CHP Sözcüsü Müslim Sarı, Adana’da CHP İl Örgütü’nde düzenlediği basın açıklamasında Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) seçimleri, fon soruşturması ve CHP’den seçildikten sonra iktidar partisine geçen belediye başkanlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Açıklamaya CHP Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin ve CHP Adana İl Başkanı Orhan Bayram da katıldı.

Sarı, konuşmasında Mekke Anlaşması’nın Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne getirilmesi gerektiğini savundu. İktidarın anlaşmayı fiilî olarak yürüttüğünü öne süren Sarı, sürecin şeffaf biçimde ilerlemesi, Türkiye’nin askerî sorumluluklarının sınırlarının açıklığa kavuşturulması ve parlamentonun onayının alınması gerektiğini söyledi.

“MEKKE ANLAŞMASI PARLAMENTO ZEMİNİNDE YÜRÜTÜLMELİ”

Mekke Anlaşması’na ilişkin değerlendirmesinde Sarı, anlaşmanın yürütülme biçimini eleştirerek sürecin hukuki ve anayasal çerçevesinin açıkça ortaya konulmasını istedi. Türkiye’nin askerî sorumluluklarının nerede başlayıp nerede sona erdiğinin açıklanması gerektiğini belirten Sarı, parlamentonun denetimi dışında yürütülen bir sürecin doğru olmadığını savundu.

İzmir’de iki kişinin elektrik akımına kapılarak öldüğü davada ek bilirkişi raporu kararı!
İzmir’de iki kişinin elektrik akımına kapılarak öldüğü davada ek bilirkişi raporu kararı!
İçeriği Görüntüle

Dışişleri Bakanı’nın konuyla ilgili son açıklamasına da değinen Sarı, anlaşmanın parlamento zemininde ve ilgili yasal süreçler çerçevesinde ilerleyeceğinin belirtilmesini olumlu karşıladıklarını ifade etti.

Sarı, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Biz bunun bir anayasal suç olduğunu söyledik. Dolayısıyla sorumlu bir muhalefet anlayışı içinde bunun doğru olmadığını, bunun şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini, hangi mekanizmalarla bu kolektif işbirliğinin harekete geçeceğini, Türkiye'nin askeri sorumluluğunun nerede başladığını, nerede bittiğini bütün bunların hepsini sorabileceğimiz şeffaf zeminlerde Parlamento onayında bu işin yürütülmesi gerektiğini söyledik.

Şimdi bir defa sevinerek görüyoruz ki en son Dışişleri Bakanı bu konuyla ilgili bir açıklama yaptı. Ve bunun parlamento zemininde ve ilgili yasal meşru süreçlerde ilerleyeceğini söyledi. Biz muhalefet olarak bundan memnunuz. Türkiye'nin risklerini ve bu anlaşmanın hukuka uygun biçimde yürütülmesi gerektiğini yakından takip ediyoruz.”

SARI’DAN MEHMET ŞİMŞEK’E İSTİFA ÇAĞRISI

Fon soruşturmasına da değinen Sarı, yaşananları Türkiye’nin son 25 yılda karşı karşıya kaldığı en büyük yolsuzluklardan biri olarak nitelendirdi. Krizin boyutunun henüz tam olarak bilinmediğini söyleyen Sarı, iktidarın konuyu yalnızca teknik bir mesele olarak ele aldığını ve süreçte kamu kaynaklarının kullanılacağını belirtti.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in Kasım 2025’te manipülasyon yapıldığını gördüğünü söylediğini öne süren Sarı, Bakan’ın bu duruma neden müdahale etmediğini sorguladı. Sarı, Şimşek’in müdahale etmediği ya da müdahale etmek istediği hâlde bunu gerçekleştiremediği durumda sorumluluk üstlenmesi gerektiğini savunarak istifa çağrısında bulundu.

Sarı, şu ifadeleri kullandı:

“Mehmet Şimşek diyor ki Kasım 2025’te, ‘Ben burada manipülasyon yapıldığını görüyorum’ diyor. Kamuyu Aydınlatma Platformu'nda yapılan resmi yazışmalar var. İşin ben buradan sormak istiyorum Adana'dan: Sayın Bakan, siz bunları gördünüz, manipülasyon yapıldığını gördünüz. Peki bununla ilgili niye müdahale etmediniz? Eğer müdahale etmediyseniz, yetkilerinizi kullanarak bu müdahaleyi gerçekleştirmediyseniz o zaman sorumluluğunuzu yerine getirmediniz demektir ve istifa etmeniz gerekir. Ben buradan Sayın Bakan'ı istifaya çağırıyorum.

Ama meselenin bir başka boyutu daha var: Eğer bunu gördüyseniz ve gördükten sonra da müdahale etmek istediyseniz, isteyip de müdahale edemediyseniz o zaman da kifayetsiz kaldığınız için istifa etmeniz gerekir. O koltuğu bırakmanız gerekir. Ha, müdahale edemediğiniz durumda, müdahale etmenizi engelleyen şey ne oldu? Burada bir siyasi motivasyon mu var? Müdahale etmenizi engelleyen şey ne oldu? Burada bir siyasi motivasyon mu var? Bunu engelleyenler kimler? Bunları da açıklamanız gerekir.”

Sarı, açıklamasının devamında, Bakan Şimşek’in manipülasyonları engelleyemediğine ilişkin bazı sözler söylediğinin duyulduğunu belirtti. Bu iddiaların da açıklığa kavuşturulması gerektiğini ifade eden Sarı, yabancı yatırımcıların Türkiye’yi uyarmasının istendiği yönündeki anlatımlara değinerek, müdahaleyi engelleyenlerin kim olduğunun ortaya çıkarılmasını istedi.

Sarı, fon krizinin yalnızca yatırımcıların parasının geri ödenmesiyle sınırlı görülemeyeceğini savunarak kurumsal ve siyasi sorumluluğun da araştırılması gerektiğini söyledi. Cumhurbaşkanı’nın yatırımcıların parasının kaybolmayacağı yönündeki açıklamalarına değinen Sarı, önce olayın siyasi ve kurumsal bağlantılarının ortaya çıkarılması çağrısı yaptı.

Sarı, şöyle konuştu:

“Dolayısıyla mesele sadece buradaki 455 bin kişinin fonlarının teknik olarak tahsil edilmesi değil. Mesele bunun kurumsal çürümüşlüğünün, kurumsal sorumluluğunun ve siyasal sorumluluğunun da ortaya çıkartılmasıdır. Cumhurbaşkanı konuşuyor. Hiç kimse müsterih olsun, hiç kimsenin parası burada kalmayacak. Bu sürecin arkasında duracağız. Bütün sorunları ortadan kaldıracağız. O zaman önce kendi yakınlarına baksın. Bu işin siyasi ayaklarını, bu işin kurumsal ayaklarını bir an önce ortaya çıkartsın. Bu yapılmadığı sürece herkes bu sorumluluğun bir parçasıdır. Herkes bu yolsuzluğun bir parçası olarak anılacaktır.”

“BAŞKA BELEDİYELERDE YOLSUZLUK YOK MU?”

Fon soruşturmasının gündemde olduğu günlerde CHP’li belediyelere yönelik operasyonların arttığını söyleyen Sarı, yolsuzluk iddialarının yalnızca CHP’li belediyeler üzerinden ele alınmasını eleştirdi. Başka belediyelerde de yolsuzluk olup olmadığının araştırılması gerektiğini belirten Sarı, fon soruşturmasının siyasi bağlantılarının tartışılmasının önüne geçilmeye çalışıldığını öne sürdü.

Sarı, CHP’li belediye başkanları hakkında tutuklu yargılama uygulanırken AKP’li belediyelerdeki soruşturmalarda tutuksuz yargılama ve adli kontrol yöntemlerinin tercih edildiğini savundu. Herkesin yargılanması gerektiğini ancak tutukluluğun bir ceza yöntemine dönüştürülmesine karşı olduklarını belirten Sarı, CHP olarak bu yaklaşımı kabul etmeyeceklerini söyledi.

Sarı, konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı:

“Şimdi kusura bakmayın ama her geçen gün inandırıcılığınızı yitiriyorsunuz. Buradan şunu sormak gerekiyor. Bir, sadece ve sadece yolsuzluklar Cumhuriyet Halk Partisi belediyelerinde mi? Yahu başka belediye başkanlarında yolsuzluk yok mu? Niye sadece Cumhuriyet Halk Partisi'ne? Vatandaşlar bu fon yolsuzluğunu çok fazla konuşmasın. Çünkü AKP'nin içine doğru giden, bakanlara doğru giden, bakanların çocuklarına doğru giden, saraya doğru giden kanallar ve yollar açılıyor.

Bu kanalları ve yolları tartışmak istemiyorlar, görmek istemiyorlar. Dolayısıyla yeniden bu operasyonları gündeme getirerek bu işi gölgelemeye çalışıyorlar. Bu belediye başkanlarımıza uygulanan hukuk bu arkadaşlarımız için uygulanmıyor. AKP'lilere neden uygulanmıyor? Orada insanlar tutuksuz yargılanırken, adli kontrol süreçleri işletilirken vatandaşların oylarıyla seçilmiş iki milyonun, üç milyonun, beş milyonun, on milyonun oylarıyla seçilmiş olan belediye başkanlarına neden tutuklu yargılama yolu tercih ediliyor? Biz herkes yargılansın istiyoruz. Kimse yargıdan muaf olsun istemiyoruz.

Ama tutuklu yargılamayı bir ceza yöntemi olarak uygulamak, hele ki bu fon yolsuzluğunda olan insanların karşılaştığı muameleyle ilişkilendirdiğiniz zaman bunun ne kadar farklı bir şekilde ele alındığını görüyoruz. Bizim bunu Cumhuriyet Halk Partisi olarak kabul etmemiz mümkün değildir.”