Eğitim

Çocuk yoksulluğu büyüyor: Okullarda beslenme sorunu derinleşiyor

Okullarda bir öğün ücretsiz ve sağlıklı yemek ile temiz su verilmesi talebi yıllardır gündemde olmasına rağmen bu eğitim yılında da kapsamlı bir uygulama hayata geçirilmedi. Öğretmenler, aç gelen çocukların derse odaklanmakta zorlandığını belirtirken veliler, beslenme çantası hazırlamanın ve kantin masraflarını karşılamanın giderek ağırlaştığını söylüyor.

Türkiye’de artan hayat pahalılığı çocukların okulda beslenme sorununu da derinleştiriyor. Veliler, çocuklarının beslenme çantalarını yeterince dolduramadıklarını, bazı öğrencilerin yalnızca kek ya da sandviçle okula geldiğini anlatırken öğretmenler, açlık nedeniyle çocuklarda dikkat eksikliği ve derse katılım sorunları yaşandığını belirtiyor.

Birgün'den Meral Danyıldız'ın haberine göre; 2022 yılından bu yana eğitimcilerin ve velilerin ısrarla dile getirdiği ‘‘okullarda öğrencilere bir öğün ücretsiz ve sağlıklı yemek ile temiz su verilmesi’’ talebi iktidar tarafından görmezden gelinmeye bu sene de devam etti. Sorunlar silsilesiyle çalan ders zilinin ardından veliler ve eğitimciler tepkili: Açlık dikkat eksikliği yaratıyor.

Okullarda yılın ilk ders zili bir haftayı geride bıraktı. Özlediği okuluna kavuşan öğrenciler öğretmenleriyle de buluştu. Ancak yıllardır süregelen hijyen ve malzeme eksikliği, personel eksikliği, öğretmenlerin kadro sıkıntıları bu sene de devam etti.

En derin hissedilen sorun ise 2022’den bu yana talep edilen “okullarda öğrencilere bir öğün ücretsiz ve sağlık ile temiz su” talebinin karşılanmaması oldu. Türkiye’de derinleşen ekonomik kriz ve yüksek enflasyon, eğitimi ve çocukların en temel ihtiyacı olan beslenme hakkını doğrudan etkiledi.

Yıllardır dile getirilen "okullarda bir öğün ücretsiz ve sağlıklı yemek" talebine kulak tıkanırken veliler beslenme çantalarını dolduramamaktan, öğretmenler ise derse aç giren çocukların odaklanma ve gelişim sorunları yaşamasından şikâyetçi.

Eğitim Reformu Girişimi’nin verilerine göre maddi yetersizlik nedeniyle ülkedeki her 10 çocuktan biri günde taze meyve/sebze, her dört çocuktan biri ise düzenli protein tüketemedi. En düşük sosyoekonomik gruptaki çocukların yalnızca yüzde 43,5’i haftada 2-3 kez et, balık ya da tavuk yiyebilirken, bu oran en yüksek gelir grubunda yüzde 77,9. Rapora göre çocukların yüzde 5,5’i yetersiz beslenme nedeniyle bodurluk yaşadı.

DİKKAT EKSİKLİĞİ YAŞANIYOR

Change.org’da “Bir öğün ücretsiz yemek ve temiz su” kampanyası başlatan Van’da ortaokul öğretmenliği yapan Tüm Öğretmenler Birliği Sendikası Van İl Temsilcisi Fırat Selçuk Ceyhan, çocukların dersi dinleme noktasında sorunlar yaşadığını söyleyerek şu ifadeleri kullandı: “Çalıştığım yer sosyoekonomik düzeyi düşük bir mahalle. Çocukların derslere odaklanmaları, dikkatini toplamaları, tüm bunları yapamadıklarını görüyorum. Bunun da sebebi ailesinin maddi yetersizliği veya diğer problemler. Mesela kantinde satılan yiyeceklerin de sağlığa çok uygun olduğunu düşünmüyorum. Çocukların sağlıklı ve yeterli beslenememesi eğitim öğretime aktif şekilde katılmalarına engel oluyor.”

İsmini vermek istemeyen okul aile birliği başkanı da okullarda kimi çocuğun beslenme çantasında yalnızca bir kekle geldiğini söyledi. “Onu bile alamayanlar da var” diyen okul aile birliği başkanı, “Her velinin iki üç çocuğu var. Bu yüzden her birine ayrı ayrı beslenme çantası hazırlaması çok zor. Ben de üç çocuk annesiyim. Ne bulabiliyorsak onu koyuyoruz. Mesela okul forması. Onu bile alamayan bir velimiz vardı. Okul aile birliğimizi arayıp bizden destek istedi. Artık eğitimi geçtim beslenme çok zor. İster istemez beslenme çantası hazırlayanın yanında hazırlayamayan da var. Bir çocuk diğerinin beslenmesine bakıyor. Ama veliler ne yapsın? Mesela ilkokullarda beslenme listesi var. O listeyi tamamlayabilmek çok zor. Mesela kuruyemiş isteniyor. Kimin evine kuruyemiş giriyor ki? Onlara hasret kaldık. Bir veli olarak benim talebim günde bir öğün ücretsiz yemek. Hatta bir öğün çorba bile yeter. Ama bu bile verilmiyor."

Ortaokul Öğretmeni Sibel Yılmaz Yurdakul da kantin fiyatlarından yakındı. “Bir öğün ücretsiz yemek olsa çocuklar kantine bu kadar bağımlı hale gelmez” diyen Yurdakul, çocukların alım gücünün de bölgeye göre değiştiğini söyledi. Yurdakul, şöyle konuştu: “Genel olarak bakıldığında veliler zorlanıyor. Kahvaltısız gelen çocuk, yemek yemeyen çocuk zaten dikkatini derse veremiyor. Hem akademik hem psikolojik olarak hazır olamıyor. Temiz suya ve yemeğe erişim olmadığı için çocuklar konusunda zorluklar gitgide derinleşiyor. Beslenmesi olan ile olmayan çocuk arasında büyük farklar oluyor. Veliler açısından da ebeveynlik görevini yerine getirememiş gibi bir hissiyat oluşuyor. Çocukların yaşadığı çekingenlik, asosyallik, mahcubiyet hallerini görüyoruz.”

SADECE 400 LİRA

İki çocuğu olan Hatice Utlu da beslenme konusunda sıkıntı yaşadıklarını ifade etti. Utlu, “Ben çalışıyorum, her sabah hazırlama imkânım olmayabiliyor. Sürekli para veriyorum ve çocuğum kantinden yiyor. Çocuğum hem sabah hem öğlenci. Beşer dakikalık teneffüste hemen kantine gidip bir şey alamıyor. Evden sandviç koyabiliyorum. Bu sefer de sürekli hamurla beslenmesine neden oluyor. Maddi manevi bizi çok yoruyor. İki öğrenci için günlük 400 lira harcıyorum. Çünkü bir tost bir ayran 150 lira ediyor. Evimiz kira, eşim çalışıyor, ben çalışıyorum, ama okulun masrafları, evin kirası, diğer giderlerimiz, servis ücreti… Bir de yemek masrafı üzerimize yükleniyor. Talebimiz en azından bir çorba bile olsa verilmesi” dedi.

Çocuğu dördüncü sınıfa giden Mesut Aslan, aynı zamanda Veli-Der Kocaeli 2 No’lu Kurucu Üyesi. Mesut Aslan’a göre en temel sorun eşitsizlik. Aslan “Kimi ekmek arası yapıyor, kimi daha kaliteli gıdalar koyabiliyor. Burada en önemli kıstas eşitsiz besleniyor olmaları. Bize aktarılanlara göre, daha kırsal bölgelerde eşitsizlikler var. Çocukların okula aç gittiği, yeterli beslenmeye erişemedikleri, kantinden alışveriş yapamadıkları söyleniyor. Bizim en birinci sorunumuz beslenme. Buna her çocuk ulaşmalı ve eşit olmalı.”

5. sınıf öğrenci velisi Zeynep Gezgin de ailelerin üzerinde yükün çok fazla olduğunu belirtti. Gezgin, “Bir çeşit yemek olsa, ya da çok cüzi miktarda, Meclis’teki kadar bir rakama satsalar, o bile bize iyi gelir. Bende iki çocuk var. Her şeyi iki tane hazırlıyorum. Bunların hepsi benim için daha fazla maliyet teşkil ediyor. Meclis’teki fiyatlardan biz de faydalanabilsek çok daha makul olurdu” diye konuştu.

ÇOCUK YOKSULLUĞUNDA 2’NCİYİZ

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’ne (OECD) üye ülkeler arasında yüzde 22,4 ile çocuklarda yoksulluğun en yüksek olduğu ikinci ülke Türkiye olurken bu verilere göre OECD ortalaması ise yüzde 12,4.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın verilerine göre ailesinin yanında en temel ihtiyaçları karşılanamayan ve ailesinin yanından alınma riski bulunan çocuk sayısı Haziran 2026 itibarıyla 193 bin 601 olarak belirlendi.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre yoksulluk ve sosyal dışlanma riski altındaki çocuk oranı toplamı da aştı. Çocuk nüfus için bu oranın yüzde 36,8 olduğu görüldü. Buna göre 7 milyon 866 bin çocuk, yoksulluğun pençesine bırakıldı.

ADIMLAR GİDEREK AZALDI

Bakanlığın geçmişte ücretsiz yemek uygulamasını genişletme yönünde attığı adımlar ise zaman içerisinde giderek azaldı. 2022 yılında dönemin Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer, ücretsiz yemek hizmetinden yararlanan yaklaşık 1,8 milyon öğrencinin sayısının 2023 sonuna kadar 7,5 milyon öğrenciye çıkarılacağını söylemişti. Ancak uygulama tüm öğrencileri kapsayacak biçimde kalıcılaştırılmadı. MEB’in 2025 yılı bütçe sunumunda yer alan verilere göre 2023-2024 eğitim öğretim yılında 1 milyon 29 bin 250 öğrenciye ücretsiz öğle yemeği verilirken bu sayı 2024-2025 eğitim öğretim döneminde 902 bin 704’e dek geriledi.