Siyaset

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Kime, neyi, nerede ve nasıl söyleyeceğimizi iyi biliriz

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Siyasi olarak can çekişen kendini bilmez kifayetsizlerin bizim üzerimizden prim devşirmesine fırsat vermeyeceğiz. Biz kime, neyi, nerede ve nasıl söyleyeceğimizi gayet iyi biliriz. Her zaman altını çiziyorum. Biz bakkal dükkanı değil, dünyanın en büyük ülkelerinden birini, Türkiye Cumhuriyeti'ni yönetiyoruz" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Siyasi olarak can çekişen kendini bilmez kifayetsizlerin bizim üzerimizden prim devşirmesine fırsat vermeyeceğiz. Biz kime, neyi, nerede ve nasıl söyleyeceğimizi gayet iyi biliriz. Her zaman altını çiziyorum. Biz bakkal dükkanı değil, dünyanın en büyük ülkelerinden birini, Türkiye Cumhuriyeti'ni yönetiyoruz" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ahlat Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde kabine toplantısına başkanlık etti. Toplantının ardından açıklamalarda bulunan Erdoğan, toplantıda dış politika, ticaret, güvenlik ve terörsüz Türkiye süreci başta olmak üzere Türkiye'yi ilgilendiren kritik başlıkları istişare ettiklerini söyledi. Hükümet olarak çevrede yaşanan çatışmalara rağmen Türkiye'yi kalkınma ve refah rotasında tutmak için yoğun çaba harcadıklarını belirten Erdoğan, bölgedeki krizlerin ekonomik açıdan tüm dünya gibi Türkiye'yi etkiliyor olsa da istihdamdan ihracata, tarımdan turizme birçok alanda hedeflerine bağlı kalmayı sürdürdüklerini bildirdi.

"ŞOK DALGASI TESİRİNİ YİTİRDİKÇE, BUNUN SOKAĞA YANSIMALARINI DAHA NET GÖRME İMKANI BULACAĞIZ"

Erdoğan, "Adeta bir kriz fırtınası yaşadığımız bu sancılı dönemi popülizme tevessül etmeden, milletin ve ülkenin kaynaklarını büyük bir özenle koruyarak dinamik bir süreçle başarıyla yönetmenin çabasındayız. Ekonomide çarkların dönmesi, insanımızın işini ve aşını muhafaza etmesi, emtia fiyatlarındaki dalgalanmaların etkilerinin asgari düzeyde tutulması, savunma sanayi ve uluslararası yatırımlar başta olmak üzere ortaya çıkan fırsatların değerlendirilmesi önceliğimiz olmaya devam etmektedir. İran-Amerika geriliminin küresel ekonomide yol açtığı şok dalgası zamanla tesirini yitirdikçe, inşallah bunun sokağa, çarşıya, pazara, günlük yaşama yansımalarını çok daha net görme imkanı bulacağız" ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin doğru yolda olduğunu söyleyen Erdoğan, "İstikameti bellidir ve eninde sonunda menziline ulaşacaktır. Bu zorlu yolculukta ülkemizin en büyük şansı tecrübeli, liyakatli, uyum ve adanmışlık içinde çalışan kadroların görev başında olmasıdır. Türkiye güvendedir. 86 milyonun emaneti ehil ellerde güven içindedir. Bu kutsal emanete hiçbir surette gölge düşürmeyeceğiz. Yavaşlamadan, rehavete kapılmadan, tedbiri, disiplini elden bırakmadan hep beraber hedeflerimize doğru ilerleyeceğiz" diye konuştu.

"TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ GÜVEN TAZELEDİ"

Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'nin geçen hafta 467 evet oyuyla Meclis'te kabul edildiğini anımsatan Erdoğan, kanuna destek veren tüm milletvekillerine şükranlarını sunduğunu kaydetti. Erdoğan, "Türk siyasetinde bir dönüm noktası olan bu büyük uzlaşıyla terörsüz Türkiye sürecimiz güven tazelemiş, çok ciddi güç kazanmıştır" dedi. Milletin vekilleri aracılığıyla çözüm iradesini çok net ortaya koyduğunu söyleyen Erdoğan, farklı toplum kesimlerini temsil eden siyasi partilerin Türkiye'nin geleceğine dair bir meselede aynı paydada buluşmasının her türlü takdirin üzerinde olduğunu belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu mutabakat aynı zamanda demokrasimizi güçlendirecek, sivil siyasetin kapasitesini artıracak, Türkiye'yi vesayet dönemi tortularından kurtaracak yeni adımların cesaretle atılmasına zemin hazırlamıştır. Şu bir gerçek ki, Türkiye'nin hiçbir sorunu çözümsüz değildir. Günlük siyasi hesaplar yerine ülkeyi ve milleti merkeze alan bir anlayışla hareket edildiğinde, Türk demokrasisi her türlü düğümü çözecek kapasite ve olgunluğa ziyadesiyle sahiptir. Bunu Türkiye'miz adına çok müstesna bir kazanım olarak görüyoruz" ifadelerini kullandı.

"HERKESİN DAHA ÖZENLİ BİR DİL KULLANMASI ÖNEM ARZ EDİYOR"

Son iki yılda birçok kritik eşiği suhuletle aşmakla birlikte önlerinde halen dikkatle yürünmesi ve yürütülmesi gereken bir yol bulunduğunu vurgulayan Erdoğan, "Herkesin bu süreçte çok daha özenli bir dil kullanması, yük olmak yerine yük almaya odaklanması, milletimizin hassasiyetlerini kaşıyacak fevri söylem ve eylemlerden uzak durması büyük önem arz ediyor. Siyaset her gün yapılır ama Türkiye'yi yarım asırlık bir sıkıntıdan kurtarma çabasına gölge düşürmenin bahanesi olmaz" dedi. Erdoğan, aynı durumun medya kuruluşları ve gazeteciler için de geçerli olduğunu söyleyerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Sırf daha fazla görüntülenmek, daha fazla reyting ve etkileşim almak uğruna böyle hayati bir meseleyi enfekte etmeye kimsenin hakkı yoktur. Çünkü bu iktidar ve ittifak olarak sadece bizim meselemiz değildir. Bu mesele bir de devlet meselesidir. 86 milyonun ortak meselesidir. Milletimiz de artık bu meselenin kalıcı biçimde çözülmesini istemektedir. Biz de bu sorunu çözmekte gelecek nesillere terörsüz bir ülke ve bölge bırakmakta son derece kararlıyız.

Bugün bir kez daha hangi siyasi görüşte olursa olsun herkesi çözümün bir parçası olmaya çağırıyorum. Gelin, Türkiye'yi terörden kurtararak şehitlerimize ve gazilerimize olan şükran borcumuzu layıkıyla ödeyelim. Gelin, sizler de bir ucundan tutun ve bu ağırlığı Türkiye'mizin üstünden hep beraber kaldıralım. Gelin, tarih boyunca diz kırıp aynı sofraya oturmuş, aynı türküyü beraberce söylemiş, vatanı savunmak için aynı cephede şehit düşmüş insanlarımızın kardeşliğini daha da güçlendirelim. Bu samimi çağrımız 'Önce milletim, önce memleketim' anlayışına sahip herkesindir. Türkiye artık bedel ödemesin diyen gencecik fidanlarımızı gözyaşlarıyla toprağa vermeyelim. 'Anaların ipekten yüreği yeni acılarla kavrulmasın' diyen herkesi sürece omuz vermeye, sürece destek olmaya davet ediyorum. Özellikle bölgedeki sivil toplum kuruluşlarının, kanaat önderlerinin sürece daha fazla katkı sunmalarını bekliyorum.

Şunu hatırlatmak isterim ki, bir miladı yaşamakta olduğumuz bugünlerde sürece katkı sunan herkes tarihin yeniden inşasında rol sahibi olacaktır. Aynı şekilde süreci zora sokan, süreci dinamitleyen, tahrik eden, sürecin karşısında yer alan her türlü girişim de tarih karşısında mesul olacaktır. Sorumluluk mevkiinde olanların bilhassa günübirlik hesaplarla siyaset yapan kimi partilerin Meclis'te 467 kabul oyuyla tecessüm eden iradeyi iyi okumalarını, oradan gerekli mesajı çıkartmalarını temenni ediyorum."

"KENDİ BİLMEZ KİFAYETSİZLERİN BİZİM ÜZERİMİZDEN PRİM DEVŞİRMESİNE FIRSAT VERMEYECEĞİZ"

Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge vizyonlarının yanı sıra Türkiye'nin bölgesel barışı ve istikrarı önceleyen aktif dış politikasının istikrarsızlıktan ve kaostan nemalanan malum çevreleri rahatsız ettiğinin görüldüğüne işaret etti. Erdoğan devamında şunları kaydetti:

"Türkiye kendi vatandaşlarıyla birlikte hiçbir ayrım yapmadan bölgesindeki herkes için barış, herkes için kalkınma istedikçe cinayet şebekelerinin kan ve çatışma üzerine kurulu planları bozuluyor. Son dönemde Cumhurbaşkanı olarak şahsımızı ve Türkiye'yi hedef alan kirli kampanyaları, bütünüyle bozulan bu planların yol açtığı hırçınlığın ve çaresizliğin birer tezahürü olarak değerlendiriyoruz.

Şunu bir defa burada açık açık söylemek isterim. Siyasi olarak can çekişen kendini bilmez kifayetsizlerin bizim üzerimizden prim devşirmesine fırsat vermeyeceğiz. Biz kime, neyi, nerede ve nasıl söyleyeceğimizi gayet iyi biliriz. Her zaman altını çiziyorum. Biz bakkal dükkanı değil, dünyanın en büyük ülkelerinden birini, Türkiye Cumhuriyeti'ni yönetiyoruz. Biz 86 milyon vatandaşımızın emanetiyle birlikte dünyanın dört bir yanındaki yüz milyonlarca mazlumun da umudunu, mesuliyetini taşıyoruz.

"TÜRKİYE BİRİLERİNİN LÜTFUYLA KURULMUŞ BİR DEVLET DEĞİL"

Türkiye Cumhuriyeti öyle birilerinin lütfuyla kurulmuş, küresel güç odakları tarafından şımartılmış, hafızası olmayan nevzuhur bir devlet değildir. Binlerce yıllık köklü geleneğiyle, zaferlerle dolu şanlı tarihiyle dünyanın en güçlü, en kudretli devletlerinden biridir. Bakınız, biz sadece Malazgirt gibi insanlık tarihine geçen muhteşem askeri başarılarımızla değil, bilim tarihine, sanat tarihine, siyaset ve idare tarihine kattıklarımızla da büyük bir devletiz. Biz, tarihinde gönüller fethetmekle, mazlumların çağrısına kulak vermekle, Musevi, Hristiyan, Müslüman fark etmeksizin ihtiyaç sahiplerinin imdadına koşmakla bilinen büyük bir devletiz.

Türkiye Cumhuriyeti küçük hesaplar, küçük kurnazlıklar karşısında boyun eğecek, bunlara prim verecek sıradan bir devlet asla değildir. Onurlu, gururlu, tarihiyle ve ecdadıyla şerefli bir devletin nasıl davranması gerekiyorsa, işte biz de iç siyasette ve dış politikada öyle davranıyoruz. Kimin ne yapmaya çalıştığının tabii ki farkındayız. Bölgemizde ilgili hangi kanlı senaryoların yazılmaya çalışıldığını görüyoruz. Allah'ın izniyle bunların hayata geçirilmesine müsaade etmeyeceğiz. Herkes emin olsun, rahat olsun. Türkiye Cumhuriyeti ne ilkelerinden ne de ulusal çıkarlarından taviz verir."

"KOMŞULARIMIZIN TOPARLANMASINA DESTEK OLMAKTAN VAZGEÇECEK DEĞİLİZ"

Erdoğan, kendilerine güvenen hiçbir dostunun, kardeşlerini yarı yolda bırakmayacaklarını kaydederek, birileri istemiyor, birileri endişe duyuyor, birilerinin planları bozuluyor diye bölgede barışın tesisi için mücadele etmekten geri durmayacaklarını söyledi. Erdoğan, "Biz elinde masumların kanı olan cinayet şebekeleri rahatsız oluyor diye, komşularımızın toparlanmasına destek olmaktan vazgeçecek de değiliz. Bu ülkenin dış politikasını sadece ve sadece Türk milleti belirler. Milletten başka hiçbir aktör Türkiye'ye ve Türk dış politikasına rota ve sınır çizemez. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da milletin belirlediği istikamette Türkiye'nin çıkarlarını korumak için çalışmaya devam edeceğiz" şeklinde konuştu.

Türkiye olarak bölgenin tamamında barıştan, adaletten, istikrar ve huzurdan öte hiçbir amaç, hedef ve gayelerinin olmadığını ifade eden Erdoğan, "Birilerinin iddia ettiği gibi gizli bir ajandamız, gizli bir niyetimiz de yok. Bizim amacımız etrafımızda sulh ikliminin egemen olmasıdır. Bizim gayemiz bizim bölgemizin her karışında adalet, güvenlik ve refahın tesis edilmesidir. Coğrafyamız şu anda su gibi, hava gibi barışa ihtiyaç duyuyor. Buna kavuşacağı günlerin hasretini çekiyor. Biz de Türkiye Cumhuriyeti olarak Suriye'den Irak'a, Lübnan'dan Filistin'e, Körfez'den Afrika'ya, Balkanlar'dan Kafkasya'ya kadar gönül ve kültür coğrafyamızın tamamında 'Tarih bizi birbirimize kardeş eyledi' diyor, bu ebedi kardeşliği yüceltmenin mücadelesini veriyoruz. İnşallah bu mücadeleyi zaferle taçlandırana dek elimizin ulaştığı her yerde canla başla çalışmaya devam edeceğiz" dedi.