Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Guo Jiakun, Pazartesi günü düzenlediği basın toplantısında, Hürmüz Boğazı’nın uluslararası mal ve enerji ticareti için kritik bir geçiş noktası olduğunu belirterek, “Boğazın güvenliğinin, istikrarının ve kesintisiz geçişin korunması uluslararası toplumun ortak çıkarınadır” dedi.
Guo, boğazdaki seyrüsefer sorunlarının temel nedeninin İran merkezli çatışma olduğunu ifade ederek, çözümün ise ateşkes ve çatışmaların en kısa sürede sona erdirilmesi olduğunu söyledi. Tüm taraflara itidal çağrısı yapan Çinli yetkili, “Çin, yapıcı ve olumlu bir rol oynamaya hazır” mesajını verdi.
ABLUKA BAŞLADI
ABD Başkanı Donald Trump ise Pazar günü yaptığı açıklamada, ABD Donanması’nın Hürmüz Boğazı’na giriş ve çıkış yapan tüm gemilere yönelik abluka sürecini başlatacağını duyurdu. Bu kararın, ABD ile İran arasında Pakistan’da yürütülen ve yaklaşık 21 saat süren müzakerelerin sonuçsuz kalmasının ardından alındığı belirtildi.
ABD ordusu günün ilerleyen saatlerinde, Türkiye saatiyle 17.00 itibarıyla, İran limanlarına giriş ve çıkış yapan tüm deniz trafiğine yönelik ablukayı uygulamaya başlayacaklarını açıkladı. An itibariyle abluka uygulaması başlarken, denetimlerin Basra Körfezi ve Umman Denizi’ndeki tüm İran limanlarını kapsayacağı bildirildi.
İRAN'IN EN BÜYÜK MÜŞTERİSİ
İran petrolünün açık ara en büyük alıcısı Çin olarak öne çıkıyor. Güncel verilere göre İran’ın petrol ihracatının yüzde 80 ila yüzde 90’dan fazlası Çin’e yöneliyor; bazı analizlerde bu oran yüzde 90’ın da üzerine çıkıyor. ABD yaptırımları nedeniyle İran’ın müşteri havuzunun daralması, Pekin’i Tahran’ın neredeyse tek büyük enerji ortağı haline getirmiş durumda.
Hacim bazında bakıldığında ise Çin’in İran’dan günlük ortalama 1,3–1,4 milyon varil petrol ithal ettiği tahmin ediliyor. Bu miktar, Çin’in toplam deniz yoluyla petrol ithalatının yaklaşık yüzde 13-14’üne karşılık geliyor. İran’dan sonra gelen diğer alıcılar ise çok sınırlı paylara sahip olup, küresel ölçekte İran petrol ticareti neredeyse tamamen Çin’e bağımlı bir yapı sergiliyor.
"SAVAŞ SEBEBİ SAYILABİLİR..."
Uzmanlara göre, İran’dan Çin’e giden bir petrol tankerinin hedef alınması, yalnızca çevresel bir felaket değil, aynı zamanda Pekin tarafından 'savaş nedeni' olarak da yorumlanabilir. ABD’nin uluslararası sularda İran tankerlerine müdahalesi ise Washington tarafından yaptırımların uygulanması olarak görülse de, Çin ve İran bunu uluslararası deniz hukukunun ihlali olarak nitelendirebilir.
Çin’in şu aşamada doğrudan askeri bir karşılık vermesi beklenmese de, bu süreç Pekin açısından önemli bir emsal oluşturuyor. Independent'ta yer alan bir analize göre, ABD’nin küresel ticaret yollarını kontrol etmeye yönelik bu tür adımları, Çin’in Güney Çin Denizi’ndeki varlığını pekiştirmesine zemin teşkil edebilir.