CHP Genel Başkanı Özgür Özel DEM Parti'ye ziyaret gerçekleştirdi.

DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan ile masaya oturan Özel, güncel siyasi gelişmeleri değerlendirdi.

ÖZEL'E CHP'Lİ KURMAYLAR EŞLİK ETTİ
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e, CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke ile Genel Başkan Yardımcıları Gökçe Gökçen ve Sezgin Tanrıkulu eşlik etti.

Özel'in konuşmasından önce çıkanlar şu şekilde:
İçinde bulunduğumuz birtakım çalışmalar hem de CHP'nin 1 yıldır muhatap olduğu ve son dönemde de sıklaşan yargı eliyle siyasete yapılan müdahalelerle ilgili hemen her şeyi değerlendirme imkânı bulduk.
Türkiye ekonomisi kötü yönetildiği için, son derece kırılgan olduğu için ve İran savaşı gibi bütün dünya ekonomilerinde etki yapacak bir konuda gerekli koruma mekanizmaları olmadığı, bizim 19 Mart darbesi olarak ifade ettiğimiz dönemde o kadar çok rezerv yakıldı ve yerine konması için o kadar çok bedel ödendi ki, bu vatandaşın sırtına yoksulluk, işsizlik, hayat pahalılığı olarak yansıdığı için yeni bir şok, arada bir tampon olmaksızın, bütün dünya ülkeleri kendi vatandaşlarını korurken Türkiye'de direkt vatandaşın sırtına biniliyor. Savaşın kazananı olmaz, bu savaşın kaybedeni en kırılgan gruplar başta da yoksullar. Bunu Türkiye'nin gündeminde tutmaya devam edeceğiz.
Bir diğer konu "Terörsüz ve Demokratik Türkiye". Bu konuda bir rapor hazırlandı, imzalandı. Hep birlikte bekliyoruz. Raporun 6. ve 7. maddeleri var. Bu maddeler hem terörün bir an önce sonlanması hem de demokratik adımların atılmasını gerektiriyor. Numan Bey, büyük bir memnuniyetle ifade ediyor raporun tüm partiler tarafından büyük emeklerle hazırlandığını. Numan Bey'in başkanı olduğu parlamentoda örneğin Hatay Milletvekili Can Atalay yok. Neden? Çünkü AYM'nin bir kararı uygulanmadığı için yok. Sonra o karara karşı alınmış başka bir mahkemenin kararı var. AYM'nin ikinci kararı diyor ki "Can Atalay hakkındaki AYM kararını uygulamama kararı yok hükmündedir" diyor. O yüzden yapılması gereken tek bir iş var. Açacağız interneti bir bakacağız. Numan Bey'in haklı talimatıyla milletvekili kütüğüne Can Atalay eklenmiş ve yemin etmek üzere bekleniyor. Yapılması gereken tek iş bu, ancak bu adım dahi atılmış değil.
Kayyım uygulamasını sonlandırmak gerekiyor ama bu konuda hiçbir adım atılmıyor. Bu konuda başta Sayın Meclis Başkanı olmak üzere siyasi partilere görevler düştüğünü konuştuk. Bu konuda tavrımız, tutumumuz nettir. Bu konuyu bir kez daha hatırlatıyoruz.
Ben önümüzdeki günlerde siyasi parti ziyaretlerini bitirdikten sonra Sayın Numan Kurtulmuş'tan bir randevu talebim olacak. Uygun görmeleri durumunda kendileriyle bir görüşme yapacağız. Bu görüşmede hem raporun 6. ve 7. maddeleriyle ilgili, atması gereken adımları müzakere etme imkânı bulacağım. Ayrıca görüşmemizde birlikte çalışacağımız alanlardan bir tanesi olarak "Siyasi Etik Yasası"nı konuştuk. Yasa teklifi Meclis'te duruyor ve hemen her sene de gündeme geliyor ama AK Parti ve MHP buna yanaşmıyor. Bu konuda önümüzdeki günlerde Gelecek Partisi'ni de ziyaret edeceğiz. Biz partimizin karşı karşıya olduğu saldırılara karşı da büyük bir özgüvenle şunu söylüyoruz: İster belediye başkanı olsun, ister milletvekili olsun, ister bakan olsun, ister cumhurbaşkanı olsun. Herkesin mal varlığı şeffaf ve incelenebilir olmalı. Hem de o malın nasıl edinildiği konusunda siyaset kurumu hesap verebilir olmalı. Anlık denetlenebilir olmalı. Bu konuda biz bir kez daha çağrımızı yineliyoruz. Kendine güvenen hesabını, kitabını, mal varlığını ortaya koysun. Bugünden geri dönük... Ekrem İmamoğlu da bundan muaf değildir, Özgür Özel de bundan muaf değildir ancak Erdoğan da muaf değildir, Akın Gürlek de muaf değildir. Hepimizin bütün mal varlıkları açılsın ve nasıl edindiğimiz araştırılsın. Bu konuda Ekrem İmamoğlu'nun da özgüveni tamdır. Siyaset yoluyla bir zenginleşme yaşamamıştır.
31 Mart günü darbenin Bursa ayağıyla karşılaştık. Defalardır "Ya AK Parti'ye katıl, ya içeriye atıl' tehditlerine karşı dik durmuş olan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanımıza görev yaptığı dönem değil, geçmiş dönem değil, 7 yıl öncesinde görevde olduğu belediyeden de değil, ailesinin de görevler aldığı bir vakfa zorla bağış yaptırdığı iddiasıyla operasyon yapıldı. Bu iddiayı söyleyen kişiler, bir şirket. Üç kişi, biri yurt dışında, biri firarda, biri olmuş itirafçı. Diyor ki 'Bozbey bize zorla bağış yaptırdı.' Bu üç kişiden birinin evinin önünde 500 kişi eylem yaptı geçtiğimiz gün. 500 tane aileye aynı yeri satmış ve kimseye de teslim etmemiş. Böyle birinin ifadeleriyle operasyon yapıldı.
Bu millet sizin gibi düşünmüyor ama siz milletin fikrine saygı duymuyorsunuz. Milletin önüne bu sandık gelecek demiştik. Bu konuda da Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş'a önemli görevler düştüğünü söylemiştim. Kamuoyunda ana gündem haline geldi. Ara seçim tartışmaları yapılıyor. Anayasamıza göre ara seçim son 1 yılda yapılamaz ve ilk 30 ayda yapılamaz. Onun dışında Meclis üyeliklerinde boşalma olması halinde ara seçime gidilebilir değil, gidilir diyor. Ne 30 aydayız ne son 1 yıldayız. Boşalmış 8 tane milletvekilliği var. Şu anda ara seçim zorunluluğu vardır, yapılmalıdır. O ara seçim olacak, anayasa öyle diyor. Olmazsa Numan Bey de bunun sorumluluğunu taşır, iktidar partisi de taşır. Geçmişte boşalan milletvekili üye sayısını 30'a tamamlayarak ara seçime zorlamayı konuştuk ve tartıştık ama o ilk 30 ayın kuralı. Şu anda 22 rakamı... aşmak ya da altında kalmak. Belli yerlerde seçilecek milletvekili olmak ya da sadece bu 8 yerde seçilsin. Boşalmış mı boşalmış. Kastamonu'yu merak ediyoruz. Afyon'u merak ediyoruz. Hatay boş mu değil mi onu Numan Bey'den duymak istiyoruz mesela. Bizce Hatay boş değil. 8 değil 7 milletvekili şu anda. Bir tanesi Numan Bey'in derhal inisiyatif alarak meclise çağırması gerektiği bir pozisyonda. Ama İstanbul 1. Bölge. Murat Kurum'dan ve Sırrı Süreyya'dan boşalan, rahmetli Sırrı Süreyya'dan boşalan. İstanbul 1. Bölge'de seçmenin karşısına çıkmaya AK Parti'nin cesareti var mı? Bunu soruyoruz. Ara seçim kararı alınınca, belli yerlerde örneğin Hatay'da bir ara seçim kararı alınabilecek mi alınamayacak mı görmek istiyoruz. Alınırsa orada bizim adayımız olmalı mı bunu tartışırız. Ama orada Can Atalay'ı bir kere daha Hatay'a sormak isteriz mesela eğer hala Can Atalay orada tutuluyorsa.
Biz buraya, arkadaşlar, siyaset yapmak üzere gelmedik. Biz buraya siyaset kurumunun içinde bulunduğu çoklu saldırı ve milletin karşı karşıya olduğu çoklu zorluklara karşı en dayanışması gerekenler, bu zulmü yapanlara karşı bütün muhalefetin bir ve beraberce bir mücadele hattında olması için ve bugüne kadarki birleşik mücadelenin arttırılması ve pekiştirilmesine yönelik toplam bir talebin ilk ziyaretini yapmak üzere geldik. Ev sahipliği için ve bugüne kadar partimizde gösterilmiş olan bizleri de fevkalade memnun eden dayanışma için, özel olarak teşekkür ediyorum.
Özel'in ardından konuşan Hatimoğulları, şunları kaydetti:
uzun uzadıya değerlendirdik. Ve biz savaşa hayır derken bir yandan insanların ölümüne hayır diyoruz, bir yandan da insanların açlığına hayır diyoruz. Ve bu dönem makamların kendini yarıştıracağı bir dönem değil. Bu dönem soframıza, evimize düşen ateşi söndürmek için ortak ve hızlı adımların atılması gereken bir dönem. Ve dünya böyle bir savaş, küresel ölçekte bir savaşla, bir küresel yoksullukla mücadele edilirken, Türkiye'deki gündeme dönüp baktığımızda muhalefete dönük bitmek bilmeyen baskıların yoğun bir biçimde devam ettiğine tanıklık ediyoruz. Bakın savaşın ateşi, savaşın ateşi etrafımızda. Milyonlar aç. İktidar kiminle uğraşıyor? Muhalefeti zayıflatmakla uğraşıyor. Muhalefeti yargı yoluyla zayıflatma peşindeler, baskıyla zayıflatma peşindeler. Muhalefetin içindeki dayanışmayı bölme peşindeler. Yargıyı muhalefetin üzerinde Demokles'in kılıcı gibi sallandırmaya da devam ediyorlar.
Yargı krizi bir demokrasi krizidir. Suç iddiaları varsa, seçilmişlerin hepsi yerli yerinde duruyor, görevleri başında duruyorlar. Seçilmişler, kesinlikle, defaatle ifade ettik, seçilmişler tutuksuz bir şekilde yargılanmalıdır. Ve bugün başta Sayın Ekrem İmamoğlu olmak üzere bütün seçilmiş belediye başkanları serbest bırakılmalıdır. Kayyımlar ortadan kaldırılmalı, seçilmiş belediye eş başkanları ve belediye başkanları hızla görevlerine iade edilmelidir.
Aynı şekilde yine memleketim Hatay'ın milletvekili olan sevgili Can Atalay hapiste tutulması şu anda bir anayasal suçtur. AİHM kararına rağmen, AYM kararına rağmen hala hapishanede tutulması bir suçtur. Halkın iradesini yok saymaktır, seçilmişi yok saymaktır. Ve bugün demokrasinin karşı karşıya kaldığı en önemli tehlike, olmazsa olmaz olan seçme ve seçilme hakkının yurttaşın elinden alınması. Böyle bir uygulamayla karşı karşıyayız ve bu uygulama derhal bitirilmelidir. CHP belediyelerine sistematik operasyonlar hukuki değildir, siyasidir. Siyaseti dizayn etme hamleleridir ve biz DEM Parti olarak başından beri bunun karşısında olduğumuzun belirtmek isterim. Yargı iktidarın vesayetinden derhal kurtulmalıdır. Baskılara karşı daha güçlü bir mücadele ve daha güçlü bir dayanışmanın örneklerini hep beraber sergilemenin zamanıdır.
Ve değerli arkadaşlar, yine bugün bizlerin de DEM Parti olarak ve Türkiye'nin gündemi açısından çok temel gündemlerden biri olan bir konuyu daha konuştuk. O da süreç meselesi. Biliyorsunuz geçtiğimiz senenin 27 Şubat'ında Sayın Öcalan'ın çağrısıyla Barış ve Demokratik Toplum süreci başladı. Ve bu süreçle ilgili bugüne kadar atılan adımlar, nerede eksik kalındı, ne yapılabilir bu konuda, bütün bunları hep birlikte değerlendirdik. Bakın baştan beri, bak baştan beri bu süreçte bir yavaşlıkla bu sürecin ilerletilmeye çalışıldığını ve aslında ilerletilmediğinin altını biz her fırsatta çizdik. Evet bir komisyon oluştu, bu komisyon görevini tamamladı ve parlamentoya raporunu sundu. Şimdi yapılması gereken hukuki ve yasal düzenlemelerle ilgili hızlıca paketlerin çalışılması, hızlıca bir çerçeve yasanın üzerinde emek verilmesi. Ama hala bu konuda atılmış bir somut adım yok. Ve bu konuda elbette İktidar Partisi de, partisi ve ortağı elbette hepimizden daha sorumlu. Çünkü şu anda meclis çoğunluğu ellerinde ve bu yasanın getirilmesi kendi inisiyatifleriyle, kendi ön açıcılıklarıyla mümkündür. Dolayısıyla biz buradan bir kez daha iktidara sesleniyoruz ve devlet aklına sesleniyoruz. Bu süreç İran'daki gelişmeleri izlemek ve İran'daki gelişmelerin bir fren görevi görmesini sağlaması gerektiren bir süreç değil. Tam da bu kadar ekonomik yoksulluktan bahsederken, tam da savaşın bizim sınırlarımıza dayandığı ve her yerin ateşin sardığı bir dönemde barışı başta ülkemiz olmak üzere bölgede tesis edebilmenin yolu bu konuda somut adım atmakla mümkündür ve tam da zamanı. Gecikme zamanı değildir.
Ve bu süreç AKP-DEM Parti arasına sıkıştırılmış bir diyalog ve görüşme süreci değil, 86 milyonun demokrasisinin mümkün olmasıyla gerçekleşecek bir süreçtir. Bu sürecin başarısı ana muhalefet partisi ve bütün siyasi partiler, bütün toplumsal öznelerin ortak tavrıyla da mümkündür. Bu konuda ben başından beri bizlerle dayanışma içinde olan ve bu sürecin başından beri destekleyen Cumhuriyet Halk Partisi'ne ve özel olarak Sayın Özgür Özel'e ve Ekrem İmamoğlu'na partimiz adına teşekkürlerimizi sunuyorum. Gerçekten başından beri bu süreci büyük bir samimiyetle desteklediler ama daha fazla şey yapmamız gerekiyor. Bu süreci ilerletmemiz gerekiyor. Bu sürecin ilerletilmesi için yine bahsini ettiğim gibi bütün siyasal ve toplumsal öznelerle daha güçlü, daha ilerletici bir rol oynamamız gereken bir dönemden geçiyoruz. Barışa dair sözü ve eylemi olanlar ancak Türkiye'nin geleceğinde söz sahibi olur. Ve gerekli yasal düzenlemelerin çıkarılması için, Türkiye'nin demokratikleşmesinde az da olsa adımların atılması, o kapının aralanması için hepimizin çok daha fazla elini taşın altına koyması gereken bir dönem.
Ve değerli arkadaşlar yine değerlendirdiğimiz konulardan bir tanesi, biraz önce değerli Genel Başkanın da ifade ettiği gibi, siyasi etik yasası. Bu konuda daha önce de Cumhuriyet Halk Partisi'nin parlamentoya kanun teklifleri olmuştur ve bizler bu yasanın kesinlikle bu meclisten çıkması gerektiği kanaatindeyiz. Hatta bu yasanın sadece seçilmişler için değil, aynı zamanda bürokratları da kapsayacak şekilde geniş bir biçimde dizayn edilmesi gereken bir yasa, buna da Türkiye'nin ciddi anlamda ihtiyacı var.
Seçim güvenliği meselesini konuştuk. Biraz önce yine Sayın Genel Başkanın ifade ettiği gibi, günümüz koşullarında dijital saldırılar ve müdahaleler, yine yapay zeka yoluyla gerçekleşen, gerçekleşme ihtimali olan müdahalelere karşı elbette teknolojik bir donanıma ihtiyaç var, bilgiye ihtiyaç var ve bu anlamıyla önemli ölçekte bir teknik hazırlıklara da ihtiyaç var. Seçim ne zaman olursa olsun bu hazırlıklara erkenden girilmesi de önemlidir. Bunu birlikte karşılıklı konuştuk ve paylaştık.
Yine Sayın Genel Başkanın ifade ettiği, konuşmasında ifade ettiği parlamentoda eksik olan 8 milletvekili. Aslında biz bunu belki 7 diye tarif etmeliyiz. Çünkü değerli Can Atalay yasa gereği de şu an parlamentoda olması lazım, hapishanede değil. Dolayısıyla bu vekillerin seçilmesi için bir ara seçim evet yapılabilir, yapılmalı. Ve bizler daha önce de ifade ettiğimiz gibi toplum bir genel anlamda bir erken seçim beklentisi içindeyse bizler DEM Parti olarak toplumun bu mesajını alırız ve DEM Parti olarak da bu çerçevede, toplumun talepleri çerçevesinde de bir olası seçimde hazırlıklı olduğumuzun da altını çizmek isterim. Değerli basın emekçileri sizlere çok teşekkür ediyorum ve ben bir kez daha değerli Genel Başkan Sayın Özgür Özel'e ve beraberindeki heyete bu nazik ziyaretleri ve faydalı görüş alışverişi için kendilerine teşekkürlerimi sunuyorum.
SORU - CEVAP
Gazeteci:
Efendim sorularımız olacak sizlere ama, öncelikle Tülay Hanım sorum size. Ekonomi ve savaşı hatırlattınız. Ara seçimin gerçekleşmesi için istifa olasılığında, milletvekillerinin istifalarının genel kurulda oylanması için 301 oy desteği gerekiyor. DEM Parti için ara seçime oyunuz ne olacak? Kabul mü, evet mi? Birinci sorum bu.
İkinci sorum, Meclis Başkanı'nın Perşembe günü bir basın toplantısı düzenlemesi hazırlığı var Meclis'te. Süreçle ilgili henüz sizlere koordinasyon ekibine davet yapılmadığını biliyoruz. Öte yandan PKK'nın yönetici kadrosu için de yasal düzenlemede yer verilmeyeceği iddiası var. Süreçle ilgili davet sizce neden yapılmadı? Yasa hazırlıkları konusunda Meclis Başkanı'nın çağrısını hala bekliyor musunuz? Bununla ilgili bilgi alabilir miyiz?
Özgür Bey bu sorum da size olacak. 301 şartı söz konusuyken, anayasanın ara seçimle ilgili maddesinde "milletvekilleri istifa etse dahi o milletvekillerinin istifasının onaylanmaması sıkıntısı" baş gösterecek görünüyor. İktidar cephesi "Cumhurbaşkanlığı sandığını koymayacağı ara seçime" hangi gerekçeyle sizce hayır diyebilir? Seçimden kaçış noktasında siz bunu nasıl yorumlarsınız? Teşekkürler.
Özgür Özel:
Siz de başlayabilirsiniz, fark etmez başkanım.
Arkadaşlar özellikle şunu ifade etmek isterim. Bir kez, 301 şartı diye bir şart milletvekili istifası için söylediğiniz. Bir kere bugün ara seçim yapılması için Meclis'in yüzde 5'inin boşalması gerekliliğinin tarif edildiği dönemde değiliz. O dönem 30 aylık, ilk 30 aylık dönem. Oraya istisna diyor, yüzde 5'i boşalırsa 90 gün içinde hemen yapılır. Ama bir ara seçimin yapılması, bir sefer yapılması ve boşalan milletvekillikleri için yapılması anayasal gereklilik ve amir hükmü. Ara seçim maddesinin, Milletvekili Seçim Kanununun 7. maddesinin amir hükmü. Yani yapılabilir demiyor, yapılır diyor. Onun için, biz milletvekili istifa ettirip de bunlar kabul edilirse ara seçim olacak diye bir mesele yok. Bu, yandaş televizyonlardaki birtakım yorumcuların meseleyi doğru aktarmaması ve yanlış yerden tartışmasıyla... biz içeride de bu konuyu konuştuğumuzda, ilk olarak bu tespiti yaptık zaten.
Ha, onun dışında şöyle bir şey var. Zaten kurulması gereken ara seçim sandığı konduğunda, bu benim tercihim olarak, ben isterim ki özellikle en çok tartışılan illerde, İstanbul'un tümünde, Aydın'da, Adana'da, Antalya'da... Yani AK Parti'nin seçmen iradesine el uzattığı yerlerde seçmen sözünü söyleyebilsin ve Türkiye'de mümkün olan en çok seçmen sandığa gitsin ki, bu ara seçimin sonucu kaçılamayacak bir erken seçim de olsun. Bu benim, Cumhuriyet Halk Partisi'nin yapılması anayasal olarak zorunlu ara seçim için harekete geçildiğinde yapabileceğim bir şey.
Bunu AK Parti isterse olabilecek bir şey olarak tartışılıyor olmasının yanlış bir hat olduğunu değerlendiriyorum. Ben yaptığım basın toplantısında da "Ben milletvekilleri istifa ettireceğim" öncelikle demedim. Dedim ki; "Önce ara seçim konusunda Numan Bey ve siyaset üstüne düşen adımı atmalı, sonrasında benim atacağım, bizim atacağımız adımlar da olur."
Çok konuşulduğu ve merak edildiği için söylüyorum; 30'u bulmadan ara seçim olmaz geçti. O, ilk 300 günlük süreydi, 30 aylık süreydi, o geçti. Şimdi zaten yapılması lazım. Ha, sorunuz "Ara seçim olacaksa olduğunda milletvekili istifası düşünüyor musunuz?"
Evet! Çok önemli, başta İstanbul'un tümü olmak üzere, AK Parti'nin milletin iradesine saldırdığı her yerde daha çok seçmen fikrini söylesin diye düşünüyoruz. Bu başka bir şey. AK Parti'nin "evet"ine kalmamış ara seçimin yapılması, Toplum Sözleşmemizin 78. maddesinde çok net şekilde yazıyor. Ona uygun olarak çıkarılmış Milletvekili Seçim Kanunu'nun 7. maddesinde şüpheye yer bırakmayacak şekilde yazıyor. Teşekkür ederim.
Tülay Hatimoğulları:
İlk sorunuzdan başlayayım. Böyle bir şey şu an için söz konusu değil. Yani gündeme bu şekilde, sizin sorduğunuz biçimiyle henüz gelmiş değil. Ve dolayısıyla biz henüz kurullarımızda bu konuyla ilgili geniş bir değerlendirme yapabilmiş değiliz.
İkinci sorunuza gelecek olursam, koordinasyon çağrısı dediniz ve süreç nasıl ilerleyecek, yasa hazırlıkları... Şimdi şu ana kadar koordinasyona dönük bir çağrı yapılmadı. Fakat yapılması gereken çok açık ve net. Komisyon çalışmasını tamamladı ve parlamentoya sundu. Burada sonuç alıcı iş olarak değerlendirdiğimizde yapılması gereken şey, artık ihtisas komisyonlarının teknik anlamda yasaları hazırlamaya başlamaları. Fakat bunun için de siyasetin karar vermesi. Yani siyaset karar vermeden biz parlamentonun işleyişini çok iyi biliyoruz. Siyaset karar verdikten, vermedikten sonra komisyonlar kendi kendine toplanıp kendi kendine bir çerçeve yasa çıkarmayacağını çok iyi biliyoruz. Dolayısıyla sırasıyla yapılacak işleri özetleyecek olursak; birincisi siyaset karar verecek diyecek ki "Biz Nisan ayında çerçeve yasayı çıkarıyoruz." Bunun için de komisyona bir görev verilecek, komisyon da bununla ilgili yapmış olduğu çalışmaları ya da yapacağı çalışmaları hızlandırması gerekiyor. Tabii ki bizler şöyle duyumlar almıyor değiliz, bazı taslaklar hazırlanmış şeklinde. Ama bu taslakların ne şekilde hazırlandığını, içeriğinde ne var, çerçevesi neyi ihtiva ediyor bunu bilmiyoruz. Dolayısıyla bunu görmemiz lazım, bu adımların atılması gerekiyor.
Bizler çerçeve yasanın son derece kapsayıcı ve sonuç alıcı bir yasa olmasını önemli buluyoruz. Yani birilerini kapsayan, birilerini kapsamayan, orada kategorilere ayırmak vesaire... Bu çerçeve yasayı daraltır ve süreçle ilgili daha hızlı ilerlenmesinin önünü açabilmek için çerçeve yasanın dediğim gibi kategorilere ayrılmadan, en geniş çerçeve ve genişlikte olması şarttır diye düşünüyoruz. Teşekkür ederim.
Gazeteci:
Efendim İmralı'da da bir yerleşik ofis, çalışma ofisi kurulacağı iddiaları var. Buna ilişkin bir konuttan mı bahsediliyor yoksa bir çalışma ofisi mi söz konusu? Bir yandan da İmralı heyeti oradaydı, bu noktada bir not ilettiler mi size? Ve buna ek olarak bir iddia var; Öcalan'ın doğduğu evin müze olarak müze, müzeye çevrileceği iddiası. Böyle bir talep var mıdır, nasıl değerlendirirsiniz?
Tülay Hatimoğulları:
Sayın Öcalan'ın doğduğu evin müze olmasını tabii ki isteriz. Olursa da ne güzel olur. Bununla ilgili de girişimler oluyor.
Diğer sorunuz, çalışma ofisi mi ve konut mu? Bizim bilgimiz dahilinde olan şudur: Orada bir konutun olduğu, yapıldığı... Fakat bu tartışmanın, 4 duvarı... arasına sıkışmış bir tartışma olarak görmüyoruz biz. Buradaki mesele eski bir konuttan alınıp yeni bir konuta konmak diye zaten Sayın Öcalan da böyle bakmıyor, biz de öyle bakmıyoruz. Dolayısıyla burada bu sürecin bir başlatıcısı olarak, bu sürecin en önemli aktörü olarak olması gerekenler şunlar: Birincisi Sayın Öcalan'ın özgür yaşayabileceği ve çalışabileceği ortam sağlanmalı. Yani Türkiye'deki bütün siyasi parti, hukukçular, akademisyenler, gazeteciler kendisiyle görüşmek istediğini biliyoruz. Ve bu olanakların sağlanması. Burada esas hani konutu 4 duvar gibi değil, tam tersi hani bir iletişim kanallarının açılması ve bunun sağlanması, bunun statüsünün bu şekilde belirlenmesi olarak görüyoruz. Bu konuda henüz atılmış bir adım yok. Biz her fırsatta bu konuda hızla bir adım atılmasının bu sürece çok büyük bir fayda sağlayacağına inanıyoruz, barışın bu topraklarda kalıcılaşmasına çok büyük bir katkı sağlayacağına inanıyoruz.
NE OLMUŞTU?
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in gözaltına alınmasının ardından yaptığı basın toplantısında ara seçimi gündemlerine aldığını belirterek, Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş ile görüşeceğini söylemişti.
Özel’in ara seçim gündemiyle siyasi parti turuna çıkacağı öğrenildi.
Bu kapsamda ilk ziyaret DEM Parti’ye yapıldı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, beraberindeki heyetle bugün saat 12.00’de DEM Parti Genel Merkezi’nde Eş Genel Başkanlar Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan ile görüştü.
Ziyaretler, 8 Nisan Çarşamba günü İstanbul’da devam edecek. Özel, çarşamba günü Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş ve Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Seyit Aslan ile görüşecek. Ziyaretlerin perşembe ve cuma günleri de Ankara’da, diğer siyasi partilerle sürmesi planlanıyor.
Edinilen bilgiye göre, görüşmelerin gündeminde ara seçimin yanı sıra demokrasiye yönelik saldırılar, İran Savaşı’nın Türkiye’ye etkileri, ekonomideki güncel durum da olacak.




