TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, en düşük emekli aylığının artırılmasını da içeren Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede (KHK) Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı.

En düşük emekli maaşının 20 bin TL'ye çıkarılmasını öngören 5. madde Meclis Plan Bütçe Komisyonu'nda kabul edildi. CHP Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin komisyondaki konuşmasında “İnsanca bir ücret, güvenceli bir iş ve onurlu bir emeklilik hayal değil; bir siyasi irade meselesidir. Biz bu iradeyi koymaya, hakkı olanın hakkını teslim etmeye kararlıyız” ifadelerini kullandı.

CHP Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin şu konuşmayı yaptı:

“Bugün burada sadece rakamları değil, o rakamların arkasındaki hayatları, mutfaktaki yangını ve milyonların "artık yeter" diyen haklı talebini konuşmak için bir aradayız.

Türkiye’nin kalkınmasında en büyük pay sahibi olan kesimlerin; yani emeklilerimizin, taşeron işçilerimizin ve asgari ücretlilerimizin karşı karşıya kaldığı adaletsizlikleri ve bu düğümü çözecek somut adımları haykırma vaktidir.

İntibak ve Seyyanen Zam emeklilerimizin onur mücadelesidir. Bu mücadeleye omuz vermek zorundayız.

Günlerdir mecliste tuttuğumuz nöbeti ‘şov’ olarak değerlendirenler milletin sesini duymayanlardır. Kirasını ödeyemediği için memleketin göbeğinde hurda araç içerisinde yanarak can veren 66 yaşındaki Cemal Ertürk’ün çığlığı hangimizin vicdanını kanatmıyor!

Yandaşa ballı ihaleler veren, milyarlarca liralık vergi borcunu tek kalemde silenler emekliyi açlık sınırının altına mahkum edip hurda araç içerisinde ölüme terk ederken bizim onurlu nöbetimizi şov olarak değerlendiremez.

Gelin bugün burada siz şov yapın!

Emekli maaşını açlık sınırı olan 30 bin liranın üzerine çekin!

MHP'den istifa ettiler! İşte geçtikleri parti...
MHP'den istifa ettiler! İşte geçtikleri parti...
İçeriği Görüntüle

İntibak Yasasını düzenleyin!

Emeklinin anasının ak sütü gibi olan seyyanen zammını verin!

Emekliyi ölüme terk etmeyin!

Gelin bunu yapın ve sansasyonu, şovu siz yapmış olun!

Aksi halde mecliste dünyaya ilan ettiğimiz emekli mücadelemizin siyasi bir sansasyon, manipülatif bir hareket olarak değerlendirmeyin…

Önce, "başımızın tacı" dediğimiz ama bugün maalesef yoksulluğa mahkûm edilen emeklilerimizden başlayalım. Bugün emeklilerimiz iki büyük adaletsizliğin kıskacındadır: İntibak sorunu ve seyyanen zamların kök maaşa yansıtılmaması.

İntibak Yasası Bir Lütuf Değil, Haktır. 2000 öncesi ve sonrası emekli olanlar arasındaki uçurum kabul edilemez. Aynı prim gününe, aynı çalışma süresine sahip iki vatandaşımız, sadece emekli oldukları yıl farklı diye farklı maaş alamazlar. Çözüm nettir: Aylık Bağlama Oranı (ABO) yeniden % 70 seviyelerine çekilmeli ve tüm dönemleri kapsayan tek bir intibak düzenlemesiyle maaşlarda norm birliği sağlanmalıdır.

Memur emeklisine verilmeyen, diğer emeklilere ise kök maaşa eklenmeden yansıtılan o sözde artışlar, enflasyon karşısında her ay erimektedir. Çözüm; bugüne kadar yapılmış tüm seyyanen zamların "kök maaş" kabul edilerek üzerine enflasyon farkı eklenmesidir. Emeklinin cebindeki para, kağıt üzerinde değil, çarşıda-pazarda değer kazanmalıdır.

Tabi iktidara mensup milletvekilleri çarşıya pazara çıkamadığı için bu yangının farkında bile değil ne yazık ki!

İşçi sınıfımızın kanayan yarası ise taşeron sistemidir. Yıllar önce "kadro müjdesi" verildi, ancak bugün hâlâ çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan binlerce kardeşimiz "üvey evlat" muamelesi görmektedir. KİT'lerdeki taşeron uygulaması tamamen bitirilmelidir.

Modern kölelik olan taşeron sistemi, 2026 Türkiyesi'nde bir utanç vesikası olarak kalmamalıdır.

2026 yılı itibarıyla belirlenen 28.075 TL’lik asgari ücret, gıda enflasyonu ve kira artışları karşısında maalesef daha şimdiden "açlık sınırına" alt komşu olmuştur.

İşçimiz zam alıyor ama birkaç ay sonra bir üst vergi dilimine girdiği için maaşı yine düşüyor. Çözüm; asgari ücret seviyesindeki kazançların vergiden tamamen muaf tutulması ve vergi dilimi basamaklarının çalışan lehine güncellenmesidir.

Asgari ücret sadece enflasyona göre değil, büyümeden pay alacak şekilde belirlenmelidir. Ancak asıl çözüm sadece maaşı artırmak değil, fiyat istikrarını sağlamak ve konut-gıda gibi temel ihtiyaçlara erişimi devlet güvencesiyle kolaylaştırmaktır.

Türkiye sanıldığı gibi fakir bir ülke değildir. Sorunumuz kaynak yokluğu değil, kaynağın adil dağıtılmamasıdır.

İnsanca bir ücret, güvenceli bir iş ve onurlu bir emeklilik hayal değil; bir siyasi irade meselesidir. Biz bu iradeyi koymaya, hakkı olanın hakkını teslim etmeye kararlıyız.

Alın terinin kutsal sayıldığı, kimsenin aç yatmadığı bir Türkiye’yi birlikte kuracağız.

Bunu başaracağız.”