CHP Sarıyer İlçe Başkanlığı, köprü ve otoyolların özelleştirileceği iddiasına, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nün Avrupa Yakası ayağında yaptıkları basın açıklamasıyla tepki gösterdi. CHP Sarıyer İlçe Başkanı Mehmet Kubat, kamunun malını korumayı, ülkenin geleceğini korumak olarak gördüklerini ifade ederek, "Çünkü köprüler yalnızca iki yakayı birleştirmez; geçmişle geleceği, bugünkü nesille yarınki nesli de birbirine bağlar. Bu nedenle çağrımız açıktır: Köprüler ve otoyollar satılık değildir. Bu milletin ortak varlıkları, kısa vadeli hesaplara feda edilemez" dedi.
CHP Sarıyer İlçe Başkanlığı, köprü ve otoyolların özelleştirileceği iddiasıyla ilgili, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nün Avrupa Yakası ayağında basın açıklaması düzenledi.
“Milli varlıklarımız satılık değildir”, “Köprüden önce son çıkış” yazılı dövizler taşıyan CHP'liler, “Köprüler halkındır satılamaz” ,”Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz” sloganları attı.
"KÖPRÜ VE OTOYOLLAR MİLLETİN ALIN TERİDİR"
CHP Sarıyer İlçe Başkanı Mehmet Kubat, yaptığı açıklamada, satışa çıkartılan köprü ve otoyolların sıradan ticari varlıklar olmadığını vurgulayarak, şöyle konuştu:
“Onlar bu milletin alın teridir. Onlar yılların emeğiyle, vergileriyle, fedakârlıklarıyla inşa edilmiş ortak birikimidir. Onlar stratejik altyapıdır. Bizler kamunun çıkarını esas alan bir anlayışın temsilcileriyiz. Devletin görevinin, milletin malını korumak ve onu gelecek kuşaklara daha güçlü biçimde devretmek olduğuna inanıyoruz. Ancak bugün karşımızda duran tablo, bu ilkenin tam tersini göstermektedir. Bu ülkede daha önce de benzer süreçler yaşandı. ‘Verimlilik’, ‘reform’, ‘ekonomik zorunluluk’ gibi kavramlar eşliğinde nice kamu varlığı elden çıkarıldı. Tekel bu ülkenin üretim hafızasıydı; çiftçinin, işçinin güvencesiydi. Değerinin çok altında satıldı. Sonuç ne oldu? Binlerce emekçi işsiz kaldı, yerli üretim zayıfladı, kamu uzun vadeli gelir kaybına uğradı. SEKA, Türkiye’nin kâğıt üretiminde dışa bağımlılığını azaltan stratejik bir sanayi kuruluşuydu. Özelleştirme süreciyle tasfiye edildi.
"BU VARLIKLARI HANGİ GEREKÇEYLE ELDEN ÇIKARIYORSUNUZ?"
Bugün kâğıtta dışa bağımlılık artmış, milyarlarca dolar ithalata ödenir hale gelinmiştir. Tank Palet Fabrikası ise savunma sanayimizin kritik tesislerinden biriydi. Devir sürecinde yaşanan tartışmalar hâlâ hafızalardadır. Stratejik bir üretim tesisinin kontrolünün kamudan uzaklaştırılması, sadece ekonomik değil, güvenlik boyutuyla da ciddi soru işaretleri doğurmuştur. Şimdi aynı yaklaşım köprülerimize ve otoyollarımıza yönelmiş durumdadır. Soruyoruz: Bu milletin vergileriyle yapılan, geçiş ücretleriyle defalarca bedeli ödenmiş köprüleri neden satıyorsunuz? Kamuya düzenli ve yüksek gelir sağlayan, stratejik ulaşım altyapısı niteliğindeki bu varlıkları hangi gerekçeyle elden çıkarıyorsunuz?
Daha da önemlisi, geçmişte yapılan açıklamalar ortadadır. 2011 yılında köprülerin 7 milyar doların altında satılmasının 'vatana ihanet' olacağı ifade edilmiştir. Bugün ise 3,5 milyar dolar seviyelerinde bir satış girişiminden söz edilmektedir. Açıkça soruyoruz, 7 milyar doların altı kabul edilemez denirken, bugün 3,5 milyar dolar hangi ekonomik mantıkla savunulmaktadır? O gün söylenen sözler mi yanlıştı, yoksa bugün atılan adım mı? İkisi birden doğru olamaz. Bu çelişkiyi milletimizin vicdanına bırakıyoruz. Ekonomik gerçekler nettir."
"DEVLET, ZOR ZAMANLARDA AİLE YADİGARINI ELDEN ÇIKARAN BİR TÜCCAR GİBİ DAVRANMAZ"
Mehmet Kubat, köprüler ve otoyolların, döviz bazlı gelir üreten, talebi süreklilik gösteren, uzun vadeli ve istikrarlı nakit akışı sağlayan varlıklar olduğunu, 2024 yılında 288 milyon dolar, 2025 yılında 600 milyon dolar net gelir üreten, giderleri son derece sınırlı olan ve yüzde 96’ya varan kar marjı bırakan bu stratejik işletmelerin satışa konu edilmesinin, sürdürülebilir kamu gelirini tek seferlik bir nakde dönüştürmek anlamına geleceğini söyledi.
Kubat, "Bu kaynakların 25 yıllık getirisi 15 milyar dolardır. Devlet, zor zamanlarda aile yadigârını elden çıkaran bir tüccar gibi davranamaz. Devlet; geleceği korumak, stratejik varlıklarını güçlendirmek ve gelirlerini sürdürülebilir biçimde yönetmek zorundadır" dedi.
Geçmiş özelleştirmelerden elde edilen gelirlerin ülkeye kalıcı bir refah sağlamadığının hep birlikte görüldüğünü, satıştan gelen paraların bütçe içinde eridiğini ifade eden Kubat, şunları kaydetti:
"Ne güçlü bir sanayi hamlesi gerçekleşti ne işsizlik kalıcı biçimde azaldı. Ancak kamu, düzenli gelir sağlayan varlıklarını kaybetti. Bugün köprüleri ve otoyolları satmak demek, yarın geçiş ücretleri üzerindeki kamu denetiminin zayıflaması demektir. Bugün 3,5 milyar dolara elden çıkarılan bir varlık, uzun vadede bunun katbekat fazlasını üretebilecek potansiyele sahiptir. Bu nedenle mesele yalnızca bir satış işlemi değil; kamu yararının korunup korunmayacağı meselesidir.
"STRATEJİK ALTYAPILAR KAMU MÜLKİYETİNDE KALMALIDIR"
Bizim anlayışımız nettir: Stratejik altyapılar kamu mülkiyetinde kalmalıdır. Eğer bir verimsizlik sorunu varsa, çözüm satmak değil; şeffaflığı artırmak, liyakati esas almak ve güçlü bir kamu yönetimi kurmaktır. Eğer finansman ihtiyacı varsa, çözüm milletin ortak malını elden çıkarmak değil; üretimi artırmak, israfı önlemek ve adil bir vergi düzeni tesis etmektir. Devlet yönetimi ciddiyet ister. Devlet yönetimi tutarlılık ister. Dün 7 milyar doların altını kabul edilemez bulan bir yaklaşımın, bugün 3,5 milyar dolara razı olması; ekonomik akılla da siyasi sorumlulukla da bağdaşmaz.
"BU MİLLETİN ORTAK VARLIKLARI, KISA VADELİ HESAPLARA FEDA EDİLEMEZ"
Bizler kamunun malını korumayı, bu ülkenin geleceğini korumak olarak görüyoruz. Çünkü köprüler yalnızca iki yakayı birleştirmez; geçmişle geleceği, bugünkü nesille yarınki nesli de birbirine bağlar. Bu nedenle çağrımız açıktır: Köprüler ve otoyollar satılık değildir. Bu milletin ortak varlıkları, kısa vadeli hesaplara feda edilemez. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, kamu yararını esas alan; şeffaf, hesap verebilir ve tutarlı bir yönetim anlayışıyla bu ülkenin varlıklarını korumakta kararlıyız. Dün Tekel’in, SEKA’nın şeker fabrikalarının ve Tank Palet’in satışında ortaya koyduğumuz itirazı bugün de aynı kararlılıkla sürdürüyoruz. Çünkü bu ülke sahipsiz değildir. Bizler hiçbir siyasi parti farkı gözetmeksizin tüm halkımızı bu ortak değerlerimize sahip çıkmaya davet ediyoruz. Bu emanetlere sahip çıkmak, hepimizin ortak sorumluluğudur.”
"HALKIN MALI HALKTA KALACAK"
Eyleme katılan yurttaşlar ise köprü ve otoyolların özellişterilme çalışmalarına ise şu tepkileri verdi:
Nuriye Kına: "Köprüler halkın malıdır, satılamaz. Köprüler çocuklarımızın geleceğidir. Köprülerin satışına hayır diyoruz."
Gülseren Çiçek: "Köprülerimizin yani halkın malının satılmaması için buradayız. Bu ülkeye ne zaman özelleştirme girdiyse ülkenin beli bir türlü doğrulamadı. Bu köprüler bizim. Bir avuç azınlık mutlu olsun diye ellerinde ne var ne yoksa satıyorlar. Halkın malı halkta kalacak. Sonuna kadar direneceğiz."