İklim alanında çalışma yürüten 17 sivil toplum kuruluşunun oluşturduğu İklim Ağı, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31) öncesinde Ankara’da üçüncü basın toplantısını gerçekleştirdi.
Toplantıda Mekanda Adalet Derneği İklim Adaleti Program Koordinatörü Yağız Eren Abanus, Avrupa İklim Eylem Ağı (CAN Europe) Türkiye İklim ve Enerji Politikaları Koordinatörü Özlem Katısöz ve Sürdürülebilir Ekonomi ve Finans Araştırmaları Derneği (SEFİA) Direktörü Bengisu Özenç, Türkiye’nin iklim ve enerji politikalarını değerlendirdi.
ABANUS: “EN İYİ UYUM İYİ BİR AZALTIMDAN GEÇER”
Yağız Eren Abanus, İklim Ağı’nın 2025 yılında iklim adaleti anlayışı doğrultusunda kurulduğunu ve 17 üyeden oluştuğunu belirterek, ağın temel gündeminin COP31 olduğunu söyledi.
COP31’in kasım ayında Antalya’da düzenleneceğini hatırlatan Abanus, Türkiye’den beklentilerini katılımcılık ve içerik olmak üzere iki başlıkta değerlendirdi.
İklim politikalarının karar alma mekanizmalarında sivil toplum, sendikalar ve tüketici örgütlerinin yeterince temsil edilmediğini savunan Abanus, COP31 Başkanlığı ile iletişim kurma girişimlerinden de sonuç alamadıklarını belirtti.
Abanus, iklim krizine karşı azaltım ve uyum politikalarının birlikte ele alınması gerektiğini ifade ederek, “En iyi savunma iyi bir saldırıdır. En iyi uyum iyi bir azaltımdan geçer” dedi.
“AZALTIM YERİNE ARTIŞ BEYAN EDİLİYOR”
Türkiye’nin 2035 iklim hedefini eleştiren Abanus, yıllık sera gazı emisyonlarının 643 milyon tona çıkarılmasının hedeflendiğini, son açıklanan değerin ise 552 milyon ton olduğunu belirtti.
Abanus, bu nedenle hedefin azaltım değil artış anlamına geldiğini savunarak kömürden kademeli ve adil çıkış planı hazırlanması gerektiğini söyledi.
Çanakkale’de gündeme gelen 1050 megavatlık kömürlü termik santral projesine ve Afşin’deki santrale ilişkin gelişmelere de değinen Abanus, kömürden çıkışın iklim liderliğinin temel unsurlarından biri olduğunu ifade etti.
KATISÖZ: “KÖMÜR MADENCİLİĞİNDE İSTİHDAM YÜZDE 33 AZALDI”
Özlem Katısöz, sıcaklık artışlarının sınırlandırılması için kömür, gaz ve petrol kullanımından vazgeçilmesi gerektiğini belirtti.
Soma, Afşin, Milas ve Muğla Yatağan gibi bölgelerdeki gelişmelere dikkat çeken Katısöz, kömür sektörünün artık gerileme noktasına geldiğini söyledi.
Katısöz, son 15 yılda kömür madenciliğinde istihdamın yaklaşık yüzde 33 azaldığını belirterek, kömürden çıkış politikalarının işçiler, yerel ekonomiler ve hane halkları üzerindeki etkilerinin de dikkate alınması gerektiğini vurguladı.
“KÖMÜR BÖLGELERİ ADİL GEÇİŞ STRATEJİSİNDE YER ALMIYOR”
Katısöz, kömürden çıkışın toplumsal maliyetlerinin yönetilmesi açısından “adil geçiş” yaklaşımının önem taşıdığını söyledi.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından hazırlanan Ulusal Adil Geçiş Stratejisi taslağında kömür bölgelerinin henüz yer almadığını belirten Katısöz, dönüşüm yaşayan bir sektörün stratejinin dışında bırakılmasının adil geçiş hedefini zayıflatacağını savundu.
ÖZENÇ: “ELEKTRİFİKASYON KÖMÜRDEN ÇIKIŞLA BİRLİKTE ELE ALINMALI”
Bengisu Özenç, COP31 Başkanlığı kapsamında Türkiye ile Avustralya arasında iş bölümü bulunduğunu ve Türkiye’nin başkanlığı yürüttüğünü söyledi.
COP31 eylem gündeminde elektrifikasyonun önemli bir başlık olduğunu ifade eden Özenç, Türkiye’nin yenilenebilir enerji yatırımları açısından sahip olduğu potansiyele dikkat çekti.
Özenç, elektrifikasyonun fosil yakıt ağırlıklı bir elektrik sistemiyle yürütülmesi halinde emisyonların yalnızca kaynağının değişeceğini savunarak, 2053 net sıfır hedefi için elektrifikasyonun kömür ve diğer fosil yakıtlardan çıkışla birlikte ele alınması gerektiğini belirtti.
“TÜRKİYE ŞEBEKE KARBON YOĞUNLUĞUNDA 6. SIRADA”
Türkiye’nin 2035 yılına kadar 120 gigavat yenilenebilir enerji kapasitesine ulaşma hedefini hatırlatan Özenç, mevcut elektrik üretiminin yüzde 33’ünün kömürden sağlandığını söyledi.
Özenç, Uluslararası Enerji Ajansı’nın 2026 Türkiye raporuna göre Türkiye’nin IEA ülkeleri arasında en karbon yoğun elektrik şebekesine sahip 6’ncı ülke olduğunu belirtti.
Türkiye’nin güneş panellerinde Avrupa’nın en büyük üreticisi, rüzgar enerjisi ekipmanlarında ise Avrupa’nın en büyük 5’inci üreticisi olduğunu ifade eden Özenç, temiz enerji dönüşümünün sanayi açısından da önemli bir fırsat oluşturduğunu söyledi.
“KÖMÜR PAYININ YÜZDE 60’I İTHAL”
Toplantının soru-cevap bölümünde kömürlü termik santrallerin elektrik üretimindeki payı da gündeme geldi.
Özlem Katısöz, yüzde 33’lük kömür payının yaklaşık yüzde 60’ının ithal kömürden, yüzde 40’ının ise yerli kömürden oluştuğunu belirtti.
Katısöz, kömür santrallerinin bir anda kapatılmasını değil, planlı ve kademeli bir çıkışı savunduklarını söyledi. Enerji verimliliği ile güneş ve rüzgar yatırımlarının dönüşümde önceliklendirilmesi gerektiğini ifade etti.
“TEŞVİKLERLE 7 BİN İŞÇİNİN BİR YILLIK ÜCRETİ”
Katısöz, yerli kömür santrallerine yönelik desteklerin de tartışılması gerektiğini belirterek, güneş ve hidroelektrikten daha düşük maliyetlerle elektrik üretilebildiği halde yerli kömür santrallerine daha yüksek alım fiyatları üzerinden destek sağlandığını savundu.
Bu desteklerin büyüklüğünün 7 bin işçinin bir yıllık ücretine karşılık geldiğini öne süren Katısöz, kömür santrallerinin ve şirketlerinin ayakta tutulmasına yönelik politikaların sürdüğünü ifade etti.
“KÖMÜRDEN ÇIKIŞ TEKNİK OLARAK MÜMKÜN”
Bengisu Özenç ise kömürden çıkışın aşamalı şekilde ve enerji sistemi içerisinde yönetilebilir olduğunu söyledi.
Yeni yenilenebilir enerji ve depolama yatırımlarının hayata geçmesi halinde kömürün sistem dışına çıkabileceğini belirten Özenç, dönüşümün hızlandırılması ve kimsenin geride bırakılmaması gerektiğini vurguladı.
“AVRUPA BİRLİĞİ’NDE KÖMÜRÜN PAYI YÜZDE 9”
Avrupa’da kömüre dönüş yaşandığı yönündeki değerlendirmelere de değinen Katısöz, Avrupa Birliği’nde kömürden elektrik üretiminin payının yüzde 9 seviyesine kadar gerilediğini söyledi.
İngiltere ve İspanya’nın kömürden çıkış konusunda önemli örnekler olduğunu belirten Katısöz, kömürün yerine enerji verimliliği, güneş, rüzgar ve batarya depolama yatırımlarının konulması gerektiğini ifade etti.
“TÜRKİYE’DE 68 KÖMÜRLÜ TERMİK SANTRAL VAR”
Yağız Eren Abanus ise Türkiye’de kömürlü termik santral sayısının 68 olduğunu belirtti.
Abanus, iklim politikaları konusunda uluslararası alanda verilen mesajlarla Türkiye’deki uygulamaların örtüşmesi gerektiğini savunarak, sivil toplum ve basınla daha fazla iletişim kurulması çağrısında bulundu.
“SKDM’YE HIZLI UYUM GEREKİYOR”
Bengisu Özenç, Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ticari ilişkileri nedeniyle Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’ndan (SKDM) etkilenebilecek ülkelerin başında geldiğini belirtti.
Türkiye’nin Emisyon Ticaret Sistemi’ni uzun süredir tartıştığını belirten Özenç, emisyonların maliyetlendirilmesi yoluyla azaltım sağlanması gerektiğini söyledi.
Aksi halde Türkiye’deki ihracatçıların emisyon kaynaklı maliyetleri Avrupa Birliği tarafında ödemek durumunda kalabileceğini ifade eden Özenç, sürece hızlı şekilde uyum sağlanması gerektiğini savundu.
PARİS ANLAŞMASI VE ULUSLARARASI İKLİM SÜRECİ
Yağız Eren Abanus, Paris Anlaşması’nın bağlayıcı bir uluslararası sözleşme olduğunu ancak uluslararası alanda devlet üstü bir yaptırım mekanizmasının bulunmadığını söyledi.
Anlaşmanın temel araçlarından birinin beş yılda bir yayımlanan Ulusal Katkı Beyanları olduğunu belirten Abanus, Küresel Durum Değerlendirmesi sürecinin de ülkelerin ilerlemesini takip etmeyi amaçladığını aktardı.
Abanus, uluslararası iklim rejiminde zorluklar bulunmasına rağmen fosil yakıtlardan uzaklaşma ve yenilenebilir enerji yatırımlarının artırılması yönünde çalışmaların sürdüğünü belirtti.





