, haklarında soruşturma açılmasını istedi.
ADLİYEDE DEPREM
Bu kısa hatırlatmalardan sonra, 4’ü tutuklu 9 ismin yer aldığı soruşturmaya ilişkin son gelişmelere gelelim.
Söz konusu şüpheliler hakkında iddianame hazırlandı ve iddianamenin kabulüyle birlikte tutukluların tahliyesine karar verildi.
Tahliye kararının alındığı günün özelliği, 4 bin 967 hakim ve savcıyı kapsayan yaz kararnamesinin yayımlanmasıydı. Kararname kapsamında Muğla Cumhuriyet Başsavcısı başta olmak üzere hem merkezde hem ilçelerde tamı tamına 151 hakim ve savcının yeri değiştirildi.
İZİN VERİLMEDİ
Gözaltı ve tutuklama kararının ilk gerekçesinin “Cumhurbaşkanına hakaret” iddiası olduğunu belirtmiştik ya; 5.5 ay sonra hazırlanan iddianamede bu suçlama yer almadı. Sanıkların sadece “zincirleme şekilde sesli, yazılı veya görüntülü bir ileti yoluyla kamu görevlisine karşı görevinden dolayı alenen hakaret, gerçek kimliğini gizleyerek halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma, kişisel verileri hukuka aykırı olarak bir başkasına vermek, yaymak veya ele geçirmek” suçlarından yargılanması istendi.
“‘Cumhurbaşkanına hakaret’ suçlaması nereye gitti?” derseniz;
Malum, bu suçlamada Adalet Bakanlığı’ndan kovuşturma izni alınması gerekiyor. Savcı da Bakanlıktan bunun için izni istedi.
Yazışmalardan anladığımız kadarıyla suçlamanın dayanağı; 1 Aralık 2025’te Facebook hesabında yapılan, muhtemelen 29 Ekim münasebetiyle, Muğla’daki bir hastaneye asılı olan Türk Bayrağı ile Atatürk posterinin görseli paylaşılırken, “Badem bıyıklı reisimiz” ifadesiyle Erdoğan’ın resminin asılmamasına dikkat çekilirken, “Muğla hilal bıyıklılar şehri” göndermesiyle bir yandan MHP’ye bir yandan da Sağlık Müdürü, AKP il başkanı ve AKP milletvekillerine tepki gösterilip, gereğini yapması için “gücccük reis”e çağrıda bulunulması olmuş.
Neredeyse “gözünün üstünde kaşın var” denilmesinde bile Cumhurbaşkanına hakaretten dava açılırken, hayret ki ne hayret, Adalet Bakanlığı tam da tutukluların tahliye kararından bir gün önce, “Cumhurbaşkanına hakaret suçunun yasal unsurlarının oluşmadığından” kovuşturma izni vermedi.
Bu kararın ardından da Cumhuriyet Başsavcılığı, geçen hafta şüpheliler hakkında “kovuşturma izni yokluğu” sebebiyle “kovuşturmaya yer yok” kararı verdi.
POLİSLERE SORUŞTURMA
Muğla dosyasında dikkat çekici başka gelişmeler de oldu.
Birincisi; Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı, AKP Milletvekili Kadem Mete’ye küfrettiği iddia edilen polis hakkında re’sen soruşturma başlattı.
İkincisi; gazeteci Kürşat Keskin’in avukatı Suna Öztaşdönderen, soruşturma işlemini yapan polisler hakkında, “görevi kötüye kullanma, yetki ve görev alanı dışında işlem tesis etme, kişisel husumet ve intikam saikiyle hareket edilerek, gerçeğe aykırı ve yönlendirici tutanak düzenlendiği” suçlamalarıyla Emniyet Genel Müdürlüğü’ne suç duyurusunda bulundu, Genel Müdürlük ise bunu Muğla Valiliği’ne havale etti. Sonuçta da Muğla İl İdare Kurulu, “iddiaları sübuta erdirecek herhangi bir bilgi-belge, tanık, ses veya görüntü kaydı bulunmadığı” gerekçesiyle disiplin soruşturması açılmasına gerek olmadığına karar verdi. Ancak Av. Öztaşdönderen, “halen Muğla’da görev yapan polisler hakkındaki inceleme ve soruşturmanın Muğla Valiliği’nce yürütülmesinin tarafsızlık, bağımsız denetim ilkesi ve etkili soruşturma yükümlülüğünü ihlal riski taşıdığına” dikkat çekerek, soruşturmanın Kolluk Gözetim Komisyonu ile merkezden görevlendirilecek müfettişler tarafından yapılması için yeniden Emniyet Genel Müdürlüğü’ne başvurdu. Emniyet Genel Müdürlüğü de talebi kabul etti.