Siyaset

CHP Sözcüsü: CHP’den casus çıkaramazlar, bizden çıkacak tek şey yurtseverlik

CHP Sözcüsü Zeynel Emre, MYK gündemine ilişkin yaptığı açıklamada operasyonlar, “casusluk” davası, ekonomi, tarım politikaları ve “varlık barışı” düzenlemelerine sert tepki gösterdi. Emre, “Türkiye esas gündeminden uzaklaştırılıyor. CHP’ye yönelik algı operasyonlarıyla sonuç alınamaz. AK Parti’nin içindeki kavga bizi ilgilendirmez ama CHP içinden ki bu ülkeye Kurtuluş Savaşı’nı verenlerin kurduğu bir partidir. CHP’den casus çıkmaz, ajan çıkaramazlar. Bizden çıkacak tek şey yurtseverliktir, Kuvay

CHP Sözcüsü Zeynel Emre, MYK gündemine ilişkin yaptığı açıklamada operasyonlar, “casusluk” davası, ekonomi, tarım politikaları ve “varlık barışı” düzenlemelerine sert tepki gösterdi. Emre, “Türkiye esas gündeminden uzaklaştırılıyor. CHP’ye yönelik algı operasyonlarıyla sonuç alınamaz. AK Parti’nin içindeki kavga bizi ilgilendirmez ama CHP içinden ki bu ülkeye Kurtuluş Savaşı’nı verenlerin kurduğu bir partidir. CHP’den casus çıkmaz, ajan çıkaramazlar. Bizden çıkacak tek şey yurtseverliktir, Kuvayı Milliye ruhudur” dedi.

CHP MYK, parti genel merkezinde Genel Başkan Özgür Özel başkanlığında toplandı. CHP Parti Sözcüsü ve İstanbul Milletvekili Zeynel Emre, toplantı devam ederken, toplantı gündemine ilişkin basın toplantısı düzenledi.

Emre, partilerine yönelik itibar suikastlerine, haksız tutuklamalara, operasyonlara rağmen CHP'nin dimdik ayakta olduğunu belirterek, geçen hafta 81 ilde saha çalışması yaptıklarını söyledi. Vatandaşla, esnafla, çiftçiyle, sanayiciyle, bu ülkenin emeklisiyle buluştuklarını, dertlerini, sorunları dinlediklerini belirten Emre, "Biz biliyoruz ki ‘Bu ülkenin gerçek gündemi ne’ dediğimizse aslında bu saydığımız kesimlerin başta hak kayıpları olmak üzere, gündelik yaşam kaygısı, geçim kaygısı, çocuklarının beslenme kaygısı. Bütün bunlar ortadayken iktidarın yapay gündemlerle kamuoyunu meşgul etmeye çalıştığını gözleyebiliyoruz. Televizyon programlarında bu ülkenin gerçek sorunlarının tartışıldığı, problemlerin tartışıldığı, konuşulduğu programlar değil de magazinsel ve iftiraya dayalı CHP başta olmak üzere, bu ülkedeki muhalefeti kriminal bir şekilde göstermek için yapılan algı operasyonları” diye konuştu.

VARLIK BARIŞI DÜZENLEMESİNE KARA PARA TEPKİSİ

TBMM’de görüşülecek, vergiye yönelik düzenlemeleri de içeren Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'ne değinen Emre, şunları söyledi:

"Varlık Barışı diye bir paket getirecekler. İnsanların kulağına hoş gelsin diye ‘barış’ kelimesini sürekli serpiştiriyorlar. Bunların temeline baktığınız zaman ülkedeki adaletsizlikleri derinleştiren, büyük sorunlara yol açan düzenlemeler olduğunu görüyorsunuz. Ne demek varlık barışı? Esasında dünyadaki kara paraya diyor ki ‘Gel, paranı getir Türkiye'ye, ben senden bunun hiçbir şekilde kaynağını sormayacağım. Bu para ne olursa olsun. İster uyuşturucu parası olsun, ister kaçakçılık olsun, ister fuhuş parası olsun. Getir, paranı ülkeye koy.’ Biz buna itiraz ediyoruz. Bu yöntem makul bir yöntem olsa, doğru bir yöntem olsa dünyanın gelişmiş ülkelerine baktığımız zaman neden hiçbir ülkede böyle bir yöntem kullanılmıyor? Neden orada her kuruşun hesabını özellikle soruyorlar? Çünkü kara para sadece kendisi gelmiyor. Düzenini de birlikte geçiriyor. Organize suç örgütleri geliyor, mafya geliyor, uyuşturucu baronları geliyor. Ülkemizde son yıllarda bu tip düzenlemeler sonrasında uluslararası kaçakçıların ve mafya babalarının silahlı çatışmasına sahne olan, çok sayıda silahlı olayın yaşandığı ülke haline geldi. Bu gelecek paralardan bizim ülkemizin emeklisine, çiftçisine yarayan bir durum var mı? Bu gelen paralardan vatandaşımızın faydası ne? Biz bu durumun yanlışlığına işaret ediyoruz. Bir AK Parti'de milletvekili diyor ki ‘Gelmişler de ne olmuş?’ Çünkü birçoğu yaptıklarının sonuçlarını kavrayabilecek durumda dahi değil. Parmak kaldırıp indiriyorlar. Ülkemiz de günden güne kötü başlıklarda birinciliklerle anılıp duruyor. Biz Avrupa'da suç oranında birinciyiz. Kişi başına düşen cezaevi sayısı itibarıyla en fazla tutuklu hükümlülerin bulunduğu ülkeler sıralamasında birinciyiz. Bu iktidar göreve geldiğinde 50 bin olan tutuklu hükümlü sayısı, 400 binleri geçti. 1 milyona yakın yürüyen ceza dosyası var. Ülke kriminal bir hal aldı. Yargılamalarda da yargının durumuna ilişkin her geçen gün berbat şeyler duyuyoruz. Gelir adaletsizliği, en büyük problemlerimizden biri. Bu iktidar sırtını sermayeye yaslıyor. Sermayenin önceliklerini, para babalarının önceliklerini gündeme alıyor. Bu dönemde fakir olan daha çok yoksullaşıyor. Zengin kesim zenginliğini katlayarak arttırıyor."

Avrupa ölçekli yapılan bir araştırmanın, ülkelere göre “ultra zengin”lerin sayısına ilişkin verilerini paylaşan Zeynel Emre, "Türkiye açısından ibretlik bir durum var. Türkiye burada ülkedeki ultra zengin sayısında son beş yılda, en yüksek artış gösteren ülkeler sınırlamasında en başlarda geliyor yüzde 94’le. Yani kişisel serveti 30 milyon doların üzerinde olan kişi sayısı ikiye katlanmış. Geniş milyonlar yoksul halk kesimleri, bir avuç elit ve onu temsil eden AK Parti. Bizim birinciliklerimiz hangi alanda? Türkiye, Avrupa'da asgari ücrette beşinci. Enflasyon oranında birinci. Enerji enflasyonunda birinci. Öyle ya ‘Dünya bizi kıskanıyor.’ Yoksulluk sınırında yaşayan vatandaş sayısında birinci. Faiz oranında birinci. İşsiz sayısında birinci. En düşük emekli maaşı veren ikinci ülkeyiz. Ultra zengin sayısındaki artış hızında Polonya'dan sonra ikinci sıradayız" dedi.

AKP’DEN.COM’A ERİŞİM ENGELİ

CHP Sözcüsü Emre, CHP’nin iktidarın vergi politikasının vatandaşa yükünü anlatmak için kurduğu AKP’den.com başlıklı internet sitesine jet hızıyla erişim engeli getirildiğini belirterek, "Bu sitede şunu açıklamşıtık: 1 milyon 200 bin fiyatı olan bir otomobil almak istiyorsanız bunun 1 milyon 88 bini ÖTV, 460 bini KDV, 9 bin lira bandrol ücreti; toplam vergi 1 milyon 557 bin. Yani arabanın fiyatı 1,2; vergilerin fiyatı 1,6 milyon. Bunun neresinde Allah aşkına milli güvenlik ve kamu düzeninin korunmasıyla ilgili bir mesele var? İnsanlar gerçekleri duymasın. Gerçeklerden kaçılıyor. Çünkü her çöken iktidar, gerçeklerin ortaya çıkmasını engellemek için çeşitli bahaneler bulur. Bu da onlardan biridir. Bu bahanelerde en ortaklaşılan bahane de milli güvenliktir. Çünkü onlar için milli güvenlik dar bir azınlığın çıkarı ve güvenliğidir. Onlar ultra zenginlerin partisi. CHP olarak biz halkın partisiyiz, milletin yanındayız. Millet sandık geldiğinde bu ülkedeki ultra zenginlerin partisine gerekli dersi verecek" ifadelerini kullandı.

ZİKRULLAH ERDOĞAN ATAMASINA LİYAKAT ELEŞTİRİSİ

Ülkenin en büyük sorunlarından birinin liyakatsizlik ve nepotizm olduğunu belirten Emre, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeğeni Zikrullah Erdoğan’ın atanmasına ilişkin, "Bu kişi bu dönem zaten kaymakam yapılmış. Yetmiyor, Resmi Gazete'de yayımlanıyor. 33 yaşında yeğeni Milli Savunma Bakanlığı’nda tümgeneral rütbesine denk Tedarik Hizmetleri Genel Müdürü yapılıyor. Yani o yaştaki biri, askeriyede olsa en fazla yüzbaşı pozisyonunda olabilecek biri bir gecede tümgeneral rütbesine denk bir pozisyona getiriliyor. Bunu nasıl yapıyor? Ne yeteneği var? Tek özelliği Tayyip Bey'in akrabası olması mı? Soy isminin aynı olması mı? Böyle bir devlet yönetimi olabilir mi ? Böyle yönetilen ülkeye yatırımcı gelir mi?" diye konuştu.

CASUSLUK DAVASI TEPKİSİ

CHP’nin cumhurbaşkanı adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında Silivri’de görülen “casusluk” davasına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Zeynel Emre, şunları söyledi:

“Sayın İmamoğlu, büyükşehir belediye başkanı seçildikten sonra, tekrar edilen seçime giderken beş dakikalığına biriyle görüşmüş; Hüseyin Gün. Altı yıldır bir daha görmemiş. O gün orada casus olmuş. Siz casusluğu bir virüs falan mı zannediyorsunuz? Korona gibi bulaşan bir şey mi? Hiç casusluktan ceza almış birini gördünüz mü Türkiye'de? Biz araştırdığımızda tek tük, istisnai dosyalara ulaşabildik. Niye? Devletin gizli kalması gereken belge bilgilerine erişiminiz olacak önce. Bunu başka bir ülke yararına vereceksiniz siyasi ve askeri casusluk maksadıyla. 2019 tekrar eden seçimi de bu kişiyle olan görüşmeler sonrasında taktikler verilmiş de biz o seçimi almışız. O seçimde siz bir sandığa giren, bir zarfın içerisindeki dört tane pusuladan üçünü geçerli birini geçerli saydınız. Sizin yanlışınızla 13 binlik fark, 800 bine çıktı. Bizim açımızdan ilk seçimi kazanmak zordu. İkinci seçimi kazanmak çok kolaydı. Böylesine bir saçma dava oluşturdular. Neymiş efendim, Merdan Yanardağ, herkesin bildiği gazeteci casusmuş. Necati Özkan, casusmuş. Bunlar bir araya gelmişler. Peki hedef ülke ne? 85 milyonun kişisel verilerinin çalındığı bilgisini sizin Ulaştırma Bakanınız söyledi. Hemen iktidarı destekleyen gazetelerde, televizyonlarda; ‘Hüseyin Gün itirafçı oldu.’ Dosyayı okuduk, ifadeleri okuduk, böyle bir beyan yok.”

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın AK Parti içerisinde operasyonlar yaptığını belirten Emre, kürsüden Londra’da bir otelin kafesinde çekilmiş bir fotoğrafı göstererek şunları söyledi:

“Fotoğrafı çeken kişi 11 yıl İngiliz istihbaratında çalışmış. Adalet Bakanı’nın başsavcıyken hazırladığı dosya. Bunu Hüseyin Gün’e atıyor. WhatsApp üzerinden yazışma başlıyor. Buradaki suçlama devlet görevlilerinin fotoğrafını gizlice çekmek. Bu emekli istihbaratçıyla Hüseyin Gün, yazışmada bu taraftaki Soylu'nun sağında oturan kişiyi işaret ederek şöyle diyor: ‘Sağında puro iken MI6 var, ona söyle.’ Bu yazışmaya konu olan fotoğrafta Soylu'nun sağında oturan kişi, dönemin AK Parti Milletvekili Mücahit Arslan. Çok ciddiye aldıkları yazışmalardan bahsediyoruz. Bu gayri ciddi yapılan bir yazışma. Bu yazışmadaki muhatap olan kişi bir CHP milletvekili olsa dünyanın en büyük konusu bu olur. Yüzlerce televizyon kanalı defalarca bunu tartışır. Bu saçma sapan casusluk gibi iddianamelerle partimize kamuoyu nezdinde algı operasyonu yapmaya çalışanların bir yere varamayacaklarını ifade edelim. CHP, son seçimlerin birinci partisidir. Son bir yıldır da bu ülkede birinci parti pozisyonunu korumaktadır her türlü saldırıya rağmen. AK Parti’nin içindeki kavga bizi ilgilendirmez ama CHP içinden ki bu ülkeye Kurtuluş Savaşı’nı verenlerin kurduğu bir partidir. CHP, Cumhuriyet’i kuran partidir. CHP’den casus çıkmaz, ajan çıkaramazlar. Bizden çıkacak tek şey yurtseverliktir, Kuvayı Milliye ruhudur."

Sözcü Zeynel Emre, insanların itirafçılığa zorlanarak, CHP Genel Başkanı Özel ve partililer hakkında suçlamalar yönelttiğini belirterek, şöyle devam etti:

"1 milyon avro biri getirmiş de Muhittin Böcek’in oğlu, hangi gün geldiğini bilmiyor, hatırlamıyor, parayı kimden aldığını hatırlamıyor, kime verdiğini hatırlamıyor. İnsan, demans olsa bunu hatırlar. 1 milyon avro paradan bahsediyorsunuz. Aldığını hatırlamıyor, kime verdiğini hatırlamıyor. Genel Merkez’de altıncı katta birine vermiş. Giriş-çıkış kaydı yok, kamera kaydı yok. Külliyen yalan. Bu kadar iftirayı, kurguyu yapıyorlar.

GÜLŞAH DURBAY İDDİALARINA TEPKİ

Özkan Yalım ile ilgili de itirafçı beyanları çıktı ortaya. Her şey bir tarafa, siyaset bir tarafa; insanlığın dahi okurken dahi utanç duyacağı diyaloglar var. Bir savcı nasıl olur da herhangi bir şekilde, Uşak'taki soruşturmayla ilgisi olmayacak bir şekilde hayatını genç yaşta kaybetmiş Şehzadeler Belediye Başkanımız Gülşah Durbay ile ve Genel Başkanımız ile ilgili soru sorabiliyor? O da diyor ki ‘Bizim burada yemek yedikleri oldu. Ben başka bir şey bilmiyorum.’ Bu iftiralarla ilgili kadıncağız hayattayken suç duyurusunda bulundu aile. Tazminat davası alındı. Kendini ifade etme imkanı yok, hayatını kaybetmiş çok acı bir şekilde. Hala iftira atamıyorsunuz ki kayıtlar bellidir, ortaya çıkar. Hayatın hiçbir döneminde, Sayın Genel Başkanımız ile Gülşah Durbay’ın Uşak’ta yemek yemişliği dahi yok. Manisa sınırları dışında hiçbir siyasi faaliyete katılmışlıkları yok. Bu kadar herkesin gözü önünde iftiralara nasıl vicdanınız kaldırıyor? Sizin kız çocuğunuz, eşiniz yok mu? Nasıl başınızı yastığa huzurla koyabiliyorsunuz? Hakikaten inanılır gibi değil. Oradan da birçok şey türetmeye çalışıyorlar. Almış da biri, 200 bin lirayı da bahçe duvarına koymuşlar. Hakikaten deli saçması şeyler. Genel Başkanımızın babası araba almış da... Genel Başkanımızın babasının almış olduğu arabanın faturasıyla İş Bankası Manisa'da gönderilen miktar, adamın kendi hesabından gönderilen miktar birebir aynı. İnsan hiç olmazsa bir araştırır ya doğruluğunu, yanlışlığını.

Hiç bu dönemki kadar, bu kadar çirkin, bu kadar rezil, bu kadar arsız tartışmalar ya da suçlamalar, iftiralar yaşanmamıştı. Hakikaten utanç duyulacak bir tablo. Günlerce televizyonda tartışıyorlar. Genel Merkez buraya kayıtlı, Genel Başkanımızın kendi adına da değil, bir tane araç alıyor. Aracın içi de ilk başta yapılıyor. Sonra aracın içinin dizaynına yönelik Özkan Yalım, ‘Ben bunu yaptıracağım’ diyor. Kim bilebilir ki onun Uşak Belediyesi'nden bunu ödetmiş olacağını? Tabii bunun üzerine biz hemen ilgili şirketle yazışmaya girdik. ‘Eğer bunu Uşak Belediyesi ödediyse biz bu miktarı ödeyelim.’ Ancak ben buradan o aracın dizaynını memleketin beka meselesi yapıp televizyonlarda tartışan, konuşan saatler boyu yorumcular, televizyonculara da bir hukukun dikkatini çekeyim: Siz burada bir aracın iç dizaynından bahsediyorsunuz ya. 2017-2019 arası, İBB’ye ait 59 adet aracın toplam 14 bin 657 gün AK Parti İstanbul İl Başkanı’na tahsil edildiğini belgeledik. Kamu zararı 14 milyonun üzerinde. 36 adedini, İBB direkt bir firmadan almış, il binasına vermiş. Gerisini kendi uhdesinden vermiş. Yetmemiş, 16 tane AK Parti Genel Merkezi'ne araç göndermiş. Mesela o gün o araca binenlerden biri bugün Meclis Başkanı. Belgesi var hepsinin. 42 tane aracı da o zaman aday olan Binali Yıldırım’a ‘yeni başkanlık’ adıyla tahsis etmiş. Bizim çalışkan ve başarılı Genel Başkan Yardımcımız Deniz Yavuzyılmaz suç duyurusunda bulundu bunlarla ilgili. Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar. ‘Olmadı’ demiyor."

"MÜCADELEMİZE AYNI KARARLILIKLA DEVAM EDECEĞİZ"

CHP Sözcüsü Zeynel Emre, pes etmeyeceklerini, mücadelelerine aynı kararlılıkla devam edeceklerini vurgulayarak, "Emin olun, istediği kadar insanları korkutup sindirmeye çalışsınlar, milletimizle birlikte halkın iktidarını kuracağız” şeklinde konuştu.

MUHİTTİN BÖCEK VE GÖKHAN BÖCEK'İN İFADELERİ

Sözcü Emre, açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Emre, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek ve oğlu Gökhan Böcek’in etkin pişmanlıktan yararlandığı iddialarının sorulması üzerine, şunları söyledi:

“Oğlunun ifadesini gördük. Belediye Başkanı ifadesini henüz görmüş değiliz. Muhittin Böcek'in birden fazla, defalarca medyaya da yaşayan şekilde, kendi el yazışıyla ‘Ben hiç bir baskıya boyun eğmem, partime iftira atmam. Bu suçlamaları kabul etmiyorum. Hepsi birer iftiradır’ şeklinde beyanları var. Tabii bütün aile boyu yapılan operasyonlar, tutuklamalar, eşe, dosta, şoföre ve en son çarşamba günü de tüm mal varlığına el konulması sonrasında, baskılara boyun eğip eğmediğini bilemiyoruz, onu göreceğiz. Önümüze geldiği zaman o konuda bir karar veririz.”

KÖKSAL TRANSFERİNE SEÇMEN TEPKİSİ VURGUSU

CHP’li Emre, AK Parti'ye geçmesi beklenen Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal’ın geçmişte HÜDAPAR ve DEM Parti ile ilgili açıklamalarının sorulması üzerine şunları söyledi:

“Bu sorunun asıl muhatabı HÜDAPAR Genel Başkanı'dır, DEM Parti ve asıl AK Parti Genel Başkanıdır, oradaki milletvekilleridir. Size bu kadar hakaret eden, bu kadar söylemediğini bırakmayan bir kişiyi alıyorsunuz. Sizin kontrolünüzdeki gazetelerde ‘rüşvetçi’ diye haberler yaptırıyorsunuz. Türk siyasetinde asıl oyu partileri alır. Gerek milletvekilliğinde gerekse de belediye başkanlığında kişilerin katkısı çok sınırlıdır. CHP son yerel seçimde 210 olan belediye sayısını, 414’e çıkardı. Bu partinin genel olarak yükseliş trendine işaret eden, iktidarın da düşüşüne işaret eden bir durumdu. Belediyeden alınmasında bizim seçmen tabanımızın genişletilmesinin büyük payı var. Burada emin olun Burcu Hanım'ın hiçbir götürüleceği oy olmamıştır. Gerek bizden alıp götürdükleri tehditle, baskıyla gerek kayyum atadıkları gerek tutukladıkları belediye başkanlıklarında hepsinde, gelin bugün bir yerel seçim yapalım. İstanbul’da da 1 milyon fark verelim. Kim kazanıyor görelim. Bugün Aydın'da bir seçim olsun yüzde 15 oy ancak alır ‘topuklayan efe.’ Yüzde 80 CHP alır.”

Emre, “Afyonkarahisar’ın CHP’li belediye meclis üyeleriyle irtibatta mısınız” sorusuna da “İlkeler her şeyden önde gelir. Biz partimizin ilkelerine sıkı sıkıya bağlı bir şekilde görevini yapan tüm meclis üyeleriyle, tüm belediye başkanlarıyla yoldaşlık duygusuyla sonuna kadar birlikte yol yürürüz. Ama çeşitli ayak oyunları, menfaatti, yüzeysel anlamda çok istisnai olsa da bu tip durumlar geldiğinde gerekli disiplin işlemlerini yürütüyoruz” yanıtını verdi.

"ÖNCEKİ GENEL BAŞKANIMIZIN KENDİ TAKDİRİDİR"

Emre, “MYK gündeminizde CHP parti tüzel kişiliğini ve yönetimi doğrudan hedef alan davaları nasıl değerlendirdiniz? Kemal Kılıçdaroğlu'nun Çubuk’ta uğradığı saldırının failiyle olan bir helalleşme videosu gündemde. O video için MYK'da değerlendirmeniz oldu mu?” sorusuna da şu yanıtı verdi:

“Önceki Genel Başkanımızın kendi takdiridir. Onu bizim MYK’da tartışmamız söz konusu değil. Diğerine gelince de bakın bir süreç işleniyor burada. Türkiye esas gündeminden uzaklaştırmak isteniyor. CHP tartışılarak yıpratılmak isteniyor. Böyle bir karar verilmesine olanak yok. Bir çılgınlık olur da diyelim ki bu yönde bir mahkemenin yetkili olmadığı halde karar verip YSK’nın yetkisini ortadan kaldırması Türkiye'yi kaotik bir duruma sürükleyecektir. Sizler sordukça cevapladığımız ama esas itibarıyla pek de gündemimizde olmayan bir konu. YSK, CHP’nin kontrolünde değil. Bu konu defalarca önüne gitti. Defalarca bu konuda karar verdi. Mazbataları aldı. Üç kere kurultay yapıldı. Gerek İstanbul'daki kongreler, üç kere yapıldı. Tüm Türkiye'deki denegeler yenilendi. Siz delegeliği, delegelik sistemini, siyasi partiler mevzuatını, işleyişini ‘tamamen ortadan kaldıracağım’ diyorsanız, bu tüm Türkiye'nin ortak bir problemi haline gelir. İçinden çıkamaz hale gelir, kaotik bir durum olur Türkiye'de. O nedenle de böyle bir durumu Türkiye'nin artık taşıyacak gücü olmayacağını ifade edelim. Biz böyle bir şey olacağını düşünmüyoruz.”

BALGAT’TA YEDEK GENEL MERKEZ İDDİASI

Emre, Balgat’ta yedek bir genel merkez binası tutulduğu iddiasının sorulması üzerine de "Bazı hususlar vardır ki -biz de onu doğru buluruz- sadece Genel Başkanımız bilir. Uhdesinde tutar çünkü yayılmaması önemlidir. Bu içinde bulunduğumuz çoklu demokrasi krizinde çok tutarlı, dengeli, akılcı bir strateji yürütmeniz gerekir. Dolayısıyla kendisinin bilgisi dışında bu alanda bilgi sahibi olan ya da bilgiyi paylaşmaya haiz hiç kimse yoktur. Doğru da olmaz. Dediğim gibi esas burada sorulması gereken CHP gibi bir parti bu ülkenin en köklü partisi, dünyanın en köklü üçüncü partisi, son seçimlerin birinci partisi. Biz böylesine bir düzende acaba kumpas kurulur mu, kurulmaz mı? Seçime girmesi engellenir mi, engellenmez mi diye soru sorulan bir düzene geldik. Türkiye'nin aslında içler arası durumu bu” ifadelerini kullandı.