Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Ekol TV’ye yönelik “kara para aklama” iddiaları üzerine başlatılan geniş çaplı soruşturma kapsamında, dosya İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na devredildi.

Soruşturma, Ekol TV’nin finansman kaynakları, sahiplik yapısı ve mali işlemleri üzerindeki şüpheli para trafiğinin mercek altına alınması iddiası nedeniyle başlatıldı. Başsavcılık, yürütülen inceleme kapsamında Mübariz Mansimov, Veysel Şahin, eski Ekol TV Genel Yayın Yönetmeni Emrah Doğru ve avukat Ersan Şen’in de aralarında bulunduğu 12 kişi hakkında soruşturma başlatıldı.

CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, Ekol TV soruşturmasına ilişkin kritik sorular yöneltti.

CHP Grup Başkanvekili Murat Emir’in açıklaması ve soruları şöyle:

Komutanın orduevine girişi yasaklandı
Komutanın orduevine girişi yasaklandı
İçeriği Görüntüle

“Ekol TV soruşturması, basit bir medya şirketinin kapanma hikayesi değil, iktidarın yargı, bürokrasi ve kirli sermaye üçgenindeki suçüstü yakalanışının belgesidir!

Öncelikle; bu kirli çarkların arasında ezilen, patronların oyunlarından habersizce sadece ekmeğinin peşinde koşan ve bugün işsiz bırakılan tüm basın emekçilerinin yanındayız.

Gelelim iktidarın "Kara para ile mücadele ediyoruz" masalının perde arkasına...

Ortada "Sağır Sultan'ın" bile bildiği bir gerçek var. Ekol TV’nin sermaye yapısının arkasında kumar ve bahis baronu Veysel Şahin’in olduğu iddiaları ilk günden beri ayyuka çıkmıştı. Fakat buna rağmen RTÜK lisansı alındı ve yayına başlandı.

Kanalın ilk ‘ağır’ ziyaretçisi Akın Gürlek oldu. 1 Kasım 2024’te kanala gitti, rejiyi gezdi ve hediyeleşti. Bir mesaj verildiği aşikardı.

Eski Jandarma Genel Komutanı Arif Çetin, emekli olur olmaz bu kanalın yönetimine girdi. Ancak ne büyük tesadüf ki soruşturma başladığı gün, Arif Çetin’in yönetim kurulu üyeliği sonlandı.

Soruşturmayı Küçükçekmece Savcılığı başlattı. Kanal apar topar kapatıldı. Şirket adresi bir gecede hülle ile Küçükçekmece’den Kağıthane’ye taşındı. Dosya Küçükçekmece’den, kanalı daha önce bizzat ziyaret eden Akın Gürlek’in başsavcı olduğu Çağlayan Adliyesi’nin yetki alanına girdi.

Şimdi milletimiz adına soruyorum:

- Eski RTÜK Başkanı kanalın akreditasyon sürecinde neden kendini paraladı? Bu "üstün gayret" karşılığında bir menfaat sağlandı mı?

- Soruşturma bilgisi Arif Çetin’e önceden sızdırıldı mı ki aynı gün görevden ayrıldı.

- Bir Cumhuriyet Başsavcısı, hakkında bu kadar şaibe olan bir kanalı neden ziyaret etti?

- Kanalın kapanıp adresinin Kağıthane’ye taşınması ve dosyanın Çağlayan’a, yani "tanıdık sulara" çekilmesi fikri kimin aklıydı?”

Mm-3