Halk TV'ye yönelik polis baskını ve kanala kayyum atanması siyasette tartışma yarattı. Gelişmenin ardından CHP'li Yıldırım Kaya, kararın demokratik ilkelerle bağdaşmadığını belirterek kurumlara kayyum atanmasına tepki gösterdi.
OdaTV'ye konuşan Kaya, kayyum uygulamasının yalnızca belediyelerle sınırlı kalmadığını, televizyon kanallarını da hedef aldığını söyledi. Kaya, “Bir kurumu kapısına kilit vurmak ve kayyum atamak doğru bir anlayış değil. Belediyelere kayyum atamak, televizyonlara kayyum atamak... Böyle demokrasi olmaz” dedi.
Kaya, Halk TV'nin sahibi Cafer Mahiroğlu hakkında yürütülen süreç varsa bunun doğrudan ilgili kişiye yönelmesi gerektiğini ifade etti. Kurumun bütünüyle cezalandırılmasına karşı çıkan Kaya, “Aranan birisi yurt dışında, sahibi; bulsunlar sahibini, sahibine ne yapıyorlarsa yapsınlar. Kurumun kapısına kilit vurmak bu değil” sözlerini kullandı.
Kararın ardından gözler, beş gün önce Halk TV'yi eleştiren Kemal Kılıçdaroğlu'na çevrilmişti. Kılıçdaroğlu, 9 Ekim'de KRT TV'de katıldığı yayında Mahiroğlu'nun Türkiye'ye gelmemesini sorgulamış, Halk TV'yi “Günün 24 saati yalan haber yapmakla” suçlamış ve kanalı RTÜK'e şikâyet ettiklerini söylemişti.
Yıldırım Kaya ise Kılıçdaroğlu'nun sözleri üzerinden yapılan eleştirilere sert karşılık verdi. Kaya, “Kemal Kılıçdaroğlu kadar başlarına taş düşsün. Bugüne kadar biz hiçbir açıklamamıza yer vermediler ama buna rağmen basının susturulmasını biz doğru bulmayız” ifadelerini kullandı.
ÖZTRAK DA YANIT VERDİ
CHP Grup Başkanı Faik Öztrak, Halk TV'ye kayyım atanmasına ilişkin, partisinin TBMM Grubu adına yapılan yazılı açıklamayı sosyal medya hesabından paylaştı. Açıklamada, şunlar kaydedildi:
"Halk TV’ye yönelik şafak operasyonu, muhalif medyaya dönük sistematik baskının yeni ve utanç verici bir halkasıdır. Kanal sahibinin ticari faaliyetlerine ilişkin soruşturmalar gerekçe gösterilerek gerçekleştirilen el koyma işlemi, halkın haber alma özgürlüğüne ağır ve doğrudan bir darbe indirmiştir. Çalışanların potansiyel suçlu muamelesi görerek iş yerlerine girmelerinin engellenmesi ise medya tarihinin kara sayfalarına eklenecek niteliktedir.
"MEDYA KURULUŞLARI KEYFİ MÜDAHALELERE AÇIK HEDEFLER DEĞİLDİR"
Ülkeyi tek kişilik irade ve baskı rejimiyle yöneten zihniyetin artık görmesi gereken gerçek şudur: Medya kuruluşları itibar müesseseleridir; keyfi müdahalelere açık hedefler değildir. Bu nedenle; kanalın canlı yayınının engellenmesi kabul edilemez. Yayın politikası, kanalın kendi habercileri dışlanarak ve dışarıdan dayatılarak belirlenemez. Çalışanların özlük haklarının korunması, ertelenemez bir önceliktir.
Bir yayın kuruluşunun haberlerini eleştirmek, yanlış bulduğumuz yayınlara itiraz etmek ve yasal haklarımızı kullanmak, demokratik hayatın doğal bir parçasıdır. Ancak bir kuruma ilişkin iddialar; savunma hakkı, masumiyet karinesi ve hukuki güvenceler çerçevesinde değerlendirilmelidir. Bugün yaşanan olayın gerekçeleri ve soruşturmanın kapsamı bütün yönleriyle açıklığa kavuşmadan peşin hüküm vermek, hukuku ayaklar altına almaktır.
"BİZE SALDIRMANIN BİR MALİYETİ YOKTUR, KAYYIM ATAYANLARI ELEŞTİRMENİN İSE AÇIK BİR BEDELİ VARDIR"
Kanala kayyım atayanları eleştirmek yerine Erdoğan’ı eleştirmek yerine Cumhuriyet Halk Partisi’ne saldırmayı tercih edenleri de görüyoruz. Bize saldırmanın bir maliyeti yoktur, kayyım atayanları eleştirmenin ise açık bir bedeli vardır. Bu kolaycılığı anlıyoruz ancak bu, gerçekle yüzleşmenin yerini tutmaz. Yetkili kurumların hukuka uygun hareket etmesi, sürecin şeffaf yürütülmesi ve kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi zorunluluktur.
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak kişilere ve kurumlara göre değişmeyen bir hukuk anlayışını savunuyoruz. Eleştiri hakkı kadar sorumluluk, özgürlük kadar hukuk ve iddialar karşısında gerçeğin ortaya çıkarılması da demokratik düzenin vazgeçilmez unsurlarıdır. Türkiye’nin ihtiyacı; güven veren bir hukuk düzeni, şeffaflık ve demokratik kurumların güçlendirilmesidir. Hak, hukuk ve adalet mücadelesi çerçevesinde Halk TV sürecini dikkatle ve yakından izleyecek; halkın haber alma özgürlüğüne ve medya çalışanlarının haklarına zarar verecek her türlü adımın karşısında duracağız."





