CHP Eğitim Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yıldırım Kaya, Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) 26 Ekim’de başlayacak Ortak Yazılı Sınav Sistemi’ne tepki gösterdi. Soruların büyük bölümünün merkezi sistemde hazırlanmasını eleştiren Kaya, öğrenciyi en iyi tanıyan kişinin öğretmeni olduğunu vurgulayarak Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e, “Tek merkezden sınav, tek tip öğrenci anlayışını dayatamazsınız” diye seslendi.
“SORULARIN SADECE İKİSİNİ ÖĞRETMEN HAZIRLAYACAK”
CHP Genel Başkan Yardımcısı Yıldırım Kaya, ANKA Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada, yeni sınav sisteminin yükünün öğrencilere, baskısının ise öğretmenlere yöneltildiğini savundu. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in uygulamayı “eğitimde bir devrim” olarak nitelendirmesini eleştiren Kaya, sistemin eğitimde devrim anlamına gelmediğini belirtti.
Ortak Yazılı Sınav Sistemi kapsamında 5, 6, 7, 8, 9 ve 11’inci sınıflarda soruların yalnızca ikisinin öğretmenler tarafından hazırlanacağını, diğer soruların ise Ankara’daki merkezi sistemde oluşturulacağını ifade eden Kaya, şöyle konuştu:
“Peki Sayın Yusuf Tekin, öğrencisini en iyi tanıyan öğretmen mi yoksa Ankara'daki soru bankası mı? Bir öğrencinin hangi konuda yetenekli olduğu, başarılı olduğu, iyi öğrendiğini sınıftaki öğretmeni mi bilir yoksa bilgisayarın başındaki soru bankası mı bilir?”
“ÖĞRETMEN SINAV GÖZETMENİ DEĞİLDİR”
Öğretmenin yalnızca sınav gözetmenliği yapan bir görevliye dönüştürülemeyeceğini belirten Kaya, eğitimin merkezinde öğrenciyi tanıyan ve onun düşünce dünyasını geliştiren öğretmenlerin bulunduğunu söyledi.
Kaya, öğretmenin öğrencilere soru sormayı, araştırmayı ve sorgulamayı öğrettiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Öğretmen sınav gözetmeni değildir. Öğretmen öğrencisini düşünen, düşünce dünyasını bilen, ona soru sormayı, araştırmayı, sorgulamayı öğretendir. Öğretmeni sınav gözetmeni yapamazsınız. Öğretmeni okulda merkezi bir birime dönüştüren, ayrıştıran ve eğitimde bu anlayışı devrim olarak sunmanız mümkün değildir. Eğitimde devrim sınav sorularını merkezileştirerek olamaz. Eğitimde devrim düşünen, sorgulayan, araştıran, ezberleyen değil, özgürce soru sorabilen çocuklar yetiştirmektir.
Çünkü eğitim yalnızca doğru yanıt vermek değil, doğru soruyu sorabilmektir.”
Tek merkezden hazırlanan sınavların bütün öğrencileri aynı kalıba sokan bir anlayışı dayatmaması gerektiğini ifade eden Kaya, her çocuğun yeteneğinin, öğrenme hızının, düşünme biçiminin ve yaşam koşullarının farklı olduğuna dikkat çekti.
Kaya, “Biz tek merkezden yönetilen, aynı kalıba sokulmuş, kendisine söyleneni sorgulamadan kabul eden kuşaklar değil; aklını, vicdanını özgürce kullanan, gerektiğinde otoriteyi sorgulayabilen, haksızlığa itiraz edebilen cumhuriyet gençleri yetiştirmek zorundayız” dedi.
“ÖĞRETMEN TALİMAT UYGULAYAN MEMUR DEĞİLDİR”
Öğrencilerin görevinin yalnızca kendilerine yöneltilen soruları yanıtlamakla sınırlı olmadığını belirten Kaya, öğrencilerin gerektiğinde öğretmenlerine, yöneticilerine ve ülkeyi yönetenlere de soru sorabilmesi gerektiğini vurguladı.
Öğretmenin soru hazırlama yetkisinin sınırlandırılmasının öğrencilerin soru sorma cesaretini de olumsuz etkileyebileceğini savunan Kaya, şöyle konuştu:
“Öğretmenin soru hazırlama yetkisini sınırlayan anlayış, yarın öğrencinin soru sorma cesaretini de kıran bir noktaya evrilebilir. Bizim eğitim anlayışımızda öğretmen, talimat uygulayan memur; öğrenci de önceden hazırlanmış yanıtları tekrarlayan bir birey asla değildir.
Öğretmen bilimsel bilgiyle yol gösterir; öğrenci sorgulayarak, araştırarak ve düşünerek öğrenir.”
“FIRSAT EŞİTLİĞİ SAĞLANMADAN SINAVLARI STANDARTLAŞTIRMAK ADALET DEĞİL”
Eşit bir sınav sistemi için öncelikle öğrencilere eşit koşullarda eğitim verilmesi gerektiğini belirten Kaya, Türkiye’deki okulların imkânlarının birbirinden farklı olduğunu söyledi.
Köy okullarıyla büyükşehirlerdeki okullar arasında önemli olanak farkları bulunduğunu ifade eden Kaya, bazı okullarda laboratuvar, kütüphane, araştırma imkânları ve bilgisayarlarla donatılmış internet altyapısı bulunurken köylerde bu olanakların olmadığını belirtti.
Kaya, “Aç karnına okula giden bir çocukla özel ders gören, özel okula giden, özel kursa giden çocuk aynı sınava, aynı sorulara muhatap edilemez. Eğitimde fırsat eşitliğini sağlamadan sınavı standartlaştırmak adalet değil, eşitsizlikleri derinleştirmektir” diye konuştu.
“10 KASIM’DA BU SINAVI YAPMAKTAN VAZGEÇİN”
CHP’nin eğitim anlayışının öğretmenlerin mesleki özerkliğini korumayı, öğrencilerin bireysel farklılıklarını gözetmeyi ve eğitimde fırsat eşitliğini sağlamayı esas aldığını belirten Kaya, ortak yazılı sınav sisteminin ilk sınavının 10 Kasım’da yapılacak olmasına da tepki gösterdi.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e seslenen Kaya, şu ifadeleri kullandı:
“Yusuf Tekin'e buradan soruyorum: 10 Kasım'da sınav yapmak zorunda mısın? Merkezi sınav takvimini 10 Kasım'da başlatıyorsun. Cumhuriyetimizin kurucusu, başöğretmenimiz Mustafa Kemal Atatürk'ü anıp anlayacağımız, çocukların bunu öğreneceği bir günde siz çocukları merkezi bir sınava tabi tutuyorsunuz. Mustafa Kemal Atatürk'ün çağdaş, laik, bilimsel, kamusal eğitim anlayışının önüne geçemeyeceksiniz. Mustafa Kemal Atatürk'ü çocuklarımızın hafızasından silemeyeceksiniz.
Size buradan bir kez daha çağrı yapıyorum: 10 Kasım'da bu sınavı yapmaktan vazgeçin. 10 Kasım, Mustafa Kemal Atatürk'ü anmak ve anlamak için çocuklarımızın ve velilerimizin bütünleştiği bir gün olmak zorundadır.”
“ÖĞRETMENE GÜVENİN, ÖĞRENCİYİ ÖZGÜRLEŞTİRİN”
Eğitimde değişim yapılmak isteniyorsa öncelikle öğretmenlere güvenilmesi, öğrencilerin özgürleştirilmesi ve okullar arasındaki eşitsizliklerin giderilmesi gerektiğini söyleyen Kaya, öğretmenin özgür olmadığı bir okulda özgür düşünen öğrencilerin yetişemeyeceğini savundu.
Kaya, mücadelelerinin öğretmenin özgür, öğrencinin eşit olduğu ve herkesin laik, bilimsel, kamusal eğitim hakkına erişebildiği bir eğitim sistemini savunmak olduğunu belirterek sözlerini şöyle tamamladı:
“Cumhuriyet'in öğretmenlerini susturamayacaksınız. Çocuklarımızın geleceğini tek tip kitaplara hapsedemeyeceksiniz.
Öğretmeni gözetmen, öğrenciyi ezber makinesi yapan bir anlayıştan vazgeçin. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak kamusal eğitim, cumhuriyet mücadelemizi sürdüreceğiz. Tüm Türkiye'de eğitimcilere, öğrencilere, velilere çağrımdır: Gelin hep birlikte öğretmeni özgür, öğrenciyi özgür düşünen bireyler haline getirelim diyorum.”




