CHP İstanbul İl Başkanlığı Sivil Toplum Kuruluşları Hemşehri Dernekleri Komisyonu tarafından düzenlenen "'Gerçekleri Bilmeye Hakkınız' Hemşehri Buluşması"na katılan CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek, “Sayın Ekrem İmamoğlu ve arkadaşları tutuklu bulunan bütün belediye başkanlarımız en son öğrencilere burs verdiği için marketlerden reklam karşılığı belediye yardım aldığı için tutuklanan Tanju Özcan Bolu Belediye Başkanımız olmak üzere şunu açıkça söyleyeyim ki bu davaların tamamı siyasidir. Bu davalarda kurulan mahkemelerin tamamı siyasidir” dedi. CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ise "TAçık ve net olarak iddianame Ekrem İmamoğlu'nu seçim kazanmakla suçlayan Cumhurbaşkanı adayı olmakla suçlayan bir iddianame" dedi.
CHP İstanbul İl Başkanlığı Sivil Toplum Kuruluşları Hemşehri Dernekleri Komisyonu tarafından düzenlenen “'Gerçekleri Bilmeye Hakkınız Var' Hemşehri Buluşması", Üsküdar Bağlarbaşı Kültür Merkezi Boğaziçi Salonu’nda yapıldı. Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’ın ev sahipliğinde gerçekleşen buluşmanın panelistleri ise CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek, Esenyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özer, İstanbul Milletvekili Cemal Enginyurt oldu.
Panel Öncesi Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş ve CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik bir konuşma yaptı. Dedetaş, şunları söyledi:
"TERÖRİST BİLE DENİLDİ"
"Üsküdar'da Türkiye'nin her köşesinden insanların bir arada olduğu ve komşuluk ilişkisinin kurulduğu, yaşandığı, dayanışmanın da içinde olduğu özel bir ilçe. Çünkü hala daha mahalle kültürünü biz Üsküdar'da yaşayabiliyoruz ve bunun çok kıymetli olduğunu düşünüyoruz. Bu dünyanın en uzun yaşayan insanlarının belgeselini izlemişsinizdir araştırma yapmışlar. Bir numarada sosyalleşme çıkıyor. Yani bizim mahalle kültürü dediğimiz şey birbirini tanıma, komşuluk, insanların sosyal olması ve aynı zamanda hafif spordan bahsediyorlar. Bunlar hayatta olunca yani biraz hareketli bir hayatımız ve komşuluk kültürüyle yaşıyorsak, dayanışma kültürüyle mutlu oluyoruz ve dolayısıyla da uzun yaşıyoruz. Bu anlamda mahalle kültürünü de çok çok önemsiyoruz. Hemşehri dernekleri yalnızca memleket bağını yaşatan kurumlarda değil bizlerin gözünde. Aynı zamanda vurguladığımız gibi dayanışmayı büyüten kültürel değerleri yaşatan ve toplumsal birlikteliği güçlendiren önemli sivil toplum yapılarından bahsediyoruz burada. Kent yaşamında insanların birbirine tutunmasını sağlayan bu örgütlenmeler yerel demokrasinin de güçlü aktörlere arasında yer alıyor. Burada Ahmet Başkanımız da bizimle birlikte. Halkların kardeşliği dediğimiz zamanlarda türlü türlü isimlerle anıldık terörist bile denildi. Ama şu anda bütün ülke hakların kardeşliğini savunur noktaya geldi çok mutluyuz."
"SEÇİM KAZANMAYI SUÇ GÖREN BİR İDDİANAMEYLE KARŞI KARŞIYAYIZ"
Özgür Çelik ise şöyle konuştu:
"Gerçekleri bilmeye hakkınız var derken biz iki başlıkla sahaya çıktık. Bunların bir tanesi 19 Mart'tan hatta daha geriye gidersek Esenyurt Belediyesi'ne yapılan operasyonla başlayan yargılamalar süreciyle ilgili gerçekleri İstanbul'daki yurttaşlarımızla paylaştık. Ikinci başlığımız da bugün dünya belirsizliklerin ve savaşların gölgesinde Türkiye bir çoklu kriz ortamının içersinde Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Sayın Özgür Özel öncülüğünde Türkiye'yi içerisinde bulunduğu çoklu kriz ortamından nasıl çıkartacak? Çözümlerimizi sahada ve sokakta anlattık. Ben bu işi başlıkla ilgili birkaç cümleyi sizlerle paylaşmak istiyorum. Cumhuriyet Halk Partisi'yle ilgili zaman zaman şöyle bir değerlendirme yapılıyor. Yapılan operasyonlar Cumhuriyet Halk Partisi'ni cezaevi emniyet ve adliye üçgenine sıkıştırmış durumda. Hayır biz adalet, özgürlük ve ekmek mücadelesinin birbirinden ayrılmayacağını çok çok iyi biliyoruz. Bu yönüyle bir yandan adliyelerde, cezaevlerinde emniyet müdürlüklerinde, özgürlük ve adalet mücadelesi verirken bir yanıyla da bu tür buluşmalarla, farklı çalışmalarla yaptığımız kent yoksulluğu buluşmalarıyla, yaptığımız saha çalışmalarıyla, çalıştaylarla yeri geldi Kanal İstanbul'u konuştuk. Yeri geldi kent yoksulluğu buluşmaları gerçekleştirdik 30'un üzerinde yeri geldi gittik Boğaz Köprüsü'nün on beş Temmuz Şehitleri Köprüsü'nün altında bu köprüler satılamaz feryadımızı dile getirdik. Yeri geldi sağda, sokakta, pazarda yurttaşlarımızla ağır ekonomik koşulları konuştuk ve aslında bir yandan ekmeğin mücadelesini, bir yandan da adaletin ve özgürlüğün mücadelesini verdik.
"ŞİMDİ SEÇİM KAZANMAYI SUÇ SAYAN BİR İDDİANAMEYLE KARŞI KARŞIYAYIZ"
Gerçekleri bilmeye hakkınız varken ne diyoruz? İddianameler yazıldı, yazılıyor. En baştan şunu ifade etmek isterim. Tamamen siyasetin kalemiyle yazılmış bir iddianamedir. Daha iddianamenin birinci sayfasına baktığınızda Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu'nu şöyle suçluyor. Diyor ki gençlik yıllarında bu işi planlamış. Sonra Beylikdüzü'nde ilçe başkanı seçilmiş. Sonra Beylikdüzü'ne belediye başkanı olmuş. Sonra İstanbul'a belediye başkanı olmuş. Şimdi de Cumhurbaşkanı adayı olmak istiyor diyor bunun için suç işliyor diyor. Şimdi seçim kazanmayı suç sayan bir iddianameyle karşı karşıyayız. Belediye başkanı seçilip yerel yönetimler eliyle. Topluma hizmet etmeyi suç sayan bir iddianameyle karşı karşıyayız. Biz milletin önüne sandığı koyduk. On beş buçuk milyon oyla cumhurbaşkanı adayı belirledik. Cumhurbaşkanı adayı belirlemeyi ve cumhurbaşkanı adayı olmayı suç sayan bir iddianameyle karşı karşıyayız. Iddianamenin giriş kısmı bunu söylüyor. Iddianamenin diğer kısımlarında somut bir kanıt, bir delil, bir belgeden bahsedilmiyor. Sadece gizli tanık ifadeleri var ve cezaevine koyulmuş, cezaevinde baskıyla, tehditle iftiracı, itirafçı hale getirilmiş insanların ifadeleri var iddianamelerin. Yüzlerce avukat aylardır çalışmalar yürütüyor. Tamamen siyasetin kalemiyle yazılmış, sandığı sembolik hale getirip en güçlü adayını oyunun dışına itme çabası içerisinde olan bir iddianameyle karşı karşıyayız. Başka bir şey daha var iddianamenin içerisinde. Cumhuriyet Halk Partisi kapatılmalıdır diyor. Biz bütün parti kapatılmalarına, tarihsel süreç boyunca hep karşısında olduk. Darbelerin de hep karşısında olduk. Ancak bugün de karşısındayız. Hangi siyasi parti olursa olsun parti kapatmalara karşıyız. Darbelerin de hepsinin sonuna kadar karşısındayız. Şimdi Cumhuriyet Halk Partisi kapatılmalıdır diyen bir anlayış, geçmişte parti kapatmalardan mağdur olduğunu çok uzun cümlelerle anlatarak iktidara gelmiş ve iktidarını perçinleştirmiş bir yapı. Cumhuriyet Halk Partisi kapatılmalıdır ifadesi iddianamenin içerisinde var. Açık ve net olarak iddianame Ekrem İmamoğlu'nu seçim kazanmakla suçlayan Cumhurbaşkanı adayı olmakla suçlayan bir iddianame."
Kürsü konuşmalarının ardından panele geçildi. CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek, İBB Başkanı ve CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun pazartesi günü başlayacak duruşmasına ilişkin şunları söyledi:
Gökan Zeybek: "Cumhuriyet Halk Partisi'nin Türkiye ittifakının cumhurbaşkanı adayına siyaset yapma yasağı getirmek ve milletle adayın buluşmasını engelleme girişidir girişimidir"
"Aslında süreç 2024 yılının 29 Ekim törenleri önce Cumhuriyet tarihinin gördüğü en görkemli törenler yapıldı. Biz, hatırlarsanız burada bulunan pek çok arkadaşım, dernek başkanı, sivil toplum örgütü yöneticisi, hemşehri dernek başkanı son on yılda İstanbul'da giderek artan bir cumhuriyete sahiplenme, Cumhuriyet Bayramı'nı kutlama ve her ilçede büyük yürüyüşler yapıldı. 29 Ekim 2024'te benim gördüğüm tarihin gördüğü bütün ilçelerdeki en büyük yürüyüşler yapıldı ve ertesinde 30 Ekim tarihinde düğmeye basıldı. Burada paneldeki konuşmacı Prof. Dr. Ahmet Özer'in gözaltına alınmasıyla başlayan bir süreç demek ki 16 aydan fazla bir zaman geçti. İlk Ahmet Özer'i cezaevinde ziyaret ettiğimde şunu söyledi. Türkiye'nin nereden nereye gittiğini çok iyi gören birisi, dedi ki 'Değerli kardeşim hedef ben değilim hedef Ekrem İmamoğlu'. Biz bu davanın açıkçası çok içeriğine bakmıyoruz içinde var olan iddialara da çok bakmıyoruz. Biraz önce değerli İl Başkanımız ifade etti. Bu İstanbul'un Beylikdüzü ilçesinden başlayıp İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne devam eden Mart 2019 seçimlerinde 13 bin 600, Haziran 23 2019 seçimlerinde 806 bin, 2024 31 Mart seçimlerinde bir milyonun üzerinde oy farkına çıkan ve bugün herhangi bir seçim yapılması halinde bir buçuk milyonun altına düşmeyecek olan bir oy farkından kaynaklanan temel bir anlayıştı. Bu dosyanın içeriğine çok girmeyeceğiz. Çünkü bu dosyada suçlu olan bir tek kişi olmadığı gibi bu dosyanın tek bir karşılığı var o da gelecekte Cumhuriyet Halk Partisi'nin Türkiye ittifakının cumhurbaşkanı adayına siyaset yapma yasağı getirmek ve milletle adayın buluşmasını engelleme girişidir girişimidir.
"DÜNYANIN EN APTALCA İDDİANAMESİNİN YAZILDIĞINA BİZLER TANIKLIK ETTİK"
Bununla ilgili ortaya atılmış olan iddiaları şöylece kısaca hatırlatmakta fayda var. Bir diploma davası. Ahmak davası. Havaalanında ayağa kalktın davası. Türbede elini arkaya bağladın davası. Pek çok davayla birlikte sürekli olarak savcıya hakaret ettin davası, kamu görevlisine hakaret ettin davasıyla birlikte aslında Ekrem İmamoğlu'nun herhangi bir davadan beraat etmesi durumunda en sonunda buna casusluk davası ilave edildi. Öylesine ilginç bir süreç içinden geliyoruz ki kent uzlaşısı yöntemiyle Türkiye'nin batı illerinde normalde belediye meclis üyesi bile olamayacak olan Kürtlerin siyaset yoluyla seçilebilmesi ve kamu yönetiminde görev alabilmelerine olanak sağladığı için dünyanın en aptalca iddianamesinin yazıldığına bizler tanıklık ettik. O nedenle Sayın Ekrem İmamoğlu ve arkadaşları tutuklu bulunan bütün belediye başkanlarımız en son öğrencilere burs verdiği için marketlerden reklam karşılığı belediye yardım aldığı için tutuklanan Tanju Özcan Bolu Belediye Başkanımız olmak üzere şunu açıkça söyleyeyim ki bu davaların tamamı siyasidir. Bu davalarda kurulan mahkemelerin tamamı siyasidir. Ve bu davalarda lehte karar veren hakimlerin ilk karşılaştığı sonuçta Anadolu'nun ücra bir kasabasına ya da şehrine sürülmektir.
"99'UNCU MİTİNGİMİZİ DE İNŞALLAH ARİFE GÜNÜ SARAÇHANE MEYDANI'NDA YAPACAĞIZ"
Beylikdüzü'ndeki ilçe belediye başkanlığı döneminde açılmış olan mahkemede beraat kararı veren hakim nerede? Kahramanmaraş'ta, Samsun'da kendisi ile ilgili açılan davada diploma davasında ya da diğer davalarda iradesini ortaya koyan hakimlerin bir gecede görevlerinden alındığını ve yerlerine bu iktidarın istediği İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın iddianamede istediği kararlar alacak heyetlerin kurulduğu bir dönemden geliyoruz. Şu saat Cumhuriyet Halk Partisi'nin kararlı, güçlü Sayın Özgür Özel Karaman'da. Sadece kısa bir hatırlatma yapmak istiyorum. Çarşamba günü akşam saat 20.30'da Nurtepe'deydik Kağıthane ve Eyüpsultan ilçelerimizin sınırında miting yaptık. Perşembe günü Ankara'daydık, Haymana'da yaptık. Dün Bolu'da yaptık. Bugün Karaman'da sayın genel başkanımız, akşam Ankara Gölbaşı'nda olacak. Yarın Eskişehir'de olacak, Pazartesi günü Silivri Zindanı'nda tutuklu bulunan başkanlarımızın yanında olacak. O nedenle ben Türkiye'nin kararlı lideri Sayın Genel Başkanımız Özgür Özel'in 99'uncu mitingimizide inşallah arife günü Saraçhane Meydanı'nda yapacağız"
Zeybek'ten sonra Esenyurt Belediye Başkanı Prof Dr. Ahmet Özer söz aldı. Özer konuşmasında şunları söyledi:
"KİMDEN KORKUYORLARDI?"
"Şimdi geldiğimiz noktada yaşadığımız sorunlarda da bu göç etkisi vardır. Ben Ahmet Özer Esenyurt Belediye Başkanı'yım. Niye? Esenyurt Belediye Başkanı'yım biliyor musunuz. Göçten dolayı Esenyurt Belediye Başkanı'yım. Genel Başkanımız ancak benimle Esenyurt'u kazanabileceği için beni oraya aday yaptı. Neden? Çünkü Esenyurt bir göç şehri. Biz de tabii ki Esenyurt'ta aday olduk ve çalıştık. Bu operasyonları tetikledi. iki neden vardı. Bir dediler ki Cumhuriyet Halk Partisi Kürtlerle DEM'le diyalog kurdu, kent uzlaşısı yaptı. Daha doğrusu Ekrem İmamoğlu bu işleri organize etti ve iki defadır İstanbul'u bu organizasyondan dolayı kazanıyor. O zaman bizim bunu durdurmamız lazım. Bizim bunu durdurmamız için de uzlaşı kelimesi demokrasinin vazgeçilmez kavramı olmasına rağmen onu terörize edelim. Yani bize yapılan operasyonların en birinci nedeni budur. Onun için ben tahliye olduktan sonra da en az on tane ile gittim. Cumhuriyet Halk Partisini ziyaret ettiğim gibi demi de ziyaret ediyorum. Sakın ola ki bu tuzağa düşmeyin. Bu tuzak aynı zamanda bu iktidarın tertiplediği, düşündüğü tuzağın ta kendisidir. Onun için, durduk yerde kent uzasını terörize ederken ikinci önemli hedef neydi? Bununla beraber bir korku vardı iktidarda seçimi kaybetme korkusu. Kimden korkuyorlardı? Ekrem İmamoğlu diye bir adam çıkmıştı ortaya halk ona teveccüh gösterdi. Bir sonraki Cumhurbaşkanı gözüyle bakmaya başladı. İşte ikinci büyük tehdit olan Cumhurbaşkanı adayını da yani rakibi bertaraf etme gündeme geldi. Ve onun üzerine önce operasyonu benimle yaptılar. Benimle yapmalarının nedeni de CHP'nin içini de aynı amanında karıştıracaklar. Sayın Enginyurt bazen söylüyor takılarak diyor ki Ahmet Hocam Kürt sorununu çözecek ben de Türk sorununu çözeceğim. Benle Enginyurt'u birbirimize düşürmek için benimle başladılar. Ama başaramadılar. Başaramadılar parti tek yumruk ayakta kaldı"
CEMAL ENGİNYURT: SUÇSUZ YATTIĞIMIZ ZİNDANDA SİZİ YATIRMAZSAK BİZE YAZIKLAR OLSUN
"Gel İç cepheyi sağlayacaksan 85 milyona Cumhurbaşkanı ol, 85 beş milyonu kucakla" diyen CHP İstanbul Milletvekili Cemal Enginyurt, şunları söyledi:
"Geçen Bilal Erdoğan'a 'Bilal' dedim diye dava açmış ne diyeceksem. Başka bir şey demem lazım herhalde. Uygun bir zamanda parayı biriktiriyorum diyeceğim. 45 bin lira benden tazminat kazandı. İcraya gittim 125 bin dedi icracı. Niye 125 bin? 45 bin kazandı. Faizi var, faiziyle beraber. Recep Tayyip Erdoğan geçen hafta 125 bin kazandı, ödeyelim dedik 245 bin dediler. Niye? Faizi var. Bak ekonomiyi görüyorsun değil mi? Faize bak. Yahu Recep abi Allah'tan faiz haram diyen sizsiniz, Nas var diyen sizsiniz benden parayı faiziyle aldınız. Dolayısıyla zannediyorlar ki parayı verince susar. Zannediyorlar ki fezlekeyi gönderince susar. Ama bilmiyorlar ki susmayacağız. Ne yaparsa yapsın susmayacağız. O 12 metrekare odada Ekrem İmamoğlu, Buğra Gökçe, Resul Emrah Şahan, Murat Ongunlar, Murat Çalıklar nasıl Türkiye için 12 metrekare odada mücadele veriyor ve onlar Türkiye'nin aydınlık günlere kavuşmasını istiyorsa biz de zindanlar pahasına asla susmayacağız. Çünkü inandık ve iman ettik. Dedik ki zulüm denizinde yüzemez gemi batırmazsak bize yazıklar olsun. Suçsuz yattığımız zindanda sizi yatırmazsak bize yazıklar olsun
"9 MART'TA MAHKEMEYE TALİMAT VERİYOR"
Gel iç cepheyi sağlayacaksan 85 milyona cumhurbaşkanı ol 85 beş milyonu kucakla. Allah resulü diyor ki iman etmedikçe cennete giremez. Birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olmazsınız diyor. Recep abi bizi hiç sevmiyor. Hele en sevmediği benmişim. Allah'tan beni hiç sevmiyormuş. Düşünüyorum sevdiklerine bakınca Kaddafi'ye bakıyorum, Saddam'a bakıyorum, Esad'a bakıyorum, Mübarek'e bakıyorum. Adamın sevdikleri ne hale düştü? Beni iyi ki sevmiyor diye teselli buluyorum. Ama beni sevmiyorsun bu CHP'lilerden ne istiyorsun ya? Yani hakikaten CHP'ye gelince size acıdım. Eskiden komünist falan deyip başınıza ne iş gelirse ettiniz buldunuz diyordum. Sizin parti hakikaten zormuş. Geldik geleli Vatan Emniyet, Çağlayan Adliyesi, Silivri, Saraçhane nöbet, biber gazı, barikat. Nereye düştük? Nereye düştük ya? Bakın Akın Gürlek'ten bahsederken Adalet Bakanı diye bahsettiler. Adalet Bakanı nasıl olur Akın Gürlek'ten. Dün bir televizyon kanalında diyor ki, o şahıs diyor Ekrem İmamoğlu için. O şahısla ilgili hiçbir art niyetim yok diyor. İsimleri kapattım diyor önüme gelen belgelere, delillere göre hareket ettim diyor ve doğru yaptım. Hakikaten insanın yalancının diyesi geliyor ha. Akın Gürlek sen Adalet Bakanı oldun İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı değilsin ki. Adalet Bakanı adaletli olur hukuktan yana olur haktan yana olur. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na talimat veriyor. 9 Mart'ta mahkemeye talimat veriyor. Diyor ki Adalet Bakanı olarak Ekrem İmamoğlu'na ceza verin diyor. Yazıklar olsun senin Adalet Bakanlığı'na."