CHP Aile ve Sosyal Hizmetler Politika Kurulu Başkanı Aylin Nazlıaka, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı Çanakkale Hamiyet Feridun Sözen Çocuk Evleri Sitesi’nde 2010-2023 yılları arasında çocuklara yönelik işkence ve kötü muamele iddialarına ilişkin yazılı açıklama yaptı.
Nazlıaka, devlet koruması altındaki çocuklara yapılan işkence ve kötü muamelelerin asla kabul edilemeyeceğini vurguladı.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı Çanakkale Hamiyet Feridun Sözen Çocuk Evleri Sitesi’nde, 2010-2023 yılları arasında, 30 çocuğa personel tarafından eziyet edildiği iddiasının Türkiye açısından "utanç vesikası" olduğunu belirten Nazlıaka, davaya göre 23 personelin çocuklara işkence yaptığını aktardı.
Çocukların fiziksel ve psikolojik şiddete maruz bırakıldığını öne süren Nazlıaka, şunları kaydetti:
"Çocukları tekme tokat dövmüşler, aç bırakmışlar, yerde sürüklemişler, çırılçıplak soyup alay etmişler, gözlerine kolonya sıkmışlar, kollarına ütü basmışlar, kız ve erkek çocuklara toplu biçimde banyo yaptırmışlar, çocukların ellerine tırnak batırmışlar, küçük bebekleri kapıya asmışlar, çocuklara sürekli özür dileterek psikolojik şiddet uygulamışlardır. Söz konusu olaylar 2010-2023 yılları arasında meydana gelmiş. Bu işkence ve kötü muameleler, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bünyesinde yaşanan ne ilk olaydır ne de bu gidişle son olay olacaktır.
Niğde Engelsiz Yaşam Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi’nde 17 evladımıza kötü muamele yapan 25 bakıcının ve işkence uyguladığı kanıtlanan 12 personelin ceza aldığı davayı unutmadık. İstanbul Ümraniye Çocuk Evleri Sitesi’nde çamaşır suyu içip intihara sürüklenen beş kız çocuğunun yaşadığı ıstırabı unutmadık. Antalya Sevgi Evleri Yetiştirme Yurdu’nda bakıcı ihmali nedeniyle yaşamını kaybeden Arda Bebek vakasını unutmadık. Mersin Çocuk Evleri Sitesi’nde çocuklara şiddet uygulandığı iddiasını unutmadık. Tekirdağ’daki, Kütahya’daki özel bakım merkezlerinde uygulanan şiddeti unutmadık. Mor Menekşe Bakımevi’nde, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı Arifiye Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi’nde yaşamını kaybeden çocuklarımızı unutmadık.
Yaşananlar münferit değil, sistematik bir sürecin uzantısıdır. Bu tablo; denetimsizliğin, liyakatsizliğin, cezasızlığın ve siyasi sorumsuzluğun açık bir sonucudur. Devlet korumasına alınan bir çocuk ne demektir? Ailesinin bakımını üstlenemediği, hayata tutunmaya çalışan, çoğu zaman travmalarla mücadele eden bir çocuğun canını, güvenliğini ve geleceğini devlete emanet etmek demektir. Ancak görüyoruz ki devlet çatısı altındaki çocuklarımız yeni travmaların, şiddetin ve insanlık dışı muamelelerin içine sürüklenmiştir."
"MESELE ÇOCUKLARIMIZIN GÜVENDE YAŞAYAMAMASIDIR"
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’a çağrıda bulunan Nazlıaka, "Bu çocukların çığlıklarını hiç mi duymadınız? Bu kurumları hiç mi denetlemediniz? Denetim yapıldıysa hazırlanan raporları hiç mi okumadınız? Ve en önemlisi, bugüne kadar neden hiç harekete geçmediniz" diye sordu.
Nazlıaka, şöyle devam etti:
"Şimdi çıkıp bize ‘hukuk süreci devam ediyor’ demeyin. Mesele sadece hukuk değildir. Mesele çocukların yıllarca korunamamasıdır. Mesele yaşananların görmezden gelinmesidir. Mesele çocuklarımızın güven içinde yaşayamamasıdır. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, derhal istifa etmelidir. Çünkü sorumluluk yalnızca suç işleyenlerde değil, o suçların yıllarca sürmesine göz yumanlardadır. Yönetim ve denetim görevini yerine getirmeyenlerdedir. Çocukların çığlığını duymayanlardadır.
Daha fazla bu olayların üzerini örtemezsiniz. Bu çocukların yaşadığı acıları unutturamazsınız. Sorumluları koruyamazsınız. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu davanın sonuna kadar takipçisi olacağız. Çocukların üstün yararını savunmaya, ihmali olan herkesin hesap vermesi için mücadele etmeye devam edeceğiz. Bu ülkenin çocukları sahipsiz değildir ve o çocukların çığlıklarına kulak tıkayan herkes, er ya da geç bu millete hesap verecektir."