CHP İstanbul Milletvekili İlhan Kesici, Ankara'da aynı saatlerde yapılan iki ayrı CHP toplantısının partide bölünme endişesini artırdığını belirterek, "Madem ki hukuken Genel Başkan Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’dur; o zaman partinin bölünmemesi gayreti, çabası da birinci derecede Kemal Kılıçdaroğlu’ndan gelmelidir. Elbette Sayın Özgür Özel ve arkadaşları da bu istikamette bir gayret ve çaba içinde olmalıdırlar" dedi.
CHP İstanbul Milletvekili İlhan Kesici, Ankara’da CHP Genel Merkezi önü ve Güvenpark’ta düzenlenen iki ayrı toplantıya ilişkin değerlendirmede bulundu. Kesici, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
"Dün Ankara’da, tam aynı saatlerde iki büyük CHP toplantısı yapıldı. Bunlardan birisi CHP Genel Merkezi önünde Sayın CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun yaptığı toplantıydı. Diğeri de Sayın Özgür Özel’in sadece 5 km uzaklıkta Güvenpark önünde yaptığı toplantıydı. Her iki toplantı da, kendi taraftarlarını tatmin eden olgunluk ve sayıda toplantılar oldu. Bu durum hem partili insanlar, hem tarafsız gözlemcilerde, 'acaba ne oluyor, bu yolun sonunda parti bölünüyor mu' endişesinin yayıldığını hissettim. Eğer böyle bir endişe varsa, ki ben de bu endişeyi hissedenlerden birisiyim; bölünme günü ve saatine kadar, bıkmadan usanmadan, bölünmemek için uğraşılması gerektiğine inanıyorum. Bu aşamada bu görev en çok Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’ndadır. Madem ki hukuken Genel Başkan Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’dur; o zaman partinin bölünmemesi gayreti, çabası da birinci derecede Kemal Kılıçdaroğlu’ndan gelmelidir. Elbette Sayın Özgür Özel ve arkadaşları da bu istikamette bir gayret ve çaba içinde olmalıdırlar. Parti bölünmeleri, çeşitli zamanlar ve şartlarda gördüğümüz bir durumdur. Ben şahsen, bugüne kadar yaşanılan parti bölünmelerinin hiçbirisinin iyi bir sonuç verdiğine şahit olmadım. Ne bölünen ana parti bakından, ne de bölen parti bakımından.
Cumhuriyet siyasi tarihimizin en büyük ve en etkili parti bölünmesi 1970 yılında Adalet Partisi’nden ayrılarak Demokratik Parti’nin kurulmasi ve Adalet Partisi’nin bölünmesi olayıdır. O tarihte Adalet Partisi’nin oyu yüzde 50’lerdeydi ve tek başına iktidardı. Bölünmeden sonra Adalet Partisi tek bir kere bile yüzde 50 oyun yarısını bile bulamamıştır. Adalet Partisi'nin en güçlü isimleri Sadettin Bilgiç, Ferruh Bozbeyli, Mehmet Turgut gibi isimler ve 50 civarinda parlamenter eski Cumhurbaskanımız rahmetli Celal Bayar’ın da tam desteğiyle Demokratik Parti'yi kurdular. Girdikleri ilk genel seçimde (1973) ancak yüzde 13 oy alabildiler. Hatırlatmak isterim ki, bu yüzde 13 oy, yüzde 50'lik bir pastadan bir dilimdir. Yani bölünen partinin ancak dörtte biri kadar olmuştur. Adalet Partisi Genel Başkanı ve Başbakan Süleyman Demirel, bölünmeden 7 sene sonra tüm Demokratik Partilileri Adalet Partisi’nde tekrar toplamış olmasına rağmen Adalet Partisi ve sonraki devamı mahiyetinde olan partiler bir daha ve asla Adalet Partisi oylarının yarısını bile alamamış ve bir daha siyaseten gün yüzü görmemiştir. Ta ki, aradan tam 20 sene geçtikten sonra, 1991 seçimlerinde DYP olarak ancak yüzde 27 oy alabilmiştir.
Elbette tek başına iktidar olamamış ve Sosyal Demokrat Halkçı Parti (SHP) ile bir Koalisyon Hükümeti ancak kurabilmiştir. Bölünme döneminin Adalet Partisi Genel Başkanı Sayın Süleyman Demirel siyasi hayatının son dönemlerinde şu çok önemli itirafta bulunmustur: 'İnişli çıkışlı 40 yıllık siyasi hayatımda yaptığım en büyük hata Demokratik Parti’nin kurulmasını engellememem olmuştur. Ne yapıp yapıp bu bölünmeyi engellemeliydim. Gerekli çabayı göstermiş olsam engellerdim de.' demiştir. Buradan günümüze gelelim. CHP hiçbir şekilde bölünmemelidir. Sayın CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu elden gelen her çabayı göstermeli ve muhtemel bir bölünmeye ortam ve meydan bırakmamalıdır. Her durumda ayrılmalar ve bölünmeler kolaydır. Zor olan ama hem memlekete hem de tüm taraflara yararlı ve faydalı olan tek durum 'bir ve beraber olmaktır.' Bu istikamette gösterilecek olan her gayret ve çaba bugünün en saygıdeğer davranışı olacaktır."