Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 53’ü tutuklu 436 sanıklı İBB Davası’nın 92’nci duruşması, İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’ne inşa edilen yeni duruşma salonunda devam ediyor.
Mahkeme Başkanı, bugün tutuksuz sanıkların beyanlarının alınmasının ardından ek iddianameyle dosyaya dahil edilen tutuklu sanıkların esasa ilişkin savunmalarına geçileceğini söyledi.
Duruşmada savunma yapan tutuksuz sanıklardan biri, Kültür A.Ş. Bilgi Teknolojileri Müdürü Erdinç Çolak oldu.
DAHA ÖNCE SAVUNMASI SIRASINDA RAHATSIZLANMIŞTI
Çolak, davanın 44’üncü gününde savunmasını yaptığı sırada şekerinin düşmesi nedeniyle kürsüde ayakta duramamıştı. Bayılmak üzere olan Çolak, duruşma salonundan çıkarılmış ve savunmasına devam edememişti.
Çolak, o duruşmada “403 gündür tutukluyum, kalp damarımın değiştiğini, diyabetimin olduğunu, hipertansiyon hastası olduğumu beton tabutun içinde her gün 16 tane hap içtiğimi biliyordunuz. Beni burada cezalandırırken evlatlarımı da dışarıda cezalandırmayı tercih ettiniz” ifadelerini kullanmıştı.
Erdinç Çolak, davanın 53’üncü gününde sağlık sorunları nedeniyle tahliye edilmişti.
İHALE SÜREÇLERİNDE YETKİSİ OLMADIĞINI SAVUNDU
Çolak, bugünkü savunmasında hakkında yöneltilen iki eyleme ilişkin suçlamaları reddetti. İhale süreçlerinin kendi yetki alanında bulunmadığını belirten Çolak, yargılandığı alımlardan birinde yalnızca komisyon başkanı sıfatıyla imzasının bulunduğunu ve komisyonun karar alma yetkisinin olmadığını savundu.
Dijital Deneyim Müzesi projesinin kendisi genel müdür yardımcısı olmadan önce planlandığını belirten Çolak, göreve başlamasının ardından projenin yürütülmesi, teknik şartnamelerin hazırlanması ve taleplerin oluşturulmasıyla ilgilendiğini söyledi.
Çolak, “Karar verme mekanizmasında olmadığımı belirtmek isterim” dedi.
BİLİRKİŞİ RAPORUNA İTİRAZ ETTİ
Çolak, Dijital Deneyim Müzesi’ne ilişkin kamu zararı iddiasının dayanağı olarak gösterilen bilirkişi raporuna da itiraz etti.
Malzemelerin satın alındığı dönem ile bilirkişinin fiyat araştırmasını yaptığı dönemdeki ekonomik koşulların birbirinden farklı olduğunu savunan Çolak, bilirkişinin fiyat tekliflerini peşin ödeme ve depodan teslim koşulları üzerinden aldığını, buna karşın hazırlanan raporda nakliye bedelinin de dahil edildiğini öne sürdü.
Çolak, bu konuda “Açık açık gerçeğe aykırı hesaplama yapılıyor” ifadelerini kullandı.
Kültür A.Ş.’nin daha sonra yaptırdığı başka bir bilirkişi incelemesine de değinen Çolak, bu incelemede videowall alımlarının yüzde 34, elektronik sistemlerin ise yüzde 29 daha ucuza gerçekleştirildiğinin tespit edildiğini öne sürdü.
“ONGUN’LA DURUŞMA SALONUNDA TANIŞTIM”
Hakkındaki örgüt üyeliği suçlamasını da reddeden Çolak, iddianamede Murat Ongun’a bağlı örgüt üyesi olarak gösterildiğini ancak Ongun’u daha önce tanımadığını söyledi.
Çolak, bu duruma ilişkin savunmasında, “Açıkçası nasıl üye olmuşum merak da etmiyor değilim. Benim Kültür A.Ş.’de bağlı olarak çalıştığım tek kişi genel müdürdür. Şirket işleriyle ilgili kararlara dair emir ve talimatları sadece ondan alırım. İddianamede Murat Ongun’a bağlı üye olarak gösterilmişsem de ben Murat Ongun’la tutuklu olduğum dönemde duruşma salonunda tanıştım” dedi.
HTS, MASAK ve baz istasyonu kayıtlarında aleyhine herhangi bir tespit bulunmadığını savunan Çolak, “Bugüne kadar ne kendime ne de başkasına menfaat sağlamadım” diyerek beraatini istedi.





